I Was On TV (at Sweden)

Aktivismens Tid screenshot of Ahmet A. Sabancı

(Türkçesi burada.)

Yes, that happened.

Long story short: Two lovely people, Sara and Tigran, came from Sweden last March and said “We want to make a documentary about activists around the world and we want to interview with someone from Turkey too. We’ll talk about who you are, what are you doing, what’s your views about topics like this and that… Do you want to join?” And I said “Well, okay. Let’s try and see.” And this 14 minutes happened.

I’ve talked about a lot of things and did a lot of stuff like walking, sitting, showing places and a little security education to my friends at university. I guess I wasn’t so bad.

I’d like to hear what you’re thinking about so give it a shot. And feel free to comment about everything, even about my hair :)

Sadly, video doesn’t allow embedding so you can click my photo or the link below to watch.

Aktivismens tid: Kunskapen – UR.se

Televizyona Çıktım (ama İsveç’te)

Aktivismens Tid screenshot of Ahmet A. Sabancı

(For English, click here.)

Evet, böyle bir şey de oldu.

Geçtiğimiz bahar (tam çekim tarihleri 30-31 Mart) İsveç’ten Sara ve Tigran gelip “Biz dünyadaki aktivistlerle ilgili bir belgesel serisi yapmak istiyoruz ve bir bölümünü Türkiye’den birisine ayırmak istiyoruz. Kim olduğundan, neler yaptığından, bazı konulardaki görüşlerinden konuşacağız. Katılmak ister misin?” dediler. Ben de “Peki, bir deneyelim de görelim bakalım ne olacak.” dedim. Yukarıda ekran görüntüsünü gördüğünüz 14 dakika oldu.

Neler yaptığımdan, temel konulardaki fikirlerime kadar birçok şey anlattım. Çekimleri birçok farklı yerde gerçekleştirdik. Ve hatta üniversitede bir mini eğitim bile yaptım, ki olabilecek en komik ‘cryptoparty’msilerden birisi olmuştu. Genel olarak çok memnun kaldım ve sevdim sonucunda ortaya çıkanı.

Eğer izlerseniz yorumlarınızı duymayı çok isterim. Söylediklerimle, yaptıklarımla ve hatta tipimle ilgili yorumlara bile açığım :)

Video maalesef embed edilemiyor, o yüzden yukarıdaki fotoğrafa ya da alttaki linke tıklayarak gidebilirsiniz. Belki ilerleyen günlerde benim olduğum kısımları alıp Youtube ya da benzeri bir yere yükleyerek de paylaşırım.

Aktivismens tid: Kunskapen – UR.se

Üç

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=6l6vqPUM_FE]

I don’t want to set the world on fire
I just want to start a flame in your heart

In my heart I have but one desire
And that one is you
No other will do

Bugün hayatımdaki en özel günlerden birisi. Hayatımda en şanslı olduğum günün, Gökçen’le birlikte olmaya başlamamızın üçüncü yıl dönümü.

Ne yalan söyleyeyim, inanmakta zorlanıyorum bazen. Nasıl oluyor da böyle güzel, böyle harika bir kadını buldum, birlikte olmaya başladık diye. Hadi başladık, benim gibi bir adama üç yıl katlanılır mı be? Bir de hâlâ devam ediyoruz, hiç de beni dövmek istiyormuş gibi de bakmıyor. Sanırım gerçekten seviyor beni ya.

İşin şakası bir yana, gerçekten Göki’yle birlikte olduğum, birbirimizi sevdiğimiz ve bir hayatı paylaşıyor olduğumuz için şanslı olduğuma inanıyorum. Bana kattıkları, onunla beraber yaptıklarımız ve yapmak istediklerimiz, geçtiğimiz üç yıl boyunca olan her şeyi düşündükçe o gün olan her şey* iyi ki olmuş diyorum.

Bir şeyler yazmak istiyorum ama gerçekten zorlanıyorum. Daha önce yazamamamın sebebi de buydu hep. Ne yazsam az, yetersiz ve saçma buluyordum. Muhtemelen bu yazdıklarımı da daha sonra okuduğumda saçma bulacağım ama umrumda değil artık. 

Ne diyordum, ha evet 3 yıl. Şu üç yılı o kadar dolu dolu geçirmiş olmama rağmen nasıl bu kadar çabuk geçtiğini anlamıyorum. İlk gün sanki geçen hafta yaşanmış gibi geliyor bazen. (Evet, dün gibi değil.) Ama o üç yılın her gününün değeri ayrı, bir günün dahi değişmiş olmasını istemem. Çünkü bu üç yıl boyunca olanların hepsinin şu anda burada olmamızı sağladığının farkındayım. Ve gelecek her günü de aynı şekilde görüyorum.

