[İnternet Notları] Twitter’da Beni Bezdirenler

Sosyal ağlarda büyük bir kısmımızı rahatsız eden, ancak hiç durmadan yapılmaya devam eden bazı hareketler var. Bu konularda herkes şikayetçi olsa da kimse değişmeye yanaşmıyor. Bunun bana göre en önemli sebebi; bu hareketlerin o insanların sadece bu ağlarda değil, hayatlarının her alanlarında yaptıkları şeyler olması. Birçok insan bunları bu ağların hastalıkları olarak görme eğiliminde ama bu bezdirici hareketlere biraz daha dikkatli bakıldığında, aslında hepsinin bu ağların dışında da karşımıza çıktığını göreceksiniz.

Bunu daha iyi görebilmek ve rahatsızlıklarımı da dile getirebilmek adına İnternet Notları’nda bir süre bunlardan bahsetmeye karar verdim. En sık kullandığım site olan Twitter ile başlayıp kullandığım tüm sosyal ağlarda gördüklerimi listelemeye devam edeceğim. Sizin de aklınıza gelenler olursa ya da “Bunu yazmayı unutmuşsun” dedikleriniz varsa yorumlara ekleyin.

Takip Meselesi

Twitter’daki kullanıcılar arasındaki en saçma durumların oluşmasına takip etmek/takip edilmek/takipçi sayısı neden oluyor. Kişisel olarak, Twitter’da gerçekten önem verdiğim ve gerçekten takip edilmesi mümkün sayıda insanı takip etmeyi tercih ediyorum. Bir anlamda önümdeki bilgi akışını kontrol edebileceğim seviyede tutmaya çalışıyorum. Ancak herkes için bu böyle olmuyor.

*‘Takip edeni takip ederim’ciler bu konuda gözüme en anlamsız gelenler. Beni takip eden birisinin gerçekten benim tweet akışıma bir katkıda bulunabileceğinden nasıl emin olabilirim ki? Sırf takipçi sayınızı yüksek tutmak için böyle şeyler yapmak biraz sorunlu.

*Ancak bunun daha kötüsü takipçi toplamak için çakallık yapanlar ve önce sizi takip edip siz onları takip etmeye başladıktan bir süre sonra sizi takip etmeyi bırakanlar. Bu durum insanlarla tanışıp ardından onları arkadaş olduğunuza inandırmanıza ve ardından ortadan kaybolmanıza benziyor. Kime nasıl bir faydası var bilmiyorum ama Twitter’daki en gereksiz eylemlerden birisi bu. Üstelik bunu politikacısından, yazarına, o ‘ciddi’ ve ‘önemli’ zannettiğimiz insanların hesaplarının bile yaptığını görmek o kişiye dair tüm düşüncelerimi değiştiriyor.

*Takip meselesindeki bir diğer durum da hashtagler aracılığıyla takipleşmek. Hashtaglerle genellikle bir ortak nokta belirleniyor ve bu ortak noktaya sahip olan herkes birbirini takip etmeye başlıyor. Ama neden? Sadece bir ortak noktamızın olması seni seveceğim ya da takip etmeye değer bulacağım anlamına gelmiyor ki? Rastgele bir örnek verecek olursam; birisinin bilimkurgu seviyor olması onun bir dingil olmasına engel değil ki? Böyle birisini tweet akışımda görmek istemiyor olmam da gayet doğal. Herkes için de geçerli olacağını düşünüyordum bu durumun ama anladığım kadarıyla pek öyle değil.

*Bir de takipten çıkarıldığı zaman triplere giren insanlar var. Tamam başlarda yazdıklarını önemli buldum ya da senin takip edilebilir birisi olduğunu düşündüm ama bu şu an saçmalıyorsun ve artık yazdıklarını görmek istemiyorum. Takipten çıkıyorsam Twitter’da senin yazdıklarını görmek istemiyorumdur, bu kadar basit. Ama sen de sırf ben takipten çıktım diye beni takip etmeyi bırakıyorsan ne hâlin varsa görebilirsin. Böyle yapan birisi zaten benim yazdıklarıma önem vermiyor demektir ve öyle birisi beni takip etmese de olur. Ayrıca başkaları takipten çıkınca (eğer ikinci maddedeki eylemi yapmamışsa) bunun hakkında söylenip tweet akışını kirletenleri de takip etmeyi bırakıyorum.

