Categories
Ahmet Nerede | Where's Ahmet İnternet Notları | Notes From Internet Not Defteri | Notebook Rehberler | Guides Röportajlar | Interviews Türkçe

WhatsApp, Güvenli Mesajlaşma ve Gizlilik

Geçtiğimiz birkaç gün içerisinde WhatsApp’ın kullanıcılarına gönderdiği yeni sözleşme değişikliği bildirimi ile mesajlaşma uygulamalarının güvenliği, internetteki veri gizliliğimiz ve daha birçok konu beklediğimden çok daha canlı bir şekilde ülkemizde gündem hâline geldi. Elbette bu durum birtakım yanlış bilgilerin ve yanlış anlaşılmaların da yayılmasına neden oldu. Yine de genel olarak Internette ne kadar güvende olduğumuz ya da gizliliğimizin nasıl ihlal edilebildiği üzerine konuşmaya, buna dair bir şeyler yapmaya başladık.

Konuya dair Twitter’da yazdıklarım büyük ilgi topladı ve farklı platformlarda da konuyla ilgili görüşlerime başvuruldu. Bunları herkesin istediği zaman erişebileceği bir arşive dönüştürmenin iyi olacağını düşündüm. Bu sayede Twitter’da yazdıklarımı başka yerlerde daha kolay bir şekilde paylaşabilirsiniz.

Yeni gelişmeler oldukça burayı güncelleyeceğim. O yüzden konuyu merak ediyorsanız arada bir burayı ziyaret edebilirsiniz.


Uygulamaların Arasındaki Güvenlik Farkı

WhatsApp gizlilik sözleşmesi değişikliğinden sonra tekrar mesajlaşma uygulamalarını tartışmaya başladık. Ama ortalıkta çok fazla yanlış bilgi ve kötü tavsiye var. O yüzden bu thread ile olabildiğince hepsini temizlemeye çalışacağım.

Önce bir üçlü kıyas yapalım. Linkteki görseller Signal, WhatsApp ve Telegram’ın gizlilik konusundaki seviyesini özetliyor. Bariz bir şekilde Signal daha iyi.

Telegram’la ilgili çok fazla yanlış bilgi var. Örneğin kendilerini Rusya’ya kafa tutuyor gibi göstermeyi çok seviyorlar ama bu haberi asla konuşmazlar. Ya da Rusya’nın Telegram yasağını durduk yere kaldırmaya nasıl ikna olduğunu. (Telegram’a dair çekincelerimi biraz daha detaylı olarak buradaki tweetlerde anlattım.)

Hepsini geçtim güvenlik anlamında Signal ile hiçbir şekilde karşılaştırılamayacak kadar kötü durumda. Uçtan uca şifreleme gizli sohbet dışında yok ve tüm konuşmalarınızın yedeği sunucularında var. Üstelik şifreleme için kullandıkları yolun ne kadar güvenli olduğu da şüpheli. WhatsApp bile bu sözleşme değişimine rağmen Signal’in şifreleme protokolünü kullanıyor ve en azından görüşmelerinizi uçtan uca şifrelemeye devam ediyor. Ama bu değişimi bir süredir bekliyordum zaten. Facebook sadece parayı düşündüğü için satın alma sonrası kaçınılmazdı. (Sözleşme değişikliğine ve bunu neden yaptıklarına dair ek bilgileri burada bulabilirsiniz.)

Signal ise her anlamda maksimum güvenlik ve gizlilik odaklı tasarlanıyor ve buna rağmen her özelliğe sahip. Bilgisayardan video görüşme bile yapabiliyorsunuz. Üstelik size dair hiçbir şey bilmiyor ve veri toplamıyor. Signal protokolü, şifreleme sistemi, her açıdan düzenli olarak test edilen ve endüstri standardı hâline gelen bir protokol. Güvenliği ve gizliliğe verdiği önemi tartışmaya açmaya bile gerek yok. Şu anda en iyisi bu.

