Categories
Books In English Not Defteri | Notebook

From the Mail – 27.10.2020

I was not expecting a book pre-order turn into an almost two month adventure but life in Turkey is full of surprises.

I’ve been not pre-ordering dead-tree books from abroad for a while, mostly because I have trust issues with Turkish postal service. So many bad memories I don’t want to remember. But for some reason I’ve thought getting a paperback copy of this book is a good idea.

It’s published in September 10th and the publisher sent it the same day. After about one month without any book, decided to reach out to the postal service. But instead of an apology or any type of help, they just recited the Wikipedia definition of how postal services work. Not even the already getting old “sorry, it’s the pandemic” excuse. So I turned to the publisher and their customer services was way too nice. They apologized for something they have no control over it and offered another copy sent via UPS courier. I was surprised but happy.

And finally, the book arrived yesterday. UPS was quick to get the package out of customs and deliver it to me. Now I’m waiting for the weekend to dive into it. If that looks like something you’d like to read, here’s the book’s website.

(Sidetone, I’ve learned that iOS and macOS recognizes their tracking numbers and directs me to the tracking page with one click. Sadly, none of the Turkish companies are included in their list.)


Why I’ve told you all of this? Mostly because it’s the perfect example to explain my love for ebooks. One click and I have the book. And since most of the publishers I buy from regularly sell their ebooks without DRM, I don’t have to deal with anything extra too.

So, if you ever consider sending me ARCs —which is something I’d love to receive more but looks like I should be a member of a secret club for that to happen— or gift me books, either make sure the publisher sends those via a courier company or just go for the ebook version. I’m totally fine with ebooks.

Categories
Books In English Not Defteri | Notebook

New Books in the Library – 26.11.2019

Bottom two, K-Punk and State Machines, are from the early November London trip. K-Punk is one of those books which you’ll read and re-read dozens of times over the years.

Rest came in yesterday. I was only planning to buy Teknopolis, because it seemed interesting but ended up ordering five books. I’m also excited to read Colson Whitehead‘s novels. I’m always a bit cautious about reading translation novels but the publisher is a trusted one.

Categories
Books In English Kritikler | Critics

Infinite Detail by Tim Maughan

Tim Maughan’s Infinite Detail was published in March and since then it was sitting on my Kindle for reasons. Finally got my hand around it and finished the book today. And I have to say that this book is amazing.

The smile grows into a self-deprecating chuckle; and she’s strangely embarrassed that part of her had imagined walking out into some huge abandoned space: a bourgeois science-fictional fantasy of a long-lost civilization where she’s the special one, the only survivor that could see past the crass commercialism of the masses and got out in time, the intrepid, educated explorer unearthing this forgotten, archaic relic of barbaric capitalism, an empty cave filled with unfamiliar, alien branding.

The topic and how Tim handles it is just brilliant. Although Infinite Detail is a near future speculative fiction, you can easily see that all of it can happen next week. The politics of technology and the current situation of capitalism is analyzed in a mind opening way for anyone who isn’t already familiar with it and while the story shows you how messed up it is, it also shows you why just getting rid of it is not enough.

What’s different is that the massive inhuman artificial intelligence wasn’t enslaving us with nuclear bombs or turning us into batteries (how WOULD that work?) or crushing our feeble human skulls with its metal feet, but by finding the best ways to sell us stuff. SkyNet is real, and it wants to sell you shoes made by child slaves.

Tim’s storytelling is also strong. Going back between before and after, you can easily feel the change between those two timelines. The story pulls you inside its world and at some point, you can feel that those two timelines are about to merge and you get nervous and anxious just like the characters you’re reading. Although Tim has a unique way of telling his story, this feeling also reminded me Gibson’s The Peripheral, and I’m saying this as a huge compliment.

In short, in my opinion Infinite Detail is a must read book. Not just because it’s a great story but also this is the type of speculative/science fiction we need more today.

Until you can dismantle them, he tells himself, always use the oppressors’ tools against them.

Categories
Books In English Not Defteri | Notebook

Books of 14.06.2019

Most of my readings are happening on my Kindle because it makes easy for me to reach English books and saves me from dealing with the Turkish postal service. Plus English books are expensive in dead-tree, so ebooks helps me save money too, especially on the shipping.

