Hacktivizm ve Hacker Kültürü Dersi 18 Şubatta Pangea Kültür’de

hacker-kültürü-hacktivizm

Pangea Kültür Kasım 2013’te başladığı Medya Dersliği ve Atölyesi’nin ikinci dönemine başlıyor. Ben de 18 Şubatta “Hacktivizm ve Hacker Kültürü” üzerine bir ders vereceğim. Kendileri atölyeyi şöyle anlatmış:

Küresel kapitalizm çağında medyanın biçimi de işlevi de değişiyor. Bir yanda sermaye-devlet kıskacında ‘sahibinin sesi’ medya kuruluşlarının hegemonyası sürerken diğer yandan dijital sosyal ağlarla alternatif haberleşme ve direniş ağları örülüyor.
Dünyada ve Türkiye’de medyanın geçirdiği dönüşümün ekonomi politik, kültürel ve sosyal açılardan değerlendirildiği ve medya profesyonellerine ve gazetecilere yönelik baskıların yanı sıra alternatif medyanın ve yurttaş gazetecilerin haber üretim olanaklarının ele alındığı ve tartışıldığı eğitim programında konunun uzmanları bilgi ve deneyimlerini paylaşıyorlar, katılımcılar atölye çalışmalarında alternatif haber, video, fotoğraf vb. üreterek öğreniyorlar.

Benim dersim genel olarak hackerların kültürel ve politik duruşları, yarattıkları etkiler ve yakın zamanda hackerlara karşı açılan savaş üzerine olacak. Hackerlar, hacker kültürü ve hacktivizm yanlış anlaşılmalara ve özellikle farklı kesimlerin manipülasyonlarıyla farklı yönlere çekilmeye müsait bir konu. Buna dair absürd örneklerden birisini burada incelemiştim. Mümkün olduğunca bu konuda tarafsız, daha doğrusu hackerların tarafından, bakmaya çalışacağım ve bu bakışı anlatmaya uğraşacağım.

Daha önce bu konularda konuşmuş, biraz daha konuşmuş ve yazmıştım. Blogda da fırsat buldukça yazmaya çalışıyorum. Temel olarak fikirlerim aynı olsa da zaman içerisinde daha da geliştirdim ve bunlara eklenmesi gereken birçok yeni olay oldu. Bu ders sayesinde bunları bir adım daha öteye götürebilecek ve güncelleyebileceğim.

Etkinliğe kayıt olmak veya Pangea Kültür’e ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. Dersten sonra hazırladığım sunumu ve eğer bir kayıt yapılırsa kaydını da sizlerle paylaşacağım.

Hack Kültürü ve Hacktivizm (@altbilisim E-kitap)

hack_kulturu_ve_hacktivizm_b

“Hack Kültürü ve Hacktivizm – Mustafa Akgül’e Armağan” isimli e-kitap, geçtiğimiz sene Alternatif Bilişim Derneği’nin gerçekleştirdiği Hack-Con I panelinin meyvesi. Oldukça güzel geçen panelin sonucu olarak yine oldukça güzel ve değerli makalelerin bir araya geldiği bir e-kitap ortaya çıktı. Bu kitapta benim de hacker kültürü ve etiği üzerine yazdığım “Hackerlara bir karşı kültür olarak bakmak” isimli makalem bulunuyor.

Kitap, Creative Commons ile lisanslı ve ücretsiz olarak dağıtılmakta. Kitabı PDF ya da LaTex olarak indirmek için buraya tıklayabilirsiniz. Ayrıca sitede yine Alternatif Bilişim Derneği’nin yayınladığı diğer e-kitaplar da ücretsiz olarak indirilebilir.

EK (12.08.2013 – 21:39): Kitabı epub olarak indirmek isterseniz Işık Mater dönüştürüp buraya yükledi. Mobi olarak isterseniz Özgür Uçkan dönüştürüp buraya yükledi.

