Televizyona Çıktım (ama İsveç’te)

Aktivismens Tid screenshot of Ahmet A. Sabancı

(For English, click here.)

Evet, böyle bir şey de oldu.

Geçtiğimiz bahar (tam çekim tarihleri 30-31 Mart) İsveç’ten Sara ve Tigran gelip “Biz dünyadaki aktivistlerle ilgili bir belgesel serisi yapmak istiyoruz ve bir bölümünü Türkiye’den birisine ayırmak istiyoruz. Kim olduğundan, neler yaptığından, bazı konulardaki görüşlerinden konuşacağız. Katılmak ister misin?” dediler. Ben de “Peki, bir deneyelim de görelim bakalım ne olacak.” dedim. Yukarıda ekran görüntüsünü gördüğünüz 14 dakika oldu.

Neler yaptığımdan, temel konulardaki fikirlerime kadar birçok şey anlattım. Çekimleri birçok farklı yerde gerçekleştirdik. Ve hatta üniversitede bir mini eğitim bile yaptım, ki olabilecek en komik ‘cryptoparty’msilerden birisi olmuştu. Genel olarak çok memnun kaldım ve sevdim sonucunda ortaya çıkanı.

Eğer izlerseniz yorumlarınızı duymayı çok isterim. Söylediklerimle, yaptıklarımla ve hatta tipimle ilgili yorumlara bile açığım :)

Video maalesef embed edilemiyor, o yüzden yukarıdaki fotoğrafa ya da alttaki linke tıklayarak gidebilirsiniz. Belki ilerleyen günlerde benim olduğum kısımları alıp Youtube ya da benzeri bir yere yükleyerek de paylaşırım.

Aktivismens tid: Kunskapen – UR.se

Üç

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=6l6vqPUM_FE]

I don’t want to set the world on fire
I just want to start a flame in your heart

In my heart I have but one desire
And that one is you
No other will do

Bugün hayatımdaki en özel günlerden birisi. Hayatımda en şanslı olduğum günün, Gökçen’le birlikte olmaya başlamamızın üçüncü yıl dönümü.

Ne yalan söyleyeyim, inanmakta zorlanıyorum bazen. Nasıl oluyor da böyle güzel, böyle harika bir kadını buldum, birlikte olmaya başladık diye. Hadi başladık, benim gibi bir adama üç yıl katlanılır mı be? Bir de hâlâ devam ediyoruz, hiç de beni dövmek istiyormuş gibi de bakmıyor. Sanırım gerçekten seviyor beni ya.

İşin şakası bir yana, gerçekten Göki’yle birlikte olduğum, birbirimizi sevdiğimiz ve bir hayatı paylaşıyor olduğumuz için şanslı olduğuma inanıyorum. Bana kattıkları, onunla beraber yaptıklarımız ve yapmak istediklerimiz, geçtiğimiz üç yıl boyunca olan her şeyi düşündükçe o gün olan her şey* iyi ki olmuş diyorum.

Bir şeyler yazmak istiyorum ama gerçekten zorlanıyorum. Daha önce yazamamamın sebebi de buydu hep. Ne yazsam az, yetersiz ve saçma buluyordum. Muhtemelen bu yazdıklarımı da daha sonra okuduğumda saçma bulacağım ama umrumda değil artık. 

Ne diyordum, ha evet 3 yıl. Şu üç yılı o kadar dolu dolu geçirmiş olmama rağmen nasıl bu kadar çabuk geçtiğini anlamıyorum. İlk gün sanki geçen hafta yaşanmış gibi geliyor bazen. (Evet, dün gibi değil.) Ama o üç yılın her gününün değeri ayrı, bir günün dahi değişmiş olmasını istemem. Çünkü bu üç yıl boyunca olanların hepsinin şu anda burada olmamızı sağladığının farkındayım. Ve gelecek her günü de aynı şekilde görüyorum.

Neyse, sözün özü bugün güzel ve özel bir gün benim için. Belki de birçok anlamda dönüm noktam diyebileceğim bir gün. Öyle yani.

Seni çok seviyorum Gökim, iyi ki tanıştık ve umarım daima birlikte oluruz.

Evet, gerçekten yeteneksizim ben. Hiç beceremiyorum değil mi yazmayı?

*: Oldukça acayip bir gündü ama şu anda o konuya girmek istemiyorum.

Bots With Characters

There used to be a thing called Weavrs, living at weavrs.com but I’ve remembered it recently and saw the project and website looks like a zombie. And now I’m wondering if there’s something similar exist?

