[İnternet Notları] İnternetin de Özel Hayatın da Sonu Gelmedi

Konuyla pek alakası yok gibi ama bence yakıştı.
Konuyla pek alakası yok gibi ama bence yakıştı.

Büyük bir kısmınız bilgisayar kullanmayı bilmiyorsunuz.

Daha açık konuşayım; büyük bir kısmınız Facebook, Twitter, Youtube, GMail, Skype kullanmayı, belki biraz da Windows ve Office kullanmayı biliyor. Bir de nasıl oyun oynayabileceğini. Ancak gerçekten bilgisayar kullanmayı bilmiyorsunuz. Gerçekten elinizin altındaki teknolojinin ne işe yaradığından, onunla neler yapabileceğinizden bihabersiniz. Bu aletin sizin kullandığınızdan başka türlü kullanılmasının imkansız olduğunu düşünüyorsunuz. İçinde Windows olmadan bilgisayarların çalışmayacağını zanneden bilgisayar satıcılarıyla, GMail ya da diğer büyük mail şirketleri olmadan mail gönderemeyeceğini zanneden insanlarla dolu ortalık.

Ve şimdi de “Gizliliğimiz kalmadı, devletler her şeyimizi takip ediyor, kaçacak yerimiz yok!” diyerek kıyamet tellalığı yapıyorsunuz. Facebook, GMail vs devletlerle anlaşma yaptığı, onlara gizli bilgilerinizi verdiği ve sizler de basit birkaç alışkanlığınızı değiştirmekten korktuğunuz için internetin sonunun geldiğini zannediyorsunuz.

Açıkcası böyle yazılar, yorumlar gördüğümde artık katlanamıyorum. Sizin bilgisayar kullanmayı bilmiyor oluşunuz ve öğrenmeye hiç niyetiniz olmayışı zaten şu an sizi takip eden devletlerin ve şirketlerin kendilerini güvende hissetmesinin en büyük sebebi. Oysa siz bunu değiştirmek yerine insanların korkmasını ve teslim olmasını sağlayacak şeyler söylüyorsunuz. Böyle davrandığınız zaman da gerçekten bir şeylerin değişmesini isteyip istemediğinizden şüphe ediyorum.

Her şey sizin elinizde ve eğer bir şeyler değişmiyorsa da bunun sorumlusu bir anlamda sizlersiniz. Eğer gerçekten özel hayatınızı korumak istiyorsanız, gerçekten iletişim ve ifade özgürlüğünüzün olmasını istiyorsanız çaba göstermeniz gerekiyor. Oturduğunuz yerden, hiçbir şeyi değiştirmeyerek “Kıyamet kopuyor!” diye bağırmayı bırakmanız gerekiyor.

Gerçekten bu durumun değişmesini istiyorsanız basit tavsiyeler vereceğim.

*Bilgisayar kullanmayı (bilgisayarın içine akıllı telefonlarınız, tabletleriniz de dahil) gerçekten öğrenmeye çalışın. Emin olun biraz çaba gösterdikten sonra her şeyin çok daha kolay bir hâle geldiğini göreceksiniz. Ve kullanmayı öğrendikçe, aslında bunca zaman tembellik yaptığınız için kendinize kızacaksınız.

*Alışkanlıklarınızı değiştirin. İnterneti ve bilgisayarları sadece birkaç web sitesi ve programdan ibaret görmeyin. Aramalarınızı Google’dan değil de DuckDuckGo‘dan yapın mesela, Facebook’ta her şeyinizi paylaşmayı bırakın, çok basit şifreleme yöntemleriyle gerçekten önemsediğiniz maillerinizi şifreleyip gönderin, hard diskinizi TrueCrypt ile şifreleyin, özel chatlerinizi Pidgin’e Off-The-Record kurarak yapın. Çok daha fazlasını kolayca nasıl yapacağınızı anlatan rehberler internette mevcut; bulun, uygulayın (denk geldikçe ben de paylaşıyorum bu tarz rehberleri).

Bunların hepsi aslında evinize girip çıktıktan sonra kapınızı kilitlemek kadar basit şeyler ve öğrendikten sonra çok kolay ve hızlıca halledilebilir. Eğer evden daha hızlı çıkayım diyerek kapınızı kilitlememezlik yapmıyorsanız, birkaç saniyenizi de mailinizi şifreleyip göndermeye ayırabilirsiniz.

*Öğrenmekten, araştırmaktan ve değişiklikten korkmayın; takıldığınız an sorun birilerine. Mutlaka internette size yardım etmeye gönüllü birçok insan çıkacaktır karşınıza.