But every once in a while, we need some Turkish books in the house and we buy dead tree books. Today was one of those days.

Categories
Books Kritikler | Critics Not Defteri | Notebook Türkçe

[Okundu] Tuhaf Şeyler Oluyor – Kelly Link

tuhafşeyleroluyor-kellylink

Bilimkurgu ve fantastik edebiyat bize gündelik ve normal olanın ötesine geçebilme, hayal kurabilme imkanını verir. Bu sayede geleceği veya farklı dünyaları zihnimizde kurabilir, bulunduğumuz dünyanın ötesine gidebilecek güce sahip oluruz. Bilimkurgu bize öteye geçebilme imkanını verir.

Ancak bazen de öteye gitmek her zaman düşündüğümüz gibi gerçekleşmez. Huzursuz eder, tedirgin oluruz. Her şey beklediğimiz gibi gitmemeye başlar. Normal dediğimiz şeylerin bir bir ayağımızın altından çekildiğini, onun arkasında gizlenen şeylerin ortaya çıkmaya karar verdiğini görürüz. Gerçek değildir, daha doğrusu alışık olduğumuz gerçek bu değildir. Ama artık onun içerisine düştüğümüz için onun kurallarıyla oynamamız gerekir.

Bir süre sonra bundan keyif bile almaya başlayabiliriz. Hâlâ tedirgin ve huzursuz hissederiz ama yine de buna keyifli bir yolculuk muamelesi yapmaya karar veririz. Asla gördüğümüz şeylerin doğru olduğuna emin olamayız, hafızamıza güvenemeyiz, hatta onun öyle olmaması gerektiğinden eminizdir ama tüm bunlarla mücadele etmek yerine keyfini çıkartmak isteriz.

Tıpkı Kelly Link’in öykülerini okuduğumuz zamanlar gibi.


Kelly Link, Lovecraft ve Borges gibi ustaların başlattığı tuhaf kurgu yolunun günümüzdeki en önemli ve yetenekli yazarlarından birisi. Her ne kadar uzun yıllardır yazıyor olsa da, Türkçe olarak kendisini okuma şansını Ekim 2015’te ilk öykü derlemesi “Tuhaf Şeyler Oluyor”un Aylak Kitap tarafından basılmasıyla erişebildik. İngilizce olarak ilk baskısı 2001’de yapılmış olan bu derlemede Link’in 1999’da Dünya Fantazi Ödülü’nü almış “Uzman Şapkası” da dahil olmak üzere toplamda 11 öyküsü bulunuyor.

Bu öykülerin her birinde Kelly Link bizi gerçeğin sınırlarına, öte dünyaya, peri masallarının ortasına ya da İskoçya’ya götürüyor. İskoçya’da bir süre vakit geçirdikten sonra ise bir trene atlayıp cehenneme doğru yola çıkabiliyoruz. Merak etmeyin, cehenneme gitmek Avustralya’ya gitmekten çok daha ucuz ve kolay bir yolculuk.

Tüm bu yolculuklar boyunca farklı olayların ortasında bulabiliyoruz kendimizi. Bunların bir kısmını olaylar olup bitene kadar anlayamıyoruz ve merak etmeyin, bu çok normal. Kimi zaman ise Link bize direkt olarak hiçbir şeyi anlatmasa da çok iyi anlıyoruz ne olup bittiğini. Bazen de tam anladığımızı zannettiğimizde işler daha da karışık bir hâl alıyor. Öldükten sonra adını bir türlü hatırlayamadığı sevgilisine öbür taraftan mektuplar yazan adamın hâli gibi. Dediğim gibi, bu öykülerin hiç birinde işler normal ilerlemiyor.

Ancak hemen her öyküsünde bize tanıdık gelen bir şeyler bulabiliyoruz. Kelly Link günümüz kültürünün ve insanlarının ona sunduğu malzemeleri sonuna kadar kullanmayı çok iyi biliyor. Hiç ummadığımız anda çok tanıdık bir şeyle baş başa bırakıyor ve o tanıdık olma durumu öyküyle aramızdaki ilişkiyi çok daha sağlam bir hâle getiriyor. Bunu bazen bilindik bir işaret bırakarak, bazen de çok bilindik bir hissi hiç ummadığımız bir şekilde tekrar karşımıza çıkararak yapıyor.

