Cuma Postası [02.11.2012]

*Vintage Caza – 50 Watts

Philippe Caza’nın ilk dönem çalışmalarından seçmeler, daha ne diyeyim bilemedim.

*Your Right to Own, Under Threat | Electronic Frontier Foundation

Yasanın henüz ABD’de tartışılıyor olması fırsat. Ama bir kez orada geçerse tüm dünyayı etkisine alması da an meselesi. Konuyla ilgili EFF’in kampanyası için buradan.

*An Open Letter to E-Book Retailers: Let’s have a return to common sense | TeleRead

E-kitaplar ve DRM üzerine okuduğum en güzel yazılardan birisi. Özellikle e-kitap alanında çalışanların bu yazıya bir bakıp yaptıkları işi gözden geçirmelerinde fayda var.

*No, Copyright Is Not A Human Right | Techdirt

Bu haftanın telif hakları üzerine bir diğer linki. Telif haklarını savunmak için şirketlerin ne derece delirdiğini görmek için de güzel bir yazı.

*Let’s Limit the Effect of Software Patents, Since We Can’t Eliminate Them | Wired Opinion | Wired.com

Telif hakları üzerine bu cumanın son linki Richard Stallman’dan. Stallman’ın lafı üzerine laf söylemek olmaz diyerek geçiyorum.

*Sokaklar gaz bulutundan görünmüyor mu? – PINAR ÖĞÜNÇ – Radikal

Türkiye’de asıl gündem olması gereken başlıkların hep en arka plana itilmesine alıştık artık. İnsanların hayatları söz konusuyken bile değişmez bu kural -ki en çok böyle durumlarda devreye girer. Bir insanın ne kadar yüzsüzleşebildiğini ve ne kadar rahat bir şekilde yalan söyleyebildiğini böyle zamanlar gösteriyor. Bu yazıyı da bu yüzden ekledim. Bir insanın ne kadar rahat bir şekilde tüm dünyaya karşı yalan söyleyebileceğinin notunu her yere düşmek ve daima hatırlatmak lazım.

*Privacy in Ubuntu 12.10: Amazon Ads and Data Leaks | Electronic Frontier Foundation

Her ne kadar Ubuntu en güvendiğim işletim sistemleri arasında olsa da zaman zaman böyle şeyler yapabiliyorlar. Kolay bir şekilde çözülebiliyor ancak yine de kendilerinin düzeltmesi şart.

*Another Day, Another Functional Fallout Pip-Boy Replica | Geekologie

Bir gün üretilirse kesinlikle kolumda olmasını isterim.

*All Three Branches Agree: Big Brother Is the New Normal | Threat Level | Wired.com

Belki farkında değiliz ama başlık doğru söylüyor. Alakalı bir deney için buraya bakabilirsiniz.

*The Kremlin’s New Internet Surveillance Plan Goes Live Today | Danger Room | Wired.com

Daha etkili olması için üstteki linkle birlikte okuyunuz.

*İnternet’te Kişisel Mahremiyetin Korunması için ne yapılabilir? « Yeni Medya

Kendinizi internette koruyabilmek için yapabileceklerinizden birkaç tane daha.

*Warren Ellis on futurism, the New Aesthetic, and why social media isn’t killing our children | The Verge

Warren Ellis’ten şahane bir röportaj. Özellikle New Aesthetic konusunda söyledikleri bu konuya olan ilgimi daha da arttırdı.

Önceki Postalar
Cuma Postası [26.10.2012]
Cuma Postası [19.10.2012]
Cuma Postası [05.10.2012]

Cuma Postası [26.10.2012]

(Teknik olmayan sebeplerden dolayı bu saate kaldı bugün posta. Ama hâlâ cuma gününün içindeyiz. O yüzden bana göre bir sorun yok.)

*Dangerous Minds | FACEBOOK: I WANT MY FRIENDS BACK

Facebook’un gün geçtikçe daha rezil bir sosyal ağ olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini kimse inkar edemez. Ancak yukarıdaki linkte bahsedilen durum, para için kendi iskelet mantığıyla çelişmeyi bile göze aldıklarının en büyük örneği. Bu konuda bilgilenmek ve bu duruma karşı olabilecek her türlü önlemi almak hepimiz için önemli, özellikle de bir şekilde sosyal ağlar üzerinden kendisini ve ürettiklerini insanlara ulaştırmak isteyen amatör ya da bu tarz şeylere verecek parası olmayan sanatçılar ve üreten insanlar için.