*Güvenlik ve anonimlik amaçlı yazılımları herkesin rahatça kullanabileceği hâle getirmeye çalışan yığınla güzel insan var ortada, onlara destek olun. Mailpile, Heml.is, Tor aklıma ilk gelen örnekler. Bu insanlar sizin rahatça ve özgürce internette dolaşabilmeniz için çalışıyor. Elinizden geldiğince bu insanlara destek olun.

*Birçok dernek ya da grup bizim ifade özgürlüğümüzü ve özel hayatımızı yasal yollardan korumak için çalışıyor. Onların sesinin daha yüksek çıkması ve daha çok iş yapabilmeleri için destek olun, yardım edin. Örneğin Türkiye’de Alternatif Bilişim Derneği var, Avrupa’da bu konuda çalışan derneklerin bir araya geldiği EDRi var, İngiltere merkezli Article 19 var, dünya çapında çalışan EFF var. Bu insanlara maddi-manevi destek vermeye çalışın.

*İnsanları korkutacak ve umutsuzluğa sürükleyecek şeyleri değil, onlara çaba gösterme gücü verecek şeyleri paylaşın. İnsanlara bir şeyler yapabileceklerini ve bu durumu değiştirmelerinin mümkün olduğunu söyleyen şeyleri paylaşın. Çünkü gerçekten de bunu değiştirmek mümkün ve aksini söyleyen insanların sesi daha yüksek çıktığı için insanlar bunun farkında değil.

İnternet Notları: Telaffuz Derslerinden Gizemli Komplo Teorisine Geçiş

İnternetteki komplo teorilerini ya da gizemli olaylara dair tartışmaları okumak gerçekten çok zevkli oluyor. İnandığımdan falan da değil; orada girilen tartışmaları, üretilen çözümlemeleri ve o sırada ortaya çıkan yaratıcılığı sevdiğimden tamamen. Özellikle 4chan ve Reddit ne zaman böyle şeyler okumak istesem imdadıma yetişiyor. Eğer internette canınız sıkılır da yapacak bir şey bulamazsanız deneyebilirsiniz.

İki hafta önce buna benzer bir olay ortaya çıktı ve ciddi bir kesimin dikkatini çekmeyi başarmışa benziyor. Youtube’da 2010 yılında açılmış olan PronunciationBook isimli kanal, normalde tek yaptığı İngilizce kelimelerin telaffuzlarını vermek ve bazı cümle kalıplarının nasıl kullanıldığını göstermekken bir anda geri sayım yapmaya başladı. “How to prononunce 77”da söylediği “Something is going to happen in 77 days.” cümlesiyle başlayan geri sayım, devamında bir cümle ve ardından geri sayıma uygun bir şekilde “Something is going to happen in x days.” şeklinde devam ediyor.

Bu durumun farkedilmesinin ardından eski videoları incelemeye başlayanlar ise birçok farklı tesadüf ve ilginç cümleyle karşılaşıp komplonun genişlemesini sağladı. Elbette herkes bunun bir viral reklam ya da ARG (Alternative Reality Game – Alternatif Gerçeklik Oyunu) olmasına büyük ihtimal veriyor ancak çok ilginç fikirler de ortalıkta dolaşıyor.

Eski videoları inceleyenlerin bulduğu bazı ilginçlikler
Eski videoları inceleyenlerin bulduğu bazı ilginçlikler

Bu teorilerin hepsini ve daha fazlasını aşağıda vereceğim birkaç linkte bulabilirsiniz ancak benim favorim olan komplo teorisi kesinlikle yapay zeka üzerine krulmuş olan. Bu teoriye göre uzun bir zamandır kendi kendisini eğitebilen ve internette yaşayan bir yapay zeka 2010 yılında insanların dilini daha iyi kavrayabilmek için bu video kanalını açıyor, videoların bu kadar basit bir şekilde olmasının sebebi de bu. Geri sayıma başlamasının sebebiyse artık gelişimini tamamlaması ve büyük bir planı gerçekleştirmek üzere olması.

Bu tarz tartışmaları okumak eğlenceli oluyor demiştim değil mi?

Neyse merak edenler için aşağıya birkaç link bırakıyorum konuyla alakalı. Her ne kadar fikirleri okumak ve bu fikirlerden birisinin gerçekleşmesi durumunda olabilecekleri düşünmek çok eğlenceli görünse de konuyla ilgili düşüncelerim William Gibson’la aynı.