*Sizi kimin takip etmeyi bıraktığı neden bu kadar önemli anlamıyorum. Gitmiş işte, gidebilir. Ama illa ki gidip uygulamalara izin verecek, kim olduklarını öğreneceksiniz değil mi? Eğer hesabınız bu kadar değerliyse, kimin takip etmekten vazgeçtiği bu kadar önemliyse neden önünüze gelen her uygulamaya izin verip hesabınızı kaptırmak için çaba gösteriyorsunuz? Lütfen bırakın bunun peşini, sonra sizin izin verdiğiniz uygulamaların gönderdiği spamlerle uğraşmak zorunda kalıyoruz.

Spamlemek

*Bu konu Twitter’daki tahammülsüzlük yüzünden büyük bir sıkıntı olma yoluna gidiyor ve beni bezdirmenin ötesine çok kısa bir zamanda geçti. Twitter herkes istediklerini söyleyebilsin diye var, sırf sen birisinin görüşünü sevmiyorsun diye onun hesabını kapattırmaya çalışamazsın. Bunu yapıyorsan dingilin önde gidenisin demektir. Ve bu dingillik politik görüşüne de bağlı değil, hangi politik görüş adına yaparsan yap dingilsindir. Eğer gerçekten spam yapan bir hesap değilse bu konuda kampanya başlatanlara saygım yok, net. Ve eğer bir hesap size karşı böyle bir şey başlattıysa bunu çözmenin yolu karşı kampanya yapmak değil, buradaki linkten Twitter’a şikayette bulunmak ve çevrenizdeki insanları da buna yönlendirmek. Ve birileri size ya da birilerine aralıksız küfür ediyor ve başka bir şey yapmıyorsa kullanmanız gereken yol yine burası, spam kampanyası başlatmak değil.

*Sizin spam şikayet özelliğini anlamsızca kullanmanız yüzünden gerçek spam hesaplar hâlâ ortalıkta dolanabiliyor. Ancak dürüst olayım, son zamanlarda biraz daha yaratıcılaşmışlar. Böyle bir tweetle birçok şapşalı ağlarına rahatça düşürebilirler mesela.

@ahmetasabanci hi I saw your ... 2013-09-18 11-39-44

Mentionlar

*Tamam, anlıyorum, yazdığınız tweetlerin birilerine ulaşmasını ve o kişilerin bu bilgiyi yaymasını istiyorsunuz. Ama bu, siz kalkıp bir cümle yazıp kırk kişiyi mention olarak eklediğinizde olmayacak. Böyle tweetlerin içerisinde asıl bilgiyi/linki bulmak bazen imkansızlaşıyor. Bu da yetmezmiş gibi fazlasıyla kötü bir görüntü ortaya çıkıyor. Üstelik alakalı alakasız on kişinin sırf takipçi sayısı çok diye aynı tweette bulunması durumu daha da anlamsız kılıyor. Lütfen bunu yapmayın, lütfen. Arada bana da geliyor böyle tweetler ve gerçekten önemli bir şey varsa o tweette, o tweeti temizlemek için geçirdiğim vakit tam bir işkenceye dönüşüyor.

*Twitter’ın güzel bir özelliği tweet içindeki mention en başta olmazsa tüm takipçilerinizin o tweeti görmesini sağlaması. Bu sayede sohbet içerisinde çıkan önemli bir cümleyi ayrıca tekrar tweetlemek zorunda kalmıyorsunuz. Ancak bazıları bunun suyunu çıkartıyor ve her mentionı bu şekilde gönderiyor. Dediğim gibi gerçekten önemli bir tweetse işe yarar bir özellik ama senin arkadaşınla yaptığın geyikten bana ne?! Onu arkadaşınla yapmaya devam et sen; o insanla yaptığın muhabbetleri merak edersem o kişiyi de takip ederim, bu sayede ikinizi de sürekli görürüm. Kişisel muhabbetlerinizi kişiler arasında bırakın lütfen.

