Categories
Makaleler | Articles

Barış Mı Diyorduk?

(1. Güncelleme: 23.10.2011 – 17:30 — Van Depremi sebebiyle ortaya dökülen şerefsizler)

(2. Güncelleme: 24.10.2011 – 01:17— Van Depremi (devam) + Bir Dipnot)

Yine “Türklüğün” kabardığı, tavan yaptığı, her yerde insanların ağzından kanlar saçmaya başladığı bir dönemdeyiz. Buna rağmen hala barıştan bahsetmeye çalışılıyor olması ise gerçekten takdire şayan. Ama benim kafamda o kadar çok soru işareti var ki.

Cumhuriyet tarihi boyunca katliam tarihi var, kanla dolu bir tarih var ve nedense barıştan bahsedenler hala kanı dökülenler. Ve buna rağmen vahşilikte zerre azalma görülmüyor. Artık yazmaya bile gücüm, midem kalmadı bunlar hakkında. Sadece bir soru soracağım şimdi sizlere;

Aşağıya yaptığım alıntılara, screenshotlara, fotolara bir bakın ve bana cevap verin; Bunlarla mı barış? (Sadece ufak bir derleme yaptım, daha falzası için Facebook/Twitter listenize, haber sitelerine oradaki yorumlara ya da sokaklara bakabilirsiniz.)

 

EkranGoruntusu 2011 10 19 224609

Vergi vermezsin yard%C4%B1m al%C4%B1rs%C4%B1n.Elektrik paras%C4%B1... Sado Yasutora %E3%83%A1%E3%83%BC%E3%83%A1%E3%83%83%E3%83%88 FriendFeed 2011 10 19 16 26 36

wu huu

file

IMG 20111019 203437

mallar

van11 Screen shot 2011 10 23 at 3.50.18 PMscreenshot3screenshot2screenshot1filScreenshot 51Screenshotmalup

 fdfdfdp2dp

 “Olayın büyüklüğü ve yarattığı yankı nedeniyle bütün gazeteler manşetlerini söz konusu olaya ayırdı. Hürriyet, Milliyet ve Radikal gazeteleri olayı bir birinden farklı manşetlerle duyurmayı tercih etti. Hürriyet gazetesi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “intikam” sözlerini “İntikamımız büyük olacak” sözleriyle verirken, Milliyet gazetesi olayın detaylarını, “9 ayrı noktadan saldırdılar” başlığı ile verdi. Bir süre önce attığı manşet nedeniyle yazarlarını bile “Ortadoğu’dan farkımız kalmadı” sözleriyle eleştirilen Radikal gazetesi ise, olayı daha nötr bir manşetle, “Bu acı hepimizin” diye verdi. Daha önce KCK operasyonun bin 400 kişilik liste yayınlayan ve Kürt hareketine karşı son derece provokatif yazılar yazan Fatih Altaylı’nın Haber Türk gazetesi ise, saldırıyı “alçaklık” diye isimlendirirken, “Yıkılmadık” manşetiyle olayı verdi.

Yaklaşık bir haftadır, “Çukurca’da “PKK’nin efsane kampı yerle bir oldu, PKK sersemledi, bir daha toparlamaz, PKK şokta” başlıklarıyla ortamı provoke eden bazı basın yayın organları ise, yine Kürt hareketine hakaret etmeyi tercih etti. “Alçaklığın zirvesi” manşeti ile çıkan Star gazetesinin köşe yazarları da, Kürt sorununun ağırlığını ve yarattığı tahribatları bir tarafa bırakarak, yeniden olayda “derin izler, taşeronluk” gibi çökmüş tezler üretmeye başladı.