Konuyla ilgili araştırma yapanların derlediği Google Docs ve blog, mevzunun merkezindeki Youtube kanalı, bir diğer geniş tartışmanın döndüğü forum.

PRISM’e Giriş

Erkan Saka’nın kurduğu ve editörlüğünü yaptığı Erkan’s Field Diary blogu bir süredir severek takip ettiğim yerler arasında. Özellikle güncel konulara dair derlemeler yaptığı “Roundup” bölümleri gözümden kaçanları yakalamama yardımcı oluyor.

Erkan hoca bloga sık sık konuk yazarlar davet ediyordu. Benim de EFD’ye yazmaya niyetim vardı bir süredir, ancak bir türlü başlamayı becerememiştim. Sonunda klavyenin başına geçtim ve PRISM konusuna dair geniş sayılabilecek bir makale yazdım. Özellikle Gezi olayları sebebiyle gündemin arka sıralarına düştüğünden çok fazla dikkat çekememiş olması, böyle bir derleme yazmak için kendimi motive etmemi sağladı.

Snowden’ın ortaya çıkarttığı PRISM, NSA‘in takip ve bilgi toplama amacıyla kullandığı databaselerden birisinin adı. Bu databaselerden kaç tane olduğu, hepsinin aynı şekilde çalışıp çalışmadığı, hatta PRISM’in bile tam olarak çalıştığı konusu hâlâ bulanık. Ancak en azından PRISM ve yapısı hakkında temel bilgilere sahibiz.

PRISM, internette en çok kullandığımız servislerin databaselerine bağlı olan bir sistem. Snowden’ın sızdırdığı belgelere göre PRISM’e dahil olan şirketler; Google, Facebook, Microsoft, Apple, Yahoo, AOL, Verizon, Sprint ve AT&T. Bu şirketlerin sisteme dahil olarak yaptıklarıysa bize ait tüm kişisel bilgilerin PRISM databaselerine eklenmesine izin vermek. Bunu nasıl sağladıkları konusundaki teknik detaylar bulanık olsa da kesin olarak tüm kişisel bilgilerimizin PRISM’e eklenebildiğini (ya da çoktan eklendiğini) biliyoruz. Bu bilgilerin içerisine özel mesajlaşmalarımız, telefon konuşmalarımız, yazılı-sesli-görüntülü chat kayıtlarımız ve bu ağlara verdiğimiz her türlü bilgi dahil.

Yazının tamamı için: PRISM: Nedir, Neden Önemli, Neler Olacak?

Ayrıca bugün Erkan hocanın hazırladığı Sosyalkafa programında da PRISM ve NSA konusu konuşulacak. Tavsiye ederim.

İnternet Notları > Kişisel Bilgi Torbacılığı Oyunu: Data Dealer

DD_LOGO00_white

Büyük şirketlerin sizin bilgileriniz üzerinden zengin olması canınızı mı sıkıyor? “Benim bilgim değil mi, neden parasını ben kazanmıyorum?” mu diyorsunuz? Yoksa sadece bir süreliğine o şirketlerin başındaki birisinin nasıl hissettiğini mi deneyimlemek istiyorsunuz? Kısmen de olsa bir çözüm artık var.

Kasıtlı olarak bir reklam havası verdiğim girişten sonra asıl konuya geçelim. Henüz demo aşamasında olan, ancak buna rağmen çok büyük (ve eğlenceli) bir geleceği olduğuna beni inandıran bir oyun keşfettim. Oyunun adı Data Dealer. Bildiğimiz tarayıcı oyunlarından birisi gibi görünen ve yapısı itibarıyla biraz Farmville tarzı oyunları, biraz da Game Dev Tycoon gibi oyunları anımsatan bir oyun bu. Amacınızsa insanların bilgileri üzerinden para kazanan bir şirketi (oyundaki adıyla imparatorluğu) yönetmek.

Data Dealer henüz demo aşamasında olduğu için oyun içerisinde çok fazla hareket imkanı sağlamıyor ama temel birçok şeyi yaparak hem oyunun amacını anlayabiliyorsunuz, hem de ileride nasıl bir oyun oynayabileceğinize dair bir izlenime sahip oluyorsunuz. Demo versiyonunda, oyunun ortaları sayılabilecek bir yerden başlıyorsunuz. İmparatorluğunuzun temeli atılmış, size bilgi sağlayan şirketleriniz ve bunları paraya dönüştürmek için kurumlarla kurduğunuz bağlantılarınız hazır. Size sadece bundan sonrasında yapılacakları belirlemek kalıyor.

datadealer_screenshot01_empire

Oyunun demosundan edindiğim ilk izlenim, tam hâlinin beni uzunca bir süre bağımlısı yapabileceği oldu. Zekice kurgulanmış bir yapısı var ve insana kendini uzunca süre oynatabilecek bir temele sahip. Ayrıca oyunun geliştirilmeye ve içerisine ekler yerleştirilebilmeye müsait, oldukça geniş bir alanı var.

