Herkese Söyle: Sosyal Medyada Neden Paylaşımda Bulunuruz?

herkese-soyle

Sosyal medya ve internet üzerine konuşan çok fazla insan var. Ama en çok görünür olanlar genellikle onun nasıl bir toplumsal felaket getireceğinden bashedip onu kontrol altına almaya çalışanlar ya da onu basit bir reklam panosu olarak görüp onu kullanan insanlar üzerinden en çok parayı nasıl kazanacaklarını düşünenler. Böyle bir ortam içerisinde, maalesef internet ve sosyal medyanın kendisi üzerine dürüst ve derin bir şekilde konuşma şansımız çok fazla olmuyor.

Alfred Hermida’nın kitabı bu anlamda güzel bir alternatif sunuyor. Kendisi bir akademisyen ve gazeteci olan Hermida, kitabında bir yandan sosyal medyanın hemen her yanını ele alırken, diğer yandan da paylaşmanın, bilgiyi paylaşmanın ve yaymanın, insan doğasının en önemli yanlarından birisi olduğunu gösteriyor. İkinci kısım özellikle önemli, çünkü sosyal medya üzerine yapılan birçok yorum, bu noktayı gerçekten kavradığınız anda anlamsızlaşıyor. Bizler sosyal medya bizde bağımlılık yaptığından ya da şirketler bizim verimizi sömürsün diye beklediğimizden değil; medeniyetimizin temelinde bilgiyi paylaşma dürtümüz olduğundan dolayı paylaşıyoruz. Ve şu anda sosyal medya ve internet ile yaptığımız da, diğer iletişim teknolojileriyle yaptıklarımızdan farksız.

Bu kitabı çevirdiğim ve Türkçeye kazandırdığımız için oldukça memnunum. Umuyorum bu kitap, her ne kadar 2014 yılında yazıldığı için bazı noktalarda güncellemeye ihtiyacı var gibi görünse de, Türkiye’de sosyal medya üzerine daha mantıklı ve sağlıklı bir tartışma ortamı kurulmasının yolunu açar. Çünkü şu anda sosyal medya üzerine en çok sesi çıkanlar; onu kontrol altına almaya çalışanlar ve ondan para kazanmaya çalışanlar. Oysa sosyal medya ve internet bundan çok daha fazlası. Hermida’nın deyimiyle, internet ve sosyal medya gezegenin sinir sistemi olma yolunda ilerliyor. Ama sesi çok çıkanların kontrolü ele geçirmesine izin verirsek, bu asla mümkün olmayacak.


Kitabın dağıtımı başladı. Eğer internet üzerinden almak isterseniz aşağıda birkaç mağazanın linki var.

Pandora

idefix

Kitapyurdu

Kitabın Goodreads profiline de buradan ulaşabilirsiniz.

Kitapla ilgili yazılan kritikleri ve yazıları da aşağıya toplayacağım. Eğer yeni yazıları merak ediyorsanız arada bir burayı kontrol edebilirsiniz.

Kitabın konusuyla alakalı blog postlarımdan ve yazdığım yazılardan bir derlemeyi de aşağıda bulabilirsiniz.


Kitabın arka kapak yazısı da şöyle:

Peter Mansbridge @PeterMansbridge

“Hepimiz sosyal medyanın dünyanımızı değiştirdiğini biliyoruz ama Herkese Söyle, bu değişimin ne anlama geldiğini analiz etmek üzerine yapılan ilk ciddi deneme. Sokak protestolarından ilişkilere, haberlerin ele alınışından aradaki diğer her şeye, Alfred Hermida’nın büyüleyici yeni kitabı “Biz ne yarattık ve sayesinde daha iyi bir yerde miyiz?” sourusunu cevaplıyor. #bukitabıokumakisteyeceksiniz”

David Walmsley @WalmsleyGlobe
The Globe and Mail Genel Yayın Yönetmeni

“Herkese Söyle okuyucusuna çoğu insanın başdöndürücü ve kavranması zor kabul ettiği çevrenin içine girme şansını veriyor—sürekli evrilen medyanın kaos ve fırsatları arasındaki yansımaların ve bağlamın dünyasına. Hermida’nın çalışması çağlar boyu yapılan hataların kalıbını çıkarıyor ve hangi davranışların zamana direnebildiğine dair ipuçları veriyor. Kitabı yazarın ana ilgi alanı olan neden paylaşıyoruz ve bu neden önemli konusunu anlamada oldukça faydalı bir rehber olarak görüyorum.”

Margaret Heffernan @M_Heffernan
A Bigger Prize: We Can Do Better than the Competition kitabının yazarı

“Paylaşmak insan olmaktır. Bu gerçek o kadar bariz ki, çoğu zaman rekabetçi oyunlara ve bölgesel savunmacılığa kendimizi kaptırıp görmezden geliyoruz. Ama bir şirketi, takımı ya da aileyi yöneten kimsenin, işbirlikçi ve iletişimci içgüdülerimizi teşvik etmeden ve özgürleştirmeden başarılı olma şansı yok. Hermida bunu anlıyor ve yaptığımız ve inşa ettiğimiz her şeyde bunu görüyor. Teknoloji yeni olabilir ama mesaj daimi: Enformasyon —tıpkı güç gibi— etkisini en iyi paylaşıldığında gösterir.”