Tüm bu örnekler varken Telegram daha güvenli veya iyi demenin akıl alır bir yanı yok. iMessage bile her şeyi uçtan uca şifrelerken Telegram gibi bunu yapmamakta ısrar eden bir uygulamayı tercih etmenin de anlamı yok.

WhatsApp her ne kadar mesajları güvende tutsa da gizlilik konusunda çok kötü bir duruma geldi. Üstelik az kişinin fark ettiği kimi ufak değişiklikler de durumu daha kafa karıştırıcı bir hâle getirdi.

Sonuç olarak eğer daha iyi bir mesajlaşma uygulaması kullanmak istiyorsanız en iyi seçenek Signal. Bu kadar basit. Eğer FB zaten her şeyimi biliyor şifreleme yeter derseniz WhatsApp yine kullanılabilir. Telegram kullanıyorsanız da hiçbir şekilde güvenli değilmiş gibi kabul edin.

Bir görselle özet.

Bu arada Bip konusuna hiç girmedim ama orada durum çok daha kötü. Mesajlarınız için uçtan uca şifreleme veya ek gizlilik özellikleri yok. Üstelik her şeyiniz sunucularında ve parola dışında bir koruma yok. Özetle Bip’i kullanmak için mantıklı hiçbir gerekçe göremiyorum.

Son olarak Teyit ekibinin bu tablosunu ekleyeyim. Çok güzel bir şekilde özetlemişler.


Güvenlik ve Gizlilik Neden Hakkımız?

Bu konu üzerinden özellikle görebildiğim cevaplarda dijital güvenlik algımız ve beklentilerimiz üzerine kimi sıkıntılar olduğunu gördüm. Uzun zamandır bu alanda bir şeyler yapmaya çalışan birisi olarak bu sıkça karşılaştığım sıkıntılara dair birkaç not düşmek istiyorum.

Öncelikle güvenlik ve gizlilik konusunda bir beklentinizin olması sizi potansiyel kötü birisi yapmaz. Aksine, bu her insanın sahip olması gereken normal bir arzudur. Nasıl ki evlerimizde perde, kilit gibi temel şeylerle bir gizlilik sağlıyoruz dijitalde de bunu istemek normal.

Hepimiz artık farkındayız internetin ve kullandığımız cihazların hayatımızın kaçınılmaz bir parçası olduğunun. Pandemi ile bu daha da bariz hâle geldi. Bu büyük tepkinin sebebi de bu aslında. Çünkü birçok insan WhatsApp’ı gizlilik konusunda iyi kabul ediyordu. Bunu küçümsemenin ya da “2016’dan bu yana böyleydi” demenin o yüzden pek de katkısı olacağını düşünmüyorum. Evet doğru ama şu anda karşılaştığımız tepki daha çok insanların önkabulleri ve mevcut kullanım seviyeleri ile alakalı.

10 yıldır dijital güvenlik konusunda yazan, eğitim ve danışmanlık veren birisi olarak öğrendiğim şeylerden birisi de her insanın farklı bir güvenlik ve gizlilik beklentisi veya ihtiyacı olduğu. Bu yaptığı işten yaşadığı yere kadar birçok şeye bağlı olarak değişen bir şey. Bu yüzden de en önem verdiğim şeylerden birisi insanlara ihtiyaçlarına göre bu konuda yardım etmek. Bu yüzden geçtiğimiz aylarda kendi güvenlik ihtiyaçlarınızı anlamanıza yardım edecek bir yöntemi rehber olarak yazmıştım.

Ancak başa dönecek olursak, güvenlik ve gizlilik hepimizin temel seviyede beklediği ve istediği bir şey. Bunu da ancak belirli alışkanlıklarımızı değiştirerek ve daha iyi alternatifleri tercih ederek yaygınlaştırabiliriz.

