[Okundu] Turing’in Hezeyanı

turing-in-hezeyani

Edmundo Paz Soldan’ın Turing’in Hezeyanı kitabı konusu itibarıyla oldukça ilgimi çekmişti. Kitabın ilk baskısı 2012’de yapılmış ancak çok da önemsenmemiş olacak ki ben bu yaz duydum kendisini. Politik bir spekülatif kurgu olarak tanımlayabileceğimiz roman, yakın gelecekteki Bolivya’da geçiyor ve merkezine küreselleşme karşıtı hareketi, hackerları ve devletin kriptoanalistlerini alıyor. Fikir fazlasıyla cezbedici ancak okumaya başladığınızda iş değişiyor.

Kitabın eksilerine geçmeden önce artılarından biraz bahsedeyim. Dediğim gibi kitap için seçilen fikir çok iyi, karakterlerin kurgusu da başarılı sayılacak seviyede. Öyküyü anlatmak için seçilen karakterler ve onların yerleştirilme şeklini beğendim. Romana birçok ince detay ve oyun yerleştirilmiş olması da kesinlikle okunurluğu arttıran şeylerden birisi olmuş. Ancak romandaki eksiler tüm bunları yutuyor ve sizi okunması zor bir metinle başbaşa bırakıyor.

Romandaki ilk büyük eksi anlatım şekli. Her ne kadar her bölümde farklı bir karakterin gözünden öyküye devam etme fikrini seven birisi olsam da (Cory Doctorow For The Win kitabında bunu oldukça güzel bir şekilde gerçekleştiriyor örneğin), Turing’in Hezeyanı’nda bu büyük bir sıkıntıya neden olmuş. Sürekli şimdiki zaman kipinde anlatmaya çalışıp başaramaması, her bölümde anlatıcı karakterin değişmesi ve üzerine bölüm içlerinde anlatıcının kim olduğunu anlayamadığınız paragrafların olması hikayenin takibini fazlasıyla zorlaştırıyor. İspanyolca bilmediğim için burada çevirmenin etkisi ne kadar bilemiyorum ama kimi yerlerde gerçekten çevirinin buna sebep olduğunu hissettim.

Her ne kadar anlatımla ilgili konularda çevirmenin etkisini bilemiyor olsam da kitabın başka yerlerinde çeviri ve editöryal kısımla ilgili olduğu kesin bir şekilde ortada olan sorunlar vardı. Bunlardan en basiti sayfa 141’de karşıma çıktı. Dördüncü paragrafta Cheritos diye bir şeyin ismi geçiyor. Kaba boşaltılıp yenilen bir şey olduğunu ve Amerikan markası olduğu söylenince bunun mısır gevreği Cheerios olduğunu ve yanlış yazıldığını düşündüm. Ancak sayfa 144’ün üçüncü paragrafında anlıyoruz ki kaba boşaltılanlar Cheetos’muş. Burada da satılan ve hemen herkesin bildiği bir markanın yanlış yazımının gözden kaçması üzücü. Bunun yanı sıra kelime seçimlerinde ve cümlelerin kurulma şekillerinde birçok hata var. Çevirmen yazarın dilini korumak istemiş olabilir, ki bu güzel bir şey, ancak bunu yaparken birçok paragrafta anlatımın Türkçede takip edilemez ya da katlanılamaz hâle gelmesine neden olmuş maalesef.

Kitapta beni en çok rahatsız eden çeviri sorunları kriptografiyle ilgili kısımlardaydı. Kriptografiyi konu alan ya da bu tarz oyunları barındıran kitapları çevirirken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan birisi o oyunların çevrildikleri dilde de hatasız olabilmesini ve okuyucuya onlarla uğraşabilme imkanının verilmesidir. Çünkü bu tarz kitapları ilgiyle okuyan insanlar bu tarz oyunları sever ve yazarın onlara bir oyun sunduğunu bilirler. Hatta kimi yazarlar kasıtlı olarak bu oyunları zor ya da ufak bir hata barındıran şekilde yaparlar ki okuyucuya daha farklı bir deneyim yaşatma şansları olsun. Ancak çevirmen bu konuda umursamaz olunca sonuç pek de hoş olmuyor.

Buradaki sıkıntıyı daha iyi anlatabilmek için sayfa 18-19’daki örneği inceleyeceğim burada.

Örnekte verilen şifre: FXJXNRTYNJRJXPFXQFRTXQFRHMFIFXIJXFRLWJ

38 karakterlik bu şifrenin en eski şifreleme yöntemlerinden birisinin çeşitlemesi olduğunu ve her harfin sağa doğru beş defa kaydırılmasıyla oluşturulduğunu söylüyor karakterimiz. Şifrenin çözülmüş hâlinin de,

Katilellerinkanabulanmış

olduğunu. 38 karakterlik bir şifrede, tüm karakterler şifrenin parçasıyken nasıl 24 karakterlik bir sonuç çıktığı kısmıysa muamma. Burada çevirmenin yapabileceği iki şey var. İlk ve basit yol; şifrenin çözülmüş hâli olarak İspanyolcasını yazıp dipnotla Türkçesini vermek, ki kitabın bazı yerlerinde dipnot kullanıldığı için bu hiç sıkıntı olmazdı. İkincisiyse kitaptaki kurala uygun bir şekilde şifrenin Türkçe hâlini yaratmaktı. O zaman da şifre kısmı yerine “ÖEZNPIPPIÜNSÖESEFAPESRMY” yazılacaktı. Bu arada merak edenler için, bu şifreyi elle yarattım ve beş dakikadan kısa sürdü.

Buna benzer bir hata da sayfa 87’de var. Zekice bir şifreleme yönteminden bahsediliyor yine burada da, ancak çevirinin dikkatsizliği yüzünden matematik bir hata ortaya çıkıyor ve yine tüm oyun anlamsızlaşıyor. Kitabın içerisinde geçen tüm kriptografi oyunları için de aynı durum geçerli.

Biliyorum bazıları bunların önemsiz ve anlamsız detaylar olduğunu düşünüyor ama benim için bunlar çevirmenin elindeki esere ne kadar önem verdiğinin, yazara ve okura ne kadar saygı duyduğunun birer göstergesi. Çeviri zorlu bir iş, ancak zor olması bunu hakkıyla yapmamak ve okuyucuya acı çektirmek için bir bahane değil. Tabii suç sadece çeviride değil, bunlar editörün de gözünden kaçmaması gereken şeyler. Tabii dediğim gibi gerçekten okuru önemsiyorlarsa.

* * *

Kitabın kendisi her ne kadar güzel bir fikri işliyor olsa da, hem anlatım sıkıntıları yüzünden hem de çevirinin uzaklaştırıcı etkisi yüzünden pek de keyif alınamayacak bir esere dönüşmüş. Kitabın İspanyolcası on yıl önce, çevirisi de geçen sene çıktı ancak gündemle birlikte tekrar anılan kitaplardan birisi. Oldukça cezbedici görünüyor uzaktan bakınca, ancak içeride durum böyle. Haberiniz olsun.