2013 Listeler Listesi vol. 2

CAG’de 2013’e veda törenlerinin ikinci ve son kısmıyla karşınızdayım. (Kaçırdıysanız ilk bölüm burada.)

Ancak ikinci kısıma geçmeden önce ilk bölüme yetişmeyen bir yıl sonu yazımı sizlere duyurayım. Geekyapar’ın bir kanalı olan ve benim de yazarı olduğum Faux Play için bu yılın bana göre en iyi oyununu yazdım. Ona da buradan ulaşabilirsiniz.

Bu bölümde internetteki güzel insanların, ekiplerin yaptıkları 2013 listelerini derledim sizin için. Her birinin odak noktası farklı, 2013’e bakışı farklı ve ben de farklılıkları seven birisiyim.

Buyrun.

* * *

Top 10 of 2013 – The New Inquiry

Bu yıl keşfettiğim ve keyifle takip etmeye başladığım e-dergi The New Inquiry, bu yıl en çok tıklanan yazılarının bir listesini yapmış. Yayınladıkları her makale birbirinden lezzetli oluyor, yakında kendileriyle ilgili bir kritik yazacağım ama TNI ile şimdiden tanışmak isteyenler bu listeyle başlayabilir.

Laurie Penny: The 20 best online pieces of 2013

Laurie Penny, yazdıklarını dikkatle takip ettiğim gazetecilerden birisi. Elbette onun yaptığı böyle güzel bir listeyi de görünce buraya dahil etmezsem olmazdı. Oldukça başarılı bir derleme yapmış, birçok önemli makaleyi bir araya getirmiş. Geçen yılın güzel bir özeti olarak sayılabilir bu derleme.

Swartz, Fracking, Manning, GMO: 13 most underreported news stories of 2013 — RT News

RT ilginç bir derleme yapmış ve geçtiğimiz yılın hakkında en az konuşulan ve yazılan haberlerini derlemiş. Listeyi incelerken fark ettim; hakkında az konuşulanlar dedikleri bu haberler Türkiye’de ya hiç konuşulmamış ya da bu haberlere şöyle bir dokunulup geçilmiş.

The 13 Best Movies You Didn’t See in 2013 | Underwire | Wired.com

Wired gerçekten isminin hakkını veren bir liste yapmış. Gerçekten de hiç birini izlemedim bu filmlerin.

‘The Hobbit’ Most Pirated Film of 2013 | TorrentFreak

TorrentFreak bu yıl torrentten en çok indirilen filmlerini listelemiş. The Hobbit’in zirvede olması çok şaşırtmadı.

Türkiye’de İnternet’in 2013 Durumu – Alternatif Bilişim Derneği

Alternatif Bilişim Derneği’nin 2013 sonlarına doğru yayınladığı durum raporu, Türkiye’de internetin ve biz netizenlerin başına neler geldiğini ve yakın zamanda nelerin gelebileceğini özetliyor. “Geçtiğimiz sene internet ne hâldeydi?” sorusunun cevabı burada.

2013 in Review – Electronic Frontier Foundation

EFF de blog serisi olarak geçtiğimiz yılın özetini çıkartmış. İnternetin tüm dünyada geçtiğimiz yıl yaşadıklarının özeti de burada.

Ve yılın son blog postunda sizi güldürecek bir 2013 derlemesi. Herkese mutlu yıllar!

2013 Listeler Listesi vol. 1

2013’ü de bitirmek üzereyiz. Şöyle bir geriye doğru bakınca bu yılın da diğerlerine kıyasla çok fazla farkı yoktu diyebilirim. Ne ararsak vardı, kimisinden çok daha fazla oldu, olmasını çok istediğimiz bazılarıysa hiç görünmedi.

Kişisel anlamda güzel bir yıldı; aktif olduğum, bazı projelerin rafta durmaktan çıkıp eyleme geçmeye başladığı (Mesnetsiz gibi) bir yıl oldu, umarım 2014’te bunlardan daha da fazla olacak. Elbette geriye baktığımda “Keşke şunu yapmasaydım” dediklerim de oldu ama en azından bunların farkına varabildim.

