Sakin İnternet

Biraz sakinleşmeye ve buna bağlı olarak teknolojiyi ve interneti kullanma şeklime çeki düzen vermeye niyetlenmem aslında uzun bir zaman öncesine dayanıyor. Ama bunu yapmaya başlamak için yeterli motivasyonu bulmam biraz uzun sürdü.

“Calm Technology” akımını keşfettiğimden bu yana kafamın içinde dolanan fikirler vardı. Bunun üzerine internetin merkeziyetsizliğini koruma içgüdümü ve aslında internette kullandığımız birçok şeye başkalarının sahip olmasının getirdiği korkuyu da ekleyince kendimle ve çalışma düzenimle ilgili kimi değişiklikler yapmaya karar verdim. Elbette bir de son zamanlarda Warren Ellis’in bu konudaki fikirlerime destek çıkan şeyler yazmasının da motive olmamda katkısı var.

Elbette bu değişiklikleri tetikleyen en önemli şeylerden birisi de daha verimli çalışmak istemem. Kendim için sakin bir internet organize edip kontrolü ele alma ihtiyacı duyuyordum açıkcası. Diğer türlü başkalarının kontrolündeki sosyal ağların ve bitmek bilmeyen bir koşturmacanın içerisinde kayboluyormuşum hissini yaşamaya başlamıştım açıkcası. Özellikle Twitter gibi mecraların soluklanmaya hiç fırsat tanımayan ortamları darlamaya başlamıştı. Bu yüzden biraz kenara çekilip sakinleşmenin, bir nefes almanın iyi bir fikir olduğuna karar verdim. Ayrıca yapmam gereken ve yapmak istediğim birçok iş birikmişken (hepsiyle ilgili haberler yakında) gerçekten farklı bir çalışma düzenine ihtiyacım olduğunu fark ettim.

Peki nasıl olacak bu? Daha doğrusu ne değişecek?

En başta, bundan sonra daha fazla yazacağım ama bu yazdıklarım Twitter gibi yerlerde değil, kendi mecralarımda olacak. Bunların başlıcaları:

Bunların yanı sıra kendime bir bilgi deposu da oluşturdum. Eskiden Tumblr’ı bu amaçla kullanıyordum ama hem organize etmesi ve içinde bir şeyler bulması kolay olduğundan, hem de gerçekten herşeyiyle benim kontrolümde olduğundan dolayı ayrı bir yere taşımaya karar verdim. Çünkü böyle konularda hiçbir şirkete güvenmeye gelmez. Eğer takip etmek ya da oraya neler yığdığımı görmek isterseniz kendisi burada ve üst menüdeki “A Weird Notebook” linkinde.

Ayrıca sosyal ağlarda kıyasla daha az zaman geçireceğim. Kimi şeyleri otomatiğe alacağım, yani hesaplarımdan her paylaşım olduğunda internet başında olmayabilirim. Elbette Twitter’da mentionları ve DM’leri takip ediyor olacağım ama yine de eğer bana ulaşmak isterseniz en sağlıklı yol email olacaktır. Bu konuda ihtiyacınız olan her türlü bilgiyi anasayfada bulabilirsiniz.


Uzun lafın kısası: Bundan sonra daha sakin internet kullanacağım; daha az gevezelik yapıp daha çok üreteceğim. Yukarıdaki linkler (özellikle blog ve newsletter) mutlaka takibe almanızı tavsiye edeceğim yerler.

Gereksizse Engelleyin: Block Together

Twitter birçok anlamda oldukça başarılı ve kullanışlı bir sosyal ağ. Ancak her sosyal ağda olduğu gibi en büyük sorunlarından birisi gereksiz insanlardan kurtulmanın ya da onların olmadığı bir ortam yaratmanın zor olması. Yakın zamanda Twitter CEO’su bu konuda ne kadar pişman olduklarını dile getirmiş olsa da, Twitter’ın gerçekten bir şeyler yapabilmesi ne kadar mümkün orası bir muamma.

Ancak son günlerdeki gündemimiz bu konuda başka çözümlere acil bir şekilde ihtiyacımız olduğunu maalesef bir kez daha bizlere gösterdi. Özgecan’ın vahşice katledilmesinin ardından Twitter’da başlayan #sendeanlat kampanyasında yazılanlar ülkenin ne kadar mide bulandırıcı bir durumda olduğunu bir kez daha görmemizi sağlarken, bu paylaşımları yapan kadınlara yöneltilen terbiyesiz ve seviyesiz saldırılar da sayısı azımsanamayacak bir kesimin bundan bir ders çıkartmaya niyetli olmadığını görmemizi sağladı.

Söz konusu kadın cinayetleri, kadınların özgürlüklerine yapılan saldırılar, taciz ve tecavüz olduğunda akıl vermenin ya da “X şeyi yapın” demenin haddim olmadığını düşünüyorum. Özellikle de yaşadığımız ülkeyi ve toplumun hâlini düşündüğümüzde, bu konuda en son söz söyleyecekler de erkekler bana göre. Ben de bu durumda yapabileceğim tek şeyi yapmak ve en azından Twitter’da sürekli saldırı altında olanların kullanabileceği bir uygulamadan bahsederek en azından başta kadınlar olmak üzere hemen herkesin daha özgür ve güvenli bir şekilde Twitter’ı kullanabilmesine yardımcı olmak istedim.


screenshot-blocktogether.org 2015-02-16 21-05-36

Burada bahsedeceğim uygulamanın adı Block Together. Geçtiğimiz yıl içerisinde patlak veren Gamergate saçmalığının ardından geek kültürünün parçası olan kadınlar ve eşcinsellerin Twitter’da ağır saldırı altında kalmasının üzerine ortaya çıkan bir uygulama bu. Amacı bu tarz saldırılara ve tacize maruz kalanların, tacizcileri ve saldırganları uzak tutmak ve en azından Twitter’ı diledikleri gibi kullanabilmelerini sağlamak.

Uygulamanın sitesine girdiğinizde önünüze birkaç seçenek çıkıyor. Bunlardan ilk ikisi tamamen saldırı ve taciz amacıyla açıldıkları belli olan hesaplardan kurtulmak için. İlki son bir hafta içinde açılmış ve size mention gönderen, ikincisi ise 15’de az takipçisi olan ve aynı şekilde sizi mentionlayan hesapları otomatik olarak engellemenizi sağlıyor.