Michael Tippett @Mtippett
Hootsuite Labs, Yeni Ürünler Direktörü

“Alfred Hermida, Herkese Söyle kitabında kullanıcı tarafından üretilen içerik ve sosyal medya ile ters yüz edilen habercilik paradigmasını inceliyor. Araştırmaları bize post-internet döneminde en çok bozulmaya uğrayan endüstrilerden biri hakkında çok önemli içgörüler sunuyor. Haberleri günümüzde nasıl ürettiğimiz ve onlara nasıl eriştiğimiz konusunu önemseyen herkes için mutlaka okunması gereken bir kitap.”

Kristine Stewart @KristineStewart

“Artık herkesin parmaklarının ucunda ‘yayın yapmak’ için kendi forumlarına sahip olduğu bir çağda enformasyonun iletişiminin ve yayılımının nasıl değiştiğini kavrayan ve bunu akıcı bir şekilde anlatan bir bakış.”

Sakin İnternet

Biraz sakinleşmeye ve buna bağlı olarak teknolojiyi ve interneti kullanma şeklime çeki düzen vermeye niyetlenmem aslında uzun bir zaman öncesine dayanıyor. Ama bunu yapmaya başlamak için yeterli motivasyonu bulmam biraz uzun sürdü.

“Calm Technology” akımını keşfettiğimden bu yana kafamın içinde dolanan fikirler vardı. Bunun üzerine internetin merkeziyetsizliğini koruma içgüdümü ve aslında internette kullandığımız birçok şeye başkalarının sahip olmasının getirdiği korkuyu da ekleyince kendimle ve çalışma düzenimle ilgili kimi değişiklikler yapmaya karar verdim. Elbette bir de son zamanlarda Warren Ellis’in bu konudaki fikirlerime destek çıkan şeyler yazmasının da motive olmamda katkısı var.

Elbette bu değişiklikleri tetikleyen en önemli şeylerden birisi de daha verimli çalışmak istemem. Kendim için sakin bir internet organize edip kontrolü ele alma ihtiyacı duyuyordum açıkcası. Diğer türlü başkalarının kontrolündeki sosyal ağların ve bitmek bilmeyen bir koşturmacanın içerisinde kayboluyormuşum hissini yaşamaya başlamıştım açıkcası. Özellikle Twitter gibi mecraların soluklanmaya hiç fırsat tanımayan ortamları darlamaya başlamıştı. Bu yüzden biraz kenara çekilip sakinleşmenin, bir nefes almanın iyi bir fikir olduğuna karar verdim. Ayrıca yapmam gereken ve yapmak istediğim birçok iş birikmişken (hepsiyle ilgili haberler yakında) gerçekten farklı bir çalışma düzenine ihtiyacım olduğunu fark ettim.

Peki nasıl olacak bu? Daha doğrusu ne değişecek?

En başta, bundan sonra daha fazla yazacağım ama bu yazdıklarım Twitter gibi yerlerde değil, kendi mecralarımda olacak. Bunların başlıcaları:

Bunların yanı sıra kendime bir bilgi deposu da oluşturdum. Eskiden Tumblr’ı bu amaçla kullanıyordum ama hem organize etmesi ve içinde bir şeyler bulması kolay olduğundan, hem de gerçekten herşeyiyle benim kontrolümde olduğundan dolayı ayrı bir yere taşımaya karar verdim. Çünkü böyle konularda hiçbir şirkete güvenmeye gelmez. Eğer takip etmek ya da oraya neler yığdığımı görmek isterseniz kendisi burada ve üst menüdeki “A Weird Notebook” linkinde.

Ayrıca sosyal ağlarda kıyasla daha az zaman geçireceğim. Kimi şeyleri otomatiğe alacağım, yani hesaplarımdan her paylaşım olduğunda internet başında olmayabilirim. Elbette Twitter’da mentionları ve DM’leri takip ediyor olacağım ama yine de eğer bana ulaşmak isterseniz en sağlıklı yol email olacaktır. Bu konuda ihtiyacınız olan her türlü bilgiyi anasayfada bulabilirsiniz.


Uzun lafın kısası: Bundan sonra daha sakin internet kullanacağım; daha az gevezelik yapıp daha çok üreteceğim. Yukarıdaki linkler (özellikle blog ve newsletter) mutlaka takibe almanızı tavsiye edeceğim yerler.

Güvenli Mesajlaşmak İçin Yeni Yolumuz Tor Messenger ve Başlangıç Rehberi

(Jiyan.org 24 Ekim’den bu yana sansürlü. Bu yüzden Jiyan için hazırladığım bu rehberi sansürü aşamayan arkadaşlarımız için buradan da yayınlıyorum. Eğer sansürü aşabiliyorsanız Jiyan’daki versiyonu da burada.)

Tor Project‘i artık Türkiye’de internet kullanıcısı olup da duymayanımız kalmamıştır sanırım. Bizleri sansürden ve internet trafiğimizin izlenmesinden koruyan Tor Browser Bundle’ları ile hepimizin gözdesi oldular. Şimdi aynı ekipten güvenli ve şifreli olarak mesajlaşmamızı sağlayan yeni bir uygulama geldi: Tor Messenger.

Tor Messenger, bizlere Tor Browser’ın verdiği kolaylıkla, birçok farklı mesajlaşma sistemini kullanarak mesajlaşma imkanını sağlıyor. İçerisinde tüm mesajlaşmlarınızı otomatik olarak şifreleyen OTR (Off-the-Record) eklentisiyle gelmesinin yanı sıra, tıpkı Tor Browser gibi tüm internet trafiğinizi de Tor sunucularından geçiriyor ve bu sayede metadata sızıntısı ihtimalini de minimuma düşürüyor.