Fikrin ve muhtemel senaryosunun (ekleneceğini söylemişler) ilhamının nereden geldiğini de sanırım söylememe gerek yok. Kullandığımız birçok sosyal ağ ya da web hizmetinden birisinin başındaki adam olarak düşünebilirsiniz orada kendinizi (büyük hedefleri olanlar Google CEO’su olarak hayal edebilirler). Data Dealer elbette gerçekçi bir yapı vermiyor, ancak gerçekte olup bitenlerdeki temel mantığı anlamanıza ve nelerin döndüğünü daha iyi görebilmenize bir imkan sağlıyor.

Oyun şu an demo versiyonunda olduğu için söylenebilecek çok fazla söz yok. Ancak tam sürümü çıktığında büyük bir keyifle oynayacağıma eminim. Demo sürümü denemek veya oyun hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz Data Dealer’ın sitesi burada. Eğer bu oyunda anlatılan konu ilginizi çektiyse ve bu konudaki bilginizi genişletmek istiyorsanız buraya, buraya, buraya veya buraya bakarak bir başlangıç yapabilirsiniz.

İnternet Notları: CISPA geri geldi! – #SitesNotSpies

CISPA siteleri ajanlara çeviriyor.

Aslında başımızdaki bu derdin sadece ismi yeni. Bir çoğumuzun hatırlayacağı SOPA, PIPA, ACTA gibi denemelerin yeni bir versiyonu CISPA. Şirketlerin ve devletlerin internette kişisel gizlilik ve özel hayat diye bir şey bırakmamak için giriştiği çabanın son adı ve şu an ABD senatosunda kabul edilmiş durumda.

Bilmeyenler için bu yasanın neden karşı çıkılması gereken bir şey olduğunu ve neden bizleri de ilgilendirdiğini kısaca özetleyeyim.

*Bu yasanın geçmesi ABD hükümetinin (ve ondan izin/destek alabilecek diğer ülkelerin) hiç bir uyarı veya bilgilendirme yapmadan bizi izlemesine ve bizim hakkımızda bilgi toplamasına izin verecek. Üstelik bu bilgi toplamalara ne bizim ne de şirketlerin herhangi bir şekilde karışma hakkı olacak. Bunun yanı sıra hakkımızda hangi bilgileri topladıklarını öğrenmek gibi bir şansımız da asla olmayacak.

*Şirketler bizden topladıkları bilgilerle istedikleri her şeyi yapabilecekler. Yaptıklarının legal ya da illegal olmasının hiç bir anlamı kalmayacak çünkü CISPA sayesinde yaptıkları her şey legal kabul edilecek. (Şirketlerin bu ve bundan sonraki maddelerde bahsi geçen eylemleri tüm dünyada özgürce yapabilecek olmalarının en temel sebebi, hepsinin ABD merkezli olmaları ve oranın yasalarına göre hareket edebilmeleri. Bu yüzden oradaki bir yasa bizleri de böyle etkiliyor.)

*Şirketlerin diğer şirketlere ve bizlere karşı siber-saldırılar gerçekleştirmelerine imkan tanınmış olacak. Bu konuda hiç kimseye hesap vermek zorunda kalmayacaklar ve şirketler internette istedikleri gibi at koşturabilecekler.

*Bunun yanı sıra internet üzerinde kullandığımız tüm sitelerin/şirketlerin gizlilik sözleşmeleri tartışma konusu hâline gelecek çünkü CISPA, tüm bunların geçerliliğini ortadan kaldırmış olacak.

Tabii ki böyle bir durum söz konusu olduğunda internetteki bir çok grup, hepimizin gizliliğini ve özgürlüğünü savunmak için harekete geçti. Anonymous, 22 Nisan’da internette 24 saatlik bir protesto başlatıyor. EFF de bu konuda bir kampanya organize ediyor. Bunun yanı sıra Fight For The Future ve Internet Defense League; iki farklı alanda bu konudaki eylemleri sürdürüyor. CispaIsBack.org ve SitesNotSpies.org‘da CISPA’ya karşı genel bir eylemlilik organize etmeye çalışırken, SaveYourPrivacyPolicy.org adresinden Facebook, Twitter ve Google’ı bu konuda sıkıştırıp onları da CISPA karşıtı harekete çekmeye çalışıyorlar. Bu konudaki tüm hareketlilikler önemli ancak bu konuda suskunluğunu koruyan üç büyük şirketi konuşturmak şart ve bu konuda FFTF’ın ikinci eyleminin ayrı bir önemi var.