Üçüncü seçenek ise uygulamanın en güzel yanı. Eğer üçüncü seçeneği aktif hâle getirerek bu uygulamayı kullanmaya başlarsanız, sizin engellediğiniz hesapların, eskiden engellediklerinizi de dahil ederek, bir listesini oluşturabiliyor ve bunu çevrenizdeki insanlarla, arkadaşlarınızla paylaşabiliyorsunuz. Onlar da eğer sizin listenize abone olurlarsa, otomatik olarak sizin engellediğiniz herkesi engelleyebiliyorlar. Eğer siz bir başkasının engelledikleri listesine abone olmak isterseniz, ondan bu linki istemeniz yeterli.

Elbette bu uygulamanın yapabilecekleri sınırlı ama en azından sıkça kullandığımız bir sosyal alanda tacizcilerden ve bu kültürün savunucularından temizlenmiş bir ortam yaratmanıza yardımcı olacaktır. Bunun yanında eğer Twitter’a girerken Chrome/Chromium kullanıyorsanız buradaki eklentiyi de kurarak, böyle insanları gördüğünüzde hızlıca engelleyebilirsiniz.

Uygulamaların güvenliği konusunda şüphe etmenize gerek yok, ikisini de bir süredir kullanıyorum ve herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Bu konuda da içiniz rahat olabilir.

Uygulamayı kullanmaya buradan başlayabilirsiniz.

Ayrıca, eğer bir hesap sadece rahatsız edici olmanın ötesine geçiyor ve suç işliyorsa bunu Twitter’ın şikayet formları yoluyla Twitter’a bildirebileceğinizi de unutmayın.


Bir de engellemek üzerinden sıkça çıkartılan bir tartışmaya dair burada kendi görüşümü eklemek ve bunun üzerinden burada tartışma çıkartarak konuyu saptırmayı deneyeceklere şimdiden cevap vermek istiyorum: Birisini engellemek onun ifade özgürlüğüne müdahale değildir. Bunu kim nasıl savunuyor anlamıyorum ama böyle bir şey söz konusu değil.

Şöyle düşünelim, ifade özgürlüğü birilerinin kendi düşüncelerini özgürce ifade etmesi anlamına gelir ve birilerine zarar vermeyi teşvik gibi büyük suçlar dışında da engellenemez. Ancak bu, herkesin bu düşünceleri dinlemesi veya onaylaması anlamına gelmez, gelemez. Sen saçmalıyorsan ya da senin düşüncelerini hiçbir şekilde kabul etmiyorsam neden sana tahammül etmek zorunda olayım? Benim de istemediğim insanlarla, beni rahatsız eden veya ısrarla taciz eden insanlarla muhatap olmamak gibi bir hakkım var. Ayrıca ben seni engellediğim zaman sen yine konuşabiliyorsun, sadece ben senin saçmalıklarınla muhatap olmak zorunda kalmıyorum.

Bu yüzden lütfen kimse bu fikre en ufak bir prim vermesin ve muhattap olmak istemedikleri kişileri engellemekten çekinmesin. İstemediğimiz insanlarla muhattap olmamak en doğal hakkımız ve bunu kullanmaktan çekinmeyelim.

A Compilation to Understand GamerGate

Yakın zamanda GamerGate saçmalığı üzerine bir yazı yazmayı planlıyorum ancak o sırada hem benim bilgilenmemi sağlayan ve yazıda kullanacağım kaynakları bir araya toplamak, hem de konuyu merak edenlerin ya da derli toplu okumak isteyenlerin işine yarayacak bir kaynak oluşturmak için böyle bir derleme yapmaya karar verdim. Yeni yazılar, videolar buldukça bu listeyi güncelleyebilirim.

Ve eğer merak ediyorsanız şimdiden söyleyeyim: Evet, ben de olması gerektiği gibi anti-GamerGate’im. Nedenini yazıyı yayınlayınca öğrenirsiniz.

(I’m planning to write a Turkish article about GamerGate bullshit soon but before that, I want to compile my resources at one place. I hope this post will be helpful for anyone who wants to read some sane articles about GamerGate. I may update this list if I can find more.

And just in case, if you’re wondering: Yes, of course I’m anti-GamerGate.)

#Gamergate Trolls Aren’t Ethics Crusaders; They’re a Hate Group – Jennifer Allaway

The Only Thing I Have To Say About Gamer Gate – Felicia Day

Gamergate Goons Can Scream All They Want, But They Can’t Stop Progress – Laura Hudson

List of ethical concerns in video games (partial) – Leigh Alexander

Gamergate is loud, dangerous and a last grasp at cultural dominance by angry white men – Jessica Valenti

“Women Are Being Driven Offline”: Feminist Anita Sarkeesian Terrorized for Critique of Video Games

My Thoughts This Morning on GamerGate – John Scalzi

Gamergate Is Running Out of Heroes – Andy Baio

The ultimate weapon against GamerGate time-wasters: a 1960s chat bot that wastes their time – Ian Steadman

Recommendations from Uğurcan:

In Defense of Gamers – Peter Frase

Your Princess Is in Another Castle: Misogyny, Entitlement, and Nerds – Arthur Chu

#ResetTheNet

Bugün 5 Haziran. Bundan tam bir yıl önce, Edward Snowden’ın ismini ve PRISM’i ilk kez duyduk. İlk başta birçokları inanmak istemedi, bunun başka bir komplo teorisi delisinin işi olduğunu veya belgelerin gerçek olmadığını söyledi. Ancak zaman geçtikçe daha fazla belge, daha fazla skandal ortaya çıkmaya başladı; PRISM sadece başlangıçtı. Ama tüm bunlar bundan bir yıl önce, tam da bugün başladı.

Şu anda geldiğimiz noktadaysa durum hiç de iç açıcı görünmüyor birçoğumuz için. Snowden’ın sızdırdığı belgeler, özellikle ABD ve İngiltere’nin interneti olabilecek her yolla gözetlemeye çalıştığını, özel hayatı veya bizlerin mahremiyetini hiçe saydığını gösteriyor. Ve hâlâ yeni bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor.

Ancak bu mesele sadece ABD ve İngiltere ile sınırlı değil. Bu olaylar sayesinde gözümüz daha da açıldı ve aslında dünyanın dört bir yanında birçok devletin bu konularda benzer çabalarının olduğunu veya yeni çabalar gösterdiklerini gördük. Çin zaten bu konuda karanlık bir geçmişe sahip, Rusya şimdi tüm büyük sitelere kendi ülkesinde sunucu tutma zorunluluğu getirmeye çalışıyor ki herkesin bilgisine rahatça erişebilsin, Türkiye yeni çıkarttığı sansür ve gözetim yasasıyla tüm internet trafiğini toplayıp hepimizin özel hayatını ve özgürlüklerini hiçe saymak için çalışıyor.