*PHD Comics: What is Open Access?

PHD Comics zevkle takip ettiğim webcomiclerden birisi. Hazırladıkları bu videoda, özellikle akademide kullanılan “Open Access” teriminin ne demek olduğunu ve neden önemli olduğunu çok güzel bir şekilde anlatmışlar. Akademiklere ve copyright konularıyla ilgilenenlere duyurulur.

*Lies Writers Tell Themselves | The Awl

Mutlaka okunması ve uzak durulması gereken laflar. Uzak durmayanlar ıslak meşemle karşılaşmaya hazır olsun!

*Türkiye’nin Basın Özgürlüğü Krizi – Committee to Protect Journalists

Sanırım bunun için bir açıklama yapmama gerek yok.

*Özgür Uçkan » Zihinlerimizden evlerimize kadar uzanan bir cephe: “Siber savaş”, sivil savaş

Özgür hocam yine kalemini konuşturmuş, siber savaş üzerine şu ana kadar yazılmış en sağlam türkçe metni önümüze koymuş. Mutlaka okunmalı, tekrar tekrar okunmalı diyorum.

*Winners of the Pirate Flix Video Remix contest – Boing Boing

Cory Doctorow’un yeni çıkan Pirate Cinema kitabı için, kitabın konseptiyle de uygun olarak WORD Book Station Brooklyn ile birlikte bir remix video yarışması yapmıştı. Geçenlerde yarışmanın sonucu belli oldu ve açıkcası kazananların hepsi de şahane işler olmuş. İzlemenizde fayda var (özellikle de birinci olan videoyu).

*GİO Ödülleri 2012 | FABİSAD

Türkiye’de bilimkurgu/fantazya edebiyatının ve bu kültürün hâli hakkında ne kadar dertli olduğumu hemen herkes biliyordur. Neyse ki zaman zaman böyle güzel haberlere de denk geliyoruz. En başta FABİSAD’a böyle güzel bir şeyi başlattığı için teşekkür etmeliyim. Umarım uzun süreler devam edip bir gelenek hâlini alır. Tabii bunun olması için de bu kültürün ucundan kenarından da olsa içinde olanların biraz çaba göstermesi lazım.

Cuma Postası [19.10.2012]

Bu hafta Phorm PR çalışmalarına çok ilginç hareketlerle devam ettiği için Cuma Postası’nın bir kısmını kendilerine ayırmaya karar verdim. Phorm ve TTNet’in ortaklaşa yaptığı gezinti sistemi ve Phorm’un marifetleri hakkında bir miktar makale verdikten sonra bildiğimiz Cuma Postası’yla devam edeceğiz.

*Her Şey Bu Kadar Da Phorm’alite Değil! | Bilişim Hukuku Bülteni

*Phorm’s Latest Scam: Image Request Hijacking | No Deep Packet Inspection

*Phorm: “İnternetin hainleri” | BThaber

*#Phorm ’un Yeni Reklam Yüzü Serdar Kuzuloğlu mu… – netdaş – FriendFeed (Buradaki tartışmada aklınıza gelebilecek bir çok soruya cevap mevcut.)

*A. Murat Eren’den konuyla ilgili güzel bir açıklama yazısı (Yorumları da incelemenizde fayda var.)

*Phorm suç duyurusu – Alternatif Bilişim Derneği

*PHORM ve DPI konusunda bağlantılar | enphormasyon.org

*

Şimdi sırada bildiğimiz Cuma Postası.

*Warren Ellis » Unsocial Media: The Uselessness Of Facebook And Google+

Warren Ellis’ten Facebook sayfalarının ve Google+’ın geldiği nokta üzerine bir takım yorumlar.

*Dangerous Minds | Fear and Loathing in Hunter S. Thompson’s FBI file

Neredeyse sevdiğim bir çok yazar ve sanatçının FBI dosyaları olduğunun farkındayım ama bu aralarında en ilginç olanı sanırım.