Aynı zamanda oldukça cesur ve klişelerle dalga geçmeyi seven bir yazar Link. Onun kurgularını güçlü kılan en önemli şeylerden birisi de bu. Peri masallarının en klişe örneklerini alıp onlarla dalga geçercesine tekrar kurgulayabiliyor ve kendisi gerçeğin sınırlarıyla oynarken aslında o öykülerin hepsini de daha gerçek bir dünyaya çekiyor. Fantastik edebiyat yazanların kurtarıcı olarak gördüğü klişeler, Kelly Link için sadece mizah malzemesi olarak kullanılabilecek küçük parçalara dönüşüyor. Bu da onun günümüz okuyucusu ile, yani bizlerle, daha sağlam bir bağ kurabilmesine fazlasıyla yardımcı oluyor.

Kelly Link’in öykülerini güçlendiren en önemli unsurlardan birisi de dili ve kurgu biçimlerini zekice kullanabilme yeteneği. Her öyküsünün kurgusu yaratmak istediği atmosferi ve okuyucuya vermek istediği duyguları en iyi şekilde taşıması için tasarlanmış. Öyküleri okudukça Link’in biçimsel tercihlerinin her birisini takdir etmekten de kendinizi alamıyorsunuz. Ayrıca dilin ona sunduğu imkanlarla öykülerinin tuhaflığını ve tedirgin edici karmaşasını güçlendirmeyi başarabiliyor olması ise kullandığı dili ne kadar iyi tanıyan bir yazar olduğunun göstergesi.

Burada kısa bir not ile çevirmen Seda Çingay’ı da anmak gerek. Kelly Link’in öykülerinin neredeyse hiçbir şey kaybetmeden Türkçeye kazandırılması önemli bir başarı. Yazarı ve çevirdiği eseri iyi tanıyan çevirmenler maalesef kolay bulunmuyor, o yüzden böyle çevirmenlerle karşılaştıkça ismini anmamız gerektiğini düşünüyorum.


Kelly Link’in “Tuhaf Şeyler Oluyor”una negatif bir eleştiri getirmek mümkün mü emin değilim. Yazarın 2001’e kadar yazdığı en iyi 11 öykünün bir araya geldiği ve bir anlamda Kelly Link’in güç gösterisi yaptığı bir kitap. Bu güç gösterisinin altının boş olmadığını da sonrasında yayınladığı “Magic For Beginners” ve “Get In Trouble” gibi kitaplarıyla da gösterdi. Bu kitabından sonra yazdıklarıyla da Locus, Hugo ve Nebula dahil olmak üzere bilimkurgu ve fantastik edebiyat dünyasının tüm büyük ödüllerini aldı.

Okuyucusunu nasıl rahatsız edeceğini, onu nasıl en tekinsiz noktalara çekebileceğini veya kafasında dönen o acayip hayalleri nasıl en beklenmedik şekilde karşımıza çıkarabileceğini çok iyi biliyor Link. Bunu kimi zaman bizleri içerisine bıraktığı olaylarla yaparken, kimi zaman da konuşmaktan en çok korktuğumuz şeyleri hiç düşünmeden ortaya bırakmasıyla yapıyor. Cinselliği özgürce kullanabilmesi, fantastik öykülerde ve masallardaki gizli cinsiyetçiliği apaçık gözümüzün önüne sermesi gibi. Kelly Link normali nasıl alaşağı edeceğini iyi bilen bir yazar ve bunu hiç çekinmeden kullanıyor.

Kelly Link, yeni nesilde tuhaf kurguya taze ve güçlü bir soluk getiren yazarlardan birisi ve birçok büyük başarısına rağmen Türkçeye henüz çevriliyor olması bizim için büyük bir kayıp. Yine de artık ilk kitabı elimizde ve umuyorum ki en kısa zamanda diğer kitapları da çevrilecek. Biz okuyucular da Link’in yardımıyla normal olmayandan keyif almayı ve normalin dışına bakabilme cesaretini göstermeyi öğreneceğiz.