Ancak tüm bunlar karamsar olmak için bir sebep değil. Çünkü tüm bu olan bitenler sayesinde gördüğümüz önemli bir şey var: Şifreleme hâlâ çalışıyor. Devletler asla şifreleri kırarak ya da kriptolanmış verileri çözerek bu bilgileri elde etmiyorlar, edemiyorlar. Onlar sadece kriptolanmamışları, kriptolanamayanları veya zaman zaman bırakılan açıkları kullanarak tüm bu bilgileri topluyor ve kullanıyorlar. Yani hile yapıyorlar. Çünkü kriptografi hâlâ güçlü bir silah ve onun işe yaramaması onlar için de çok kötü sonuçlara yol açar. Bu yüzden NSA, RSA’ye sadece normal insanlara sattığı kripto sistemlerini zayıflatması için para ödüyor. Kendileri güçlü olanları kullanıyor.

Ve bu şifreleme araçlarını kullanmak çok geniş bir teknik bilgiyi veya uzmanlaşmayı gerektirmiyor. Kriptografi adım adım herkesin kullanabileceği aletlerin, programların içine giriyor ve daha da kolay kullanılabilir hâle getiriliyor. Çünkü gördük ki, bizim şifrelemeye ihtiyacımız var.


Bu yüzden 5 Haziran 2014, Fight For The Future’ın başını çektiği bir kampanyayla Reset The Net günü olarak adlandırıldı ve bir eylem gününe dönüştürüldü. Siteye girdiğinizde karşınıza çıkan ekran veya şu anda sağ üst köşede duran banner bunun için var. Peki interneti nasıl resetleyeceğiz?

Bundan sonra en önemli amaçlardan birisi, internetin mümkün olduğunca şifrelenmesini sağlamak. İnternete girerken, onu kullanırken, web siteler kurarken onu şifrelemek için daha fazla çaba göstermemiz, alışkanlıklarımızı değiştirmeye başlamamız ve interneti gözetleyenlerin, bizim özgürlüğümüzü elimizden almak isteyenlerin işlerini mümkün olduğunca zor hâle getirmeye çalışacağız. Bunun için en basit kullanıcısından yazılımcılarına kadar herkesin yapabileceği şeyler var. Yazılımcı arkadaşların büyük bir kısmı ne yapabileceklerini biliyorlardır (bilmiyorlarsa çok ağır laflar hazırladım kendilerine :) ancak ortalama kullanıcı bu konuda gerçekten çok az bilgiye sahip. Bu yüzden yazının devamında özellikle ortalama kullanıcı ve ortalama internet kullanımı üzerine tavsiyeler vereceğim.

Ancak bu tavsiyelere başlamadan önce herkesin Reset The Net (Türkçesi için Yeniden Başlat) sitesini ziyaret etmesini, kampanyaya oradan destek vermesini ve siteyi okumasını tavsiye ediyorum. Orada birçok güzel şey bulacaksınız.


  • İnternet kullanırken yaptığınız ve kolaylık olduğunu düşündüğünüz birçok şeyin alışkanlık olduğunu unutmayın. Bu alışkanlıkları değiştirebilirsiniz ve interneti resetlemenin yolu da bu alışkanlıkları değiştirmeye başlamaktan geçiyor.

  • Reset The Net sitesinde veya çıkan pop-up ekrandaki linke tıklayarak Privacy Pack (Gizlilik Paketi) sayfasına gidin. Orada interneti şifreli ve güvenli bir şekilde kullanmanıza yardımcı olabilecek birçok uygulama, program bulacaksınız. Birçoğunun kullanımı oldukça basit ve bir kez alıştıktan sonra artık normal internet kullanımınızın bir parçası hâline gelecektir. Yine de yardıma ihtiyacınız olursa veya bir sorunla karşılaşırsanız çevrenizdekilere ya da internette bu konularda hevesli kişilere sormaktan çekinmeyin. Bu konularda herkes zevkle size yardım edecektir.

  • Bazı araçların kullanımı biraz zordur ve öğrenmesi vakit alır. Bu yüzden de genellikle onu zaten kullanabilen birisinin size öğretmesini istemek öğrenmeniz ve kullanmaya başlamanız için daha güzel bir yol olacaktır. Ancak yine de meraklı birisiyseniz denemekten ve hata yapmaktan çekinmeyin. Çünkü hata yapmadan öğrenemezsiniz. Ayrıca size zor gelen programları öğretebilecek insanlar zaman zaman Crypto Party adıyla etkinlikler düzenliyor. Eğer hevesliyseniz ve böyle bir etkinlik haberi gördüyseniz, bilgisayarınızı kapıp gidin. Ayrıca birçok aracın kullanımını Türkçe ve anlaşılır bir şekilde anlatan Kem Gözlere Şiş sitesini de elinizin altında bulundurun.

  • Uygulamaları ve programları bir kez temel seviyede kullanmayı öğrendikten sonra mümkün olduğunca kendinizi onları kullanmaya zorlayın ve bu araçları alışkanlık hâline getirmeye çalışın. Bu sayede çok daha hızlı bir şekilde öğrenirsiniz.

  • Bu konularda güncel haberleri takip edin, okuyun ve internetteki tartışmalara katılın. Bu konularda konuştukça hayatınızın bir parçası hâline gelmesi daha kolay olacaktır. İnsanlardan yardım istemekten, onlara soru sormaktan çekinmeyin.

  • İnternetin özgür, güvenli ve sansürsüz kalması için çaba gösteren birçok dernek, yazılımcı ve aktivist var. Bunları bulun, derneklere üye veya destekçi olun ya da sadece bir mail atıp yardımcı olmak istediğinizi söyleyin. Yaptıkları eylemleri ve kampanyaları takip edip destek verin. Aktivistlere, yazılımcılara ve derneklere onları desteklediğinizi ve yaptıklarını değerli bulduğunuzu söyleyen bir mail atmanız bile onlar için oldukça önemli. Bu bile büyük bir katkıdır, sakın küçümsemeyin.

  • Aynı zamanda interneti güvensiz hâle getirmeye çalışan veya devletlerle iş birliği içerisinde olan birçok şirket ve yazılım da var. Bunlardan mümkün olduğunca uzak durun ve kullanmamaya çalışın. Siz onları boykot etmedikçe ve onlara “bizi hâlâ kullanıyorlar” hissini vermeye devam ettiğiniz sürece, onlar internete saldırmaya ve devletlerle işbirliği yapmaya devam edecekler.

  • Çevrenizdeki insanlara öğrendiklerinizi ve alışkanlıklarınızı bulaştırmaya çalışın. Çünkü özellikle alışkanlıklar, çevreden kazanılan bir şeydir ve birçok insan çevresinde birilerinin bunları yaptığını görünce kendisi de yapmak için daha hevesli davranır. Bu yüzden göstere göstere kullanın bu şifreleme alışkanlıklarınızı, insanları teşvik etmeye çalışın.

