Eve Dönüş – Ray Bradbury

Eve Dönüş - Ray Bradbury

Ray Bradbury, benim için yeri çok farklı olan yazarlardan birisi. Bunun bir çok sebebi var; dilinin büyüleyiciliği, seçtiği konuları hayranlık bırakacak derecede güzel anlatması gibi. Bunun yanında bir de kişisel sebeplerim var; bilimkurguyla ilk tanışma dönemlerinde ismini öğrendiğim yazarlardan birisi olması ve şu ana kadar okuduğum hemen her kitabını tekrar tekrar okumak isteyecek kadar sevmem.

İthaki’nin Eve Dönüş’ü çevirdiğini duyunca, iki şey yüzünden tedirgin oldum. Birincisi, Bradbury bu öyküyü yirmili yaşlarında yazmıştı. Tarzının ve dilinin oturmamış olma ihtimali yüksekti. Bu yüzden de bir Ray Bradbury öyküsü olarak yaklaşıp da hayal kırıklığı yaşamaktan korkuyordum.

İkincisi de vampirleri anlatan bir öykü olmasıydı. Tamam, Ray Bradbury ne yazsa okurdum ve büyük ihtimalle de severdim ama vampirlerin imajı gözümde pek de iyi değil. Son zamanlarda vampirlerin pazarlama aracı hâline gelmesi ve bununla birlikte para için vampir öyküsü yazanların fantastik edebiyatın seviyesini düşürmesi vampirlerden uzaklaşmama neden olmuştu. Bu yüzden eskileri suçlayamam ama yine de o önyargıyı kıramamaktan korkuyordum.

Özetle, ilk defa bir Ray Bradbury öyküsüne yaklaşmaktan korkuyordum. Böyle bir şey yaşayabileceğim kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.

Öykü bittiğindeyse Ray Bradbury’ye bir kez daha hayran kaldım. Bradbury, kendisinden asla şüphe etmemem gerektiğini bana göstermişti. Bunun yanı sıra, vampirlerin gözümdeki imajını da yenilememi sağlamıştı. Bir anlamda, benim için vampirleri kurtarmıştı.

* * *

Neyse, bu kadar kişisel detay yeter. Biraz da öykünün kendisinden bahsedeyim.

Vampirler ve canavarlardan bir aile öyküsü okumak fazlasıyla ilginç bir deneyim. Böyle bir konuyu yazanın Ray Bradbury olması, üzerine şiirsel bir dille yazmış olması, bu da yetmezmiş gibi öyküye Dave McKean’in çizimlerinin eşlik ediyor olması bu ilginç deneyimin olabilecek en keyifli hâlinin ortaya çıkmasını sağlıyor (Cümle çok uzun oldu, farkındayım. Keşke başka türlü anlatabilseydim).

Öykünün konusu gerçekten zorlayıcı ve bunun altından Ray Bradbury dışında kalkabilecek yazar sayısı -bana göre- çok az. Bu konunun altından başarılı bir şekilde kalkıp bir de öyküyü böyle güzel bir dille anlatabilmiş olması, sanırım onun neden en büyük yazarlardan biri olarak gösterildiğini anlamak için yeterli olacaktır.

Öyküde özellikle dikkatimi çeken bir diğer nokta ise bir vampir öyküsünde, aslında çok insani bir durumun/duygunun temelde olması. Farklı olmanın, diğerlerine benzeme isteğinin ve bunun yarattığı duygu durumunun temelde olduğu bir öykü Eve Dönüş. Üstelik bunu öyle güzel ve etkileyici bir şekilde işliyor ki, öykü boyunca Timothy’yle aynı duygu durumunun içinde sarsılıp duruyorsunuz.

Metnin kendisi gerçekten harika ama usta illüstratör Dave McKean’in çizimleri eşlik etmeseydi etkileyiciliğinden çok şey kaybederdi. Çizimlerle metnin bir arada oluşturduğu o mükemmel atmosfer, her sayfada sizi daha da içine çekiyor ve kitap bittiğinde ilk düşündüklerinizden birisi “Keşke daha uzun olsaydı” oluyor.

* * *

Biraz daha yazmaya devam edersem, spoilerlarla dolacağından burada kesiyorum. Kitaba dair görüşlerimi tek cümlede özetlemem gerekirse: Harika bir öykü, ona eşlik eden şahane illüstrasyonlar; tüm bunların hakkını veren, keyifle okuyabilmenizi sağlayan bir çeviri ve baskı.

Kitabı almak isterseniz buraya tıklayabilir ya da bir kitapçıya gidebilirsiniz.