Yılın sonunda iki bölümlük bir özet çıkartmaya karar verdim. Birinci kısımda kişisel listelerim, daha doğrusu kullandığım bazı araçların benim için çıkarttığı listeler olacak. Bu yıl kendim bir şeyler yazmaya üşendiğim için bu yolu seçtim. İkinci kısımda da başka insanların çıkarttığı güzel listeleri derleyeceğim. Bu şekilde 2013’ü kapatıp blogu 2014’e hazır hâle getirmiş olmayı umuyorum.

Şimdi ilk kısımla başlayalım. (İkinci kısım burada.)

* * *

Blogda 2013

Yukarıdaki link WordPress’in CAG için hazırladığı 2013 raporuna götürecek sizi. Blogun en hareketli ve keyifli yılıydı demek mümkün. Herkese çok teşekkürler.

Twitter’da 2013

Vizify’ın ilginç video yapma aracını deneyerek bir Twitter özeti çıkarttım. Eğlenceli bir şey oldu.

Tumblr’da 2013

Yukarıdaki link de sizi Tumblr’da yıl boyu yaptıklarımın bir özetine götürecek. Her ayın en çok ilgi çeken postunu derleyecek bir sistem yapmışlar. Siz de kendi blogunuzda denemek isterseniz linki orada var.

This is My Jam’de 2013

Sevdiğim müzik paylaşma platformlarından olan This is My Jam’de yıl boyu paylaştıklarımın bir özetine de linkten bakabilirsiniz.

2013 Mix

8tracks’te yıl boyu çok dinlediğim, beğendiğim müziklerden bir mix yaptım, aşağıdaki playerdan dinleyebilirsiniz.

2013’te Gelenler from ahmetasabanci on 8tracks Radio.

Notlar [25.11.2013]

Sunuma Başlamadan Hemen Önce

*
Dün Ankara’da yaptığım “Sosyal Medya, Farkındalık, Etkin Olma” atölyesi çok güzel geçti. Oldukça verimli ve keyifli bir gün olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar fazlasıyla yorucu olsa ve şu an her yanımdan yorgunluk fışkırıyor olsa da kesinlikle değdi buna.

Fotoğrafta gördüğünüz sunumu ve atölyenin video kaydını da hazır oldukları an buradan paylaşacağım. Ayrıca atölye boyunca bahsettiğim programlar ve araçlarla ilgili de ufak bir broşür hazırlayıp internetten dağıtacağım. Bu sayede atölyede yaptıklarımızdan herkes faydalanabilecek.

*Blogda hazırlamayı çok sevdiğim ancak vakit darlığı vb. sebeplerden dolayı son zamanlarda hiç fırsat bulamadığım Cuma Postası serisiyle ilgili sonunda işe yarayacağını düşündüğüm bir çözüm buldum. RSS takip etmek için kullandığım Newsblur, üyelerine blurblog adında bir bölüm sağlıyor. Blurblog, feedlerde okuyup beğendiğim linkleri anlık olarak paylaşabildiğim bir blog. Orayı bundan sonra Cuma Postası olarak kullanacağım ve bu sayede asla aksaması gibi bir durum olmayacak. Blogun kendisine (yani Cuma Postası’na) direkt olarak bu linkten ulaşabileceğiniz gibi, sitenin sağ tarafındaki widget sayesinde en yeni postaları da görebilirsiniz.

*TeknoDonanım, benimle kullandığım teknolojik aletler ve uygulamalar üzerine yaptıkları röportajı geçtiğimiz günlerde yayınladı. Ancak röportaj Temmuz başı gibi yapıldığı için biraz eskidi ve orada yazanların bir kısmı değişti. Temmuz başındaki Ahmet’in nasıl çalıştığını merak ediyorsanız röportaja bakabilirsiniz. Güncel durumu merak edenler için röportajın daha güncel hâli sayılabilecek bir blog postunu yakında hazırlayıp yayınlayacağım.

Notlar [17.10.2013]

BWK7D4cCIAEfGfY

*Son zamanlarda blogu biraz pasif bıraktığımın farkındayım. Bitirme tezi çalışmaları, haftanın üç günü okulda olmak zorunda kalmam, bir süredir beklemede olan projeleri artık harekete geçirmeye başlamamız ve birtakım başka şeylerle uğraşıyor olmam bunun en büyük sebepleri. Çok yakında önce yeni projeleri aktif hâle getireceğiz, ardından da blogun temposunu arttıracağım. O zamana kadar böyle ufak şeylere fırsat bulabiliyorum ancak.