*Fighting Hackers: Everything You’ve Been Told About Passwords Is Wrong | Wired Opinion

Kullandığımız şifrelere dair verilen bilindik tavsiyelerin hemen hepsinin aslında şifreyi kırmak isteyenlerin işini daha da kolaylaştırdığını öğrenmekte fayda var. Eğer yazıyı okumak zor gelirse yazıda anlatılanları zamanında xkcd özetlemişti.

*Hauntologists mine the past for music’s future – Boing Boing

Mark Pilkington hauntology, müzik kültürü ve müziğin geleceği hakkında şahane bir makale yazmış Boing Boing’te. Belki de uzun zamandır müzik üzerine okuduğum en sağlam yazılardan birisi. Okumaya üşenmeyin ama üşenecekseniz bile en azından videolarına bakın derim.

*It’s Time To Debunk The Myth That Copyright Is Needed To Make Money – Or That It Even Makes Money | TorrentFreak

Rick Falkvinge copyright hakkındaki tüm mitleri yıkarak copyright savunucularını silahsız bırakıyor. Aslında konuya dair bilgisi olanlar için pek yeni şeyler söylemiyor ama el altında bulundurulmasında fayda var bu yazının.

*Binders Full of Women

Bunu eklemezsem rahat edemezdim. Mitt Romney’nin ABD’deki başkanlık seçimleri öncesi Obama’yla çıktığı ikinci kafes dövüşünde (sanırım en uygun tanım bu olacaktır) kırdığı büyük pot Big Bird’den sonra ikinci meme’ini yaratmasını sağladı. Ancak bu sefer durum çok daha acımasız ilerliyor.

*Inside the Mansion—and Mind— of Kim Dotcom, the Most Wanted Man on the Net | Threat Level

Kim Dotcom hakkında herkesin bir fikri ve yorumu var. Herkes rahatça konuşuyor. Bir de işin içerisine girip de ondan bahsedenler var, çok az olsa da. İşte onlardan birisi Wired’ın Threat Level bölümü için oldukça geniş bir makale yazmış. Dotcom hakkında kendi fikrinizi oluşturabilmek için okunmasında fayda var.

*Çocuklara daha ‘enfes’ kitaplar bulamadınız mı? – Türkiye – Radikal

Kitaplarda yazılan fikirlerin ortalama bir Türk ırkçısının (yani sokakta karşılaşabileceğiniz herhangi birisinin) zihninden çıktığı ortada. Ancak buna rağmen kitapları anonim bir şekilde yayınlamaya ihtiyaç duymaları garip geldi. Sonuçta yasaların genellikle böyle şeyleri ödüllendirdiği bir ülkedeyiz, saklanacak neyi olabilir ki bunları yazanların?

Gerçi şöyle bakınca isimsiz kalmayı istemeleri çok mantıklı; kişiler hakkında yapılan yorumlara genel olarak bakınca bir ezilmişlik, bir aşağılık kompleksi, bir kendini küçük görme durumu söz konusu. “Gavur yapıyor, biz izliyoruz. Madem yapamıyoruz bir şey bok atarız biz de.” mantığı fazlasıyla belli ediyor kendisini. E bunu yazarak kendisini küçük düşürdüğünü farketmiş olabilir belki yazar, o yüzden daha fazla rezil olmamak için anonim kalmıştır herhalde.

Cuma Postası [05.10.2012]

(Dün de bahsettiğim gibi cuma postası bundan sonra hafta boyu üzerine çok konuşamadığım ya da yazmaya fırsatımın olmadığı linklerin bir derlemesi olacak.)

* xkcd: Click and Drag

Aslında bu çokça dolandı ortalıkta ama hâlâ tamamını okuduğumdan emin değilim. Randall’ı düzenli takip ediyorum ve zaten şahane işler çıkartıyor ama sanırım bu işiyle webcomic mevzusunun ciddi bir seviye atlamasını sağladı.

*Odd Things Happen When You Chop Up Cities And Stack Them Sideways

Böyle bir şeyi yapma ihtiyacını neden duymuş hiç bir fikrim yok ama iyi ki yapmış. “Bir şehir hakkında, çok basit bir işlemle, bu kadar çok bilgi edinebilmek”ten yola çıkarak gidilebilecek bir çok yer var ama onları da ben söylemeyeyim isterseniz.