Bizim yapmamız gereken ise oldukça basit; bu konuda sesimizi yükseltebildiğimiz kadar yükselteceğiz, ulaşabildiğimiz herkesi bu konuda bilgilendireceğiz ve internette bizim gizliliğimizi ve özgürlüğümüzü korumak için çaba harcayan tüm organizasyonların (dernekler, kurumlar ve bu konuda bizden yana olan web siteleri) yanında olup onlara destek olacağız.

Eğer internette özgürlüğümüzü ve gizliliğimizi korumak ve şirketlerin devletlerle el ele kurduğu bu planın durdurulmasını istiyorsak, SOPA, PIPA ve ACTA’da yaptığımızı çok daha güçlü bir şekilde CISPA için tekrar yapmamız gerekiyor.

Güncelleme (21.04.2013 – 21:16): Yarın internette blackout var. Detaylı bilgiler ve karartmaya katılmak için:

ya da

Ayrıca bu kodlarda benim şu an anasayfamda görünen txt versiyonu kullanmak isterseniz blackout.txt olarak bunu kaydedebilir ve üzerinde düzenlemek yaparak kullanabilirsiniz.

PS: Bir-iki gün içerisinde CISPA konusunda okumalardan oluşan (bulabilirsem mümkün olduğunca Türkçe metin bulmaya çalışacağım ama şu durumda zor görünüyor) bir Cuma Postası hazırlayacağım. Konuyla ilgili detayları anlayabilmek için güzel bir derleme olması için uğraşıyorum.

AİHM’den 5651’e Karşı Karar

Bu haberi mutlaka bloga da eklemem lazımdı.

5651’i az çok hepimiz biliyoruz, ne kadar lanet bir yasa olduğunu anlatmama gerek yok. Bu yasaya dayanarak kapatılan websitesi sayısı binleri geçeli çok olmuştu. Bunun üzerine sites.google.com’un kapatılması üzerinden açılan davalar son olarak AİHM’ye gitmişti ve bugün karar geldi. Karar Türkiye’deki (ve hatta Avrupa’daki) netdaşlar için oldukça güzel bir haber oldu. Detaylarını Alternatif Bilişim Derneği’nin basın açıklamasından öğrenelim;

Basına ve Kamuoyuna

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdığımız sites.google.com davasında karar açıklandı. Kamuoyunun yakından bildiği gibi sites.google.com sitesi 24 Haziran 2009 tarihinde barındırdığı bir içerik sebebiyle 5651 nolu yasaya dayanılarak erişime engellenmiş, bu engelleme sonucunda da içerik sahipleri ve bu içeriklere erişemeyen İnternet kullanıcıları mağdur olmuştu. Derneğimize başvuran ve kişisel sayfaları bu yasak sebebiyle Türkiye’den erişilemeyen Ahmet Yıldırım’ın davasından aldığımız bu sonuç, 5651 nolu yasa ve sansür uygulamalarını yeniden gündeme getirdi.

AİHM bu erişim engelleme kararının ifade özgürlüğüne açıkça aykırı olduğuna karar verdi. Ayrıca 5651 nolu yasanın da ifade özgürlüğünü zedeleyen bir kanun olduğunu ve bu yasanın uygulanmasının başka insan haklarını da ihlal ettiğini belirtti.

Bu karar AİHM’in erişim engellemeleri konusunda aldığı ilk karardır. Sadece Türkiye’de değil Avrupa’da da web 2.0 uygulamaları açısından ifade özgürlüğü kapsamındaki ilk davadır ve örnek niteliğindedir. Türkiye ve Avrupa Konseyi’ne üye tüm ülkeler için önmemli bir emsal değeri taşımaktadır. AİHM’de Türkiye aleyhine bekleyen başka bir çok davanın olduğunu hatırlatalım.

İnternet kullanıcılarının, sivil toplum kuruluşlarının, konuyla yakından ilgilenen uzmanların, hukukçuların şiddetle eleştirdiği 5651 nolu kanun hala yerinde durmakta. Hükümet ve BTK bu eleştirileri dikkate almamakta ısrarını sürdürüyor. Aksine bu ifade özgürlüğü düşmanı kanunun işletilmesini kolaylaştırmak için şikayet hatları kuruyor, erişim engellemesi istatistiklerini kamuoyundan saklıyor. Güvenli İnternet denilen “devletin merkezi filtre sistemi” için de bu şikayetlerin dayanak olarak gösterildiğini yeri gelmişken hatırlatmak isteriz.