Eğer kitabı basılı olarak edinmek isterseniz, aşağıdaki (ya da linkteki) duyuru metninde yer alan mail adresinden Alternatif Bilişim Derneği’ne ulaşıp talebinizi iletebilirsiniz.

Kitabın Goodreads sayfası ise burada.

Kitabın duyuru metni ve içindekiler kısmı şöyle:

Bir yıl önce gerçekleştirdiğimiz HackCon I etkinliği oldukça verimli tartışmalara vesile oldu. Her toplantıda olduğu gibi, süre kısıtı nedeniyle sözler biraz eksik kaldı. Bu kitap yarım kalan sözlerin kısmen tamamlanması ya da derli toplu bir özeti anlamına geliyor. Toplantımıza katılan, bu derlemeye yazılarını veren tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz.

Kitabın birbirinden değerli yazarları sayesinde konuyu hemen her boyutu ile ele almaya çalıştık. Hack kültürü ve hackerların ülkemizde ve dünyada çarpıtılmış bir kavram içine sıkıştırılmasını eleştirmeye ve toplumda oluşan negatif algıyı değiştirmeye yardımcı olacak bir içerik hazırlamaya özen gösterdik. Konuyu tarihsel, sosyolojik, güncel, politik ve kültürel yönleri ile tartışan yazılar seçtik. Hackerlığı bilgisayar korsanlığına indirgeyen düzeysiz tartışmaları bir tarafa atıp, Türkiye’de de bu olgunun hakettiği gibi tartışılması hedefledik.

Kitabımızın bir de özel anlamı var. Değerli hocamız Mustafa Akgül, yaşamı ve bıkıp usanmadan peşinden koştuğu idealleri ile Türkiye’de toplumun ve özellikle de egemenlerin İnternet’e ilişkin negatif algısını değiştirmeye uğraştı, uğraşmaya da devam ediyor. Jargona uyacak olursak bu algıyı hacklemeye çabalıyor. Bir şeyleri değiştirmenin, yönetime katılmanın, karar verici politikacı ve bürokratları ortak aklın, bilimin aydınlığına uydurmanın oldukça zor olduğu bu ülkede bu çabanın kendisi büyük bir başarı örneğidir. Maalesef kamu ve siyasetçiler tarafında bu çabalar duvarlara çarpmaya devam etmekte, neticeler alması uzun süreler almakta. Ama biz zaten bu mücadelenin uzun soluklu olduğunu yine Akgül hocamıza bakarak öğreniyoruz. Kendi payımıza bu çabaların neticesiz kalmadığını bu çalışmayla göstermek istedik. Bu kitabı kendisine armağan ediyoruz.

Kendisiyle yanyana olmak bizim için hem bir onur hem de büyük bir şans.

Mücadelemizde sayısız başarıları birlikte tatmak dileğiyle..

Teşekkürler Akgül hoca.

Alternatif Bilişim Derneği

Basılı kitap talebi için: bilgi@alternatifbilisim.org

Hack Kültürü ve Hacktivizm: Yeni bir Siyaset Biçimi

Derleme

Temmuz 2013, 95 Sayfa

Derleyen: Ali Rıza Keleş, Yetkin Sal

Yayına hazırlayan: Işık Barış Fidaner

Kapak Tasarımı: : Himmet Doğan

Düzelti: Mutlu Binark, Gamze Göker, İlden Dirini

ISBN: 978 – 605 – 62169 – 4 – 7

Yazıların hakları yazarlara aittir.

Kitabın LaTeX kodları CC Attribution-NonCommercial 3.0 Unported License altındadır.