Kürt hareketine yönelik en provokatif haberlere imza atan Yeni Akit gazetesi ise, olayı yeni anayasa ile bağlantılandırarak, “Şeytanlar kudurdu” manşeti ile verdi. Gazete, olayı da “PKK’nin Ergenekon kanadı yaptı” sözleriyle hemen aydınlattı! Olayı, “Sınırsız acı” manşeti ile veren Yeni Şafak gazetesinin, bir süre önce “Karayılan yakalanıp serbest bırakıldı” haberini yazan Abdulkadir Selvi isimli yazarı olaydan 85 gündür avukatlarıyla görüştürülmeyen PKK Abdullah Öcalan’ı sorumlu tutan bir yazı kaleme aldı. Selvi, uzun süredir kimseyle görüştürülmeyen Öcalan’ı, “Kardeşiyle yaptığı görüşmede, ‘Kandil gereğini yerine getirsin’ sözleriyle talimat verdi” sözleriyle yeniden hedef gösterdi.

Şok gazetesi, “Ölmek var bitirmeden dönmek yok” manşetini tercih ederken, Ortadoğu, Aydınlık gibi milliyetçi gazeteler de “Türk milletinin kara günü, AKP Türkiye’mizi savunmasız bıraktı” manşetlerini attı. Cumhuriyet gazetesi, “Acı, Öfke, İsyan” başlığını kullandı.” (http://www.yuksekovahaber.com/haber/gazeteler-olayi-nasil-gordu-60123.htm)

https://twitter.com/#!/search/%23operasyondegilkatliam

https://twitter.com/#!/search/%22Bordo%20Bereliler%22

https://twitter.com/#!/search/%23PazarGunuKadikoySimsiyah

http://imgur.com/a/wzCDc#

http://videonuz.ensonhaber.com/izle/duygu-canbas-tan-deprem-gafi

http://twitpic.com/74todj

http://ge.tt/#!/9wLG289

http://www.facebook.com/event.php?eid=278097375564272

http://cukkaaa.blogspot.com/2011/10/94-oy-ile-bdpyi-secen-vann-6-lk-ksmna.html

http://www.youtube.com/watch?v=9Z1voAyIhto

Daha fazlasını artık benim midem kaldırmadı, yoksa koyacağım arşivlik çok malzeme vardı elimde. Ayrıca politikacıların artık klişeleşen laflarını da boşa yer kaplamamaları için almadım, zaten ezberledik hepsini. Tekrar bir sorayım bari; Barış diyorduk di mi?

2. EDITLE NOT: Normalde bu derlemeyi deprem öncesinde hazırlamıştım ve daha kısıtlı bir noktada duruyordu durum. Ancak şu anki durumda artık sadece barış durumundan şüphelenmekle kalmadım, insanlığa olan inancıma dair de son kalıntıları kaybettim. Böylesine kan bürümüş, böylesine hastalıklı, böylesine insanı yaşadığı topraklarda korkuya sürükleyen bir histeri halinin nasıl ortaya çıkabileceğine akıl erdiremiyorum. Şu an gerçekten dilim tutulmuş, yazacak hiçbir şeyim kalmamış durumdayım. Ne desem boş, gerçekten.

Categories
Duyurular | Announcements Makaleler | Articles

ŞİKAYET VAR!

Bu bir şikayettir.

Evet kendimi ve kişisel web sitem belapresente.com’u şikayet ediyorum. Anladığım kadarıyla son zamanlarda sansür işleri fazla yoğun olduğundan benim sitemi gözden kaçırmışsınız. Özellikle son sansürlenenlere ve sansürlenmek istenenlere bakınca kesinlikle emin oldum, benim sitemin de kapatılması lazım.

Çocukları korumak isteyen abiler, ablalar; interneti temiz tutmak isteyen kurum ve kuruluşlar sözüm sizlere! Benden ve benim sitemden kurtarın toplumu. Yoksa çok ağır bir şekilde ahlaklarını bozacağım, onların hassas duygularıyla oynayacağım, vatanına milletine saygısız gençlerin yetişmesine neden olacağım. Bu işin sonu kötü, yazdıklarım yüzünden sapık, katil, uyuşturucu-alkol bağımlısı gençler yetişebilir, örf ve adetleriniz yıkılabilir, hatta ülke bile bölünebilir.

