Herkese Söyle: Sosyal Medyada Neden Paylaşımda Bulunuruz?

herkese-soyle

Sosyal medya ve internet üzerine konuşan çok fazla insan var. Ama en çok görünür olanlar genellikle onun nasıl bir toplumsal felaket getireceğinden bashedip onu kontrol altına almaya çalışanlar ya da onu basit bir reklam panosu olarak görüp onu kullanan insanlar üzerinden en çok parayı nasıl kazanacaklarını düşünenler. Böyle bir ortam içerisinde, maalesef internet ve sosyal medyanın kendisi üzerine dürüst ve derin bir şekilde konuşma şansımız çok fazla olmuyor.

Alfred Hermida’nın kitabı bu anlamda güzel bir alternatif sunuyor. Kendisi bir akademisyen ve gazeteci olan Hermida, kitabında bir yandan sosyal medyanın hemen her yanını ele alırken, diğer yandan da paylaşmanın, bilgiyi paylaşmanın ve yaymanın, insan doğasının en önemli yanlarından birisi olduğunu gösteriyor. İkinci kısım özellikle önemli, çünkü sosyal medya üzerine yapılan birçok yorum, bu noktayı gerçekten kavradığınız anda anlamsızlaşıyor. Bizler sosyal medya bizde bağımlılık yaptığından ya da şirketler bizim verimizi sömürsün diye beklediğimizden değil; medeniyetimizin temelinde bilgiyi paylaşma dürtümüz olduğundan dolayı paylaşıyoruz. Ve şu anda sosyal medya ve internet ile yaptığımız da, diğer iletişim teknolojileriyle yaptıklarımızdan farksız.

Bu kitabı çevirdiğim ve Türkçeye kazandırdığımız için oldukça memnunum. Umuyorum bu kitap, her ne kadar 2014 yılında yazıldığı için bazı noktalarda güncellemeye ihtiyacı var gibi görünse de, Türkiye’de sosyal medya üzerine daha mantıklı ve sağlıklı bir tartışma ortamı kurulmasının yolunu açar. Çünkü şu anda sosyal medya üzerine en çok sesi çıkanlar; onu kontrol altına almaya çalışanlar ve ondan para kazanmaya çalışanlar. Oysa sosyal medya ve internet bundan çok daha fazlası. Hermida’nın deyimiyle, internet ve sosyal medya gezegenin sinir sistemi olma yolunda ilerliyor. Ama sesi çok çıkanların kontrolü ele geçirmesine izin verirsek, bu asla mümkün olmayacak.


Kitabın dağıtımı başladı. Eğer internet üzerinden almak isterseniz aşağıda birkaç mağazanın linki var.

Pandora

idefix

Kitapyurdu

Kitabın Goodreads profiline de buradan ulaşabilirsiniz.

Kitapla ilgili yazılan kritikleri ve yazıları da aşağıya toplayacağım. Eğer yeni yazıları merak ediyorsanız arada bir burayı kontrol edebilirsiniz.

Kitabın konusuyla alakalı blog postlarımdan ve yazdığım yazılardan bir derlemeyi de aşağıda bulabilirsiniz.


Kitabın arka kapak yazısı da şöyle:

Peter Mansbridge @PeterMansbridge

“Hepimiz sosyal medyanın dünyanımızı değiştirdiğini biliyoruz ama Herkese Söyle, bu değişimin ne anlama geldiğini analiz etmek üzerine yapılan ilk ciddi deneme. Sokak protestolarından ilişkilere, haberlerin ele alınışından aradaki diğer her şeye, Alfred Hermida’nın büyüleyici yeni kitabı “Biz ne yarattık ve sayesinde daha iyi bir yerde miyiz?” sourusunu cevaplıyor. #bukitabıokumakisteyeceksiniz”

David Walmsley @WalmsleyGlobe
The Globe and Mail Genel Yayın Yönetmeni

“Herkese Söyle okuyucusuna çoğu insanın başdöndürücü ve kavranması zor kabul ettiği çevrenin içine girme şansını veriyor—sürekli evrilen medyanın kaos ve fırsatları arasındaki yansımaların ve bağlamın dünyasına. Hermida’nın çalışması çağlar boyu yapılan hataların kalıbını çıkarıyor ve hangi davranışların zamana direnebildiğine dair ipuçları veriyor. Kitabı yazarın ana ilgi alanı olan neden paylaşıyoruz ve bu neden önemli konusunu anlamada oldukça faydalı bir rehber olarak görüyorum.”