Eğer daha önce Pidgin, Adium vb. chat programlarını kullandıysanız ve OTR eklentisinin nasıl çalıştığını biliyorsanız, tek yapmanız gereken buradan Tor Messenger’ı indirip kullanmaya başlamak. Eğer bilmiyorsanız yazıya devam edin ve 5 dakikada siz de öğrenip güvenli ve şifreli bir biçimde mesajlaşmaya başlayın.

KURULUM

Tor Browser’da olduğu gibi, Tor Messenger’ı da kurmak oldukça basit. İlk yapmanız gereken buradan kullandığınız işletim sistemi için Tor Messenger’ı indirmek. Ardından:

  • Linux kullanıyorsanız .tar.xz dosyasının içindekileri kullanmak istediğiniz herhangi bir yere çıkartın (Masaüstü gibi),
  • OS X kullanıyorsanız .dmg dosyasının içerisindeki uygulamayı kendi bilgisayarınızın harddiskinde tercih ettiğiniz bir yere çıkartın,
  • Windows kullanıyorsanız da .exe dosyasını çalıştırın.

Kurulum bu kadar. Artık Tor Messenger kullanıma hazır.

HESAP AÇMAK / HESAP EKLEMEK

Selection_029

Tor Messenger’da birçok farklı mesajlaşma yolunu kullanmanız mümkün. Bunların arasında Google, Yahoo ve Facebook gibi birçoğunuzun bildiklerinin yanı sıra XMPP gibi seçenekler de mevcut. Bunlardan hangisini kullanmak istediğinizi seçip onunla giriş yapmanız yeterli.

NOT: Eğer Google hesabınızda 2 Aşamalı Doğrulama (2 Factor Authentication) aktifse [ki kesinlikle olmalı] hesap ayarlarınıza girip Tor Messenger için özel bir parola oluşturmanız lazım.

Eğer Tor Messenger için yeni bir hesap oluşturmak isterseniz, XMPP (eski adıyla Jabber) kullanmanızı tavsiye ederim. Burada da size aşama aşama bunu nasıl yapacağınızı göstereceğim. Buna örnek olması için de Jiyan için bir XMPP hesabı açacağız.

XMPP hesabınızı açmak istediğiniz sunucu çok önemli. Gerçekten güvenilir ve sizi tehlikeye atmayacak bir sunucu seçmenizde fayda var. Tecrübelerim RiseUp‘ın sağladığı XMPP sunucularının (bir RiseUp hesabı gerekiyor) ve Calyx Institute’un XMPP sunucularının en sağlıklı çalışanlar olduğunu gösterdi. Bunun yanı sıra isterseniz buradaki listeden de bir sunucu seçebilirsiniz.

Selection_030

Jiyan için Calyx Institute üzerinden bir hesap açacağız. Bunu yapmak için de sadece Tor Messenger’da yeni bir XMPP hesabı ekle kısmında kullanıcı adımızı seçmemiz ve “Server” kısmına: jabber.calyxinstitute.org adresini eklememiz yeterli.

Selection_031

Tor Messenger halihazırda tüm trafiğinizi Tor sunucularından yönlendiriyor ama daha da sıkı önlem almak isterseniz ve kullandığınız sunucu da bunu sağlıyorsa .onion sunucu adresini de eklemenizi tavsiye ederim. Ekran görüntüsündeki kısımda “Server” kısmına eklediğim Calyx Institute’un XMPP için kurduğu .onion sunucusunun adresi bulunmakta.

Hesabınızı oluşturduktan/ekledikten sonra bağlan demeniz ve hesabınıza giriş yapmanız yeterli. Eğer daha önce hesabınızı kullandıysanız kişi listeniz görünecektir ama ilk kez hesap oluşturduysanız doğal olarak bomboş bir listeyle karşı karşıya kalacaksınız. Arkadaşlarınızı ve konuşmak istediğiniz kişileri ekleyip güvenli bir şekilde muhabbete başlamadan önce yapmamız gereken son bir şey var: OTR parmakizimizi oluşturmak.

OTR PARMAKİZİ YARATMAK

Tor Messenger gerçekten güvenli bir şekilde mesajlaşabilmeniz için OTR (Off-the-Record) ile şifrelenmemiş hiçbir mesajı göndermenize izin vermez. OTR, uzun zamandır chat şifrelemesi için kullanılan bir sistem ve hem bilgisayarlarınızda (Pidgin, Adium vb.) hem de mobilde (ChatSecure) kullanabileceğiniz bir şey. Yani arkadaşlarınız mobil olsa bile onlarla OTR’ın sağlayacağı güvenlikle sohbet etmeniz mümkün.

Selection_034

Bunun için önce “Tools” kısmından “Add-Ons”u seçmeniz ve ardından “cryptes-otr” eklentisinin Preferences butonuna tıklamanız gerek.

Selection_035

Daha önce hiç OTR parmakizi oluşturmadığınız için hesap adınızın bulunduğu yerin altında “Generate” butonunu göreceksiniz. Buna tıklayıp bir süre bekleyin, bazen parmakizi oluşturmak biraz vakit alabiliyor.

Selection_036

İşlem tamamlandığında aynı yerde sizin için oluşturulan özel parmakizinizi göreceksiniz. Bu parmakizini çevrenizdekilerle paylaşarak, sizinle mesajlaşırken sizin gerçekten siz olup olmadığınızı doğrulama şansı verebilirsiniz.

GÜVENLİ SOHBET BAŞLATMAK

Selection_033

Bundan sonra yapacağımız tek şey konuşmak istediğimiz insanları eklemek ve güvenli sohbetlerimizi başlatmak. Bir kişi eklemek için de tek yapmanız gereken “File” menüsünden “Add Contact” butonuna tıklamak ve konuşmak istediğiniz kişinin adresini yazmak.