Türkiyeli İnternet kullanıcıları 5651 nolu kanunu istemiyor ve haketmiyor. Bu yasa derhal iptal edilmelidir. İfade özgürlüğünü önceleyen/garantileyen, erişim engellemesi gibi gerçek bir yaptırımı olmayan, İnternet’in dağıtık yapısına ve ruhuna uymayan metodları kesinlikle içermeyen, İnterneti tüm yurrtaşlar için temel bir hak olarak gören bir düzenlemeye acilen ihtiyacımız vardır.

Tüm İnternet kullanıcılarını devlet sansürüne karşı çıkmaya, İnternetlerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Alternatif Bilişim Derneği

18 Aralık 2012

Kararın ingilizce hâline buradan, fransızca hâline ise buradan ulaşabilirsiniz. Bu kararın çıkmasını sağlayan herkese teşekkürler. Umarım bu kararla birlikte açılan yolda ifade özgürlüğünü gerçekten sağlamak adına daha fazla aşama kaydedebiliriz.

(Devlet Babanın Çocukları İçin) Güvenli İnternet 1 Yaşında!

“Bundan bir sene önce “devlet baba” bizi internetteki pis, kaka şeylerden korumak ve güzel güzel internette gezmemizi sağlamak için bizlere Güvenli İnterneti verdi. Halihazırda zaten binlerce ahlaksız, bölücü siteyi biz çocuklarının ulaşamayacağı yerlere kaldırmış olan babamız, daha da temiz bir ortam sağlamak için bizlere istediğimizi seçebileceğimiz filtreler sunmuştu. Çünkü devlet baba her ne kadar en zararlıları kaldırmış olsa da bizim de gönüllü bir şekilde diğer zararlılardan uzak durmamızı istiyordu. Çünkü devlet baba bizim temiz, güzel, vatana millete hayırlı çocuklar olmamızı istiyordu.

Ama devlet babanın böyle düşünmesi normaldi. Çünkü biz onun aptal çocuklarıydık, kendimiz için neyin yararlı neyin zararlı olduğunu bilemezdik. Ya babamızı kötüleyen bir şeyler görürsek internette, ya internetteki bir yazı yüzünden uyuşturucu bağımlısı olursak, ya ayıpçı şeyler görürsek ne olacaktı? Bunların bizim için zararlarını anlayamayacak durumdaydık biz, o yüzden devlet babanın bize müdahale etmesi gerekiyordu. Bu yüzden de bize Güvenli İnterneti verdi.”

Yukarıda anlattıklarım çok özet bir şekilde de olsa Güvenli İnternet dedikleri ama aslında düpedüz devlet eliyle insanların bilgiye erişim özgürlüğüne kısıtlama aracı olan uygulamanın arkasında yatan mantık. Ve bu uygulama bir senedir hayatımızın içinde, onun bir parçası hâlinde.

Alternatif Bilişim Derneği’nin bu gün için yayınladığı basın açıklaması ise oldukça önemli. Devletin “babalık” dürtülerinin bir işe yaramadığı gibi o dürtülerle yaptığı hareketin sorunlu yanlarını da gösteriyor. Ufak bir alıntı yapacak olursam;

“Güvenli İnternet Hizmeti ile toplumumuz için tek bir aile tipi ve tek bir çocuk tasarımı verili ve doğal kabul edilmiş, yurttaşların bilinçli ve farkındalık sahibi İnternet kullanımına eğitsel yatırımlar yapmak, adeta dijital okuryazarlık seferberliğini gerçekleştirmek yerine, İnternet mecrası bir “öcü” ve “tehdit” kaynağı olarak görülerek, bu mecraya erişim sınırlandırılmış ve BTK eliyle ortam disipline edilmiş, düzenlenmiştir.

Korumacı/kollamacı devlet-pasif yurttaş klasik yaklaşımını somutlayan “Güvenli İnternet” uygulaması, yurttaşların bilinçli ve farkındalık sahibi olarak İnternet’i güvenli kullanmalarına yönelik bir zemin hazırlamamıştır. Bu uygulama aynı zamanda, İnternet dolayımlı işlenen kimi bilişim suçlarını azaltmaktan uzaktır. Bilakis, anaakım ulusal medya ve kamu erki sürekli İnternet dolayımlı suçlara yönelik bir panik söylemi üretmektedir.”