*diegokuffer | Crononauta

Yorum yapmayacağım bununla ilgili. Sadece keyfini çıkarın.

*The Line it is Drawn #107 – Comic Book Characters Mashed Up With Stephen King Stories!

Mash-up güzel şey, sevdiğim şeylerin dahil olduğu mash-uplar ise çok daha güzel oluyor doğal olarak. Benim tek yapmam gerekense bu linki Cuma Postası’na koymak. PS: Favorim Misery ile The Shining.

*Clay Shirky: How the Internet will (one day) transform government

Herkesin internet ve sosyal medyaya dair fikrinin olduğu bir dönemdeyiz malum. Herkes internetin gücü hakkında yorum yapıyor, onun etkilerini çok iyi analiz ediyor, geleceğini görebiliyor falan filan. Yine de Clay Shirky’ye bir kulak verin derim. Siz yine şahanesiniz, süper teorisyensiniz ama farklı fikirlere de bir kulak vermekte yarar var.

*Your God Is Not Strong | Good Morning, Sinners… with Warren Ellis

Warren Ellis hakkında fikirlerimi tekrar tekrar dile getirip sizi sıkmak istemiyorum ama Vice’da yazmaya başladığını duyurmazsam rahat edemezdim.Her zamanki tarzı ve tavrıyla şahane yazılar çıkartıyor ortaya. Ancak bu haftaki yazısı ortalamanın da üstünde bir şahaneliğe sahip. Mutlaka okunmalı.

*Rapture of The Nerds – Download For Free

Cory Doctorow ve Charlie Stross’un daha önce burada bahsettiğim ortak çalışması çıktı. Doğal olarak e-book hâli de geldi. Her zamanki gibi internetten CC lisanslı hâlini, istediğiniz formatta indirmeniz mümkün. İyi okumalar!

Cuma Postası [27.07.2012]

*Ramazanda cumaya posta koymadan olur mu hiç? Olmaz tabii. O yüzden bir cuma postasıyla daha birlikteyiz.

*Önemli bir duyuru ile başlayayım; Alternatif Bilişim Derneği ve Kocaeli Üniversitesi’nin beraber hazırladıkları “YENİ MEDYA ÇALIŞMALARI: KURAM, YÖNTEM, UYGULAMA VE SİYASA I. ULUSAL KONGRESİ” için hazırlıklar başladı. Bildiri çağrısına ve diğer tüm bilgilere linkten ulaşmanız mümkün. Oldukça önemli ve değerli bir başlangıç olacağına inanıyorum bu kongrenin. Mutlaka takibinize alın ve 7-8 Mayısta orada olmaya bakın.

*Samanyolu gibi galaksilerin Big Bang sonrasında nasıl oluştuğuna dair kayda değer bir cevap şu ana kadar verilememişti. Gerçekten de fazlasıyla zihin kurcalayıcı bir soruydu bu. Ancak yakın zamanda yapılan bir bilgisayar simülasyonu buna cevap vermiş olabilir. Gerçekten ilginç bir haber ancak beni asıl etkileyen videodaki güzellik oldu. Saatlerce izlenebilecek kadar güzel bir görüntü çıkmış ortaya.

*Eğer bu ihtimal doğruysa; böyle şahane, böyle estetiğe sahip bir oluşumun bu gezegendeki insanlığın büyük kısmını da oluşturduğunu bilmek benim için büyük hayal kırıklığı olacak. Bu güzelliğin böyle bir aptallığın ortaya çıkmasına neden olması büyük haksızlık bence.

*Eğer kitapları kapaklarına göre yargılamaya niyetliyseniz en azından şu ufaklık gibi yapın da bir işe yarasın. Diğer türlü aptal durumuna düşüyorsunuz çünkü.

*Amerika’daki kâr amacı gütmeyen yayınevlerinin belki de en şahanelerinden birisi olan Library of America şöyle bir şahesere daha imza atıyor. Derlemenin yanı sıra içindeki makaleler için seçilen yazarlar da ne kadar detaylı düşündüklerinin bir göstergesi. Türkiye’de mi ne oluyor? Başbakan’ın kankasının kızı edebiyat dergisi(!) çıkartıyor ve ilk işi başbakana kendini övme fırsatı sağlamak oluyor.