İçindekiler

Sunuş
Yetkin Sal

Önsöz
Ali Rıza Keleş

Hacker Etiği
Gökşin Akdeniz

Hackerlara bir karşı kültür olarak bakmak
Ahmet Sabancı

Hacktivizm
Pınar Demirkıran

“Hacker”lık üzerine birkaç gözlem
Erkan Saka

Hacker’lar: Viral Kültürün “Semantik Gerillalar”ı mı, Enformasyon Toplumunun Veri Hırsızları mı?
Özgür Uçkan

Hack’ikatin Red’di
Ulvi Yaman

Dijital Aktivizmin Sınır Boyunda Hacktivizm: Anonymous ve RedHack örnekleri
Özgür Uçkan

Şifreleme silahları için bir çağrı
Julian Assange (Çeviri: K. Deniz Öğüt)

Anonim’in Tasavvuru
Seda Gürses (Çeviri: Senem Emirzeoğlu)

Gerilla Açık Erişim Manifestosu
Aaron Swartz (Çeviri: Işık Barış Fidaner)

Hacker Manifestosu
Mentor (Çeviri: Işık Barış Fidaner)

Kırmızı hapı seçmek
Işık Barış Fidaner

İnternetin yaramaz çocukları: Hacker’lar
Gamze Göker

Mustafa Akgül: Aktivistlere şifreleme tekniklerini öğretmeliyiz!
Söyleşi: Gamze Göker- Mutlu Binark

Renk Körlerinin Arasında “Gri Bölge”de Kalmak [18.07.2012]

(Bu yazım ilk olarak 18 Temmuz 2012’de Jiyan.org‘da yayınlanmıştır.)

Özgür Uçkan, dün birçoklarının görmemekte ısrar ettiği bazı noktaları “kayıt düşmek” adına bir yazı yayınladı. Yazının tam hâli burada, tembellik edilmeyip okunmasını tavsiye ediyorum. Ben burada sadece yazıdaki birkaç detayın üzerinde durmaya çalışacağım sadece.

Bu “olay” NTV Radyo’ya, bilişim hukuku konusunda öncü isimlerden biri olan hukukçu Gökhan Ahi ile birlikte verdiğim bir röportajdan sonra gelişti. Bir blogda, tam da o sıralarda hukuki bir garabet ile “terör örgütü” ilan ediliveren RedHack’i desteklemekle suçlanıp hedef gösterildik. Ardından da “bir hacker grubu” yukarda isimlerini gördüğünüz yazarlarla birlikte benim de kişisel bilgilerimi bir yerlerde yayınladı (hemen ardından da bu bilgiler silindi). Bu saldırı haber olmaya başladı. Bunun üzerine RedHack, Twitter hesabından, “masum insanlara yönelik sanal kontrgerilla saldırılarının cevabını ellerindeki ihbarcı bilgilerini yayınlayarak vereceğini” duyurdu ve “olaylar” gelişti… Oysa, ben de, yukarıda anılan gazeteciler, hukukçular da “işimizi” yapmış, bize sorulan sorulara cevap vermiş, durumu analiz etmiş ve görüşlerimizi açıklamıştık.

“Olayların” böyle gelişmesine “şaşırıyor” değilim elbette. Bu coğrafyada “şaşırma yetimi” çoktan kaybettim. Şimdi şu “gri bölge”ye biraz yakından bakalım…

Şaşırma yetimizi çoktan kaybettik zaten, böyle garip bir coğrafyada aksi pek mümkün değil. Ancak yine de buna neden olan şeyi vurgulamakta fayda var. Bu yazıda da geçen ve benim yazımın da başlığı olan renk körlüğü durumunu.

Bu öyle bir hastalık hâline gelmiş ki, tüm topluma bulaşmış durumda (istisnalar genelde toplum dışı kaldıkları için bu tanımı kullanmakta pek sorun görmüyorum). Toplumun hemen her kesimi, her türden ve konumdan bireyi bu hastalıktan muzdarip denilebilir. En olmaması gerekenler bile. Bilimkurgu kitaplarındakilere benzer bir komplo uydurmak istesem, ülkenin havasına-suyuna ilaç karıştırdıklarını bile iddia edebilirim.