Neyse, sözün özü bugün güzel ve özel bir gün benim için. Belki de birçok anlamda dönüm noktam diyebileceğim bir gün. Öyle yani.

Seni çok seviyorum Gökim, iyi ki tanıştık ve umarım daima birlikte oluruz.

Evet, gerçekten yeteneksizim ben. Hiç beceremiyorum değil mi yazmayı?

*: Oldukça acayip bir gündü ama şu anda o konuya girmek istemiyorum.

Warning: This is a Meta Post

Since the beginning of summer, I was thinking about my online activities, accounts and a way to organize these in a way which makes sense for me. Because for a while it feels to me like I need a good clean up. Until now I was doing that with small steps but from now on, there will be some important changes and this post is a good example for that.

Other than announcements and long posts, I’ll start writing quick notes and short posts in here too. I was thinking about making a side-blog for this but this doesn’t made enough sense for me. That means I’ll be using here more active and that kind of posts will have a special category for them, which is called Notebook.

Also I’m playing with Known too. If I can get along with it, I may totally dump Tumblr and use that for an active microblog for things like music, video, photos etc. Maybe I can buy a weird domain or create a subdomain for it. Still not sure.

And last stage is about my accounts all around the web. Right now I’m visiting every single one of them and deciding if it’s worth keeping. Some survives, some goes private, some dies. If you’re wondering about current situation, list of my active accounts is here. I’ll update this regularly.

Guess that’s it for now. It’s already 2am here.

Notlar [28.02.2014]

*18 Şubat’ta Pangea Kültür’de “Hacktivizm ve Hacker Kültürü” isimli bir ders vermiştim. Oldukça keyifli geçen bir ders oldu ve katılan herkes için de fazlasıyla verimli geçtiğini düşünüyorum. Böyle bir imkanı sağladıkları için Pangea Kültür’e teşekkür ederim.

Dersin kaydı maalesef alınamadı ama keynotelarımı derlediğim bir sunum dosyasını buradan görebilir ve indirebilirsiniz. Herhangi bir şekilde sunumla ilgili konuşmak veya sormak istediğiniz bir şeyler olursa da benimle iletişime geçebilirsiniz.

*Düzenli olarak yazmama rağmen çok fazla duyurusunu yapamadığımı düşündüğüm bir yeri de Notlar’da haber vermek istiyorum tekrar. Geekyapar! isimli portalın kanallarından birisi olan Faux Play’in düzenli yazarlarından birisiyim ve en kötü ihtimalle iki haftada bir oyunlar ve geek kültürü üzerine yazılarım yayınlanıyor orada. En son yazım oyunlar ve aşk üzerineydi. Şu ana kadar yazdıklarımın tamamına da buradan ulaşabilirsiniz.

*Geçtiğimiz hafta Dicle Haber Ajansı’na yeni internet yasası ve olası sonuçları üzerine bir röportaj verdim. Henüz ajansın sitesi şifreli olduğu için oradan okunamıyor (yakın zamanda şifreleri kaldıracaklarını ilettiler) ancak buradan röportaj metnine ulaşmanız mümkün.

*Geçenlerde 5 Posta‘nın yazdığı tweetlerden sansür üzerine güzel, zihin açıcı bir Storify yapmıştım. Eğer görmediyseniz onu da şurada okuyabilirsiniz.

*Bir süredir hem felsefe hem de kurgu çalışmalarımı boşladım ve yeterince çalışamadım. Bunun sebebini tam olarak söylemem mümkün değil ama bundan sonra öncelikli olarak bu ikisine yoğunlaşacağımı ve sizlerin de sık sık benim klavyemden bu konularda çıkan şeyleri göreceğinizi söylemem mümkün. Özellikle bitirme teziyle ilgili çalışmalarıma ciddi bir şekilde yoğunlaşacağım ve bu konuda bolca materyal üreteceğim bir döneme giriyorum. Bu konuda blogu da kullanmayı ve sizlerle bu konularda konuşmayı da planlıyorum. Kurgu konusundaki üretimlerimi de bir süredir sakin kalan Mesnetsiz‘de görebileceksiniz.

*Son olarak ufak bir duyuru. The Bobs 2014 ödülleri için aday gösterme süreci 5 Mart’a kadar devam ediyor. Kendi adaylarınızı buradan iletebiliyorsunuz. Beni de aday gösterebilirsiniz. Eğer beni aday olarak iletenlerdenseniz çok teşekkür ederim :)

Son Zamanlarda Olup Bitenler

*Blogu biraz yalnız bıraktığımın farkındayım. Ancak emin olun burayı biraz boşlamama değecek şeylerle uğraşıyorum. Zaten bunlardan bir tanesini geçtiğimiz günlerde yayına aldık. Eğer haberiniz yoksa buradan da bir kez daha duyurayım: Gökçen Öçalan’la (blogda başka yerlerde bahsederken andığım adıyla Gökim) Mesnetsiz isimli bir web sitesi açtık. Mesnetsiz, tamamen bizim yazdığımız kurgu metinler için açılmış bir yer ve o şekilde kalmasını istiyoruz. Siteyi herhangi bir tarzla ya da konseptle sınırlamadık, klavyemizden/kalemimizden ne çıkarsa koyuyoruz. Sitenin kendisi burada, Twitter hesabı burada, Facebook sayfası burada, Tumblr’ı da burada.