Tweet Yazmak

*Tweet çalmak demek istemiyorum ama böyle adlandırılan saçma bir durum var. Sizin paylaştığınız bir tweeti, birebir kopyalayarak tekrar gönderen insanlar var ortalıkta. Paylaştığınız tweeti retweet etmek gibi bir imkan verilmişken bunu yapmak çok saçma geliyor. Gerçi bu insanlar genellikle o tweetin getireceği interaction ve twitter ününün peşinde oluyorlar, böyle de garip bir durum var. Esprili, komikli tweetlerde bunu biraz anlıyorum ama bir haber linkinde bile yapınca gerçekten beynim duruyor.

*Mobil olarak Twitter’ı kullanıyorsanız biliyorsunuzdur, retweet ile birlikte alıntı seçeneği de çıkıyor karşınıza. Bunun amacı, o tweete bir cevap ya da yorum ekleyerek tekrar paylaşmanız. Ancak birçok insan bunu yukarıdaki eylemi daha kolay yapmak için kullanıyor anladığım kadarıyla. Kimisi yine insaflı davranıp alıntıladığı kişinin nickini bırakırken, kimileri onu da siliyor. Ancak başta ya da sonra unuttukları tırnak işaretlerinin ve Twitter’a yeni gelen mavi çizgilerin onları ele verdiğinden haberleri yok. Birkaç retweet ve favori için gerçekten değmez, yapmayın.

*Mentionlarla tweetlerine ilgi çekmeyi başaramayanlar, daha farklı bir yöntem kullanıyor ve tweetini hashtaglere boğuyor. Eğer gerçekten konuyla alakalı bir hashtag söz konusuysa kabul edilebilir (zaten hashtaglerin amacı bu) ama bir link ve yanına on tane hashtag olunca görmezden gelmeyi ve öyle bir tweet hiç varolmamış gibi davranmayı tercih ediyorum. Çünkü öyle yapanların amacının gerçekten bir şeyler paylaşmak olduğuna inanmıyorum.

*Bir sıkıntı da yazacağınız tweetler üzerinde yaratılan baskı. Yavaş yavaş mahalle baskısı benzeri bir duruma dönüşüyor bu. Eğer çoğunluğun ya da sizi takip edenlerin konuştuğu konuların dışında bir şeyler yazmaya başlarsanız, o konu hakkında Twitter’da konuşmak istemezseniz sizi takip etmeyi bırakmaya başlıyor, hatta sizi eleştirmeye çalışıyorlar. Pardon da, size ne? Belki ben o konuyu burada konuşmak istemiyorum, belki benim için o kadar da vakit harcamaya değmeyecek bir konu. Neden sizin keyfinize göre tweet yazmak zorunda olayım ki?

Kısalar

*Arada bir Activity kısmına bakmanızı tavsiye ederim, takip ettiğiniz insanların neler yaptığını görebiliyorsunuz. Örneğin bir süre önce kendi yazdığı tweetleri favorileyen birisini takip ettiğimi gördüm, anında takibi bıraktım.

*Twitter’da hesabınızı ilk defa görenlere kendinizi tanıtmak için yapılmış bir bio kısmı var. Ancak bazı insanlar öyle şeyler yapıyor ki o kısımda, gerçekten o hesaba bir daha yaklaşmak istemiyorum. İçinde 5 mention, 10 link olan biolar; 160 karaktere sığdırılmaya çalışılan onlarca unvan vs. Başım dönüyor, midem bulanmaya başlıyor. Basit bir tavsiye; bio kısmınızı sade tutmaya çalışın, öylesi hem daha okunur oluyor hem de daha güzel görünüyor.

*Gördüğünüz her linke tıklamayın. Spam amaçlı linklerin geldiği tweetler artık fazlasıyla bariz, 40 metreden tanınabiliyorlar. Ama nasıl oluyorsa sürekli bunlara tıklamayı başarıyor ve DM ve mention ile bunu çevrenize yaymayı başarıyorsunuz. Bu konuda Meren güzel bir yazı yazmıştı zamanında, bir okuyun derim.