Bunlar elbette sadece başlangıç, daha yapacak çok işimiz var. Ama biz bu tavrımızdan taviz vermedikçe ve insanlardan bu konuda destek aldığımızı gördüğümüz sürece bunu yapmamız daha da kolay olacak. O yüzden bugün mümkün olduğunca çok insanın internetin resetlemek istediğini söylemesi gerekiyor.

Ben de bugün ile birlikte iki söz verdim. Birincisi; en geç bu yazın sonuna kadar bu siteyi https’ye taşıyacağım ve blogu ziyaret eden herkesin güvenliğini sağlayacağım. İkincisi; blogda güvenlik ve kriptografi ile ilgili araçları tanıtmak ve yaygınlaştırmak için daha çok çaba göstereceğim, sizlere her geçen gün yeni araçlar tanıtacağım ve bu konuları ve önemini herkesin anlayabileceği şekilde anlatabilmek için daha fazla çalışacağım.

Reset The Net sitesi

Yeniden Başlat (Türkçe kampanya sitesi)

yeniden baslat

[İnternet Notları] Heartbleed’in Son Durumu

heartbleed

Son birkaç gündür internette en çok konuşulan ve birçok insanı korkutan olay openssl’de ortaya çıkan ve Heartbleed ismi verilen güvenlik açığı oldu. Openssl içinde bulunan heartbeat uzantısında yapılan güncellemeden kaynaklı bu hata, ssl’in sağladığı kriptonun ve güvenliğin neredeyse etkisiz hâle gelmesine neden oluyor. Burada çok detaylı açıklama yapamayacağım ama Türkçe olarak güzel bir açıklama için buraya, İngilizce için buraya bakabilirsiniz.

Bu açığın ortaya çıkmasının ardından hızlı bir şekilde açığı kapatma çalışmaları başladı. Şu anda tüm sistem adminler hızlı bir şekilde sistemlerini tekrar güvenli hâle getirmeye çalışıyor ancak bu elbette zaman alacak bir süreç. Bu yüzden birçok kişi en azından birkaç gün boyunca gerçekten güvenliğe ihtiyaç duyacağınız işleri internetten yapmamanızı tavsiye ediyor ki ben de herkese aynısını tavsiye ediyorum. Ayrıca şifrelerinizi değiştirmek için de aynı şekilde bekleyin. Eğer sistemler tam güvenliği sağlamadan değiştirirseniz size hiçbir faydası olmaz.

Eğer bir sistem admin değilseniz ya da kendinize ait sunucunuz yoksa yapabileceğiniz pek bir şey yok. Sadece durumu takip etmeniz ve en azından birkaç gün internet bankacılığı gibi servisleri kullanmamanız lazım. Sistem adminler ve kişisel sunucuları olanlarsa umuyorum ki şimdiden openssl güncellemelerini yapmış ve yeni sertifikalarla işlerini sağlama almışlardır.

Konuyla ilgili yukarıda verdiğim önemli linkler dışında tavsiye edebileceğim diğer okumalar da şunlar:

[İnternet Notları] Temiz Twitter Ne Lan?!

temiz-twitter-budur
Benim gözümde Temiz Twitter.

Yine birileri interneti temizlemeye niyetlenmiş gördüğüm kadarıyla. Bu sefer öncelikli hedefleri de Twitter. Link verip blogumu kirletmeye niyetim yok, merak edenler Twitter’da arama yapsın. Ancak bu kafa yapısındaki insanlara söylemek istediğim birkaç şey var.

Bakın; sizlere binlerce kişi, milyonlarca kez bunu anlattı. Ben bile birkaç kez yazdım, hatta blogumun Hakkında sayfasına bile not düştüm. Ancak siz anlamamakta ve Temiz Twitter, Dijital Demokrasi gibi saçma sapan şeylerle tekrar tekrar karşımıza çıkmaktasınız. O yüzden son kez size açıklamaya çalışacağım. Lütfen aklınızı iki dakika buraya verin.

Sizin benim düşüncelerimi, yazdıklarımı, söylediklerimi beğenip beğenmemeniz tamamen sizin probleminiz.

Yazdıklarım sizi rahatsız mı ediyor? Söylediklerimi beğenmiyor musunuz? Fikirlerim size saçma mı geliyor? Size göre birilerinin ‘ahlakını bozacak’, ‘zihinlerini bulandıracak’, ‘yanlış yola sokacak’ şeyler mi yazıyorum? Bunlar da tamamen sizin probleminiz.

Eğer benimle (ya da herhangi birisiyle) ilgili görüşleriniz bunlardan birisiyse yapmanız gereken basit; bloguma bir daha girmezsiniz, yazdıklarımı asla okumazsınız, kullandığınız sosyal ağlarda karşınıza çıkıyorsam da beni engellersiniz.

Bu kadar, bitti.

Bundan daha fazlasını yapmaya kalktığınız an bunun adı ifade özgürlüğünü tehdit etmektir, sansürdür, insan hakları ihlalidir. Bunun temizlikle, aile gibi sevimliliklerinizi korumakla hiçbir alakası yoktur. Demokrasi dediğiniz şeyinse tam tersine denk gelir bu yaptığınız.

Birileri daima sizi eleştirecek, sizin fikirlerinizin tam tersini düşünecek ve söyleyecek, hatta sizi rahatsız edecek şeyler yapacak. Demokrasiden bahsediyorsanız yapmanız gereken bunları görmezden gelmek ya da tartışma ahlakına uygun bir şekilde tartışmaya girmektir.

Eğer herkesin sizin gibi düşünmesini ve yaşamasını bekliyorsanız oldukça saçma bir hayal görüyorsunuz demektir. Bir de bunu mağduriyet gibi şeylerle süslüyorsanız düpedüz saçmalıyorsunuz demektir. Ama saçmaladığınızı düşünmeme rağmen ben sizin internetten ya da başka bir yerden temizlenmenizi de susturulmanızı da istemiyorum. Çünkü ben herkesin fikirlerini özgürce ifade edebilmesini istiyorum ve interneti de herkese böyle bir imkan verdiği için seviyorum.

Bu yüzden bu hayallerinizden vazgeçin ve büyüyün artık. Asla herkes sizin gibi düşünmeyecek, mutlaka birileri sizi rahatsız edecek bir şeyler yapacak ve söyleyecek. Hatta ülkenin çoğunluğunu düşünecek olursak bunların arasında genellikle ben de olacağım. Bunun adına insanların düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip olması deniliyor ve bununla yaşamayı öğrenmek zorundasınız.

[İnternet Notları] Daha da Girmem Facebook’a!