*Bunun dışında uğraştığım bir çok şey daha var. Bunlardan birisi daha uzun ömürlü olan bitirme tezim. Estetik üzerine bir tez olacak ancak hâlâ iskeletin tam olarak oturduğunu söyleyemem. Yakın zamanda biraz şekillendirip tezimi yazmaya başlayacağım. Eğer burayı okuyanların (kaç kişisiniz bilmiyorum ama) ilgisini çekeceğini düşünürsem tezle ilgili de bir kategori açıp burada notlar alıp tartışmalar açabiliriz.

*Ayrıca yakında sizlere sunacağım bir başka projem daha var. Uzun zamandır istediğim şeylerden birisini gerçekleştireceğim ve bunu farklı bir yolla yapacağım. Şu an çok fazla detay vermiyorum ama yakın zamanda haberleri sızdırmaya başlayacağım.

*Fareler Oyunda, katkıda bulunmaktan büyük bir zevk aldığım e-dergilerden birisi. Şimdi derginin yanı sıra geekyapar.com’da bir kanalı da var. Faux Play isimli bu bölüm, dergiye kıyasla biraz daha sık güncellenen bir alan olacak gibi görünüyor. Ben de ilk oluşturdukları dosyaya mitoloji ve oyun konusunda bir yazımla katkıda bulundum. Yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

*Şu an aklıma gelen son duyuru da önümüzdeki aylarda vereceğim bir dersle ilgili. Pangea Kültür, Yeni Medya Dersliği ve Atölyesi başlığıyla 5 Kasımda dersler vermeye başladı. İki dönem hâlinde yapacakları bu derslerin Şubat 2014’te başlayacak olan ikinci döneminde “Hacktivizm ve Hacker Kültürü” dersini ben vereceğim. Şu an kesin tarihi belli değil ancak kesinleştikten sonra yine burada duyuracağım. Facebook’ta açtıkları etkinlik sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

İsteğim birçok şey olup biterken blogu da aktif tutabilmek ama çoğu zaman olmuyor maalesef. Yine de burası daima canlı ve güncel olacak, bundan emin olabilirsiniz.

Şimdilik bu kadar.

Notlar [17.10.2013]

BWK7D4cCIAEfGfY

*Son zamanlarda blogu biraz pasif bıraktığımın farkındayım. Bitirme tezi çalışmaları, haftanın üç günü okulda olmak zorunda kalmam, bir süredir beklemede olan projeleri artık harekete geçirmeye başlamamız ve birtakım başka şeylerle uğraşıyor olmam bunun en büyük sebepleri. Çok yakında önce yeni projeleri aktif hâle getireceğiz, ardından da blogun temposunu arttıracağım. O zamana kadar böyle ufak şeylere fırsat bulabiliyorum ancak.

*Yukarıdaki meme, az yazmamın dolaylı sebeplerinden birisiyle alakalı. Son zamanlarda sıkça kendimi o tepkiyi ve şu tepkiyi verirken buluyorum. Sanırım son zamanlarda bazı şeylere olan tahammülüm azaldı ve galiba bu benim için iyiye işaret.

*Bayram konusunda öyle uzun uzadıya bir şeyler yazma ihtiyacı görmüyorum, neresinden tutsan elinde kalan bir şey. Ama değinmek istediğim ufak bir nokta var, bayrama dair gerçekten nefret ettiğim. İnsanların normalde sizi hiç umursamayıp yaşadığınızdan bile haberleri yokmuş gibi davrandıktan sonra bayram zamanı sizin onların bayramını kutlamanızı beklemesi ya da sizi arayıp “hayırsız” benzeri sıfatlar kullanması acayip mide bulandırıcı bir şey. Zaten inancı olmayan, ancak önem verdiğim insanların önem verdikleri şeylere saygı duymam gerektiğini düşünen birisiyim. Ama bu bahsettiğim örnekteki durumlar gerçekten sinir bozucu oluyor ve tahammül edemiyorum. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz bu konuda.

*Neyse bugünlük benden bu kadar. Size bir darkstep bırakıp yarına kadar kayboluyorum. Evet, umarım bu hafta Cuma Postası gelecek ve bundan sonra düzenli olarak devam edecek.