*Yukarıdaki meme, az yazmamın dolaylı sebeplerinden birisiyle alakalı. Son zamanlarda sıkça kendimi o tepkiyi ve şu tepkiyi verirken buluyorum. Sanırım son zamanlarda bazı şeylere olan tahammülüm azaldı ve galiba bu benim için iyiye işaret.

*Bayram konusunda öyle uzun uzadıya bir şeyler yazma ihtiyacı görmüyorum, neresinden tutsan elinde kalan bir şey. Ama değinmek istediğim ufak bir nokta var, bayrama dair gerçekten nefret ettiğim. İnsanların normalde sizi hiç umursamayıp yaşadığınızdan bile haberleri yokmuş gibi davrandıktan sonra bayram zamanı sizin onların bayramını kutlamanızı beklemesi ya da sizi arayıp “hayırsız” benzeri sıfatlar kullanması acayip mide bulandırıcı bir şey. Zaten inancı olmayan, ancak önem verdiğim insanların önem verdikleri şeylere saygı duymam gerektiğini düşünen birisiyim. Ama bu bahsettiğim örnekteki durumlar gerçekten sinir bozucu oluyor ve tahammül edemiyorum. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz bu konuda.

*Neyse bugünlük benden bu kadar. Size bir darkstep bırakıp yarına kadar kayboluyorum. Evet, umarım bu hafta Cuma Postası gelecek ve bundan sonra düzenli olarak devam edecek.

Notlar [12.09.2013]

Şu anda evimizde mahsur kalmış hâldeyiz. Her yerden gelen gaz yüzünden pencere açma şansımız bile yok. Dışarıya yardım için bir şeyler koyup kapıyı açık bıraktık ama bu sokağa birileri gelirse faydası olacak ancak.

Sokakta olmayı isterdik ama sağlık sorunları ve hazırlıksız olma durumu böyle bir şeyi bizim için intihardan farksız kılıyor. Böyle bir durumda çıkmak aynı zamanda insanlara da engel olmamıza neden olacak sonuçta. Hem sokağa çıkıldıktan iki dakika sonra geçirilecek bir astım krizinin kime faydası olabilir ki? Her ne kadar yürüyüş kısmında orada olsam da sonrasında kalmak boşuna olacaktı özetle.

Dediğim gibi evde böyle boktan bir şekilde mahsur kalmak ve elinde küfretmekten ve internette gelen haberleri yaymaktan başka yapacak hiçbir şeyin olmaması insanı yıpratıyor. “Bu kadar boktan bir duruma düşmek için ne yaptık?” diye soruyor insan kendine. “Gerçekten bir şeyler değişecek mi?” diye sorgulamaya başlıyorsun ister istemez. “Bu şekilde bir şeyler düzelir mi ki?” demeye başlıyorsun. Kafan karışmaya başlıyor, her şey anlamsız ve pislik gibi görünmeye başlıyor gözüne. Oradaki insanları düşünüp telaşlanıyor, polisi düşünüp bildiğinin bile farkında olmadığın hakaretler ediyorsun. Yine de o kafa karışıklığı, o umutsuzluk ve öfke geçmiyor.

* * *

Bir kaç kişinin yazdığını görünce hatırladım şu an 12 Eylüle girdiğimizi. Evinde mahsur kalmış biri olarak bunu hatırlamak kafa karışıklığını daha da artırıyor. O zamandan bu zamana gelinen durumu düşünüyorum, 33 yıldır ölenleri ve olanları düşünüyorum, 33 yıldır toplumun hâlini ve bir de şu an içinde bulunduğumuz durumu. Kaçınılmaz olarak karamsarlık ve kafa karışıklığı daha da artıyor.