Selection_041

Tor Messenger sizin şifresiz olarak mesajlaşmanıza izin vermiyor. (Bunu ayarlardan değiştirebilirsiniz ama tavsiye etmiyorum.) Bu yüzden her konuşma başlattığınızda karşılıklı olarak birbirinizin kimliğini onaylamanızı ister. Bu sayede şifreli konuşmaya başlamadan önce karşınızdaki insanın gerçekten o olup olmadığından emin olmanızı sağlıyor. Bunu yapmak için ise size üç yol veriyor.

Selection_037

İlki soru ve cevap (question and answer) yolu. Burada karşınızdaki kişiyle daha önce kararlaştırdığınız bir soruyu ve cevabı birbirinize sorarak karşınızdakinin kimliğini doğrulayabilirsiniz. Eğer böyle bir belirleme yapmadıysanız yalnızca o kişinin bilebileceğini düşündüğünüz bir soruyu da sorabilirsiniz.

Selection_038

İkincisi ortak sır (shared secret) belirlemek. Burada ise daha önce belirlediğiniz bir kelimeyi ve cümleyi birlikte yazarak gerçekten o kişinin karşınızdaki kişi olduğunu doğrulamanızı sağlıyor.

Selection_039

Üçüncüsü ise parmakizlerinizi karşılaştırmak ve bu şekilde doğrulamak. Bunun için ya önceden birbirinize bu bilgiyi vermiş olmanız, ya sadece sizin kontrol ettiğiniz bir yere parmakizinizi koymak (kişisel siteniz gibi) ya da güvenli bir iletişim yoluyla birbirinize okumak (Signal Messenger, PGP email ya da telefon gibi).

Bunlardan sizin için kolay olanı yaptıktan ve karşınızdakinin gerçekten konuşmak istediğiniz insan olduğuna emin olduktan sonra tek yapmanız gereken sohbete başlamak.


Hepsi bu kadar. Sadece 5 dakikada güvenli ve isterseniz de anonim olarak internetten mesajlaşmanız mümkün. Bu yolla iletişim kurmak isteyenler için aşağıda benim ve Jiyan’ın XMPP adresleri ve OTR parmakizleri mevcut.

Ahmet A. Sabancı
ahmetasabanci@riseup.net
OTR Parmakizi: A6F9FFAC 129635FB AE9A3CC1 2BD642A6 778C903F
Jiyan'ın Sesi
jiyaninsesi@jabber.calyxinstitute.org
OTR Parmakizi: 9762561F 5D76302D F6907F76 0B81A008 DAEDA281

“Gazeteciler İçin Dijital Güvenlik” – TGS Akademi Eğitimi Materyalleri

18 Ekim 2015 Pazar günü TGS Akademi eğitimleri kapsamında “Gazeteciler İçin Dijital Güvenlik” adıyla verdiğim derse dair tüm materyalleri ve bazı önerilerimi burada bulabilirsiniz.

Katılan herkese çok teşekkürler. Dersteki paylaşımlarımız ya da buradaki materyallerle ilgili her türlü sorunuzu ve önerilerinizi de benimle paylaşabilirsiniz.

Direkt Link

Kaynaklar ve Okuma Önerileri

  • Warren Ellis, Transmetropolitan
  • Daniel Solove, Understanding Privacy
  • Julia Angwin, Dragnet Nation: A Quest for Privacy, Security, and Freedom in a World of Relentless Surveillance
  • Evgeny Morozov, The Net Delusion
  • Bruce Schneier, Data and Goliath
  • Julian Assange, When Google Met Wikileaks
  • Glenn Greenwald, No Place To Hide
  • Julian Assange, et.al, Şifrepunk

Önerilen Uygulamalar

Tarayıcı Eklentİlerİ
bİlgİsayarlar İÇİN Yazılımlar – Uygulamalar
Cep Telefonları İçİn Yazılımlar – Uygulamalar
WEB UYGULAMALARI

Sansür Çaresizlerin Son Sığınağıdır

Artık her gün aldığımız haberlerin bir parçası hâline geldi sansür. TİB o kadar verimli ve hevesli çalışıyor ki, Dağ Medya ile DİHA ve Besta Nuçe’nin yeni adreslerini engellemek için haftasonu bile çalışmışlar. Şu anda toplam engelli websitesi sayısını kesin olarak bilemiyoruz ama Engelli Web‘in istatistiklerine göre rakam 82396.

Peki sansür için harcanan bu akıl almaz enerji nereden geliyor? Neden sansürü bu kadar seviyorlar ve ilk fırsatta buna koşuyorlar? Gelin isterseniz sansür ne demek ve aslında sansürü bir çözüm olarak görenlerin aklından neler geçiyor bir bakalım.


Sansür en basit hâliyle çaresizliğin ifadesidir. Sansürü bir çözüm olarak gören kişi veya kurumlar, aslında bu şekilde çaresiz olduklarını bize anlatırlar. Sansürledikleri bilginin karşısında durmalarının imkansız olduğunu söylerler bize. Çoğu zaman bu çaresizlik de bu bilginin aslında kendi söyledikleri yalanlarla çelişmesi veya onların otoritelerini sarsmasıdır. Ancak buna sebep olan kişilere bir yasal yaptırım uygulayamayacakları için çaresizlikle onu susturmaya ve görmezden gelmeye çalışırlar.

