Televizyona Çıktım (ama İsveç’te)

Aktivismens Tid screenshot of Ahmet A. Sabancı

(For English, click here.)

Evet, böyle bir şey de oldu.

Geçtiğimiz bahar (tam çekim tarihleri 30-31 Mart) İsveç’ten Sara ve Tigran gelip “Biz dünyadaki aktivistlerle ilgili bir belgesel serisi yapmak istiyoruz ve bir bölümünü Türkiye’den birisine ayırmak istiyoruz. Kim olduğundan, neler yaptığından, bazı konulardaki görüşlerinden konuşacağız. Katılmak ister misin?” dediler. Ben de “Peki, bir deneyelim de görelim bakalım ne olacak.” dedim. Yukarıda ekran görüntüsünü gördüğünüz 14 dakika oldu.

Neler yaptığımdan, temel konulardaki fikirlerime kadar birçok şey anlattım. Çekimleri birçok farklı yerde gerçekleştirdik. Ve hatta üniversitede bir mini eğitim bile yaptım, ki olabilecek en komik ‘cryptoparty’msilerden birisi olmuştu. Genel olarak çok memnun kaldım ve sevdim sonucunda ortaya çıkanı.

Eğer izlerseniz yorumlarınızı duymayı çok isterim. Söylediklerimle, yaptıklarımla ve hatta tipimle ilgili yorumlara bile açığım :)

Video maalesef embed edilemiyor, o yüzden yukarıdaki fotoğrafa ya da alttaki linke tıklayarak gidebilirsiniz. Belki ilerleyen günlerde benim olduğum kısımları alıp Youtube ya da benzeri bir yere yükleyerek de paylaşırım.

Aktivismens tid: Kunskapen – UR.se

The Week of Internet and Its Politics (or Where I’m This Week)

internet-ungovernance-forum

After a kinda lazy summer, September begins so fast and busy. The week begins tomorrow (September 1st) comes with lots of events, meetings and surprises. It’s mostly because of Internet Governance Forum 2014 will be held in Istanbul this week.

So, what am I going to do this week? Other than my personal jobs and non-public events, here’s my programme:

  • At September 1st, APC, Tactical Tech and World Wide Web Foundation going to make an event called Disco-tech. This event will focus on censorship and circumvention tactics and I’m going to give a speech at there. You can find details about this event here.
  • At September 2nd, 3rd and morning of 4th, I will be at IGF. I’ll mostly wander around, visit booths and look for people to meet and talk. But also I’ll join couple of panels at there.
  • First one is The Freedom Online Coalition Open Forum – Protecting Human Rights Online at September 3rd, 16:30. I’ll focus on situation in Turkey and talk about it. It’s an open forum, so feel free to visit.
  • Second one is Crowdsourcing a Magna Carta for ‘The Web We Want’ at September 4th, 11:00, which is organized by Web We Want. I hope this will be a very productive panel.
  • After finishing the panel at September 4th, I’ll leave IGF and go to our event, Internet Ungovernance Forum. This event is the main reason why I am so excited about this week. There will be lots of amazing panel, workshop; a lot of beautiful, smart and great people will visit and there are some surprises. Hoping that I (and we) will meet and connect with lots of people. So if you’re interested about what you saw on the website or I’m doing, you should come to IUF.

So, this is the calendar. If you’ll be one (or all) of these, feel free to say hello. I really want to meet and chat everyone I can. Also you can follow me on Twitter to see where I’m on specific time.

Even though I am not very optimist about the IGF itself, other events and people coming here makes me think that we will finish this week feeling happy and hopeful.

Oyunlarda Ölümü Deneyimlemek?

Uzun zamandır üniversite ve başka işlerle meşgul olduğumdan dolayı birçok şeyi aksatıyor ya da eski aktifliğimde yapamıyordum. Bunlardan en çok içimi kemiren de Faux Play’de yazamamaktı. Şimdi yavaş yavaş yüklerimi hafifletmeye başlayınca, ilk işim Faux Play’in en taze dosyasına bir yazı yazmak oldu. Umarım 13 Mayısta bitirme tezimi teslim edip savunmamı yaptıktan sonra daha da rahatlayacağım ve bol bol oyunlar hakkında yazacağım.