Basın duyurusunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu basın açıklamasının üzerine ek olarak diyebileceğim tek şey sanırım artık devletin kendisini hepimizin babası sanması durumuna bir son vermek için elimizden geleni yapmamız gerektiği. Yaşadığımız bir çok sorunun arkasında da bu kendini babamız sanma hastalığı yatıyor zaten, biraz dikkatli bakmak yeterli bunu görmek için.

Copyheart

Copyright dediğimiz mevzu daima sinir bozucu ve kısıtlayıcı bir özelliğe sahiptir. Ürettiklerini koruyabilmek adına çıkartılmış olsa da günümüzde geldiği nokta yaratıcılığın ve kültürel gelişimin önündeki büyük bir engel olmaktan fazlası olamamıştır. Üstelik günümüzde şirketlerin copyright üzerine yasaları kullanma şekilleri ve copyright trolllerinin yaptıkları yüzünden kültürel gelişime ve paylaşıma zarar vermek bir yana ekonomik anlamda da ciddi sorunlara neden olmaktadır.

Copyright artık zamanını doldurmakta ve gün geçtikçe kendi sonunu hazırlamaktadır bu anlamda. Eğer bir şekilde sona ermezse insanlığa ve kültürel gelişime vereceği zararları görmezden gelmeye imkan yok artık. Bu yüzden de bu konuda bir çok farklı alternatif üretilmekte. Bunlardan benim favorilerim ve ileride kendilerine çok daha sağlam bir yer bulacaklarını düşündüklerim elbette Creative Commons ve GPL. Ancak copyrighta karşı ortaya çıkan yeni bir fikir daha oldukça dikkatimi çekti.

Copyheart projesi “insanlar sevdikleri şeyleri paylaşırlar” mantığı üzerine kurulu. Eğer bir şeyi sevdiyseniz, onu paylaşmanın önünde hiç bir engel olmaması gerektiğini düşünerek bu şekilde düşünenlerin faydalanabileceği bir yol bulmak istemişler. Bunun üzerine de copyheart projesi ortaya çıkmış.

Proje hakkındaki tüm detaylara http://copyheart.org adresinden ulaşabilirsiniz. Proje şu an başlangıç aşamasında olduğundan çok fazla yorum yapabilmek zor ancak ben olumlu bakıyorum. Umarım düşündüğüm gibi ilerlerler.

ABD Seçimlerini Nasıl Takip Ediyorum

Siyasetle ilgili olmam ve dünyada olan bitene dair odun tepkiselliğinde olmamam doğal olarak ABD seçimlerini takip etmeme neden oluyor. Ancak takip etme şeklim asıl takip sebebimi biraz daha ön plana çıkartıyor ister istemez.

Bir çok ülkede artık seçimlerin büyük kısmını seçilmiş iki ya da üç grubun ortalama vatandaşın keyfini yerine getirmek üzere birbirine girmeleri oluşturuyor. Bu da seçimleri büyük prodüksiyonlu bir reality şova dönüştürüyor. Bunun bilinçli bir şekilde yapıldığını iddia etmek çok da yanlış olmayacaktır. Gerçek reality şovlarda olduğu gibi bu işin altından en iyi kalkan da ABD oluyor.

Elbette işin gerçekten siyaset olan yanı sabit ancak ön planda olan ve herkesin asıl ilgilendiği kısım bu reality şov yanı. Yoksa 6 adayın olduğu bir seçimde neden sadece Mitt ve Barack’ın adını biliyor olalım ki? (Bu cümlede geçen biz ABD de dahil tüm dünya oluyor.)

Elbette kaliteli bir reality şov olarak ABD seçimlerini takip etmek kafa dağıtmak için oldukça keyifli oluyor ancak işin asıl sevdiğim yanı insanların bu seçimlerle birlikte ürettikleri şeyler. Elbette hemen herkes bir şekilde politik bir görüşe sahip -maalesef doğuştan ezberlenen faşizanlık da bir politik görüş olarak kabul ediliyor, her ne kadar ben bir hastalık olarak görsem de- ve bunu çeşit çeşit yollarla ifade edebiliyor (tabii Türkiye’de değilseniz, o  zaman pek bir şey ifade etme şansınız yok). Anca ABD’de seçim dönemleri yaklaştıkça bu konuda ciddi bir yaratıcılık patlaması yaşanıyor. İnsanlar fikirlerini beyan etmek ya da bir görüşe karşı çıkmak için gerçekten yaratıcı yollar buluyorlar. Çoğunu hayranlıkla ve kıskançlıkla takip ediyorum (kıskançlığımın sebebi elbette yaşadığım ülkedeki muhalefet ve zeka eksikliği). Son zamanlarda oldukça başarılı şeylerle ard arda karşılaşınca bunları bir bloga toplamak iyi olur diye düşündüm. Hem bu sayede biraz da içimi dökmüş oldum.

