Yaşlı Adamın Savaşı (Old Mans War) – John Scalzi

old-mans-war-john-scalziScalzi’nin Yaşlı Adamın Savaşı’nı okumayı erteleyip durduğum için kendime ne kadar kızsam azdır sanırım. Blogunda ve twitterda yazdıklarını seviyordum ama kitaplarına yaklaşmaktan hep korkuyordum. Anlattığı konular bana pek cazip gelmiyordu nedense. Tamam kendisi bu kitabı yazma öyküsünü anlatırken “gerçekten okumak istediğim military* sf’yi yazmak için oturdum bunun başına” diyordu ama bu konunun asla benim sevebileceğim bir şekilde anlatılacağına inanmıyordum.

İlk kitabını bitirdikten sonra bu konudaki fikrim kesinlikle değişti.

Anlatım tarzı kesinlikle hayranlık uyandırıcı. Öyle temiz ve rahat bir dil kullanıyor ki, okurken içimden “Bu adam ne yazsa okurum” dedirtti bana. Henüz türkçe çevirisini okuma şansım olmadığı için onda durumun ne olduğunu bilmiyorum, umarım İthaki hakkını vermiştir.**

Konuyu işleyiş şekli ise tam anlamıyla olması gerektiği gibi. Teknik detayları tam kıvamında ve olması gerektiği kadar veriyor öykünün içinde. Üstelik bunları verirken akış hiç bir şekilde durmuyor. Bu sayede bir anda kendinizi romanın dünyasından çıkıp üniversitede bir derse girmiş gibi hissetmiyorsunuz. Tabii ki bu dediğim size dünyanın teknolojisi ve bilimi hakkında hiç bir bilgi vermiyormuş izlenimi uyandırmasın. Tam da ihtiyacımız olduğu kadarını veriyor bizlere.

Kurduğu dünya için ise ne diyeceğimi bilemedim. Dünyanın kurgusu o kadar temiz bir şekilde yapılmış ki en ufak bir boşluk bile söz konusu değil. Dünyayla koloniler arasına bir mesafe koyması benim en çok hoşuma giden hareket oldu. Dünyayı tüm bu olaylardan uzak ve kendi hâlinde bırakmak kesinlikle akıllıca bir hareket. Scalzi mükemmel bir dünyayı nasıl yaratacağını ve okuyucusunu onun içine nasıl çekeceğini çok iyi biliyor. Zaten kurduğu dünya böyle şahane olmasaydı o devam romanlarını ve şu anda yayınlanan Human Division serisini de çıkartamazdı. Sonuçta böyle bir devamlılık için gerçekten bu yükü kaldırabilecek bir kurgu ortaya koymanız gerekiyor.

John Scalzi’nin, Yaşlı Adamın Savaşı’nda kullandığı teknoloji ise kesinlikle eğlenceli. Romandaki Dünyalıların ordusu olan CDF’nin askerlerinde yaptığı değişiklikler fazlasıyla yaratıcı. BrainPal teknolojisinin bir şekilde bu dünyada gerçekleşeceği günleri görmek isterim açıkcası. Paralel evrenler kuramını galaksiler arası yolculuk fikriyle birleştirmek ise kesinlikle zekice bir hareket. Tüm bunların üzerine düşünmek, mümkün olup olmadığına dair kafa yormak, bunların gerçek olması üzerinden fantaziler (ve fan fiction yazma planları yapmak) kurmak çok keyifli (her ne kadar bazılarına matematiğim yetmese de). Benim için bunlar başarılı bir roman ve başarılı bir bilimkurgu yazarının en önemli işaretleri. Hepsi de Scalzi’de ve kitabında var.

yasli-adamin-savasi
Yaşlı Adamın Savaşı’nın kapağı oldukça başarılı.

Ve kitabın giriş cümlesi. Bu konuda Neuromancer’ı okuduğumdan bu yana takıntı sahibiyim. Bir kitabın ilk cümlesi (veya ilk paragrafı) benim için çok önemli. Kitaba başlama şekli, o cümlede söylenenler kitaba dair ilk izlenimi verir ve o cümlenin nasıl olduğu kitapla ilgili ilk -ve genellikle en sağlam- fikirlerimin oluşmasına neden olur. İlk cümlede saçmalayan bir kitabın devamı konusunda pek umudum olmaz genelde. John Scalzi’nin girişi ise kesinlikle harika. Böyle başlayan bir romanın kötü olmasının imkanı yok.

“I did two things on my seventy-fifth birthday. I visited my wife’s grave. Then I joined the army.”

Sonuç olarak bu kitap benim gibi yıllarca military SF’den kaçmış birisinin bile önyargılarını yıkacak kadar güçlü. Eğer bu tarzı seviyorsanız, büyük ihtimalle, çoktan okumuşsunuzdur. Tarza uzaksanız ya da nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız kesinlikle ideal bir başlangıç romanı. Her anlamda başarılı bir eser. Daha önce paylaştığım en iyiler listesindeki yerini kesinlikle hakediyor.

Kitabın ingilizcesini edinmek için buraya, türkçesini edinmek için buraya bakabilirsiniz.

*: Aslında burada military’yi askeri şeklinde çevirmek mümkün ama pek uygun olacakmış gibi gelmedi bana. Yani bu tarz romanların içeriğini sadece askeri olarak nitelendirmek ne kadar doğru olur bilemedim. O yüzden ingilizcedeki kullanımını aynen bıraktım.
**: Türkçesini inceleme şansını sonunda yakalayabildim ve İthaki’nin beni yanıltmadığını gördüğüme sevindim. İthaki’nin bilimkurgu yayınlarına bu hassasiyetle yaklaşmaya devam etmesini umuyorum. (17.03.2013)