Facebook; insanların gizliliğine hiç saygı duymaması, insanların özel hayatlarını değersiz görmelerini sağlayıp onlardan gelir elde etmeye çalışması ve birçok başka sebepten dolayı sevmeye sevmeye kullandığım bir siteydi. Kullanmak zorunda olmamın en önemli sebebiyse çevremdeki bazı insanlarla iletişim kurabilmemin mümkün olduğu tek yer olması ve okulumun bazı duyuruları sadece Facebook grubundan yapmanın yeterli olacağını düşünmesiydi.

Ancak bugün olanlardan sonra Facebook’la tüm ilişkimi koparmaya karar verdim.

* * *

Birkaç gün önce Self-Destructing Cookies adındaki Firefox add-on’unu kullanmaya karar verdim. Bu uygulamayı kullanmak istememin sebebiyse birçok internet sitesinin tarayıcıma yerleştirdiği cookieler aracılığıyla beni internette gittiğim her yerde takip etmelerini engellemekti. Bir siteyi ya da sosyal ağı kullanıyor olmam, ona internette yaptığım her şeyi takip etme izni verdiğim anlamına gelmiyordu sonuçta.

Ancak Facebook bu yaptığımdan pek memnun olmamıştı. Bugün sabah tarayıcımı açıp Facebook’a girmek istediğimde bana bu bilgisayardan ilk defa bağlandığım için hesabımı geçici olarak dondurduğunu ve bazı güvenlik testlerinden geçmeden hesabımı tekrar aktifleştirmeyeceğini söyledi. Duruma anlam veremediğim için mobilden kontrol etmek istedim ancak Android uygulamasını açar açmaz uygulama hesabımdan çıktı ve hesabımın dondurulduğunu söyledi.

Hesabı tekrar aktifleştirmek istediğimdeyse işler daha da karıştı. Önce basit bir captcha sorusu sordu. Rahatça cevaplayıp sonraki adıma geçtiğimdeyse bana iki seçenek sundu: Gizli soruyu cevaplamak veya arkadaşlarımı fotoğraflardan tanıyıp eşleştirmek. İkincisi Facebook’un yüz tanıma arşivine hizmet vermek anlamına geleceği için asla böyle bir şey yapmayacaktım. Gizli soruyu cevaplamak ise imkansızdı çünkü böyle bir soru eklediğimi hatırlamıyordum ve soruya vermiş olabileceğim tüm cevaplar da yanlış çıkıyordu. Eğer 8 yaşındayken yaşadığım sokağın hangisi olduğunu Facebook benden daha iyi bildiğini iddia ediyorsa bana susmak düşerdi zaten.

* * *

Facebook’un gizliliğe ve özelimize bilgisayarda ve mobilde nasıl saldırdığını hep biliyordum. Facebook’la ilişkimi kısıtlı tutarak bunu kendi adıma minimumda tutmaya çalışıyordum ama şu durumda Facebook’un gizliliğime böyle ağzı sulanmış bir şekilde saldırması son damla oldu. Benden istediklerinin her biri benim bu konulardaki tavrımla ters düşmem anlamına geliyordu. Bunu yapmaya da hiç niyetim yok.

Ayrıca Facebook, cookielerin kaybolmasına tepki gösteren tek site oldu. Ne Google, ne Twitter, ne de bir başka site bana herhangi bir sorun çıkartmadı günlerdir. Anlaşılan Facebook her seferinde bu konularda ne kadar vahşi olduğunu göstermek zorunda hissediyor.

Sözün özü, bundan sonra Facebook ile hiçbir bağlantım olmayacak. Bir şekilde hesabımı tamamen silmelerini sağlayıp kurtaracağım kendimi. Bir daha hesap açmayı da düşünmüyorum. Zaten kendisinden kurtulmak için bir bahane arıyordum, onu da bana kendi elleriyle vermesi daha güzel oldu.

[İnternet Notları] Twitter’da Beni Bezdirenler

Sosyal ağlarda büyük bir kısmımızı rahatsız eden, ancak hiç durmadan yapılmaya devam eden bazı hareketler var. Bu konularda herkes şikayetçi olsa da kimse değişmeye yanaşmıyor. Bunun bana göre en önemli sebebi; bu hareketlerin o insanların sadece bu ağlarda değil, hayatlarının her alanlarında yaptıkları şeyler olması. Birçok insan bunları bu ağların hastalıkları olarak görme eğiliminde ama bu bezdirici hareketlere biraz daha dikkatli bakıldığında, aslında hepsinin bu ağların dışında da karşımıza çıktığını göreceksiniz.

Bunu daha iyi görebilmek ve rahatsızlıklarımı da dile getirebilmek adına İnternet Notları’nda bir süre bunlardan bahsetmeye karar verdim. En sık kullandığım site olan Twitter ile başlayıp kullandığım tüm sosyal ağlarda gördüklerimi listelemeye devam edeceğim. Sizin de aklınıza gelenler olursa ya da “Bunu yazmayı unutmuşsun” dedikleriniz varsa yorumlara ekleyin.

Takip Meselesi

Twitter’daki kullanıcılar arasındaki en saçma durumların oluşmasına takip etmek/takip edilmek/takipçi sayısı neden oluyor. Kişisel olarak, Twitter’da gerçekten önem verdiğim ve gerçekten takip edilmesi mümkün sayıda insanı takip etmeyi tercih ediyorum. Bir anlamda önümdeki bilgi akışını kontrol edebileceğim seviyede tutmaya çalışıyorum. Ancak herkes için bu böyle olmuyor.

*‘Takip edeni takip ederim’ciler bu konuda gözüme en anlamsız gelenler. Beni takip eden birisinin gerçekten benim tweet akışıma bir katkıda bulunabileceğinden nasıl emin olabilirim ki? Sırf takipçi sayınızı yüksek tutmak için böyle şeyler yapmak biraz sorunlu.

*Ancak bunun daha kötüsü takipçi toplamak için çakallık yapanlar ve önce sizi takip edip siz onları takip etmeye başladıktan bir süre sonra sizi takip etmeyi bırakanlar. Bu durum insanlarla tanışıp ardından onları arkadaş olduğunuza inandırmanıza ve ardından ortadan kaybolmanıza benziyor. Kime nasıl bir faydası var bilmiyorum ama Twitter’daki en gereksiz eylemlerden birisi bu. Üstelik bunu politikacısından, yazarına, o ‘ciddi’ ve ‘önemli’ zannettiğimiz insanların hesaplarının bile yaptığını görmek o kişiye dair tüm düşüncelerimi değiştiriyor.