Margaret Heffernan @M_Heffernan
A Bigger Prize: We Can Do Better than the Competition kitabının yazarı

“Paylaşmak insan olmaktır. Bu gerçek o kadar bariz ki, çoğu zaman rekabetçi oyunlara ve bölgesel savunmacılığa kendimizi kaptırıp görmezden geliyoruz. Ama bir şirketi, takımı ya da aileyi yöneten kimsenin, işbirlikçi ve iletişimci içgüdülerimizi teşvik etmeden ve özgürleştirmeden başarılı olma şansı yok. Hermida bunu anlıyor ve yaptığımız ve inşa ettiğimiz her şeyde bunu görüyor. Teknoloji yeni olabilir ama mesaj daimi: Enformasyon —tıpkı güç gibi— etkisini en iyi paylaşıldığında gösterir.”

Michael Tippett @Mtippett
Hootsuite Labs, Yeni Ürünler Direktörü

“Alfred Hermida, Herkese Söyle kitabında kullanıcı tarafından üretilen içerik ve sosyal medya ile ters yüz edilen habercilik paradigmasını inceliyor. Araştırmaları bize post-internet döneminde en çok bozulmaya uğrayan endüstrilerden biri hakkında çok önemli içgörüler sunuyor. Haberleri günümüzde nasıl ürettiğimiz ve onlara nasıl eriştiğimiz konusunu önemseyen herkes için mutlaka okunması gereken bir kitap.”

Kristine Stewart @KristineStewart

“Artık herkesin parmaklarının ucunda ‘yayın yapmak’ için kendi forumlarına sahip olduğu bir çağda enformasyonun iletişiminin ve yayılımının nasıl değiştiğini kavrayan ve bunu akıcı bir şekilde anlatan bir bakış.”

Bir Süredir Yapmak İstediğim Ama Adını Koyamadığım Değişim: Ahimsa Online

Son birkaç haftadır kendimi zehirlenmiş gibi hissediyorum. Ve bu böyle bir kez olup bitmiş değil, sanki sürekli temas hâlindeyim ve arada bir ve kısa süreliğine kurtulabiliyorum bu zehrin etkisinden. Sürekli yorgun ve yıpranmış hissediyorum, normalde zevk aldığım birçok şeyi yapmak bile istemediğim ya da zoraki yaptığım zamanlar oluyor. Kimi zaman böyle kısa süreler geçiriyordum ama bir süredir olağanlaşmaya ve bezdirmeye başladı.

Bunu kökünden çözmeye ve kendimi bundan kurtarmaya karar verdiğimdeyse durumun aslında bayağı ciddi olduğunu görmeye başladım. Buna benim sebep olduğum noktalar da vardı elbette, agresif ve tepkisel oluşum ve buna sebep olan bazı daha temel şeyler gibi. Göki’yle zaman zaman yaptığımız sohbetlerde bunlardan bahsediyordu. Ben kendimi içeriden göremediğim için kimi zaman parçaları birleştirmekte zorlanıyordum ama konuştuklarımızı bir arada düşünüp bir de bu zehirlenmiş hâlimi üzerine ekleyince çok daha iyi anlıyorum ne demek istediğini.

Elbette bu zehirlenmişlik tek başına bununla alakalı değil ve özellikle son zamanlarda bunu yoğun bir şekilde hissediyor olmamın asıl sebebi de sayılmaz. Bunlar sadece onun kalıcı olmasına neden oluyor. Asıl sebep şu an içinde bulunduğumuz toksik toplum ve histeri hâli. Hepimizi zehirliyor ve biz bunu durdurmak yerine daha da hızlı yayılsın diye elimizden geleni yapıyoruz.

Bir düşünün, en son ne zaman gündeme dair herhangi bir konuda kavga etmeden, birilerine hakaret edip saldırmadan ya da saldırıya uğramadan bir diyaloga girebildiniz? Ya da internette farklı düşünen iki insan arasında kavgayla bitmeyen ya da laf dalaşına dönüşmeyen bir diyalog denk geldi mi son zamanlarda? İnternette yeterince troll olma heveslisi yokmuş gibi bir de tüm varlığını başkalarına ‘laf sokmak’ üzerinden kuran sözüm ona aktivist, politik tiplere, çakma entellektüellere denk gelmeyeniniz var mı?