“Oyun ve Ölüm” konulu bu dosyaya benim katkım, ölümün deneyimlenmesi üzerine düşünen ve fiziksel dünyadaki ölümle oyunlardaki ölümler arasında bir ilişki kurmayı deneyen bir yazıyla oldu. Her zamanki gibi dosyadaki her yazı ayrı bir güzel, mutlaka hepsini okuyun.

Oyunlarda ölümü düşündükçe gerçek hayattaki veya felsefedeki ölümle aslında ne kadar da ters düştüğünü fark etmemek elde değil. Oyunlarda ölüm genellikle bir yeniden başlamayı veya kaybetmeyi işaret eder. Oyunlarda asıl amaç ölmeden sonuna kadar gelebilmeyi başarmaktır ya da ölmeden gidebildiğin kadar ileri gitmek. Ancak gerçek hayatı düşündüğümüzde ölüm tam tersine asıl sona varma olarak düşünülebilir. Çok kaba bir düşünce olarak görünebilir ama gerçek hayatı oyun olarak düşünürsek, oyunu bitirmek için ölmek gerekir.

Heidegger bunu felsefede en ilginç şekilde ortaya koyanlardan birisi. O, ölümün “yaşanamaz” bir şey olduğunu ve aslında hepimizin ölüme gitmek için ilerlediğimizi açık bir şekilde anlatıyor. Onun için ölüm kötü bir şey değil, ölümden kaçınmamız ya da ölümü ertelemeye çalışmamız anlamsız bir tavır. Onun yerine sadece bize ait olacak olan bu deneyime hazırlanmak ve onu içselleştirmek asıl yapılması gereken şey.

Gerçek Hayatta Oyunu Bitirmek İçin Ölmek Gerekir, Peki Ya Oyunlarda? – Ölüm Ve Oyun | FauxPlayDosya

“Geçit” Öyküm Kayıp Rıhtım Siberpunk Seçkisinde

Kayıp Rıhtım’ın her ay düzenlediği öykü seçkisinin elli sekizinci ayında konu “Siberpunk” olarak seçilmişti. Her ay farklı bir konu başlığıyla, oldukça güzel öykülere ulaşmamızı sağlayan Kayıp Rıhtım, bu ay da çok güzel öyküleri bir araya getirmiş. Bu ayın tanıtım yazısı şu şekilde:

Ya ikinci dünya savaşı hiç bitmeseydi? Petrol olmasaydı ve balinalar, yakıt üretmek için yapay tanklarda çoğaltılsaydı? Su buharı dünyaya egemen olmaya devam etseydi? İnsanlar yüzyıllar boyunca yaşamanın yolunu bulsalardı? Bizler sonuçlarını düşünmesek de punk akımlarının temellerini atan Alfred Bester, Jules Verne ve William Gibson gibi birçok yazar uzun yıllar boyunca bu soruların dünyaya nasıl şekil vereceğini düşündü. Böylece Cyberpunk, Steampunk ve Biopunk akımları hatırı sayılır bir kitle oluşturmayı başardılar. Özgürlük ve ahlakı hedefleyen ancak bunların sonuçlarını da gayet iyi yansıtan Punk akımı, METUCON işbirliği ile bu ayki seçkinin de teması oldu.

Bu ayın seçkisinde benim de Geçit isimli öyküm yer alıyor. Başlangıçta tek başına bir öykü olarak düşünmüştüm ama okudukça acaba devam edip bir novellaya çevirsem mi diye de düşünüyorum.

Bu ayın derleme duyurusu burada. Benim öyküm de burada.

Öyküyle ilgili yorumlarınızı duymak isterim.

Bobs 2014 Oylamaları Başladı! / Bobs 2014 Ballot Box is Opened!

the_Bobs_1024

Bobs – Best of Online Activism, bu yıl onuncusu düzenlenen ve online aktivizmi temeline alan dünyanın en büyük sosyal medya yarışmalarından birisi. Birçok farklı dilden adayların katılabildiği bu yarışmaya geçtiğimiz yıldan bu yana Türkçe adaylar da dahil olabiliyor. Jürilerin belirlediği kategori finalistleri tüm internetin katılabileceği şekilde oylamaya açılıyor ve oylama sonucunda da birinciler belirleniyor.