Daha bu konuda söyleyebileceğim çok şey var ama iyice bir toparlanmaya ihtiyacı var kafamdakilerin. Seçimlerin ne kadar işe yarar olduğu ya da demokrasi denen şeye ne derece güvendiğim gibi şeyler aslında malum ama henüz tam istediğim gibi ifade edemiyorum gibi geliyor. Artık her kendisini anarşist sanan ergenin kullandığı kalıpları da kullanmaya hiç niyetim yok. Blogun bundan sonrasında ABD seçimleriyle birlikte gelen yaratıcılık dolu şeyler olacak. Videolar, webcomicler, yazılar falan. Bunların benim politik görüşlerimi yansıtmadığını söylememe gerek yok sanırım, sonuçta hiç birini ben üretmedim. Ve hayır, içinde destekleyeceğim çok şey olması da bu genel notu düşmeme engel değil.

*

*A Fan Letter to Certain Conservative Politicians

Bu yazıda John Scalzi, Cumhuriyetçilerin son zamanlarda kürtajla ilgili yaptıkları açıklamalar üzerine belki d verilebilecek en güzel cevaplardan birisini vermiş.

*xkcd: Electoral Precedent ve Congress

*Binders Full of Women

Mitt Romney’nin cinsiyetçi değilim imajı vermeye çalışırken kırdığı büyük pot ve sonrasında gelişenler.

*SMBC – October 30, 2012

*What makes a meme – Salon.com

Nathan Jurgenson, seçimlerle birlikte ortaya çıkan memeleri incelemeye almış. Burada bahsi geçen birçok şeyi kavramak için el altında durmasında fayda var.

*The Death of Fun in Politics ve The Trail of Blood on the Floor

Warren Ellis her ne kadar bir İngiliz de olsa benimle benzer bir bakışla takip ediyor ve yazıyor ABD seçimlerini. Bu yazıları ve blogu dışında özellikle seçim günü ve gecesi twitterdan da takip edilmesinde fayda var.

*

Şimdi videolar.

NOT: Bugün Cuma Postası olur mu olmaz mı henüz net değil. Eğer gelmezse bunu Cuma Postası olarak kabul edin

Alternatif Bilişim TV – İnternette Anonimlik

Sosyal ağlarda daha önce paylaşmıştım; üyesi olduğum Alternatif Bilişim Derneği, Alternatif Bilişim TV adında bir internet kanalı başlatmıştı. Bu kanalda konuk olanlar, bilişim ve internetle ilgili uzman oldukları konularda bilgilerini tüm netdaşlarla paylaşıma açıyor. Bu da büyük ve derli toplu bir bilgi birikiminin oluşmasını sağlıyor. Takipte olmanızda fayda var.

Alternatif Bilişim TV’nin en son konuğu ise bendim. Merakla ve ihtiyaçla üzerine uzmanlaştığım internette anonimlik konusunda bildiklerimi paylaştım, temel bir şekilde de yardımcı olabilecek araçlardan bahsettim. Videoları fazla uzun tutmamak adına bu araçlar hakkında çok detaylı bilgiler veremedik ancak bu eksiği kapatmak adına yakın bir zamanda özellikle videolarda bahsi geçen araçlara dair bir bilgilendirme ve ipuçları makalesi hazırlayıp bunu Net Defteri ve blogum üzerinden paylaşacağız.

Videoları direkt olarak buradan izlemeniz de mümkün ancak başlıklarındaki linke tıklayarak Alternatif Bilişim TV’deki sayfasını ziyaret ederek orada yorumlarınızı paylaşabilir, açıklama kısmında ise videolarda bahsi geçen araçlara nasıl ulaşabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Burada daha fazla çene çalmadan sizleri videolarla baş başa bırakayım.

Bölüm 1: Sansüre Neden Karşıyız, Gizliliğe Neden İhtiyaç Var

Bölüm 2: İz bırakmadan gezinme, iletişim kurma

Bölüm 3: Tarayıcılarınızda gizlilik ve saldırılardan korunmak için kurabileceğiniz eklentiler

Bölüm 4: Sosyal ağlarda, e-postalarda nelere dikkat edebiliriz?