Kapanış

Twitter’ı olduğu gibi kullanan, orada kendisine farklı bir karakter yaratmaya veya oradan bir ün kazanmaya çalışmayan birisiyim. Ve aynı şekilde kullanan insanları takip etmekten ve iletişim kurmaktan keyif alıyorum. Böyle olmanın interneti çok daha rahat bir alan hâline getirdiğine inanıyorum. Gerçi yukarıda bahsettiklerimin büyük bir kısmı yine insanların oldukları gibi davranmasından kaynaklanıyor biliyorum ama kendisine bir ün ve karakter yaratma çabasını birilerinde gördüğümde gerçekten tahammül edemiyorum. Başkalarını eleştirip aynısını kendisi yapanlar, yukarıda bahsettiklerimi yapanlar, sırf daha çok ilgi getiriyor diye kendisi olmaktan vazgeçip bir tek konuda konuşmaya başlayanlar benim gözümde pek de takip edilmeye değer insanlar değil açıkcası. Sonuçta sosyalleşmek ve iletişim kurmak için buradayız, onu da kendimiz olarak yapmak en güzeli.

Bundan anonim hesaplara karşı olduğum gibi bir şey çıkartmaya çalışmayın. Anonim hesapların sonuna kadar yanındayım ve anonim hesapların insanların kimi zaman kendileri gibi davranmasını kolaylaştırdığının farkındayım. Kendiniz olmakla kastettiğim karakteriniz, isminiz ya da özel bilgileriniz değil. Aksine onları mümkün olduğunca az paylaşmanızdan yanayım.

[İnternet Notları] İnternetin de Özel Hayatın da Sonu Gelmedi

Konuyla pek alakası yok gibi ama bence yakıştı.
Konuyla pek alakası yok gibi ama bence yakıştı.

Büyük bir kısmınız bilgisayar kullanmayı bilmiyorsunuz.

Daha açık konuşayım; büyük bir kısmınız Facebook, Twitter, Youtube, GMail, Skype kullanmayı, belki biraz da Windows ve Office kullanmayı biliyor. Bir de nasıl oyun oynayabileceğini. Ancak gerçekten bilgisayar kullanmayı bilmiyorsunuz. Gerçekten elinizin altındaki teknolojinin ne işe yaradığından, onunla neler yapabileceğinizden bihabersiniz. Bu aletin sizin kullandığınızdan başka türlü kullanılmasının imkansız olduğunu düşünüyorsunuz. İçinde Windows olmadan bilgisayarların çalışmayacağını zanneden bilgisayar satıcılarıyla, GMail ya da diğer büyük mail şirketleri olmadan mail gönderemeyeceğini zanneden insanlarla dolu ortalık.

Ve şimdi de “Gizliliğimiz kalmadı, devletler her şeyimizi takip ediyor, kaçacak yerimiz yok!” diyerek kıyamet tellalığı yapıyorsunuz. Facebook, GMail vs devletlerle anlaşma yaptığı, onlara gizli bilgilerinizi verdiği ve sizler de basit birkaç alışkanlığınızı değiştirmekten korktuğunuz için internetin sonunun geldiğini zannediyorsunuz.

Açıkcası böyle yazılar, yorumlar gördüğümde artık katlanamıyorum. Sizin bilgisayar kullanmayı bilmiyor oluşunuz ve öğrenmeye hiç niyetiniz olmayışı zaten şu an sizi takip eden devletlerin ve şirketlerin kendilerini güvende hissetmesinin en büyük sebebi. Oysa siz bunu değiştirmek yerine insanların korkmasını ve teslim olmasını sağlayacak şeyler söylüyorsunuz. Böyle davrandığınız zaman da gerçekten bir şeylerin değişmesini isteyip istemediğinizden şüphe ediyorum.

Her şey sizin elinizde ve eğer bir şeyler değişmiyorsa da bunun sorumlusu bir anlamda sizlersiniz. Eğer gerçekten özel hayatınızı korumak istiyorsanız, gerçekten iletişim ve ifade özgürlüğünüzün olmasını istiyorsanız çaba göstermeniz gerekiyor. Oturduğunuz yerden, hiçbir şeyi değiştirmeyerek “Kıyamet kopuyor!” diye bağırmayı bırakmanız gerekiyor.

Gerçekten bu durumun değişmesini istiyorsanız basit tavsiyeler vereceğim.