Bu yılın ise benim için kesinlikle ayrı bir önemi var. Çünkü “En İyi Blog” kategorisinde Siberuzay Aylağının Günlüğü isimli blogumla (ki şu an oradasınız :) finalistler arasına girdim. Başlangıçta tamamen kendimce notlar almak ve insanlara yardım etmek için kurduğum bu sitenin böyle bir noktaya geldiğini görmek beni gerçekten çok mutlu ediyor. Elbette burayı takip eden, beni destekleyen herkesin de bunda payı var.

Finallerden birinci olarak çıkabilir miyim emin değilim, çünkü The Intercept, Euromaydan gibi çok güzel sitelerle aynı kategorideyim. Ancak orada olmak bile bu siteyle iyi bir şeyler yapabildiğimi görmemi sağladı. Eğer beni desteklemek isterseniz aşağıdaki görsele tıklayarak oy verebileceğiniz siteye gidebilirsiniz.

Bir çok farklı dalda da tanıdığım ya da takip ettiğim güzel insanlar aday olarak yer alıyor. Kem Gözlere Şiş, Mülksüzleştirme, Yüksekova Haber bunlardan bazıları. Ayrıca Halkın Seçimi – Türkçe bölümü de mevcut. Kimseye haksızlık yapmak istemediğimden özellikle şuna oy verin demek istemiyorum çünkü hepsi o oyları hakediyor, bu yüzden seçim sizin.

03_Bobs2014_cms_1024x576


Bobs 2014 finalists are announced and public voting is opened. Bobs – Best of Online Activism, one of the biggest social media competition focused on online activism, hits its 10th year. Bobs accepting activist from 14 different languages and Turkish is one of them since last year.

But this year has a different meaning for me. My blog Siberuzay Aylağının Günlüğü (Diary of Cyberspace Vagabond) has made the shortlist of this years “Best Blogs”. I started writing to this blog just to take some notes and help people when I can but it turned into something bigger. It still amazes me and I’m still not sure how to feel or act. :)

If you’re not sure what this blog is about (because it’s mostly written in Turkish) you can read what Bobs jury said about it:

Ahmet A. Sabancı is a blogger who specializes in issues of cyberculture. He has been explaining the technical aspects of web censorship and digital surveillance to the Turkish public. He provides substantive information about developments outside Turkey, including the NSA PRISM scandal, in order to inform the public back in Turkey. His detailed knowledge of his subjects helps him boil down complicated issues into terms that are readily understood by the wider public.

I really don’t know what to say about that. So, it’ll be better for me if I stop here. If you want to support me on Bobs 2014 you can click the picture below and go to Bobs’ website. Also some of my friends and websites I follow are in finals too. I want to congratulate all of them and I hope they’ll win.

03_Bobs2014_cms_1024x576

“İnternetin Yıkıcılığı Üzerine, Tekel Medya ve Büyük Veri Savaşı” [Koç Üniversitesi Bilişim Günleri]

Koç Üniversitesi 4. Bilişim Günleri

Bununla ilgili daha erken duyuru yapabilmeyi isterdim ancak hem seçimlerin tüm haftasonu gündemini ele geçirmiş olması hem de etkinliğin web sitesinin açılmasının gecikmesinden dolayı ancak bugün duyurabiliyorum.

Koç Üniversitesi Bilişim Kulübü’nün düzenlediği ve bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen Bilişim Günleri’nin bu yıl başlığı “İnternetin Görünmeyen Yüzü”. Her gün farklı bir etkinliğin gerçekleştirileceği bu günler bugün başlıyor.

İlk günün panelinin başlığı “İnternetin Yıkıcılığı Üzerine, Tekel Medya ve Büyük Veri Savaşı”. Konuşmacılarsa Ali Rıza Keleş, Ebru Yetişkin ve ben (Ahmet A. Sabancı). Bu panelde günümüzde internetin ve teknolojinin geldiği konumu, bunun sosyal ve politik etkilerini, yakın ve uzak gelecekte bizi bekleyen şeyleri ve bunlarla dair nasıl bir yaklaşım sergilememiz gerektiği gibi konuları konuşacağız. Yani daha geniş ve artık bana göre konuşmaya ihtiyacımız olan konuları konuşmak ve bununla ilgili katılan herkesle beraber bir tartışma ortamı yaratmak istiyoruz.