Sansürleyen, sansürlediği şeyden korktuğunu da açık etmiş olur. Evet, çünkü insan sadece korktuğu şeyi görmemek ve görünmez kılmak için ciddi bir çaba harcar. Düşünün, çoğu insan korktuğu şeye bakamaz ya da bakmamak için çaba harcar. Korktuğu şeylerin gözünün önünde olmasını istemez. Sansür de bunun sistematik hâlidir. Korktuğunuz şeyi sansürlersiniz ve artık sizin önünüze çıkmaz. Ya da siz öyle olacağını zannederek kendinizi rahatlatırsınız.

Sansür aynı zamanda bir şeyler yapıyoruz havası vermeyi amaçlar. Bu sayede de yukarıda bahsettiğim çaresizliği ve korkuyu gizlemeye çalışırlar. Birileri otoritelerini sarsacak ya da onların korkmasına sebep olacak bir bilgi yaydığında “Bakın susturduk onları” diyebilirler bu sayede. Ya da çocuklara gerçekten tehdit oluşturan sorunları kökten çözmek yerine “Çocuklarımızı korumak için hepsini sansürledik” diyebilirler. Her zaman işe yaramaz bu ama o otoriteyi kabul etmiş kesimleri ciddi derecede memnun eder.

Sansür, en temelinde başarısız bir reddetme çabasıdır. Sansürlemek, bir noktada o şeyin asla varolmamasını istemektir. Ve bir kere varolduğunda da onu görünmez kılarak yokmuş gibi davranmaya devam etmeye çalışmaktır. Ancak Streisand Effect her yerde karşımıza çıkar ve bu reddetme çabasının hüsrana uğramasına neden olur. Çünkü sansürlemek, onun varlığını ve önemli bir şey olduğunu da kabul etmek demektir; bu önemli şeye karşı çaresiz olduğunuzu da belli eder. Bu da aslında sizin görmesini dahi istemediğiniz insanların bunları görmek için daha fazla çaba harcamasına ve bundan zevk almasına dahi sebep olabilir. Sansürleyerek varlığını reddetmeye çalıştığınız şeyin daha da büyümesine sebep olursunuz.

Ama tüm bunların yanında, sansür toplumu kutuplaştırmanın da temel bir aracı. Bugün Zeynep Tüfekçi’nin yazdığı bir tweet bunu çok iyi özetliyor aslında. Türkiye’deki internet sansürü, toplum içerisinde farklı bilgi kaynaklarından beslenen ve bu yüzden derin bir şekilde ayrışan iki gruba dönüşmekte. Bir tarafta tamamen devletin baskısı altında olan ya da onun propagandası için gönüllü çalışan yayınlardan beslenen ve sansürden etkilenen insanlar, diğer tarafta ise interneti temel seviyenin üzerinde kullanmayı mecburen öğrenen ve bu sayede sansürlenen kaynaklara da erişebilen insanlar. Elbette bu iki grubun haber aldıkları kaynaklar arasındaki keskin fark, onların da dünyayı nasıl gördüğünü ve anladığını etkiliyor. Mevcut siyais iktidarın kamplaşmayı kendisi için bir koz olarak gördüğünü de düşünecek olursak, sansürün belki de onlar için işe yarar olduğu tek nokta bu.


Bunlar yalnızca bir solukta aklıma gelenler. Üzerine düşündükçe çok daha fazlası da çıkacaktır. Ancak yalnızca bunlar bile sansürün temelde işe yaramaz ve hastalıklı bir eylem olduğunu anlamamız için yeterli olacaktır diye düşünüyorum.

Türkiye’de hükümetin politikaları ve devletin geçmişten bu yana gelen ve artık geleneği hâline dönüşen sansür ve baskı politikalarını düşündüğümüzde, artık sansüre maruz kalmak onur verici bir durum ve o sansürün kanıtları da bir madalya gibi gururla taşınacak şeyler hâline geldi. Sansürü korkutmak ve susturmak için yapanlar bunu aklında tutsa iyi olur; korkutmak bir yana, artık gurur duyar hâle geldik sansürlenince.

Yine de bu sansürler yüzünden toplumun önemli bir kesimine ulaşmak/onların bu kaynaklara ulaşması zorlaşıyor. Bu yüzden de bu konuda bilgili ve yetenekli olan insanların üzerine ciddi bir sorumluluk düşüyor. İnsanlara sansürü aşmanın ve istedikleri her kaynağa özgürce ulaşmanın yolunu göstermek bir zorunluluk. Ancak bunu yaparken, önümüze gelen en “kolay” veya “ucuz” yolları seçmemeli, tavsiye ettiklerimizin ne olduğuna dikkat etmeliyiz. İnsanları sansürden kurtarmak isterken, onları gözetimin lanetli ellerine bırakmak ya da cihazlarının ve kendilerinin güvenliklerini tehlikeye atmak hatasına düşmeyelim. Bu yüzden de güvenli bir şekilde sansür atlatmanın yollarını anlatan kişilere ve kaynaklara ulaşın, onların önerilerini dinleyin. Kem Gözlere Şiş ve Gözetim Meşru Müdafaa bu konuda size birçok tavsiye ve rehber sunuyor.

Diledikleri kadar sansürlemeye, susturmaya, ortada olan gerçekleri halının altına süpürmeye çalışabilirler. Ve tüm bunların boşa çıkartıp gerçeği özgür kılabiliriz. Yeter ki gerçekten bunu isteyip bunun için çaba harcansın.