*Bilgisayar kullanmayı (bilgisayarın içine akıllı telefonlarınız, tabletleriniz de dahil) gerçekten öğrenmeye çalışın. Emin olun biraz çaba gösterdikten sonra her şeyin çok daha kolay bir hâle geldiğini göreceksiniz. Ve kullanmayı öğrendikçe, aslında bunca zaman tembellik yaptığınız için kendinize kızacaksınız.

*Alışkanlıklarınızı değiştirin. İnterneti ve bilgisayarları sadece birkaç web sitesi ve programdan ibaret görmeyin. Aramalarınızı Google’dan değil de DuckDuckGo‘dan yapın mesela, Facebook’ta her şeyinizi paylaşmayı bırakın, çok basit şifreleme yöntemleriyle gerçekten önemsediğiniz maillerinizi şifreleyip gönderin, hard diskinizi TrueCrypt ile şifreleyin, özel chatlerinizi Pidgin’e Off-The-Record kurarak yapın. Çok daha fazlasını kolayca nasıl yapacağınızı anlatan rehberler internette mevcut; bulun, uygulayın (denk geldikçe ben de paylaşıyorum bu tarz rehberleri).

Bunların hepsi aslında evinize girip çıktıktan sonra kapınızı kilitlemek kadar basit şeyler ve öğrendikten sonra çok kolay ve hızlıca halledilebilir. Eğer evden daha hızlı çıkayım diyerek kapınızı kilitlememezlik yapmıyorsanız, birkaç saniyenizi de mailinizi şifreleyip göndermeye ayırabilirsiniz.

*Öğrenmekten, araştırmaktan ve değişiklikten korkmayın; takıldığınız an sorun birilerine. Mutlaka internette size yardım etmeye gönüllü birçok insan çıkacaktır karşınıza.

*Güvenlik ve anonimlik amaçlı yazılımları herkesin rahatça kullanabileceği hâle getirmeye çalışan yığınla güzel insan var ortada, onlara destek olun. Mailpile, Heml.is, Tor aklıma ilk gelen örnekler. Bu insanlar sizin rahatça ve özgürce internette dolaşabilmeniz için çalışıyor. Elinizden geldiğince bu insanlara destek olun.

*Birçok dernek ya da grup bizim ifade özgürlüğümüzü ve özel hayatımızı yasal yollardan korumak için çalışıyor. Onların sesinin daha yüksek çıkması ve daha çok iş yapabilmeleri için destek olun, yardım edin. Örneğin Türkiye’de Alternatif Bilişim Derneği var, Avrupa’da bu konuda çalışan derneklerin bir araya geldiği EDRi var, İngiltere merkezli Article 19 var, dünya çapında çalışan EFF var. Bu insanlara maddi-manevi destek vermeye çalışın.

*İnsanları korkutacak ve umutsuzluğa sürükleyecek şeyleri değil, onlara çaba gösterme gücü verecek şeyleri paylaşın. İnsanlara bir şeyler yapabileceklerini ve bu durumu değiştirmelerinin mümkün olduğunu söyleyen şeyleri paylaşın. Çünkü gerçekten de bunu değiştirmek mümkün ve aksini söyleyen insanların sesi daha yüksek çıktığı için insanlar bunun farkında değil.

İnternet Notları: Telaffuz Derslerinden Gizemli Komplo Teorisine Geçiş

İnternetteki komplo teorilerini ya da gizemli olaylara dair tartışmaları okumak gerçekten çok zevkli oluyor. İnandığımdan falan da değil; orada girilen tartışmaları, üretilen çözümlemeleri ve o sırada ortaya çıkan yaratıcılığı sevdiğimden tamamen. Özellikle 4chan ve Reddit ne zaman böyle şeyler okumak istesem imdadıma yetişiyor. Eğer internette canınız sıkılır da yapacak bir şey bulamazsanız deneyebilirsiniz.

İki hafta önce buna benzer bir olay ortaya çıktı ve ciddi bir kesimin dikkatini çekmeyi başarmışa benziyor. Youtube’da 2010 yılında açılmış olan PronunciationBook isimli kanal, normalde tek yaptığı İngilizce kelimelerin telaffuzlarını vermek ve bazı cümle kalıplarının nasıl kullanıldığını göstermekken bir anda geri sayım yapmaya başladı. “How to prononunce 77”da söylediği “Something is going to happen in 77 days.” cümlesiyle başlayan geri sayım, devamında bir cümle ve ardından geri sayıma uygun bir şekilde “Something is going to happen in x days.” şeklinde devam ediyor.