The idea was pretty interesting and I’ve always wondered how far could it go. Having bots that can wonder around and find things related to their characters created by you. It was a very promising experiment and also possibly an useful tool. Having bots working for your special interests and find stuff on the internet for you and if you let it free, it can improve itself and adds more into its character.

I want more tools like this. I need bots surfing random parts of the internet and collect stuff for me. I want to watch a bot trying to improve its interests and see where it’s going.

I need more weird web!

A Compilation to Understand GamerGate

Yakın zamanda GamerGate saçmalığı üzerine bir yazı yazmayı planlıyorum ancak o sırada hem benim bilgilenmemi sağlayan ve yazıda kullanacağım kaynakları bir araya toplamak, hem de konuyu merak edenlerin ya da derli toplu okumak isteyenlerin işine yarayacak bir kaynak oluşturmak için böyle bir derleme yapmaya karar verdim. Yeni yazılar, videolar buldukça bu listeyi güncelleyebilirim.

Ve eğer merak ediyorsanız şimdiden söyleyeyim: Evet, ben de olması gerektiği gibi anti-GamerGate’im. Nedenini yazıyı yayınlayınca öğrenirsiniz.

(I’m planning to write a Turkish article about GamerGate bullshit soon but before that, I want to compile my resources at one place. I hope this post will be helpful for anyone who wants to read some sane articles about GamerGate. I may update this list if I can find more.

And just in case, if you’re wondering: Yes, of course I’m anti-GamerGate.)

#Gamergate Trolls Aren’t Ethics Crusaders; They’re a Hate Group – Jennifer Allaway

The Only Thing I Have To Say About Gamer Gate – Felicia Day

Gamergate Goons Can Scream All They Want, But They Can’t Stop Progress – Laura Hudson

List of ethical concerns in video games (partial) – Leigh Alexander

Gamergate is loud, dangerous and a last grasp at cultural dominance by angry white men – Jessica Valenti

“Women Are Being Driven Offline”: Feminist Anita Sarkeesian Terrorized for Critique of Video Games

My Thoughts This Morning on GamerGate – John Scalzi

Gamergate Is Running Out of Heroes – Andy Baio

The ultimate weapon against GamerGate time-wasters: a 1960s chat bot that wastes their time – Ian Steadman

Recommendations from Uğurcan:

In Defense of Gamers – Peter Frase

Your Princess Is in Another Castle: Misogyny, Entitlement, and Nerds – Arthur Chu

Warning: This is a Meta Post

Since the beginning of summer, I was thinking about my online activities, accounts and a way to organize these in a way which makes sense for me. Because for a while it feels to me like I need a good clean up. Until now I was doing that with small steps but from now on, there will be some important changes and this post is a good example for that.

Other than announcements and long posts, I’ll start writing quick notes and short posts in here too. I was thinking about making a side-blog for this but this doesn’t made enough sense for me. That means I’ll be using here more active and that kind of posts will have a special category for them, which is called Notebook.

Also I’m playing with Known too. If I can get along with it, I may totally dump Tumblr and use that for an active microblog for things like music, video, photos etc. Maybe I can buy a weird domain or create a subdomain for it. Still not sure.

And last stage is about my accounts all around the web. Right now I’m visiting every single one of them and deciding if it’s worth keeping. Some survives, some goes private, some dies. If you’re wondering about current situation, list of my active accounts is here. I’ll update this regularly.

Guess that’s it for now. It’s already 2am here.

The Week of Internet and Its Politics (or Where I’m This Week)

internet-ungovernance-forum

After a kinda lazy summer, September begins so fast and busy. The week begins tomorrow (September 1st) comes with lots of events, meetings and surprises. It’s mostly because of Internet Governance Forum 2014 will be held in Istanbul this week.

So, what am I going to do this week? Other than my personal jobs and non-public events, here’s my programme:

  • At September 1st, APC, Tactical Tech and World Wide Web Foundation going to make an event called Disco-tech. This event will focus on censorship and circumvention tactics and I’m going to give a speech at there. You can find details about this event here.
  • At September 2nd, 3rd and morning of 4th, I will be at IGF. I’ll mostly wander around, visit booths and look for people to meet and talk. But also I’ll join couple of panels at there.
  • First one is The Freedom Online Coalition Open Forum – Protecting Human Rights Online at September 3rd, 16:30. I’ll focus on situation in Turkey and talk about it. It’s an open forum, so feel free to visit.
  • Second one is Crowdsourcing a Magna Carta for ‘The Web We Want’ at September 4th, 11:00, which is organized by Web We Want. I hope this will be a very productive panel.
  • After finishing the panel at September 4th, I’ll leave IGF and go to our event, Internet Ungovernance Forum. This event is the main reason why I am so excited about this week. There will be lots of amazing panel, workshop; a lot of beautiful, smart and great people will visit and there are some surprises. Hoping that I (and we) will meet and connect with lots of people. So if you’re interested about what you saw on the website or I’m doing, you should come to IUF.