Bir Süredir Yapmak İstediğim Ama Adını Koyamadığım Değişim: Ahimsa Online

Son birkaç haftadır kendimi zehirlenmiş gibi hissediyorum. Ve bu böyle bir kez olup bitmiş değil, sanki sürekli temas hâlindeyim ve arada bir ve kısa süreliğine kurtulabiliyorum bu zehrin etkisinden. Sürekli yorgun ve yıpranmış hissediyorum, normalde zevk aldığım birçok şeyi yapmak bile istemediğim ya da zoraki yaptığım zamanlar oluyor. Kimi zaman böyle kısa süreler geçiriyordum ama bir süredir olağanlaşmaya ve bezdirmeye başladı.

Bunu kökünden çözmeye ve kendimi bundan kurtarmaya karar verdiğimdeyse durumun aslında bayağı ciddi olduğunu görmeye başladım. Buna benim sebep olduğum noktalar da vardı elbette, agresif ve tepkisel oluşum ve buna sebep olan bazı daha temel şeyler gibi. Göki’yle zaman zaman yaptığımız sohbetlerde bunlardan bahsediyordu. Ben kendimi içeriden göremediğim için kimi zaman parçaları birleştirmekte zorlanıyordum ama konuştuklarımızı bir arada düşünüp bir de bu zehirlenmiş hâlimi üzerine ekleyince çok daha iyi anlıyorum ne demek istediğini.

Elbette bu zehirlenmişlik tek başına bununla alakalı değil ve özellikle son zamanlarda bunu yoğun bir şekilde hissediyor olmamın asıl sebebi de sayılmaz. Bunlar sadece onun kalıcı olmasına neden oluyor. Asıl sebep şu an içinde bulunduğumuz toksik toplum ve histeri hâli. Hepimizi zehirliyor ve biz bunu durdurmak yerine daha da hızlı yayılsın diye elimizden geleni yapıyoruz.

Bir düşünün, en son ne zaman gündeme dair herhangi bir konuda kavga etmeden, birilerine hakaret edip saldırmadan ya da saldırıya uğramadan bir diyaloga girebildiniz? Ya da internette farklı düşünen iki insan arasında kavgayla bitmeyen ya da laf dalaşına dönüşmeyen bir diyalog denk geldi mi son zamanlarda? İnternette yeterince troll olma heveslisi yokmuş gibi bir de tüm varlığını başkalarına ‘laf sokmak’ üzerinden kuran sözüm ona aktivist, politik tiplere, çakma entellektüellere denk gelmeyeniniz var mı?

Tüm bunların üzerine bir de benim hiç umursamamam gerekirken bunları önemsemem ve üzerine de agresifliğim gelince kaçınılmaz olarak yıpranıyorum. Sağlıklı bilgi edinmek, insan gibi diyalog kurmak yerine aptalca durumlara maruz kalıyorum, sinirlerim yıpranıyor. Bir de bunların üzerine herkesin sürekli acelesi varmış gibi davranıp hiç üzerine düşünmeden, otomatiğe bağlamış şekilde sürekli kelime kusması da eklenince akıl sağlığımı yitirecek gibi hissediyorum.

Kısacası, agresiflikten, nefretten ve refleksten ibaret ortam beni boğuyor. Katlanamıyorum, kaçmak istiyorum. Herkesin kendisini haklı ve üstün, geri kalanları geri zekalı ve düşman gördüğü bu ortamda sağlıklı bir şeyler üretilebilmesi imkansız gibi geliyor.

İlk zamanlarda “Nerelisin?” sorusuna “İnternetten” diyebilecek kadar çok sevdiğim ve önemsediğim yerden şu an kaçmak, saklanmak ister hâle geldim. Ve tüm bunlar, interneti kullanan herkesin, hepimizin suçu. Hiç birimiz diğerinden daha az suçlu değiliz. Burayı aptalca bir savaş alanına çevirdik. Karşımızda diyalog kurduğumuz kişilerin insan olduğunu unuttuk, sanki hiç bitmeyen bir Counter Strike turnuvasındaymış gibi davranıp acımasızca saldırmaktan başka hiçbir şey yapmıyoruz. Umarsızca salladığımız o kelimelerin birilerini incitebileceğini ya da kendimizin de incinebileceğini unutmuşuz belli ki.


Özellikle son birkaç gündür internette özel iletişim yolları dışında mümkün olduğunca pasif olmaya çalışmamın sebebi de bunlardı aslında. Çünkü ne yapacağımı gerçekten bilmiyordum. Sanki bu bataklık asla kurumayacak ve ben de dahil herkesi içine çekecek gibi hissediyordum. Bir süre tüm hesaplarımı gizli moda almayı bile düşündüm. Evim saydığım internetten kaçmak istedim.

Sonra bu sabah kalktığımda Quinn’in (Norton) yeni bir yazı yazdığını gördüm. “Ahimsa Online” başlığıyla. Hemen her yazısını keyif alarak okuduğum için düşünmeden tıkladım. Ve bir solukta bitirdim. Çünkü kendi kendime sorduğum sorular için harika bir cevap önerisiyle gelmişti.

Benim gibi daha önce duymamış olanlar için Ahimsa, en basit anlamıyla “kimsenin incinmesine sebep olma, hiçbir şeye zarar verme” demek ve Hinduizm ve Budizm’de önemli yeri olan kurallardan birisi.

Bundan sonra benim de hayatımın en önemli kurallarından birisi olacak Ahimsa. Ne zaman agresifleşeceğimi hissedersem kendime bunu hatırlatacağım. Refleks tepkiler vermeden önce birkaç kez düşüneceğim, karşımdaki kişi beni incitmek için çabalasa da onların da insan olduğunu aklımdan çıkarmayacağım. Ne olursa olsun, karşımdaki kişi ne kadar saldırgan olursa olsun, sakin ve anlayışlı şekilde karşılık vereceğim.