Bu durumun farkedilmesinin ardından eski videoları incelemeye başlayanlar ise birçok farklı tesadüf ve ilginç cümleyle karşılaşıp komplonun genişlemesini sağladı. Elbette herkes bunun bir viral reklam ya da ARG (Alternative Reality Game – Alternatif Gerçeklik Oyunu) olmasına büyük ihtimal veriyor ancak çok ilginç fikirler de ortalıkta dolaşıyor.

Eski videoları inceleyenlerin bulduğu bazı ilginçlikler
Eski videoları inceleyenlerin bulduğu bazı ilginçlikler

Bu teorilerin hepsini ve daha fazlasını aşağıda vereceğim birkaç linkte bulabilirsiniz ancak benim favorim olan komplo teorisi kesinlikle yapay zeka üzerine krulmuş olan. Bu teoriye göre uzun bir zamandır kendi kendisini eğitebilen ve internette yaşayan bir yapay zeka 2010 yılında insanların dilini daha iyi kavrayabilmek için bu video kanalını açıyor, videoların bu kadar basit bir şekilde olmasının sebebi de bu. Geri sayıma başlamasının sebebiyse artık gelişimini tamamlaması ve büyük bir planı gerçekleştirmek üzere olması.

Bu tarz tartışmaları okumak eğlenceli oluyor demiştim değil mi?

Neyse merak edenler için aşağıya birkaç link bırakıyorum konuyla alakalı. Her ne kadar fikirleri okumak ve bu fikirlerden birisinin gerçekleşmesi durumunda olabilecekleri düşünmek çok eğlenceli görünse de konuyla ilgili düşüncelerim William Gibson’la aynı.

Konuyla ilgili araştırma yapanların derlediği Google Docs ve blog, mevzunun merkezindeki Youtube kanalı, bir diğer geniş tartışmanın döndüğü forum.

İnternet Notları: CISPA geri geldi! – #SitesNotSpies

CISPA siteleri ajanlara çeviriyor.

Aslında başımızdaki bu derdin sadece ismi yeni. Bir çoğumuzun hatırlayacağı SOPA, PIPA, ACTA gibi denemelerin yeni bir versiyonu CISPA. Şirketlerin ve devletlerin internette kişisel gizlilik ve özel hayat diye bir şey bırakmamak için giriştiği çabanın son adı ve şu an ABD senatosunda kabul edilmiş durumda.

Bilmeyenler için bu yasanın neden karşı çıkılması gereken bir şey olduğunu ve neden bizleri de ilgilendirdiğini kısaca özetleyeyim.

*Bu yasanın geçmesi ABD hükümetinin (ve ondan izin/destek alabilecek diğer ülkelerin) hiç bir uyarı veya bilgilendirme yapmadan bizi izlemesine ve bizim hakkımızda bilgi toplamasına izin verecek. Üstelik bu bilgi toplamalara ne bizim ne de şirketlerin herhangi bir şekilde karışma hakkı olacak. Bunun yanı sıra hakkımızda hangi bilgileri topladıklarını öğrenmek gibi bir şansımız da asla olmayacak.

*Şirketler bizden topladıkları bilgilerle istedikleri her şeyi yapabilecekler. Yaptıklarının legal ya da illegal olmasının hiç bir anlamı kalmayacak çünkü CISPA sayesinde yaptıkları her şey legal kabul edilecek. (Şirketlerin bu ve bundan sonraki maddelerde bahsi geçen eylemleri tüm dünyada özgürce yapabilecek olmalarının en temel sebebi, hepsinin ABD merkezli olmaları ve oranın yasalarına göre hareket edebilmeleri. Bu yüzden oradaki bir yasa bizleri de böyle etkiliyor.)

*Şirketlerin diğer şirketlere ve bizlere karşı siber-saldırılar gerçekleştirmelerine imkan tanınmış olacak. Bu konuda hiç kimseye hesap vermek zorunda kalmayacaklar ve şirketler internette istedikleri gibi at koşturabilecekler.