Bu konudaki algının değişmesi için (özellikle dijitalde) güvenlik ve gizlilik konusunda temel seviyeyi olabildiğince yüksekte tutmamız lazım. Bunun yolu da bu seviyeyi sağlayacak araçların yaygınlaşması. Ne kadar çok kişi Signal kullanırsa o güvenlik seviyesi normalimiz olacak.Tam aksi şekilde ne kadar çok kişi “aman neyi gizliyoruz sanki” diyerek daha az gizlilik sunan alternatiflere yönelirse, o zaman herkes için daha fazla güvenlik ve gizlilik isteyenler azınlık hâline gelip dışlanacak. Yani amacımız toplumsal algıyı değiştirmek olmalı.

Bu yüzden iyisiyle kötüsüyle şu an bu konuları konuşuyor olmamızdan memnunum. Çünkü dijital güvenlik artık hayatımızın mecburi parçalarından birisi ve maalesef internette bu gizlilik haklarımızı ihlal etmek isteyen çok farklı gruplar ve şirketler kol geziyor. Eğer biz bu konuda güçlü bir minimum seviyede ısrarcı olursak ve bunun normalimiz olmasını sağlarsak, daha güvenli ve keyifli bir internet kullanabileceğiz. Kendi verilerimizin nasıl ve ne şekilde kullanılacağına karar verme hakkına sahip olmak da bunun ilk aşaması.

Şu an WhatsApp, Signal, Telegram vb ekseninde konuşuyoruz ama bu tüm interneti kapsayan bir mesele. Uzaktan eğitim, evden çalışma, devlet işlerinin dijitalde yapılması, sağlık verileri gibi birçok konuda temel seviyede bir güvenlik ve gizlilik hakkımız ve normalimiz olmalı.


Konuyla ilgili görüş verdiğim, soruları cevapladığım ve kaynak gösterildiğim yayınlar:

Categories
Linkler | Links Türkçe

Peerio: Yeni Bir Güvenli İletişim Alternatifi

Snowden, internetin nasıl büyük bir saldırı altında olduğunu ve kriptografinin hâlâ işe yaradığını bizlere göstermeye başladığından bu yana ciddi bir değişim sürecinin içine girdik. Bu sürecin en büyük katkılarından birisi de, yeni nesil iletişim uygulamalarının büyük bir kısmının güvenliği ve kriptografiyi ciddiye almaya başlamasıydı. (Whatsapp’ın Textsecure ekibi tarafından yaratılan güvenlik altyapısını kullanmaya başlaması gibi.)

Bu süreç içerisinde kendi adıma büyük bir hayranlıkla takip ettiğim yazılımcılardan birisi Nadim Kobeissi‘ydi. Öncesinde Cryptocat ile tanıdığım Nadim, önce miniLock isimli uygulamasıyla PGP/GPG gibi ortalama bilgisayar kullanıcısının alışmakta ya da günlük hayatına entegre etmekte zorlanacağı dosya şifreleme yöntemlerine güzel ve kullanışlı bir alternatif ortaya koydu. Her ne kadar aktif bir şekilde kullanan kaç kişi olduğunu bilmesem de benim tavsiye edebileceğim sistemlerden birisi.

Geçtiğimiz haftalarda ise yeni bir mesajlaşma sistemiyle karşımıza çıktı Nadim. Peerio adını verdiği bu yazılım, birçok anlamda oldukça kullanışlı ve gelecek vaad eden bir sistem olacağa benziyor. Sadece güzel görünmesi ve kullanmasının hemen herkes için kolay olması değil, kullanıcılarının güvenliğini en büyük önceliklerinden birisi olarak görmesi de Peerio’yu benim için önemli bir proje hâline getiriyor.

Peerio’nun temiz ve kontrolü kolay arayüzünü sadece mesajlaşmak için değil, aynı zamanda güvenli bir şekilde dosya göndermek için de kullanabiliyorsunuz. Bir anlamda Peerio tek başına Gmail gibi bir iletişim yolunu size sağlıyor, hem de daha güvenli bir şekilde.