* * *

Dediğim gibi kafam fazlasıyla karışık ve her geçen gün daha da karışıyor. Bir şeylerin değişebileceğine ya da düzeleceğine olan inancım azalıyor. Bunların bir gün sona erebileceğini düşünmek istiyorum ama kendimi bile inandırmayı beceremiyorum. Zaten ‘devrim inancı’ olan birisi olmayı hiç beceremedim.

Ne olacak, nasıl olacak ya da bir şey olabilecek mi bilmiyorum. Şu an tek düşündüğüm sokaktakiler. Bunu okumaya fırsatları olmayacak biliyorum ama dikkat etsinler kendilerine.

* * *

NOT: Bu yazdıklarımdan istediğiniz anlamı çıkartıp kafanıza göre yorumlayabilirsiniz, umrumda bile değil. Sadece hissettiklerim bunlar, bir yere yazmak istedim ve yazdım.

NOT 2: Bu blogu cepten yazdım, herhangi bir typo vs. varsa affola.

Notlar [03.08.2013]

*Sitenin bundan sonra uzun bir süre değişmeyecek olan yapısı oturmaya başlıyor. Özellikle WordPress’in 3.6’ya geçişi, CAG’yi tam istediğim gibi bir yere dönüştürebilmemi sağlıyor. Büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde gelebilecek birkaç ufak değişiklikten sonra uzunca bir süre bu hâline müdahale etmeyeceğim. Siteye dair fikirlerinizi veya sorularınızı buraya yorumla ya da şuradaki yollardan biriyle iletebilirsiniz.

*Sitenin yeni bannerı, Gökçen Öçalan‘ın sketchlerinden birisinden kesildi (ben bu postu yazarken kendisinin haberi yoktu). Eserin tam hâlini görmek için buraya tıklayabilirsiniz.

*Türkiye’deki ikinci sınıf fantastik edebiyat sevdasını çözemedim gitti. O kadar kaliteli ve değerli bilimkurgu ve fantastik edebiyat yazarları varken gidip ikinci sınıf eserlere ilgi gösterilmesinin ya da sürekli bunların benzeri/taklidi/kopyası işlerin basılmasının mantıklı bir açıklaması var mı? Aklıma gelen tek şey yayıncıların bilimkurgu ve fantastik edebiyat okurlarından nefret ediyor olabileceği.

Bu aralar çok fazla saçma şeyle karşılaşıyorum, biraz sakinleşince derli toplu bir şeyler yazacağım.

Notlar [11.04.2013]

*Bu aralar meşgul olduğumu ve bu yüzden blogun biraz yavaşlayacağını söylemiştim sanırım önceden. Ancak TTNet işlerimi aksatmayı çok sevdiğinden ve beni daha ne kadar zor duruma sokabileceğini test etmek istediğinden sebepsiz bir şekilde iki gün boyunca internetimi kesti. Arıza bildirimleri, telefon ve teknik servis görüşmeleri ardından, nasıl olduysa “Sorun bizden kaynaklı değil.” dediklerinden birkaç saat sonra arıza düzeldi. Normalde fazlasıyla sinirlenebileceğim bir durumdu ancak daha öncesinde, kayıtlarında yaptıkları bir hata yüzünden iki haftaya yakın internetsiz kalmıştım. Üstelik bu iki haftanın 10 günü, suçu bana ve modeme atmaya kalkmışlardı. İşin özeti iki günlük aksamanın ardından tekrar buradayım, TTNet’in tekrar canı sıkılana kadar.

*Blogdaki sakinlik belki biraz daha sürebilir ama mümkün olduğunca burayı hareketli tutacak şeyler hazırlıyorum. (Cuma Postası’nı da bir süredir aksattığımın farkındayım.) Tabii bu konuda sizlerin de tavsiyelerine, yorumlarına açığım. Bildiğiniz gibi mailimi ya da yorumlar kısmını kullanabilirsiniz bunun için.

*Arada ufak bir tavsiye, OT dergisini okuyun. Uzun zamandır Türkçe dergilerle ilgili dertliydim ancak Ot bu konuda biraz olsun rahatlattı içimi. Tavsiye olunur!

(Bu arada yanlış anlaşılmasın; okuduğum, sevdiğim dergiler var. Derdim böyle dergilerin azlığıyla ilgiliydi. Aralarına bir tane daha katılmış olmasına seviniyorum.)