*Son zamanlarda sakin kalmakta iyice zorlanır oldum bu arada. Her yerden saçmalık fışkırması zaten ülkenin doğası, ona itirazım yok ama kendisini bir şekilde bu saçmalıkların karşısına koyduğunu iddia edenler bile saçmaladıkça saçmalıyor. Gerçi dedim ya, onlara özgü değil bu durum, ülkenin normali bu olmuş. Özellikle internete bu anlamda büyük bir teşekkür borçluyum ben. Herkesin gerçek zeka kapasitesini fazlasıyla görmemizi sağlıyor. Çok çok sevdiğim birinin de dediği gibi: “İnternet bu ülkedekilere birkaç beden fazla geliyor.”

*İnternette güzel işler yapmayı becerenler de yok değil ama. İnternetin gerçekten hakkını vererek kullananlar, orada kendisini gösterebilmeyi, istediklerini ülke sınırlarını umursamadan yapabilenler de mevcut. Bunların en güzel örneklerinden birisini Youtube’da görüyorum son zamanlarda. Youtube’da kanalınızın olması ve orayı gerçekten bir kanal gibi kullanabilmek gerçekten Türkiye’dekilere oldukça yabancı gelen bir şey. Avrupa’da ABD’de bununla kendi kariyerlerini oluşturmayı becerenler var elbette ancak Türkiye’de hem teknik sorunlar hem de devletin internetin önüne sürekli koyduğu engeller bu işi hakkıyla yapmayı imkansıza yakın kılıyor. Bu anlamda gerçekten başarılı işler çıkartan 3 şahane insanı tanıştırayım sizlere; Sabri, Ege ve Servet. Bu arkadaşlar gerçekten güzel işler yapıyor ve bence desteklenmeyi hakediyorlar. Ayrıca bazen videolarında ya da canlı yayınlarında (özellikle Sabri’nin) karşınıza çıkmam da mümkün.

*Şu anda kapalı ve lanetli görünen bir hava var burada. Tıpkı Londra gibi. Londra demişken (böyle de konu bağlarım ahahaha) geçenlerde yapılan London Word Festival’de Hz. Alan Moore bayağı bir göstermiş kendisini. Orada olamadım tabii ki ancak şahane bir fotoğraf albümü ile içimin soğumasını sağladım biraz.

*Nefret suçu dediğimiz şey gerçekten iğrenç bir hareket. Her ne kadar buralarda “halk tepkisi” veya “halkın hassasiyeti” saçmalıklarıyla normalleştirilmeye çalışılsa da bu onun iğrençliğini değiştirmiyor. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu lanet de farklı boyutlara sıçrayabiliyor. İşte karşınızda büyük ihtimalle dünyanın ilk sibernetik nefret suçu.

*Hem sıcaklar, hem yapılacak işler, hem de tahammül sınırlarımın iyice düşmesi yüzünden sosyal ağlara bu aralar daha az uğrayacağım. O yüzden eğer bana ulaşmak istediğinizde işinizi garantiye almak istiyorsanız mail yolunu kullanmanız faydalı olur. Sonra uyarmadı demeyin. Maillerim için contact kısmına bakabilirsiniz.

*Şimdilik benden bu kadar. Accuradio’da yaptığım mix radyolardan birisi ile bu cuma postasını da kapatıyorum.

Bağlantıyı kesebiliriz.

Cuma Postası [13.07.2012]

* Zaman geçer, Ahmet yine blogun başına geçip bir Cuma Postası’na daha başlar. Bu sefer link anlamında bayağı kalabalık olacak gibi görünüyor. Umarım yayınlayana kadar eriyip klavyeye dökülmem. Neyse, başlayalım…

Kendi hâline bırakılan her şey doğada yerini bulur. O yüzden zorlamayın hiç.

* Bakın, o okudum diye gezip durduğunuz kitapları aslında çoğunuzun okumadığını herkes biliyor. Boşuna yalan söylemeyin o yüzden. Üstelik yalnız da değilsiniz bu konuda. Bakın burada bir liste var, birçok kişi okuduğunu iddia ediyor bu kitapları ama yalan! Kandıramazsınız bizi!