Çünkü bu anlamsız öfkeye, laf dalaşlarına ve kavgalara girmenin bana sadece zararı oluyor. Hiçbir işe yaramayan bu anlamsız eylemlerle kendimi yıpratmaktan, bitap düşmekten ve vaktimi harcamaktan bıktım. İnsan gibi yaşamak ve bunu her zaman yapmak istiyorum. Daha sakin, anlayışlı ve huzurlu bir şekilde yaşamanın hepimiz için mümkün olduğunu biliyorum. Sadece diğeri daha kolay ve tanıdık geliyor, bir de o kavgaları kazanmanın verdiği keyiften vazgeçememek var.

Ama ben tüm bunları arkamda bırakmak istiyorum. Bu yüzden de tüm agresifliğimden ve reflekslerimden arınmak ve bundan sonra internette asla bir kavgaya girmeden hayatıma devam etmek için Quinn’in anlattığı deneye ben de katılıyorum. Çünkü sakin ve düşünerek hareket etmediğimiz için şu an hiçbir şeyi çözemediğimiz aptal bir noktadayız.

Ben tüm bunlara karşı sakinliği ve Ahimsa’yı seçiyorum bundan sonra.

Yeni Medya II. Kongresi’nin Ardından

Öncesinde duyurduğum gibi, 26-27 Şubat’ta Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleşen Yeni Medya Kongresi’nde bir atölye ve bir bildiri sunumu gerçekleştirdim. Kongre son zamanlarda gördüğüm en başarılı etkinliklerden birisiydi ve organizasyon kesinlikle başarıyla tamamlandı diyebilirim. Bu yüzden emeği geçen herkese buradan bir kez daha teşekkür ederim.

Şimdi benim kongre ve sonrasında yaptıklarımdan paylaşılabilir olanları biraz gecikmeyle de olsa burada yayınlıyorum.

Her Şeyin İnterneti Atölyesi ve “Tuhaf Gelecek” Projesi

Atölyenin oldukça keyifli ve verimli geçtiğini düşünüyorum, umarım katılanlar için de bir o kadar faydalı ve keyifli olmuştur. Yukarıda atölyede başlıkları düzenlemek için kullandığım sunumu görebilirsiniz (ya da buraya tıklayarak). Ayrıca atölye sırasında atılan tweetleri görmek isterseniz buraya bakabilirsiniz.

Bu atölye aynı zamanda yeni kişisel projemin de başlangıcı oldu ve ilk duyurusunu bu atölyeyle gerçekleştirdim. Tuhaf Gelecek projesiyle ilgili detayları burada bulabilirsiniz.

“Robotun Gözü: Yeni Medyada Göz, Görme ve Görünmezlik” Bildirisi

Bu bildiri de aslında akademik çalışmalarımın şu ana kadar geldiği noktanın bir özeti oldu. Teknoloji felsefesi, zihin felsefesi ve bilgi felsefesi üzerinden çalışarak görme kavramı, yapay zeka ve internette göz/görünmezlik/gözetim üzerine yaptığım çalışmaların kısa bir özeti oldu.

Bu bildiride aynı zamanda internette görmeyi dört farklı biçime ayırmayı önerdim. Her ne kadar yakında tüm bildirilerin yer aldığı kitapta makalemin son hâli yayınlanacak olsa da, görme biçimleri önerimi ayrıca kısa bir makale olarak yazıp en kısa zamanda yayınlayacağım.

Yukarıda başlıkların yer aldığı sunum mevcut ancak çok da içime sinen bir şey değil. Bu yüzden konuyla ilgili makalenin kendisini (ve yazacağım kısa makaleyi) beklemenizi tavsiye ederim. Bildiri sunumu esnasında atılan tweetleri merak ediyorsanız onları da burada derledim.

Her iki etkinlikle ilgili her türlü sorunuzu, görüşünüzü ya da tartışmak istediğiniz her şey için bana çekinmeden ulaşabilirsiniz.

imc TV’de Medya Atlası Programı’nda Yeni Medya Kongresi

Bunların ardından, pazar akşamı imc tv’de yayınlanan Medya Atlası programında Alternatif Bilişim Derneği’ni temsilen Yeni Medya Kongresi’ni ve yeni medyanın günümüzdeki durumunu Kadir Has Üniversitesi’nden Perrin O. Emre ile birlikte konuk olarak konuştuk. Oldukça keyifli bir program olmuştu, eğer izleyemediyseniz buradaki linkten veya aşağıda izleyebilirsiniz.

Medya Atlası – Yeni Medya Konferansı (01 Mart… by imctv

Yeni Medya Kongresi’nde “Her Şeyin İnterneti” Atölyesi

B1S_EGhIUAAFvm8

Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Yeni Medya Kongresi’ne hem bir bildiri sunarak hem de bir atölye düzenleyerek katılacağım.

Gözetim bölümünde sunacağım “Robotun Gözü: Yeni Medyada Göz, Görme ve Görünmezlik” isimli bildirimde internet, bilgisayar ve göz üzerine yaptığım ve hâlâ devam etmekte olan çalışmalarımdan bir kesiti ele alarak bu alan içerisinde görmeyi nasıl anlayabileceğimizi ve onu sınıflandırmanın mümkün olup olmadığı üzerinde durdum.