*Takip meselesindeki bir diğer durum da hashtagler aracılığıyla takipleşmek. Hashtaglerle genellikle bir ortak nokta belirleniyor ve bu ortak noktaya sahip olan herkes birbirini takip etmeye başlıyor. Ama neden? Sadece bir ortak noktamızın olması seni seveceğim ya da takip etmeye değer bulacağım anlamına gelmiyor ki? Rastgele bir örnek verecek olursam; birisinin bilimkurgu seviyor olması onun bir dingil olmasına engel değil ki? Böyle birisini tweet akışımda görmek istemiyor olmam da gayet doğal. Herkes için de geçerli olacağını düşünüyordum bu durumun ama anladığım kadarıyla pek öyle değil.

*Bir de takipten çıkarıldığı zaman triplere giren insanlar var. Tamam başlarda yazdıklarını önemli buldum ya da senin takip edilebilir birisi olduğunu düşündüm ama bu şu an saçmalıyorsun ve artık yazdıklarını görmek istemiyorum. Takipten çıkıyorsam Twitter’da senin yazdıklarını görmek istemiyorumdur, bu kadar basit. Ama sen de sırf ben takipten çıktım diye beni takip etmeyi bırakıyorsan ne hâlin varsa görebilirsin. Böyle yapan birisi zaten benim yazdıklarıma önem vermiyor demektir ve öyle birisi beni takip etmese de olur. Ayrıca başkaları takipten çıkınca (eğer ikinci maddedeki eylemi yapmamışsa) bunun hakkında söylenip tweet akışını kirletenleri de takip etmeyi bırakıyorum.

*Sizi kimin takip etmeyi bıraktığı neden bu kadar önemli anlamıyorum. Gitmiş işte, gidebilir. Ama illa ki gidip uygulamalara izin verecek, kim olduklarını öğreneceksiniz değil mi? Eğer hesabınız bu kadar değerliyse, kimin takip etmekten vazgeçtiği bu kadar önemliyse neden önünüze gelen her uygulamaya izin verip hesabınızı kaptırmak için çaba gösteriyorsunuz? Lütfen bırakın bunun peşini, sonra sizin izin verdiğiniz uygulamaların gönderdiği spamlerle uğraşmak zorunda kalıyoruz.

Spamlemek

*Bu konu Twitter’daki tahammülsüzlük yüzünden büyük bir sıkıntı olma yoluna gidiyor ve beni bezdirmenin ötesine çok kısa bir zamanda geçti. Twitter herkes istediklerini söyleyebilsin diye var, sırf sen birisinin görüşünü sevmiyorsun diye onun hesabını kapattırmaya çalışamazsın. Bunu yapıyorsan dingilin önde gidenisin demektir. Ve bu dingillik politik görüşüne de bağlı değil, hangi politik görüş adına yaparsan yap dingilsindir. Eğer gerçekten spam yapan bir hesap değilse bu konuda kampanya başlatanlara saygım yok, net. Ve eğer bir hesap size karşı böyle bir şey başlattıysa bunu çözmenin yolu karşı kampanya yapmak değil, buradaki linkten Twitter’a şikayette bulunmak ve çevrenizdeki insanları da buna yönlendirmek. Ve birileri size ya da birilerine aralıksız küfür ediyor ve başka bir şey yapmıyorsa kullanmanız gereken yol yine burası, spam kampanyası başlatmak değil.

*Sizin spam şikayet özelliğini anlamsızca kullanmanız yüzünden gerçek spam hesaplar hâlâ ortalıkta dolanabiliyor. Ancak dürüst olayım, son zamanlarda biraz daha yaratıcılaşmışlar. Böyle bir tweetle birçok şapşalı ağlarına rahatça düşürebilirler mesela.

@ahmetasabanci hi I saw your ... 2013-09-18 11-39-44

Mentionlar

*Tamam, anlıyorum, yazdığınız tweetlerin birilerine ulaşmasını ve o kişilerin bu bilgiyi yaymasını istiyorsunuz. Ama bu, siz kalkıp bir cümle yazıp kırk kişiyi mention olarak eklediğinizde olmayacak. Böyle tweetlerin içerisinde asıl bilgiyi/linki bulmak bazen imkansızlaşıyor. Bu da yetmezmiş gibi fazlasıyla kötü bir görüntü ortaya çıkıyor. Üstelik alakalı alakasız on kişinin sırf takipçi sayısı çok diye aynı tweette bulunması durumu daha da anlamsız kılıyor. Lütfen bunu yapmayın, lütfen. Arada bana da geliyor böyle tweetler ve gerçekten önemli bir şey varsa o tweette, o tweeti temizlemek için geçirdiğim vakit tam bir işkenceye dönüşüyor.

*Twitter’ın güzel bir özelliği tweet içindeki mention en başta olmazsa tüm takipçilerinizin o tweeti görmesini sağlaması. Bu sayede sohbet içerisinde çıkan önemli bir cümleyi ayrıca tekrar tweetlemek zorunda kalmıyorsunuz. Ancak bazıları bunun suyunu çıkartıyor ve her mentionı bu şekilde gönderiyor. Dediğim gibi gerçekten önemli bir tweetse işe yarar bir özellik ama senin arkadaşınla yaptığın geyikten bana ne?! Onu arkadaşınla yapmaya devam et sen; o insanla yaptığın muhabbetleri merak edersem o kişiyi de takip ederim, bu sayede ikinizi de sürekli görürüm. Kişisel muhabbetlerinizi kişiler arasında bırakın lütfen.

Tweet Yazmak

*Tweet çalmak demek istemiyorum ama böyle adlandırılan saçma bir durum var. Sizin paylaştığınız bir tweeti, birebir kopyalayarak tekrar gönderen insanlar var ortalıkta. Paylaştığınız tweeti retweet etmek gibi bir imkan verilmişken bunu yapmak çok saçma geliyor. Gerçi bu insanlar genellikle o tweetin getireceği interaction ve twitter ününün peşinde oluyorlar, böyle de garip bir durum var. Esprili, komikli tweetlerde bunu biraz anlıyorum ama bir haber linkinde bile yapınca gerçekten beynim duruyor.

*Mobil olarak Twitter’ı kullanıyorsanız biliyorsunuzdur, retweet ile birlikte alıntı seçeneği de çıkıyor karşınıza. Bunun amacı, o tweete bir cevap ya da yorum ekleyerek tekrar paylaşmanız. Ancak birçok insan bunu yukarıdaki eylemi daha kolay yapmak için kullanıyor anladığım kadarıyla. Kimisi yine insaflı davranıp alıntıladığı kişinin nickini bırakırken, kimileri onu da siliyor. Ancak başta ya da sonra unuttukları tırnak işaretlerinin ve Twitter’a yeni gelen mavi çizgilerin onları ele verdiğinden haberleri yok. Birkaç retweet ve favori için gerçekten değmez, yapmayın.