Panel bugün (31 Mart 2014) saat 18:30’da Koç Üniversitesi’nde. Gelebilecek herkesi bekliyoruz, herhangi bir kayıt yaptırmaya gerek yok.

Bununla birlikte Bilişim Günleri’nin diğer etkinliklerini de kaçırmamanızı tavsiye ederim. Hepsi konusunda gerçekten bana göre uzman kişilerin katılımıyla gerçekleşecek önemli etkinlikler ve bu konularla ilgileniyorsanız katılmanızın size büyük katkısı olur.

Etkinliğin web sitesine buradan ulaşabilirsiniz. Tasarımı çok güzel olmuş, bunun için de Bilişim Kulübü’ndeki arkadaşlara teşekkür ederim (yukarıdaki görsel siteden alıntıdır).

Notlar [28.02.2014]

*18 Şubat’ta Pangea Kültür’de “Hacktivizm ve Hacker Kültürü” isimli bir ders vermiştim. Oldukça keyifli geçen bir ders oldu ve katılan herkes için de fazlasıyla verimli geçtiğini düşünüyorum. Böyle bir imkanı sağladıkları için Pangea Kültür’e teşekkür ederim.

Dersin kaydı maalesef alınamadı ama keynotelarımı derlediğim bir sunum dosyasını buradan görebilir ve indirebilirsiniz. Herhangi bir şekilde sunumla ilgili konuşmak veya sormak istediğiniz bir şeyler olursa da benimle iletişime geçebilirsiniz.

*Düzenli olarak yazmama rağmen çok fazla duyurusunu yapamadığımı düşündüğüm bir yeri de Notlar’da haber vermek istiyorum tekrar. Geekyapar! isimli portalın kanallarından birisi olan Faux Play’in düzenli yazarlarından birisiyim ve en kötü ihtimalle iki haftada bir oyunlar ve geek kültürü üzerine yazılarım yayınlanıyor orada. En son yazım oyunlar ve aşk üzerineydi. Şu ana kadar yazdıklarımın tamamına da buradan ulaşabilirsiniz.

*Geçtiğimiz hafta Dicle Haber Ajansı’na yeni internet yasası ve olası sonuçları üzerine bir röportaj verdim. Henüz ajansın sitesi şifreli olduğu için oradan okunamıyor (yakın zamanda şifreleri kaldıracaklarını ilettiler) ancak buradan röportaj metnine ulaşmanız mümkün.

*Geçenlerde 5 Posta‘nın yazdığı tweetlerden sansür üzerine güzel, zihin açıcı bir Storify yapmıştım. Eğer görmediyseniz onu da şurada okuyabilirsiniz.

*Bir süredir hem felsefe hem de kurgu çalışmalarımı boşladım ve yeterince çalışamadım. Bunun sebebini tam olarak söylemem mümkün değil ama bundan sonra öncelikli olarak bu ikisine yoğunlaşacağımı ve sizlerin de sık sık benim klavyemden bu konularda çıkan şeyleri göreceğinizi söylemem mümkün. Özellikle bitirme teziyle ilgili çalışmalarıma ciddi bir şekilde yoğunlaşacağım ve bu konuda bolca materyal üreteceğim bir döneme giriyorum. Bu konuda blogu da kullanmayı ve sizlerle bu konularda konuşmayı da planlıyorum. Kurgu konusundaki üretimlerimi de bir süredir sakin kalan Mesnetsiz‘de görebileceksiniz.

*Son olarak ufak bir duyuru. The Bobs 2014 ödülleri için aday gösterme süreci 5 Mart’a kadar devam ediyor. Kendi adaylarınızı buradan iletebiliyorsunuz. Beni de aday gösterebilirsiniz. Eğer beni aday olarak iletenlerdenseniz çok teşekkür ederim :)