Peerio’nun (ve Nadim’in tüm projelerinin) sevdiğim bir diğer yanı da her bilgisayar kullanıcısının kullanabileceği bir şekilde bunları sunuyor olması. Mac ve Windows içinde kurabilir veya Chrome app‘i olarak kullanabilirsiniz. Yakında iOS ve Android için de gelecek. Eğer “kodunu görmeden güvenmem” diyorsanız da, kodları GitHub’da mevcut. Ayrıca Peerio tamamen GPL lisanslı.

Eğer denemeye niyetliyseniz benim Peerio kullanıcı adım ahmet, gelip merhaba diyebilirsiniz. Ancak kullanacak herkesin bu uygulamanın hâlâ beta olduğunu ve dikkatli kullanılması gerektiğini (anlamı: Peerio henüz büyük sırlar sızdırmaya hazır değil) unutmamasında fayda var.


Kısmen alakalı bir not düşmek istiyorum burada. Özellikle yazılım camiasında güvenlik söz konusu olduğunda Linux’ta direkt olarak çalışmayan yazılımlara ya da daha genel olarka Linux temelli olmayan hemen her şeye karşı bir önyargı var. Bunun sebebini anlamak mümkün, sonuçta gerçekten ne yaptığını bilen insanlar genellikle dışarıdan paranoyak görünmekte ve haklı olarak birçok şeye ciddi bir şüpheyle yaklaşmakta. Bu yüzden de daha güvenli bilgisayarlar isteyenlere, ortalama kullanıcı için neredeyse imkansız olabilecek şeyler önermekteler. (Bunların bile kimi zaman işe yarayamayacağını Quinn Norton çevirisini yaptığım “Her Şey Bozuk” makalesinde çok güzel anlatmıştı.)

Bunların imkansız olmasının birçok sebebi olabilir: çalışmak için ihtiyaç duydukları şeyleri bu değişikliklerden sonra yapmalarının neredeyse imkansız ya da gerçekten zor olacak olması; kökten alışkanlık değişimlerine ayak uyduramayacak hayatlar sürdürmeleri veya tüm bu programları veya yeni işletim sistemlerini öğrenmelerinin çok zor olması gibi. Böyle insanlara tepeden bakarak ya da onlara başka yol olmadığına dair kıyamet senaryoları yazarak bir yere varılabileceğine de çok inanmıyorum.

Bu yüzden Peerio gibi projeleri ve bunların başarmaya çalıştıkları şeyleri gerçekten önemsiyorum ve elimden geldiğince desteklemeye çalışıyorum. Çünkü insanlara alternatifler sunabilmenin ve onlara her zaman -bir noktaya kadar- yapabilecekleri bir şeyler olduğunu söylemenin, diğer seçeneklerden daha çok faydası olacaktır. Ayrıca herkesin tehdit seviyesi “ölümüne anonimlik” olmayabiliyor.

Bunun yanı sıra karşımızdaki temel sorunun çözümünde sadece daha güvenli yazılımlar kullanmanın ya da hepimizin distopik cyberpunk romanlardan fırlamış hayatlar yaşaması olduğunu da düşünmüyorum. Bunun yerine herkesin de kullanabileceği güvenli yazılımların yanında genel olarak güvenlik, anonimlik ve gözetim konusundaki toplumsal, siyasi ve ekonomik algının değiştirilmesi ve şu an başımıza dert olan kötüye kullanımların herkes tarafından kötü olarak algılanmasını sağlamak için çabalamak gerektiğini düşünüyorum. Diğer türlü ne yaparsak yapalım, toplumun gözündeki paranoyaklar etiketinden kurtulmak tüm gördüklerimize rağmen hâlâ çok zor. Ve Peerio gibi herkesin kullanabileceği yazılımlar, güvenliğin ve gizliliğin herkesin kullanabileceği ve ihtiyaç duyabileceği doğal şeyler olarak görülmesine ciddi katkı sağlıyor. Çünkü ortalama insanın gözünü korkutmayan, günlük hayatlarında kullandıkları birçok şeyden farksız ve onlar kadar rahat.