Bununla birlikte kongrenin ilk günü olan 26 Şubatta “Her Şeyin İnterneti: Internet of Things – Bilgisayar ve İnternetin Geleceği Üzerine” başlığıyla bir atölye gerçekleştireceğim. Atölyenin duyuru metni şöyle:

İnternetin geçirdiği gelişim belki de insanlık tarihinin gördüğü en hızlı teknolojik ilerlemelerden birisi. 1980-90’ların “bilgi süper-otobanı”, “dijital ütopyası”, 2000’lerin “Web 2.0″ı ve “Yeni Medya”sıydı. Bilgisayarlar ve internet ile her geçen gün gücümüzün ve gelişimin sınırlarını zorladık ve daha ne kadar ileriye gidebileceğimizi görmeye çalıştık.

Şimdiyse yeni bir eşiğe doğru yaklaşıyoruz. Internet of Things (Şeylerin İnterneti), internetin ve bilgisayarların bildiğimiz tanımlarının ötesine geçişimizin adı olacağa benziyor. Artık bilgisayarları kullandığımız birçok aletin içerisine yerleştirebiliyor hatta kendi bedenimize bile ekliyoruz. Akıllı arabalar ile bilgisayarlar ile ulaşımımızı sağlamaya başladık ve yakında akıllı evler ile birbirine bağlı bir grup bilgisayarın içerisinde yaşayacağız. Eskiden bilimkurgunun konusu olan tüm bu teknolojilerin büyük bir kısmı artık gerçek, geri kalanlar ise çok yakında gerçek olacak.

Bir gelecek şoku yaşamamak ve hazırlıksız yakalanmamak için tüm bunları takip etmek ve üzerine düşünmek gerekiyor. Karşımızda nelerin olduğunu, yakın gelecekte nelerle karşı karşıya olacağımızı, bunların olumlu ve olumsuz yanlarını, çözeceği ve karşımıza çıkaracağı yeni sorunların üzerine şimdiden düşünmemiz gerekiyor. Özetle, internetin ve bilgisayarların geçirdiği bu evrimin ne anlama geldiğini çözmemiz gerekiyor.

Bu konuşma, internetin ve bilgisayarların yakın geçmişinden ve Internet of Things’in doğuşundan başlayarak olası yakın gelecekleri ele almayı, Internet of Things’in anlamını ve yakın gelecekte hangi anlamlara gelebileceğini, bazı temel sorulara cevap vermeyi ve birçok yeni soru sormayı amaçlıyor.

Bunun teorik bir atölye olacağını ve amacının yakın geleceğe dair düşünmeye, strateji geliştirmeye ve kurgular yaratmaya yönelik olduğunu belirtmemde fayda var. Bu iki saat boyunca birçok farklı alan üzerine konuşacak ve konuya mümkün olduğunca farklı açılardan bakacağız. Tüm bunların hem dünya genelinde hem de Türkiye özelinde nasıl sonuçları olabileceğini, yakın gelecekte nelerle karşılaşabileceğimizi göstermeye çalışacağım.

Kongre programına buradan, atölyelerin programına da buradan ulaşabilirsiniz. Kongreye katılım için websitesinden kayıt olmak dışında herhangi bir şey yapmanız gerekmiyor, atölye için kişi sınırımız olmasa da duyuru sayfasındaki mail adresi yoluyla kayıt yaptırmanız tavsiyemdir.

Televizyona Çıktım (ama İsveç’te)

Aktivismens Tid screenshot of Ahmet A. Sabancı

(For English, click here.)

Evet, böyle bir şey de oldu.

Geçtiğimiz bahar (tam çekim tarihleri 30-31 Mart) İsveç’ten Sara ve Tigran gelip “Biz dünyadaki aktivistlerle ilgili bir belgesel serisi yapmak istiyoruz ve bir bölümünü Türkiye’den birisine ayırmak istiyoruz. Kim olduğundan, neler yaptığından, bazı konulardaki görüşlerinden konuşacağız. Katılmak ister misin?” dediler. Ben de “Peki, bir deneyelim de görelim bakalım ne olacak.” dedim. Yukarıda ekran görüntüsünü gördüğünüz 14 dakika oldu.

Neler yaptığımdan, temel konulardaki fikirlerime kadar birçok şey anlattım. Çekimleri birçok farklı yerde gerçekleştirdik. Ve hatta üniversitede bir mini eğitim bile yaptım, ki olabilecek en komik ‘cryptoparty’msilerden birisi olmuştu. Genel olarak çok memnun kaldım ve sevdim sonucunda ortaya çıkanı.

Eğer izlerseniz yorumlarınızı duymayı çok isterim. Söylediklerimle, yaptıklarımla ve hatta tipimle ilgili yorumlara bile açığım :)

Video maalesef embed edilemiyor, o yüzden yukarıdaki fotoğrafa ya da alttaki linke tıklayarak gidebilirsiniz. Belki ilerleyen günlerde benim olduğum kısımları alıp Youtube ya da benzeri bir yere yükleyerek de paylaşırım.

Aktivismens tid: Kunskapen – UR.se

Bots With Characters

There used to be a thing called Weavrs, living at weavrs.com but I’ve remembered it recently and saw the project and website looks like a zombie. And now I’m wondering if there’s something similar exist?

The idea was pretty interesting and I’ve always wondered how far could it go. Having bots that can wonder around and find things related to their characters created by you. It was a very promising experiment and also possibly an useful tool. Having bots working for your special interests and find stuff on the internet for you and if you let it free, it can improve itself and adds more into its character.

I want more tools like this. I need bots surfing random parts of the internet and collect stuff for me. I want to watch a bot trying to improve its interests and see where it’s going.

I need more weird web!