‘Yazar Hakları’nı Hatırlamak

Son günlerde ABD bilimkurgu camiasında (ve genel olarak tüm yayıncılık dünyasında) önemli bir tartışma sürmekte. Tartışmanın tarafları SFWA (Amerika Bilimkurgu Yazarları Derneği) ve Random House. Tartışmanın konusu hakkında bir şeyler söylemeden önce konudan haberdar olmayanlar için durumu özetleyeyim.

* * *

6 Martta, SFWA’nın yazarları bilinçlendirmek ve onların haklarını korumak amacıyla hazırladığı Writer Beware®’in blogunda Random House’ın dijital yayıncılık yapan alt markalarından Hydra’nın yazarlarından birisine teklif ettiği sözleşme yayınlandı. Sözleşmenin şartları o kadar acımasız ve yazarı umursamaz bir hâldeydi ki hem SFWA hem de SFWA’nın mevcut başkanı John Scalzi buna sert bir tepki gösterdi. Tam bu tepkiler ve sözleşme koşulları tartışılırken, Random House’ın bir başka alt markası olan (ve Hydra gibi dijital merkezli olan) Alibi’nin de aynı (ve kimi noktalarda daha kötü) koşullarda sözleşmeler teklif ettiği ortaya çıktı.

SFWA, Hydra’yı “Qualifying Market”¹ listesinden çıkartma kararı alarak, tavrında ne kadar ciddi olduğunu gösterdi. Random House, bir gün sonra (7 Mart) herkese açık bir mektup yayınladı ve “yeni bir yayıncılık tarzı deniyoruz” diyerek kendisini savunmaya çalıştı. SFWA’dan dün (8 Mart) gelen cevap mektubu, böyle bir savunma denemesinin tavırlarını değiştirmeyeceğini açıkça gösterdi ve SFWA, Random House’u “iş modelini tekrar gözden geçirmeye” çağırdı.

* * *

Peki, ne vardı bu sözleşmelerde yazarları bu kadar öfkelendirecek?

  • Yazara telif ücreti ödenmiyor. Sadece kitabın satışından gelecek kârın paylaşımı söz konusu –ki o da “belirsiz miktardaki masrafların düşürülmesinin” ardından kalan paranın 50/50 yayıneviyle paylaşılması şeklinde.
  • Kitabın yayına hazırlanmasındaki masrafların yazara da paylaştırılması. Yani hem bir yayınevine kitabınızı hazırlaması için veriyorsunuz hem de onlara yayına hazırlamaları için para veriyorsunuz (bu durumda, alacağınız paradan bunun için feragat ediyorsunuz). Üstelik ne kadar vereceğiniz de bilinmiyor.
  • Kitabın tüm telif hakları (her dilde, her baskı türünde, her ülkede ve her zaman) yayınevinin elinde. Ayrıca bir şekilde kitapla ilgili ürünler çıkartılmak istenirse, oyunu yapılmak istenirse, filmi çekilmek istenirse sizin söz hakkınız yok, yayınevi satıyor ve kazanıyor bunlardan. Bundan, sözleşmeyi imzaladıktan sonra, kurtulmanın tek yolu baskının tükenmesi ancak bir e-kitabın baskısının nasıl biteceği meçhul.
  • Kitabın yazarı olarak sadece bir kopya alma hakkınız var. Neyse ki dijital olarak format seçme hakkı tanımışlar. Ondan sonra size lazım olacak her kopyayı satın almanız gerekiyor.
  • Yazdığınız bir sonraki kitabın hakları da otomatik olarak yayınevinde. Eğer onlar beğenmezse başka bir yayınevine götürme şansınız olacak.

Şöyle bir üstten bakınca bile durumun ne kadar kötü olduğunu görmek mümkün. ‘Yazar hakları’ diye bir şey bırakmayan bir sözleşmeye yazarların tepki göstermesinden ve SFWA’nın karşı çıkmasından daha doğal ne olabilirdi ki?

Random House’un bu sözleşmeleri savunma şekli ise -dürüst olmak gerekirse- komik.

“Biz yazarla bir kâr ortaklığı anlaşması yaparak, onlarla bir tür iş ortaklığı kurmaya çalışıyoruz. Yayıncılığa farklı bir model getirmek için çalışıyoruz.”

Kazancın büyük kısmını şirketin alıp yazarı aç bırakmak nasıl bir yenilik getirecek çok merak ediyorum.

SFWA’nın ve yazarların bu konuda tepki göstermesi ve Random House’a tavır alması kesinlikle en doğru hareket olmuş. Her ne kadar Random House bu sözleşmeleri sadece birkaç alt yayınında kullanıyor olsa da, bu “iş modelini” beğenip ileride tüm yayınlarına yayma ihtimalleri söz konusu. Buna ne kadar erken müdahale edilirse o kadar iyi.

* * *

Bu konuyla ilgili yazıları okurken aklıma Türkiye’deki yayıncılığın durumu da geldi ister istemez. Buna benzer ve hatta daha kötü örnekler duymuşluğum var, ancak buna karşı ses çıkaran pek insan hatırlamıyorum. Yazarların bu anlamda kendilerini yeterince önemsemiyor oluşu, kendilerini koruyacak ve bu tarz konularda onlar için savaşacak kurumlardan yoksun oluşu büyük bir sorun. Elbette bu konularda çalışan kurumlar var ama böyle cesur davranabilecek olanlar var mı aralarında çok merak ediyorum?

Yazarların kendileri ve yazdıkları üzerinde büyük hakları var ve bu hakları her ne olursa olsun savunmak zorundalar. Sırf ‘kitabım yayınlansın da ne olursa olsun’ mantığıyla böyle sözleşmelere göz yumulduğunda, ‘daha iyisini aramakla mı uğraşayım’ denilip bu sözleşmeleri güçlendirmektense biraz cesaret gösterilmesi şart. (Hatta Türkiye’de yayıncılığın durumunun pek iç açıcı olmamasının sebebi de bu tarz konuların pek umursanmamasıdır belki. Olamaz mı?)

Şunu asla unutmayalım ki, kitabın yayınlanmasıyla, (yazar hakları çiğnenmeden) kitabın hakkıyla yayınlanması arasında büyük bir fark var.

__________________________________________

¹: Qualifying Market, SFWA’nın yayınevlerini sürekli olarak takibiyle hazırlanan bir tavsiye listesidir. Bu listede sözleşmelerden baskı şekillerine, yazarla ilişkilerinden kitapla ilgilenmelerine kadar bir çok konuda yayınevleri inceleniyor ve yazarlara tavsiye ediliyor veya edilmiyor. SFWA’nın bu listesi özellikle ABD bilimkurgu yayıncıları arasında çok önemli. Çünkü hem derneğin üyesi olan hem de olmayan birçok yazar bu listeyi takip ederek hareket ediyor.

1 thought on “‘Yazar Hakları’nı Hatırlamak”

Leave a Reply