tumblr ld4kjmZ8aa1qbqtb0o1 500İsterseniz biraz daha inandırıcı olabilmek için sebepler de sunabilirim; en başında kitabını toplatmak için büyük çaba sarfettiğiniz William S. Burroughs’u kendime hoca olarak görüyorum. Yani bu demek oluyor ki onun yaptıkları benim için hep iyi şeyler, yani o zararlı şeyleri de onaylıyorum ve seviyorum. Ayrıca yine onun mensubu olduğu edebiyat akımını -ki hep cinsellikten, uyuşturucudan, aykırılıktan, özgürlükten vs. bahseden bir grup serseridir bunlar- delicesine okuyor ve inceliyorum. Düşünün artık halimi. Bu arada Palahniuk’un Ölüm Pornosu kitabını da çok sevmiştim bunu da kaçırmayın gözünüzden.

Hem türk örf-adetleriyle, onun ahlakıyla da hiç aram yoktur, hiç de sevmem onları. Onlara göre de yaşamayı hiç beceremedim. Yani sizin çizdiğiniz o ahlaksız, terbiyesiz profiline çok fazla uyuyorum. Ben olsam buradan sonrasını bile okumadan kapatırdım bu siteyi. Hem hayatın ve türkiyede yaşamanın ne kadar zor ve sabır gerektiren bişey olduğunu söyleyerek insanları, gençleri alkole, intihara da yönlendiriyor olabilirim, bundan pek emin değilim ama olabilir.

Ayrıca cinsellik konusunda da öyle terbiyeli biri sayılmam, hiç umrumda olmaz müstehcenlik vs. Özgür cinselliğin iyi ve insan için gerekli birşey olduğunu düşünürüm, açık açık da söyler ve yaşarım. Hatta utanmadan propagandasını da yaparım. Türk aile yapısı hiç mi hiç sevmez beni o yüzden. Bende kendisi çok sevmem, o yüzden benim açımdan bir sorun yok ama sizin için büyük bir dert diye biliyorum bunu.

Başka ne var acaba… Ha o sizin korumayı çok sevdiğiniz ar ve haya duygularınızı incitmekten inanılmaz bir zevk alıyorum mesela. Gördüğüm yerde kafasına kafasına, hayalarına hayalarına vuruyorum ki iyice acısın istiyorum. O acıdıkça, o incindikçe ben zevk alıyorum, daha da incitesim geliyor. Öyle böyle değil yani bağımlılık yaptı bende, anlatsam inanmazsınız. Herkesin ar ve hayalarını incitesim geliyor.

Özet ve sonuç kısmına gelecek olursak;

Terbiyesizim, ahlaksızım, sizin ahlağınızı yada diğer duygularınızı umursamıyorum, umursamayacağım. Ve farklı olanların hayatına müdahele etmeye bu kadar meraklı oluşunuzdan da nefret edip size inat, o istediğiniz hayatı asla kabul etmeyeceğim, etmeyeceğiz. Benim hayatıma her müdahele etmeye kalktığınızda da buna karşı duracağım. Çünkü bu TC’nin değil, benim hayatım.

Gerekeni yapmak istiyorsanız yapabilirsiniz, benden bu kadar.

Categories
Not Defteri | Notebook

Bana Ordan Bol Acılı İleri Demokrasi Yap Usta!..

İleri demokrasimizin gün geçtikçe güzel işler yaptığını görmekten herkes gibi bende çok mutlu oluyorum. Ülkenin bölünmemesi, kutsal iktidarın sarsılmaması için gösterilen inanılmaz çaba, herkesin gece gündüz buna çalışıyor olması elbette herkes gibi beni de mutlu ediyor. Ancak tüm bu çabaların yetersiz kaldığını düşünüyorum. Bu yüzden demokrasinin daha da ileri gitmesi ve tüm dünyaya parmak ısırtacak bir ülke olmak için kendimce bazı öneri listeleri hazırladım ve sizlerle de paylaşmak istiyorum bunları. Belki kutsal iktidarımızın hoşuna gider de uzun yıllar boyunca yararlanırlar bunlardan.