Tüm bunların üzerine bir de benim hiç umursamamam gerekirken bunları önemsemem ve üzerine de agresifliğim gelince kaçınılmaz olarak yıpranıyorum. Sağlıklı bilgi edinmek, insan gibi diyalog kurmak yerine aptalca durumlara maruz kalıyorum, sinirlerim yıpranıyor. Bir de bunların üzerine herkesin sürekli acelesi varmış gibi davranıp hiç üzerine düşünmeden, otomatiğe bağlamış şekilde sürekli kelime kusması da eklenince akıl sağlığımı yitirecek gibi hissediyorum.

Kısacası, agresiflikten, nefretten ve refleksten ibaret ortam beni boğuyor. Katlanamıyorum, kaçmak istiyorum. Herkesin kendisini haklı ve üstün, geri kalanları geri zekalı ve düşman gördüğü bu ortamda sağlıklı bir şeyler üretilebilmesi imkansız gibi geliyor.

İlk zamanlarda “Nerelisin?” sorusuna “İnternetten” diyebilecek kadar çok sevdiğim ve önemsediğim yerden şu an kaçmak, saklanmak ister hâle geldim. Ve tüm bunlar, interneti kullanan herkesin, hepimizin suçu. Hiç birimiz diğerinden daha az suçlu değiliz. Burayı aptalca bir savaş alanına çevirdik. Karşımızda diyalog kurduğumuz kişilerin insan olduğunu unuttuk, sanki hiç bitmeyen bir Counter Strike turnuvasındaymış gibi davranıp acımasızca saldırmaktan başka hiçbir şey yapmıyoruz. Umarsızca salladığımız o kelimelerin birilerini incitebileceğini ya da kendimizin de incinebileceğini unutmuşuz belli ki.


Özellikle son birkaç gündür internette özel iletişim yolları dışında mümkün olduğunca pasif olmaya çalışmamın sebebi de bunlardı aslında. Çünkü ne yapacağımı gerçekten bilmiyordum. Sanki bu bataklık asla kurumayacak ve ben de dahil herkesi içine çekecek gibi hissediyordum. Bir süre tüm hesaplarımı gizli moda almayı bile düşündüm. Evim saydığım internetten kaçmak istedim.

Sonra bu sabah kalktığımda Quinn’in (Norton) yeni bir yazı yazdığını gördüm. “Ahimsa Online” başlığıyla. Hemen her yazısını keyif alarak okuduğum için düşünmeden tıkladım. Ve bir solukta bitirdim. Çünkü kendi kendime sorduğum sorular için harika bir cevap önerisiyle gelmişti.

Benim gibi daha önce duymamış olanlar için Ahimsa, en basit anlamıyla “kimsenin incinmesine sebep olma, hiçbir şeye zarar verme” demek ve Hinduizm ve Budizm’de önemli yeri olan kurallardan birisi.

Bundan sonra benim de hayatımın en önemli kurallarından birisi olacak Ahimsa. Ne zaman agresifleşeceğimi hissedersem kendime bunu hatırlatacağım. Refleks tepkiler vermeden önce birkaç kez düşüneceğim, karşımdaki kişi beni incitmek için çabalasa da onların da insan olduğunu aklımdan çıkarmayacağım. Ne olursa olsun, karşımdaki kişi ne kadar saldırgan olursa olsun, sakin ve anlayışlı şekilde karşılık vereceğim.

Çünkü bu anlamsız öfkeye, laf dalaşlarına ve kavgalara girmenin bana sadece zararı oluyor. Hiçbir işe yaramayan bu anlamsız eylemlerle kendimi yıpratmaktan, bitap düşmekten ve vaktimi harcamaktan bıktım. İnsan gibi yaşamak ve bunu her zaman yapmak istiyorum. Daha sakin, anlayışlı ve huzurlu bir şekilde yaşamanın hepimiz için mümkün olduğunu biliyorum. Sadece diğeri daha kolay ve tanıdık geliyor, bir de o kavgaları kazanmanın verdiği keyiften vazgeçememek var.

Ama ben tüm bunları arkamda bırakmak istiyorum. Bu yüzden de tüm agresifliğimden ve reflekslerimden arınmak ve bundan sonra internette asla bir kavgaya girmeden hayatıma devam etmek için Quinn’in anlattığı deneye ben de katılıyorum. Çünkü sakin ve düşünerek hareket etmediğimiz için şu an hiçbir şeyi çözemediğimiz aptal bir noktadayız.

Ben tüm bunlara karşı sakinliği ve Ahimsa’yı seçiyorum bundan sonra.