*Mentionlarla tweetlerine ilgi çekmeyi başaramayanlar, daha farklı bir yöntem kullanıyor ve tweetini hashtaglere boğuyor. Eğer gerçekten konuyla alakalı bir hashtag söz konusuysa kabul edilebilir (zaten hashtaglerin amacı bu) ama bir link ve yanına on tane hashtag olunca görmezden gelmeyi ve öyle bir tweet hiç varolmamış gibi davranmayı tercih ediyorum. Çünkü öyle yapanların amacının gerçekten bir şeyler paylaşmak olduğuna inanmıyorum.

*Bir sıkıntı da yazacağınız tweetler üzerinde yaratılan baskı. Yavaş yavaş mahalle baskısı benzeri bir duruma dönüşüyor bu. Eğer çoğunluğun ya da sizi takip edenlerin konuştuğu konuların dışında bir şeyler yazmaya başlarsanız, o konu hakkında Twitter’da konuşmak istemezseniz sizi takip etmeyi bırakmaya başlıyor, hatta sizi eleştirmeye çalışıyorlar. Pardon da, size ne? Belki ben o konuyu burada konuşmak istemiyorum, belki benim için o kadar da vakit harcamaya değmeyecek bir konu. Neden sizin keyfinize göre tweet yazmak zorunda olayım ki?

Kısalar

*Arada bir Activity kısmına bakmanızı tavsiye ederim, takip ettiğiniz insanların neler yaptığını görebiliyorsunuz. Örneğin bir süre önce kendi yazdığı tweetleri favorileyen birisini takip ettiğimi gördüm, anında takibi bıraktım.

*Twitter’da hesabınızı ilk defa görenlere kendinizi tanıtmak için yapılmış bir bio kısmı var. Ancak bazı insanlar öyle şeyler yapıyor ki o kısımda, gerçekten o hesaba bir daha yaklaşmak istemiyorum. İçinde 5 mention, 10 link olan biolar; 160 karaktere sığdırılmaya çalışılan onlarca unvan vs. Başım dönüyor, midem bulanmaya başlıyor. Basit bir tavsiye; bio kısmınızı sade tutmaya çalışın, öylesi hem daha okunur oluyor hem de daha güzel görünüyor.

*Gördüğünüz her linke tıklamayın. Spam amaçlı linklerin geldiği tweetler artık fazlasıyla bariz, 40 metreden tanınabiliyorlar. Ama nasıl oluyorsa sürekli bunlara tıklamayı başarıyor ve DM ve mention ile bunu çevrenize yaymayı başarıyorsunuz. Bu konuda Meren güzel bir yazı yazmıştı zamanında, bir okuyun derim.

Kapanış

Twitter’ı olduğu gibi kullanan, orada kendisine farklı bir karakter yaratmaya veya oradan bir ün kazanmaya çalışmayan birisiyim. Ve aynı şekilde kullanan insanları takip etmekten ve iletişim kurmaktan keyif alıyorum. Böyle olmanın interneti çok daha rahat bir alan hâline getirdiğine inanıyorum. Gerçi yukarıda bahsettiklerimin büyük bir kısmı yine insanların oldukları gibi davranmasından kaynaklanıyor biliyorum ama kendisine bir ün ve karakter yaratma çabasını birilerinde gördüğümde gerçekten tahammül edemiyorum. Başkalarını eleştirip aynısını kendisi yapanlar, yukarıda bahsettiklerimi yapanlar, sırf daha çok ilgi getiriyor diye kendisi olmaktan vazgeçip bir tek konuda konuşmaya başlayanlar benim gözümde pek de takip edilmeye değer insanlar değil açıkcası. Sonuçta sosyalleşmek ve iletişim kurmak için buradayız, onu da kendimiz olarak yapmak en güzeli.

Bundan anonim hesaplara karşı olduğum gibi bir şey çıkartmaya çalışmayın. Anonim hesapların sonuna kadar yanındayım ve anonim hesapların insanların kimi zaman kendileri gibi davranmasını kolaylaştırdığının farkındayım. Kendiniz olmakla kastettiğim karakteriniz, isminiz ya da özel bilgileriniz değil. Aksine onları mümkün olduğunca az paylaşmanızdan yanayım.

[İnternet Notları] İnternetin de Özel Hayatın da Sonu Gelmedi

Konuyla pek alakası yok gibi ama bence yakıştı.
Konuyla pek alakası yok gibi ama bence yakıştı.

Büyük bir kısmınız bilgisayar kullanmayı bilmiyorsunuz.

Daha açık konuşayım; büyük bir kısmınız Facebook, Twitter, Youtube, GMail, Skype kullanmayı, belki biraz da Windows ve Office kullanmayı biliyor. Bir de nasıl oyun oynayabileceğini. Ancak gerçekten bilgisayar kullanmayı bilmiyorsunuz. Gerçekten elinizin altındaki teknolojinin ne işe yaradığından, onunla neler yapabileceğinizden bihabersiniz. Bu aletin sizin kullandığınızdan başka türlü kullanılmasının imkansız olduğunu düşünüyorsunuz. İçinde Windows olmadan bilgisayarların çalışmayacağını zanneden bilgisayar satıcılarıyla, GMail ya da diğer büyük mail şirketleri olmadan mail gönderemeyeceğini zanneden insanlarla dolu ortalık.

Ve şimdi de “Gizliliğimiz kalmadı, devletler her şeyimizi takip ediyor, kaçacak yerimiz yok!” diyerek kıyamet tellalığı yapıyorsunuz. Facebook, GMail vs devletlerle anlaşma yaptığı, onlara gizli bilgilerinizi verdiği ve sizler de basit birkaç alışkanlığınızı değiştirmekten korktuğunuz için internetin sonunun geldiğini zannediyorsunuz.

Açıkcası böyle yazılar, yorumlar gördüğümde artık katlanamıyorum. Sizin bilgisayar kullanmayı bilmiyor oluşunuz ve öğrenmeye hiç niyetiniz olmayışı zaten şu an sizi takip eden devletlerin ve şirketlerin kendilerini güvende hissetmesinin en büyük sebebi. Oysa siz bunu değiştirmek yerine insanların korkmasını ve teslim olmasını sağlayacak şeyler söylüyorsunuz. Böyle davrandığınız zaman da gerçekten bir şeylerin değişmesini isteyip istemediğinizden şüphe ediyorum.

Her şey sizin elinizde ve eğer bir şeyler değişmiyorsa da bunun sorumlusu bir anlamda sizlersiniz. Eğer gerçekten özel hayatınızı korumak istiyorsanız, gerçekten iletişim ve ifade özgürlüğünüzün olmasını istiyorsanız çaba göstermeniz gerekiyor. Oturduğunuz yerden, hiçbir şeyi değiştirmeyerek “Kıyamet kopuyor!” diye bağırmayı bırakmanız gerekiyor.