* Hadi birkaç kitabı okudum demek yine daha tolere edilebilir de bunun daha beteri bir durum da var. Felsefe okumadan filozof kesilenler, siyaset biliminden haberi bile olmadan teorisyenliğini ilan edenler, edebiyattan zerre anlamayanların yazarım diyerek kitap çıkartması… İşin daha acınası olanı ise bunların gerçekten hakkını vererek yapanlardan daha ciddiye alınıyor oluşu. Bu konuda fazla dertliyim, örnekleri karşıma çıktığında da acımasızlaşabiliyorum haberiniz ola!

* Sanırım özellikle bu sebeplerle çok fazla güncel konularda yazamaz oldum. Yazdığım zaman da yazdıklarımın mantıksız, saçma, hemen kişiselleşen ve fanatikleşen tartışmalar arasında kaybolacağını düşünüp yayınlayamıyorum. Biraz kaprisli görünüyor ama ne yalan söyleyeyim yazdıklarımı önemsiyorum ben. Her şeye koşup iki cümle atıp kaçacak kadar basit düşünemiyorum.

* Cory Doctorow’u her anlamda çok seviyorum. Yaptığı işlerden fikirlerine kadar oldukça önemli benim için. Ama hepsinden önemlisi edebiyatı. Yeni kitapları zaten yoldaydı ancak yakın zamanda bir sürpriz yaptı ve şahane bir kitabın yolda olduğunu duyurdu. Little Brother’ı çok sevmiştim ve bu anlamda bir devam öyküsü hep hayal ettiğim bir şeydi. Cory bu kez de beni yanıltmadı ve güzel haberi verdi. Şimdi bekleyeceğiz sadece.

* Bir sequel haberi verdik, bir de bugün gündeme düşen ve (bence) ortalığı altüst eden bir prequel haberi verelim. Neil Gaiman, Sandman serisiyle zaten gönlümüzde taht kurmuştu. Ancak okuyan (hemen hemen) herkesin kafasında takılan bir soru vardı; Morpheus bu öyküden önce ne yapıyordu? İşte Gaiman, dün gece yayınladığı videoyla bu soruya gereken cevabı vereceğini duyurdu. Üstelik bunu J.H. Williams III ile yapacaklarını söyleyerek daha da heyecanlandırdı. Ancak kötü haber, Sandman #1’in 25. yıl dönümüne denk getirmek istedikleri için bu öyküyü Kasım 2013’e kadar bekleyecek olmamız. Çok sabretmemiz lazım çoook.

* Sen kalkıp Sartre hâlinle mahalle kahvesine gelirsen olacağı budur!

* Koleksiyon modellerini severim. Özellikle ilgi alanıma girenlere ait olanları ve de farklı tarzlarla karma yapılan özel üretimleri. Ancak şunun gibi şahane işleri görüp asla edinemeyeceğimi öğrenmek beni çıldırtıyor. Madem biz alamayacağız, neden yaparsınız kardeşim böyle şeyleri? Sadist misiniz?!

* Hz. Alan Turing hakkında Bruce Sterling’in yaptığı bir konuşma… Fazla söze gerek yok bence.

* Konuşmayı bile gereksiz bulduğun anlar olur ya, sadece hissetmenin yettiği, o zaman işte bu playlist döner durur.

* Neyse, sanırım bu sıcakta bu kadar konuştuğum yeter. Hepinize iyi erimeler! Bağlantıyı kesebiliriz…

Cuma Postası [02.03.2012]

* Uzunca bir aradan sonra bir kutsal cumayı daha postalamak üzere karşınızdayım. Hazırsanız başlıyoruz. (Hazır değilseniz aşağıya inmeyin, hazırlanıp öyle gelin.)

* “Kol kırılır yen içinde kalır”cılarla “Benim fikrim hariç herkesinden espri malzemesi çıkarılabilir”cilerin kafalarını birbirine vura vura eşlik edeceğim bir ritm grubu arıyorum, bilgilerinize.