Bu hastalık, bir tür zihin kararması ile başlıyor ve bu kararma hayatın her noktasına kadar sızıyor. Zihinde oluşan kararma öyle bir noktaya varıyor ki, bir süre sonra sizin söylediklerinize ya da düşündüklerinize ters görünen en küçük bir durum bile sorgulanmadan düşman ilan ediliyor ve (biliyorum gayrı ciddi görünen bir benzetme olacak ama) Doctor Who dizisindeki Dalek’ler gibi önünüze çıkan her farklı olana “Exterminate!” (İmha Et!) diyerek yaklaşmaya başlıyorsunuz. Karşınızdakinin söyledikleri üzerine düşünmek, kendinizi sorgulamak, tartışmak gibi yetenekleriniz -yani insanın normal hayvanlardan farkını oluşturduğunu iddia ettiğiniz zekanın en önemli belirtileri- tamamen işlemez hâle geliyor.

Bu hastalığın ilerleyip tüm topluma saçıldığı noktalarda ise Özgür hocanın yazısında bahsettiği şu tarz durumlarla karşı karşıya kalıyoruz;

Burası da işte böyle ilginç bir coğrafyadır. Bu tarz hukuksuz işler hemen her coğrafyada iktidar odakları tarafından yapılır, ama gizli saklı yapılır, buradaki gibi alenen değil. Çünkü burada güç hukuka inanmaz…. Güç kendi hakkına inanır, bu hakkı herkesin ve her şeyin üstünde görür ve bu yüzden, herkesten (halktan) kendisini (hakkını) kutsal kabul etmesini ister. Halbuki, demokrasi devletin (ve diğer güç odaklarının, şirketlerin, organizasyonların vb.) bireyler lehine hukuk tarafından sınırlandırıldığı rejimlere denir. Bunun tersi olduğunda, yani bireyler devlet (ve diğer güç odakları) lehine sınırlandırıldığında ise bu rejime bir çok isim verilebilir, ama “demokrasi” ve “hukuk devleti” bu isimler arasında yer almaz.

Türkiye’nin “ilklerin ülkesi”, “model ülke” vb. diye adlandırılmasına bayılıyor yöneticilerimiz. Pek fazla ilk çıkmıyor buradan, ama bazen de çıkıyor. Mesela, devlet eliyle merkezi filtre uygulamasının “güvenli internet” diye adlandırılması böyle bir ilk oluyor (Mensup olduğumuz Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın 56 ülkesi içinde bir ilkiz bu bakımdan, ama model olmadığımız aşikar, kimse henüz bizi izlemedi). Yine, bir süredir uluslararası ortamlarda tartışılan ama tanımında bir türlü uzlaşılamayan “siber terörizm” konusunda da bir ilki gerçekleştirdik, ve dünyada hiç bir ülke henüz Anonymous’u, LulzSec’i filan “terörist” ilan etmeden önce (diğer devletler temkinli bir şekilde “siber tehdit” demeyi tercih ediyorlar), biz RedHack’i “silahlı terör örgütü” ilan ediverdik! Bu ilanın hukuki sorunları bir tarafa, “silah”ların niteliği başka bir tarafa, birden nur topu gibi bir terör örgütümüz ve Twitter’daki kırk küsür bin takipçisi oluverdi…

Ve ister istemez böyle bir mantık, insanın doğasının gereği olan (gerçi o doğadan eser kaldı mı ona bile emin değilim ya artık, böyle nadir durumlarla türümüzün son örneklerini görüyor gibi hissediyorum) sorgulama, düşünme gibi eylemleri gerçekleştirenleri kendi “beyaz bölgelerinden” bakarak, hiç düşünmeden “siyah” ilan eder. Sizin diyeceklerinizin de doğal olarak hiçbir anlamı kalmaz onlar için, imha edilmesi gerekensinizdir zaten, neden dinlenesiniz ki?