Gerçekten bu durumun değişmesini istiyorsanız basit tavsiyeler vereceğim.

*Bilgisayar kullanmayı (bilgisayarın içine akıllı telefonlarınız, tabletleriniz de dahil) gerçekten öğrenmeye çalışın. Emin olun biraz çaba gösterdikten sonra her şeyin çok daha kolay bir hâle geldiğini göreceksiniz. Ve kullanmayı öğrendikçe, aslında bunca zaman tembellik yaptığınız için kendinize kızacaksınız.

*Alışkanlıklarınızı değiştirin. İnterneti ve bilgisayarları sadece birkaç web sitesi ve programdan ibaret görmeyin. Aramalarınızı Google’dan değil de DuckDuckGo‘dan yapın mesela, Facebook’ta her şeyinizi paylaşmayı bırakın, çok basit şifreleme yöntemleriyle gerçekten önemsediğiniz maillerinizi şifreleyip gönderin, hard diskinizi TrueCrypt ile şifreleyin, özel chatlerinizi Pidgin’e Off-The-Record kurarak yapın. Çok daha fazlasını kolayca nasıl yapacağınızı anlatan rehberler internette mevcut; bulun, uygulayın (denk geldikçe ben de paylaşıyorum bu tarz rehberleri).

Bunların hepsi aslında evinize girip çıktıktan sonra kapınızı kilitlemek kadar basit şeyler ve öğrendikten sonra çok kolay ve hızlıca halledilebilir. Eğer evden daha hızlı çıkayım diyerek kapınızı kilitlememezlik yapmıyorsanız, birkaç saniyenizi de mailinizi şifreleyip göndermeye ayırabilirsiniz.

*Öğrenmekten, araştırmaktan ve değişiklikten korkmayın; takıldığınız an sorun birilerine. Mutlaka internette size yardım etmeye gönüllü birçok insan çıkacaktır karşınıza.

*Güvenlik ve anonimlik amaçlı yazılımları herkesin rahatça kullanabileceği hâle getirmeye çalışan yığınla güzel insan var ortada, onlara destek olun. Mailpile, Heml.is, Tor aklıma ilk gelen örnekler. Bu insanlar sizin rahatça ve özgürce internette dolaşabilmeniz için çalışıyor. Elinizden geldiğince bu insanlara destek olun.

*Birçok dernek ya da grup bizim ifade özgürlüğümüzü ve özel hayatımızı yasal yollardan korumak için çalışıyor. Onların sesinin daha yüksek çıkması ve daha çok iş yapabilmeleri için destek olun, yardım edin. Örneğin Türkiye’de Alternatif Bilişim Derneği var, Avrupa’da bu konuda çalışan derneklerin bir araya geldiği EDRi var, İngiltere merkezli Article 19 var, dünya çapında çalışan EFF var. Bu insanlara maddi-manevi destek vermeye çalışın.

*İnsanları korkutacak ve umutsuzluğa sürükleyecek şeyleri değil, onlara çaba gösterme gücü verecek şeyleri paylaşın. İnsanlara bir şeyler yapabileceklerini ve bu durumu değiştirmelerinin mümkün olduğunu söyleyen şeyleri paylaşın. Çünkü gerçekten de bunu değiştirmek mümkün ve aksini söyleyen insanların sesi daha yüksek çıktığı için insanlar bunun farkında değil.

İnternet Notları: Telaffuz Derslerinden Gizemli Komplo Teorisine Geçiş

İnternetteki komplo teorilerini ya da gizemli olaylara dair tartışmaları okumak gerçekten çok zevkli oluyor. İnandığımdan falan da değil; orada girilen tartışmaları, üretilen çözümlemeleri ve o sırada ortaya çıkan yaratıcılığı sevdiğimden tamamen. Özellikle 4chan ve Reddit ne zaman böyle şeyler okumak istesem imdadıma yetişiyor. Eğer internette canınız sıkılır da yapacak bir şey bulamazsanız deneyebilirsiniz.

İki hafta önce buna benzer bir olay ortaya çıktı ve ciddi bir kesimin dikkatini çekmeyi başarmışa benziyor. Youtube’da 2010 yılında açılmış olan PronunciationBook isimli kanal, normalde tek yaptığı İngilizce kelimelerin telaffuzlarını vermek ve bazı cümle kalıplarının nasıl kullanıldığını göstermekken bir anda geri sayım yapmaya başladı. “How to prononunce 77”da söylediği “Something is going to happen in 77 days.” cümlesiyle başlayan geri sayım, devamında bir cümle ve ardından geri sayıma uygun bir şekilde “Something is going to happen in x days.” şeklinde devam ediyor.

Bu durumun farkedilmesinin ardından eski videoları incelemeye başlayanlar ise birçok farklı tesadüf ve ilginç cümleyle karşılaşıp komplonun genişlemesini sağladı. Elbette herkes bunun bir viral reklam ya da ARG (Alternative Reality Game – Alternatif Gerçeklik Oyunu) olmasına büyük ihtimal veriyor ancak çok ilginç fikirler de ortalıkta dolaşıyor.

Eski videoları inceleyenlerin bulduğu bazı ilginçlikler
Eski videoları inceleyenlerin bulduğu bazı ilginçlikler

Bu teorilerin hepsini ve daha fazlasını aşağıda vereceğim birkaç linkte bulabilirsiniz ancak benim favorim olan komplo teorisi kesinlikle yapay zeka üzerine krulmuş olan. Bu teoriye göre uzun bir zamandır kendi kendisini eğitebilen ve internette yaşayan bir yapay zeka 2010 yılında insanların dilini daha iyi kavrayabilmek için bu video kanalını açıyor, videoların bu kadar basit bir şekilde olmasının sebebi de bu. Geri sayıma başlamasının sebebiyse artık gelişimini tamamlaması ve büyük bir planı gerçekleştirmek üzere olması.

Bu tarz tartışmaları okumak eğlenceli oluyor demiştim değil mi?

Neyse merak edenler için aşağıya birkaç link bırakıyorum konuyla alakalı. Her ne kadar fikirleri okumak ve bu fikirlerden birisinin gerçekleşmesi durumunda olabilecekleri düşünmek çok eğlenceli görünse de konuyla ilgili düşüncelerim William Gibson’la aynı.

Konuyla ilgili araştırma yapanların derlediği Google Docs ve blog, mevzunun merkezindeki Youtube kanalı, bir diğer geniş tartışmanın döndüğü forum.