*Belirli aralıklarla -yani kafama estikçe- konuk olduğum, zamanında yazdığım ya da hâlâ yazmakta olduğum yerlerdeki eski yazılarımı buraya da ekleyeceğim. Bu arkadaşların hepsini bir arada görebilmek için yandaki Başlıklar menüsünde “Arşiv Dairesi” kısmına tıklamanız yeterli olacak.

*Niceliğin bu kadar önemli olduğunu nasıl ve nerenizden uyduruyorsunuz anlam veremiyorum bir türlü. Rakamların, ismin başına-sonuna takılan şeylerin bu kadar ciddiye alınmasına anlam veremememi gün geçtikçe daha sorunlu bir tavırmış gibi hissetmeye başladım. Bir yerde bir terslik var ama dur bakalım, zamanla onu da çözerim heralde.

*Zamanında bir yerlerde söylemiştim hâlâ ısrarcıyım bu fikrimde: Tüm insanlığı mantık sınavına sokalım. Geçemeyenler de tekrar eğitim alsın geçene kadar.

*Gerçekten ‘olabilmek’ için bazı şeylerin yaşanmasının gerektiğini gün geçtikçe daha iyi görür oldum. Bir takım şeyleri önüne hedef olarak koyunca, eğer gerçekten onun peşindeysen başına gelebilecek her türlü şeyin bir önemi oluyor ister istemez. En boktan olayı, insanın yaşamaktan soğumasına neden olabilecek şeyleri bile mantıklı düşünüp kendi lehine çevirebiliyorsun. Tabi bunun herkes için aynı derecede geçerli olup olmadığından emin değilim, en azından ben denedim %100 çalışıyor.

* “Son zamanlar yaptıklarıma bak n’olursun, benim aklım başıma geldiii…”

*Bu da bir takım süprizlerden tattırmaca olsun;

“Yaklaşık on beş dakika süren güvenlik ve hazırlıktan sonra dışarı adım atmayı becerebilmiştik. Her ne kadar yapaylığını ciğerlerime kadar hissedebiliyor olsam da iki ay aradan dışarıda nefes almak iyi hissettirmişti. Sabbah’ın ve diğerlerinin ısrarlarına hak veriyordum şimdi. Keyifle derince bir nefes alıp manzaraya biraz bakındıktan sonra bir sigara yaktım. Sabbah’a da uzatacaktım ki onun çoktan sigarasını yaktığını farkettim.”

Devamı çok yakında, içiniz rahat olsun.

*Wikileaks, Redhack, Anonymous; internet sizinle gurur duyuyor!

*Hep okumaktan sıkılmış olanlar varsa paylaştığım şekilli şeyleri şuradan ve şuradan görebilirsiniz.

*Sevdiğin insanla her daim birbirine destek olabiliyor, onu motive edebiliyor, ona güç katabiliyorsan, beraber bir şeyler üretebilecek uyumu yakaladıysan ortaya çok acayip bir şey çıkıyor. İlginç oluyorsun böyle. Ne güzel şey o ilginçlik.

*Bu haftayı iki tavsiyeyle kapatıyorum.

Bu yazı üzerine ne desem bilemiyorum. Dili, içeriği zaten şahane. Hem anlattıklarının hem de anlatanın zaten bende yeri ayrı. O yüzden sadece tıklayıp okuyun, başka diyecek şeyim yok.

İkincisi ise komple bir blog. Sahibi Koray Löker. Kendisiyle toplamda bir kere ve kısa bir şekilde yüzyüze görüşmüş olsak da yazdıklarıyla ve internetten kurduğumuz iletişimle kendisini oldukça sevdirdi. Anlattığı konuları daima şahane anlatıyor. Hatta çoğu zaman alakamın pek olmadığı konularda bile yazdıklarını okutabiliyor. Buradan bloguna gidebilirsiniz.

*Son olarak gecikmiş de olsa bir teşekkür etmem lazım Siren Yayınları’na. Bloglarında yayınladıkları bir kitap üzerine yazdıkları yazıda steampunk konusu geçince tavsiye olarak benim Steampunk 101 yazımı vermişler. Yazıma bu sayede ayrı bir anlam da katmış oldular, tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum kendilerine. Bloglarındaki yazıya ulaşmak için buraya tıklıyoruz.

*Bu cumaya da her telden gezerek postamızı koyduğumuza göre bağlantıyı kesebiliriz.