So, this is the calendar. If you’ll be one (or all) of these, feel free to say hello. I really want to meet and chat everyone I can. Also you can follow me on Twitter to see where I’m on specific time.

Even though I am not very optimist about the IGF itself, other events and people coming here makes me think that we will finish this week feeling happy and hopeful.

My First Article at Global Voices

Good news, everyone! I’ve joined the Global Voices.

I’ll be one of the contributors from Turkey. I’m planning to focus on my main interests such as censorship, surveillance, freedom of speech and digital activism in Turkey. Not sure how frequently I’ll write but I’ll do my best to cover every story happens in here that’s part of my interests.

My first story is published today. I’ve looked to situation of Turkey’s media on upcoming elections and of course how they are censoring candidates who isn’t Erdoğan. I want to say “hope you’ll like it” but things I wrote is not really likable.

Also if you saw the thumbnail photo but couldn’t find the original version on Global Voices article, I’ve embedded below and also uploaded it on Flickr. I took the photo yesterday and it’s licensed under CC and feel free to use if you liked it.

He's Everywhere

Turkey’s “Penguin” Media not Giving Opposition Candidates a Peak | Global Voices Online

“Being Tumblr”

beign-tumblr

(You can see whole conversation and the green-text which uses the quote here.)

This really made me think. Not just someone describing a person through a social network she uses but everyone else (including me) understands what he meant. Of course you can’t tell exactly what “someone being tumblr” means but most of us have an image about that.


We have some other kind of adjectives close to that like “tumblr girl”, “redditor” and “/b/tards” and we all have images about those adjectives but I guess this is another level. This is not a nickname for someone who uses a website/social network, you’re calling her exactly what she uses/visits. And everyone else understands.


I know some websites creates a subculture around them and gets bigger and bigger with it but this looks different to me. Tumblr is mainly a blogging platform and there are users all around the world and they’re all using Tumblr with different purposes. But they’re just “tumblr users” in this case, they can’t “be tumblr”. You can have a Tumblr account but you can’t be tumblr.

There’s a tumblr persona and you just can’t create an account and be a part of it. You have to transform yourself to be tumblr, if you’re not naturally a tumblr. Wait a minute, how can someone be a natural tumblr?


The more I think about this, I feel like I should dig this more. But right now, this is just a quick note to begin.


UPDATE (5:53pm)

After publishing this post, something flashed in my mind and found this. I strongly recommend you to watch/read it.

At that talk, Jay Springett gives the best explanation so far to “being tumblr”. Stacks, like Facebook and Google, turning more and more into states and we’re getting used to it. Being tumblr turns exactly into “being citizen of a country”. Every country has images in our minds (may call stereotypes if you wish) and when you say “she’s tumblr”, our brains gets this signal similar as “she’s Turkish”.

About the difference between “a tumblr user” and “tumblr”. It definitely fits in that idea too. You can take, for example someone from England goes Italy as a tourist or starts to live there. She never can be “Italian”, she’ll be just a “tourist from England” or “Italy citizen”.


I guess I found the missing piece on “being tumblr” problem but now I have to dig into “Stacks and States” problem. There’ll be lots of fun (I hope).

Her Şey Bozuk – Quinn Norton

Quinn yazıyı yayınladığı günden bu yana “Mutlaka Türkçeye çevirmem gerek” diyip duruyordum kendime ancak araya giren birçok şeyden dolayı bir türlü başına geçme şansım olmamıştı. Sonunda üşenmedim ve oturup tamamladım.

Yazı hem günümüzde güvenlik ve gizlilik dünyasının sorunlarını anlamak hem de bunlara nasıl yaklaşmak gerektiği konusunda oldukça önemli fikirler veriyor. Bana göre günümüzde bu konulara ilgi duyan ya da bir şeyler yapmak isteyen herkesin okuması gereken bir makale. Türkçeye çevirmek istememin de sebebi buydu en temelde.