  • En başta iktidarı yıkmaya çalışan, onun altından kuyu kazan kitaplar ve yazarlar son zamanlarda ortalıkta çok görünmeye başladı. Bunun önünü kesmemiz lazım. Bu yüzden de kültür bakanlığı ek bir ekip kurup, tüm yayınevlerine en az ikişer çalışan yollamalı. Bu görevliler yayına hazırlanan, incelemede olan hatta yayınevine tavsiye için yollanan tüm taslakları yayınevlerinden önce gözden geçirmeli ve ondan sonra yayınevindeki editör ve çalışanlara ulaştırmalı. Bu sayede kazara bile olsa tehlikeli bir kitabın basılmasının önüne rahatlıkla geçilmiş olacaktır diye umuyorum.
  • Gazeteler ve dergiler için de benzer bir çalışma gerektiğini düşünüyorum. Bunun için her gazete ve dergi editörünün yanına devletin yetiştirdiği kalifiye bir eleman verilmeli ve onunla birlikte tüm dergi, gazeteyi kontrol etmeli. Gerekirse bu incelemeler alınacak reklamlara, ilanlara kadar genişletilmeli. Bu sayede halkın bilinçaltına en ufak bir mesajın bile sızmasının önüne geçilmiş olur. Ayrıca bu elemanların hepsinde üstün yetkiler bulunmalı ve gerektiği durumda kendilerine maksimum yetki tanınmalı. Bu sayede mahkemelerden her seferinde özel izinler için uğraşılmamış olur ve yargıyı boşa meşgul etmemiş oluruz.
  • Tabii sadece iş basım aşamasında bitmiyor, yılanın başını küçükken ezmemiz lazım. bu yüzden tüm yazar, araştırmacı arkadaşlara özel bilgisayarlar hediye etmeliyiz. Bu bilgisayarlara ekleyeceğimiz ufak bir programla hem yazdıkları tüm kelimelerden haberimiz olur, hem de belli başlı yasaklı kelimeleri yazmalarını baştan engelleyebiliriz. Belirli harf kombinasyonlarının bir araya gelmesi durumunda bilgisayarın kendini kilitlemesi sağlanabilir mesela. Bu bilgisayarları da bir şekilde her yazarın almasını sağlamalıyız ki gözümüzden hiçbirşey kaçmasın.
  • Bilgisayarla arası olmayan yazarlar için henüz aklıma birşey gelmedi ancak onun için de önceki maddelerdeki çözümlerimizin yeterli olacağını düşünüyorum. Yine de bununla ayrıca ilgilenmemiz gerekebilir ileride.
  • Fahrenheit 451 kitabının verdiği fikirle, itfaiyelerden özel bir ekip kurup şu ana kadar ortalığa salınan tehlikeli kitapları da temizlemek iyi bir çözüm olabilir. Sonunda hepimiz Goebbels’in, Kenan Evren’in torunlarıyız. Bize yakışan da budur tabii ki.
  • Durumun normalleştirilmesi için de yazarlara ve yayıncılara bazı teşvikler sağlanabilir. Mesela her ay duruma en güzel uyum sağlayan yayınevleri ve yazarlara özel teşvikler ve ödüller verilebilir. Bu sayede hem sorun çıkarmamış olurlar hem de yazarlıktan yayıncılıktan para kazanılmaş klişesini yıkarak daha fazla insanın yazmasını sağlayabiliriz. Bu da entellektüel bir ülke imajı çizmemize çok büyük bir yardım sağlar.

Şimdilik başlıca aklıma gelenler bunlar oldu. Bu konular üzerinde daha sıkı çalışmalar yaparak gerçekten de gelişmiş bir faşiz– pardon demokrasi kurmamız mümkün. Ve eminim ki bunları başarıyla tamamlarsak dünya bize hayranlıkla bakacak ve birçok lider tavsiyelerimi aynen uygulamak isteyecektir. Bu da benim sadece vatanıma değil, tüm insanlığa büyük bir hizmetim olarak tarihteki yerini alacaktır. Bittabi adımın Goebbels’le eş tutulacak olmasını da düşündükçe içim içime sığmıyor.

God Save The King! and His Ultra Democratic(!) Regime!