*Bunun yanı sıra internet üzerinde kullandığımız tüm sitelerin/şirketlerin gizlilik sözleşmeleri tartışma konusu hâline gelecek çünkü CISPA, tüm bunların geçerliliğini ortadan kaldırmış olacak.

Tabii ki böyle bir durum söz konusu olduğunda internetteki bir çok grup, hepimizin gizliliğini ve özgürlüğünü savunmak için harekete geçti. Anonymous, 22 Nisan’da internette 24 saatlik bir protesto başlatıyor. EFF de bu konuda bir kampanya organize ediyor. Bunun yanı sıra Fight For The Future ve Internet Defense League; iki farklı alanda bu konudaki eylemleri sürdürüyor. CispaIsBack.org ve SitesNotSpies.org‘da CISPA’ya karşı genel bir eylemlilik organize etmeye çalışırken, SaveYourPrivacyPolicy.org adresinden Facebook, Twitter ve Google’ı bu konuda sıkıştırıp onları da CISPA karşıtı harekete çekmeye çalışıyorlar. Bu konudaki tüm hareketlilikler önemli ancak bu konuda suskunluğunu koruyan üç büyük şirketi konuşturmak şart ve bu konuda FFTF’ın ikinci eyleminin ayrı bir önemi var.

Bizim yapmamız gereken ise oldukça basit; bu konuda sesimizi yükseltebildiğimiz kadar yükselteceğiz, ulaşabildiğimiz herkesi bu konuda bilgilendireceğiz ve internette bizim gizliliğimizi ve özgürlüğümüzü korumak için çaba harcayan tüm organizasyonların (dernekler, kurumlar ve bu konuda bizden yana olan web siteleri) yanında olup onlara destek olacağız.

Eğer internette özgürlüğümüzü ve gizliliğimizi korumak ve şirketlerin devletlerle el ele kurduğu bu planın durdurulmasını istiyorsak, SOPA, PIPA ve ACTA’da yaptığımızı çok daha güçlü bir şekilde CISPA için tekrar yapmamız gerekiyor.

Güncelleme (21.04.2013 – 21:16): Yarın internette blackout var. Detaylı bilgiler ve karartmaya katılmak için:

ya da

Ayrıca bu kodlarda benim şu an anasayfamda görünen txt versiyonu kullanmak isterseniz blackout.txt olarak bunu kaydedebilir ve üzerinde düzenlemek yaparak kullanabilirsiniz.

PS: Bir-iki gün içerisinde CISPA konusunda okumalardan oluşan (bulabilirsem mümkün olduğunca Türkçe metin bulmaya çalışacağım ama şu durumda zor görünüyor) bir Cuma Postası hazırlayacağım. Konuyla ilgili detayları anlayabilmek için güzel bir derleme olması için uğraşıyorum.

İnternet Notları [Giriş]

Bu konu üzerine yazacak çok şeyim var aslında. Ancak kafamdakileri ve not aldıklarımı toparlamakta büyük zorluk çekiyorum. O yüzden bu konuyu blogda bölüm bölüm aklıma geldikçe ele almaya karar verdim.

Bu başlık altında birçok konuyu kurcalayacağım. Sosyal ağlarda gelişen ve bana tuhaf gelen alışkanlıklar, tartışma kültürünün geçirdiği değişim, internette insanlarla kurduğumuz iletişim ve internetle kurduğumuz iletişim gibi. Özetle bu ortamda kafama takılan ve iki çift söz söylemek istediğim her konuda bir şeyler yazacağım gibi görünüyor.

Bu seri için “internet notları” etiketini oluşturdum. Kalabalıklaşmaya başladıkça hepsini tek yerde bulmak isteyenler için faydalı olacağını düşünüyorum.

Şimdilik giriş olarak internetteki tartışmalar üzerine fikirlerimi özetleyen bir karikatürü buraya alıyorum. Bunun ardından da serinin çoğunlukla* benim kalemimden çıkacak olan kısmı başlayacak.

 Let the İnternet Notları begin!


*: Çoğunlukla diyorum, çünkü zaman zaman başkalarından alıntılar yapmak ya da o alıntılar üzerine yazmak gibi bir planım da var. Belki bu bölüm için konuk yazarlar bile gelebilir bloga, belli olmaz.