“Her Şey Bozuk” (Medium)

Sansür ve Gözetim Hayallerinize Çocukları Alet Etmeyin!

Çocuk pornografisi ve çocukların cinsel istismarı, ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bunun çocuklara nasıl büyük zararlar verdiği ve nasıl daha büyük sorunlara yol açtığını tartışmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden bu sorunun çözümü için yapılacak her çalışmaya mümkün olduğunca destek verilmesi gerekiyor.

Ancak bu sorunu tamamen farklı amaçlar için kendilerine kılıf olarak kullananlar ve bundan pay çıkartmaya çalışanlar olduğu da bir gerçek. Aslında sorunun çözümüne hiçbir etkisi olmayacak, sadece sorunun üstünü örtmeye veya bir şeyler yapılıyormuş görüntüsü vermeye yarayan hareketlerle kendi menfaatlerine daha uygun eylemleri gerçekleştirenler var. Elbette bunların başında da dünyadaki birçok hükümet geliyor.

Türkiye de bu sorunu kendi menfaatleri için kullanmaktan çekinmeyen hükümetlerden birisiyle karşı karşıya şu anda. Geçtiğimiz haftalarda satın alınacağı açıklanan Netclean ve Procera isimli yazılımlar, çocuk pornografisine ve istismarına karşı interneti “temizlemeye” yaradığı söylenen yazılımlar. Bunların alınmasıyla internette çocuk pornografisi bırakılmayacakmış ve bu sayede bu sorun çözüme kavuşturulacakmış. Şimdi birkaç maddede neden bunun hiç de öyle göründüğü gibi olmadığını anlatayım.

  • Çocuk pornografisinin internette paylaşımı öyle bildiğiniz herkese açık dosya/video paylaşım sitelerinde yapıldığı gibi yapılmaz. Bunu yapanlar yaptıklarının nasıl ciddi bir suç olduğunun farkında ve bu yüzden de ulu orta yerlerde bunları konuşup paylaşmazlar. Bu yüzden de genellikle bu programların erişemeyeceği yerlerdedirler.

  • Hepsi bir yana bu programlar bu tarz içerikleri sansürlese bile bu sorunu çözmeye yaramaz, sadece sorunu örtbas etmeye ve “Ben görmüyorsam sorun yok” demeye yarar. Bu da aslında Türkiye’de yıllardır süregelen bir devlet geleneğidir.

  • Bu yazılımlara harcanan paranın tam olarak nereye gittiği konusu hiç şeffaf değil, bu da şüpheleri arttırmakta.

  • Bu programların tam olarak nasıl kullanılacağı ya da sistemlerin nasıl çalıştırılacağı konusu tam bir muamma. Böyle programlarla internette istedikleri herkesi gözetleyebilecek ve istemedikleri her şeyi sansürleyebilecek güce sahip olacaklar ve bundan bizim hiçbir şekilde haberimiz olmayacak. Yani isterlerse -ki bana göre asıl amaç da bu- internetteki “zararlı” her şeyi, kimseye hesap vermeden sansürleyebilecekler.

Bunlar sadece benim aklıma ilk bakışta gelenler. Bu yüzden bana göre hükümetlerin gerçekten yapmaları gerekenler yerine böyle hareketlere başvurmaları da çocuk istismarı olarak kabul edilmeli ve bu şekilde muamele görmeli. Ve bizler de çocukları devletin istismarından korumak için elimizden geleni yapmalıyız.


Tüm bunların ve daha birçok detayın farkında olan birçok kurum ve kuruluş bir araya geldiler ve hükümetin son yazılım alımlarına çocukların cinsel istismarını bahane etmesini eleştiren ve bunlar yerine daha kalıcı çözümler sağlayacak hareketler yapması için baskı kuran bir kampanya başlattılar. Kampanyanın adı: Alet Etme!

Kampanya sitesi http://aletetme.org‘a girerek imzanızla destek olabilir, orada konuyla ilgili uzman kişiler tarafından hazırlanan metinleri okuyabilir ve kampanyaya destek veren kurum ve kuruluşların listesine ulaşabilirsiniz. Kampanyayı aynı zamanda Twitter, Google + ve Facebook‘ta destekleyebilir ve fikirlerinizi #aletetme hashtagiyle de paylaşabilirsiniz.

Umarım sizler de bu kampanyaya destek verir ve çocukların yaşadığı gerçek sorunların böyle sahte çözümlerle çözülüyormuş gibi yapılmasına ve menfaatler için kullanılmasına dur dersiniz.