Yapılacaklar Listesi [13.02.2012]

(Bu yazım ilk olarak 13 Şubat 2012′de Jiyan.org‘da yayınlanmıştır.)

Herkes ne yapacağını, nasıl yapacağını düşünüyor kara kara. Malum gün geçtikçe daha da keskin bir döneme giriyoruz, düşünmemiz çok doğal. Ancak gün geçtikçe gelen bu sertlik kafaları karıştırıyor, hemen herkes ne yapacağını şaşırmış hâlde dolanıyor ortalıkta. Haksızlar da diyemiyorum…

Ama böyle dönemlerde daha hassas, daha dikkatli düşünmeli, planlamalı. Yoksa gümbürtüye gidebilirsiniz o karmaşada alacağınız bir yanlış kararla. Hem cesaret hem de akıllı düşünebilmek lazım.

* * *

Yolda yürürken buldum bu yapılacaklar listesini. Baktım faydalı bir liste çıkarmış her kimse sahibi, ben de buradan paylaşayım dedim. Böyle bir vakitte önemli olacak bir liste sonuçta. Hem kendisi kaybetmemiş olur hem de başka arkadaşlara da yardımı dokunur diye. Sahibi kim bilemiyorum ama kendisine bir teşekkür borcum olsun.

* * *

Kendimi kahramanlaştırmayacağım. Komik ve acınası görünmeme neden olabiliyor çoğu zaman. Kendimden boş kahramanlık öyküleri çıkartmaktansa, kalemimi ihtiyacı olanlar için kullanacağım.

Fikirlerime kutsal muamelesi yapmaktan vazgeçeceğim. Her fikrin eleştirilebilir olduğunu, her fikrin sorgulanabilir ve üzerine tartışılabilir olduğunu aklımdan çıkarmayacağım. Ayrıca fikirlerimi eleştirenlere saldırıp durmaktansa onlarla oturup üzerine konuşacağım. Her an yeni şeyler öğrenebilir insan sonuçta.

Her konudan ve olan bitenden cımbızla kendime pay çıkarmaya çalışmayacağım. Bütünü incelemek ve kavramak için uğraşmak dururken kendime destek çıkarmaya çalışmak hiç inandırıcı olmuyor. Sonuçta her zaman dünya benim fikirlerime göre dönmeyebilir.

Kendi korkularımı meşrulaştırmak adına korku edebiyatı yapmaya son vereceğim. Benim korkuyor olmam herkesin benimle birlikte korkmasını istememi gerektirmez. Böyle ‘tuhaf’ fikirleri bir kenara atacağım.

‘İsyan porno’sunu bırakacağım. İsyanlardan, çatışmalardan videolar-fotoğraflar paylaşmanın -eğer fotoğrafçı değilsem- çok da bir anlamı olmuyor. İsyanı izlemektense, isyanı yaşamanın, yaşatmanın daha işe yarar olduğunu unutmayacağım.

Kişiye özel, gruplara özel eylemlerin bir yere varmayacağını görmem lazım. Birilerinin arkadaşı, kankası, dostu olmakla direniş olmayacağını, birlikte ve her adaletsizliğe karşı aynı güçle davranmam gerektiğini anlayacağım. (Meslek gruplarına özel eylem kampanyaları da dahil.)

İnsanların fikirlerini ‘xci’, ‘yci’ diyerek kestirip atmayacağım. Daha fazla okuyup, daha fazla tartışıp zihnimi ve bakış açımı genişleteceğim.

Hayali gruplaşmalar, örgütler yaratmayacağım kafamda. Yargıya hayali örgütler yaratıp kafasına göre insanları gözaltına alıyor diye karşı dururken bir hareketinden ya da yazdığı yerden dolayı insanları etiketlemekten vazgeçeceğim. Farkım kalmıyor yoksa yargıdan.

Kişisel tartışmalarıma ideolojilerle süslemekten vazgeçeceğim. Fazlasıyla gereksiz ve alakasız oluyor. Adı üzerinde ‘kişisel’.

Kelime oyunlarıyla, absürd şakalarla fikirlerin eleştirilmeyeceğini öğrenmem lazım. Eğer bir konuda yeterince bilgim yoksa işi komikliğe vurarak eleştiri yaptığımı sanmaktansa, sessiz kalmak daha akıllıca bir duruş.

“Kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş” tavırlarımdan da vazgeçmemde yarar var. Yapmak isteyip de cesaret edemediklerimi başkaları yapıyorsa onlarda eksik aramak yerine destek olup katılmaya çalışmam daha mantığa uygun.

Ülkenin dışında olup bitenlere özenerek bakarken, içeridekilere ahkam kesmeye de bir dur demeliyim. Davulun sesi uzaktan hoş gelir diyerek hareket etmek yakışmıyor bana.

İktidarın her gün daha da vahşileştiğini ve bundan hiç çekinmediğini görmeme rağmen her operasyonda ve her cümlelerinde sanki ilk defa böyle bir tavır sergiliyorlarmış gibi tepki göstermem fazlasıyla saçma. Her şey ortadayken bu kadar şaşırtmamalı beni artık.

Artık net bir karar vermem lazım; ya kum havuzuma çekilip kendi kendime oynayacağım ya da sözlerimle eylemim bir ve net olacak. Arada dönüp durmamın kimseye bir faydası yok. Bu saatten sonraıs dürüstlük zamanı.