Sonuç olarak böyle bir renk körlüğünün ortasında gri olmakta inat etmek, belki de yapılabilecek en cesur şey oluyor. Siyah ya da beyaz olmak bu doğada hiç sorun değil ama gri olmak, insanlıkta inat etmeyi, sorgulamaktan ve düşünmekten asla vazgeçmeyeceğini söylemek oluyor. Her ne kadar ne siyahın ne de beyazın anlamasının pek imkanı olmadığının farkında olsan da.

Gri bölgede durdukça, gri kaldıkça da Özgür hocanın yazısındaki şu sözleri (ya da benzerlerini) daima tekrar etmek zorunda kalıyorsun, hiçbir şey olmazsa da not olarak düşülsün tarihe ve internete diye:

Bu korku operasyonuna hedef gösterilmiş biri olarak, buradan tehditçilerime sesleniyorum:

Ben bir yazar, akademisyen ve insan hakları savunucusuyum. Bu niteliklerim gereği meşru çalışmalarda bulunurum. Bu çalışmalar, bir yandan akademik ve entelektüel ilgilerim diğer yandan kamu yararı kıstaslarıyla belirlenir ve bu yüzden tüm çalışmalarımın arkasındayım. Bu çalışmalar, yazılarım, medyada yer bulan konuşmalarım, benimle yapılan söyleşiler ve kitaplarım, sizin anladığınız anlamda şu veya bu gruba “destek” olarak nitelenemez. O tür “desteklerde” siz bulunursunuz. Aynı nitelikleri taşımıyoruz. Benim çalışmalarım akademik özgürlüğe, basın özgürlüğüne ve ifade özgürlüğüne girer. Siz ise ancak tamamen karşı olduğunuz sonuncu özgürlükten yararlanırsınız. Hoşunuza gitmeyen, karşı olduğunuz fikirleri dile getirenlerin ifade özgürlüğüne saldırmasanız, sizin bile ifade özgürlüğünüzü savunurdum. Ama bu koşullarda sizinkini ifade özgürlüğü değil, ifade özgürlüğüne yönelmiş bir nefret suçu olarak görmek eğilimindeyim.

[PANEL] HackCon I: ‘Hacker’ nedir, ne değildir?

  (Eğer “hacker, hacktivizm, hacker kültürü, hacker etiği” gibi kavramlar ilginizi çekiyorsa, bu konularda meraklı biriyseniz, bu konuda buralarda yazan-çizenler neler diyor diye merak ediyorsanız bu paneli kaçırmamanızda fayda var. Benim “Hacker Etiği” başlığında konuşmacı olarak da bulunacağım panel 23 Haziran saat 13:00’da Beşiktaş EMO binasında. Orada görüşmek üzere.)

Duyuru Metni:

Günlük haberlerin bir parçası, güncel sosyal / siyasal gündemlerin ayrılmazları haline gelen yeni kavramlar var artık: hack, hacker, hacktivizm..

Kimdir hacker? Kime hacker denir? Neye inanırlar? Motivasyonları nelerdir? Her sisteme girer, her sırrı afişe eder ya da zarar mı verirler? Sınırları yok mudur? İnandıkları etik değerler nelerdir? Hacktivizm siyasal aktivizmin bir parçası olarak nasıl değerlendirilebilir? Hacker olmak suç mudur?

Tüketici, yüzeysel ve niteliksiz teknoloji pratiğine karşı hack kültürü neler önermekte ve yapmaktadır? Bu kültür, bilgi ve becerilerin paylaşılması, böylece yaygınlaşması ve özgürleşmesi için nasıl bir rol oynar?

Alternatif Bilişim Derneği, bu güncel soruları tartışmak üzere konunun uzmanlarını ve taraflarını biraraya getiriyor.

23 Haziran cumartesi günü Beşiktaş EMO’da düzenlenecek olan HackCon I’de buluşalım.

Toplantı herkesin katılımına açık ve ücretsizdir. Kayıt için kayit [at] alternatifbilisim.org

Tarih: 23 Haziran 2012

Saat: 13.00 – 18.30

Yer: Elektrik Mühendisleri Odası, Beşiktaş

Daha fazla bilgi için: http://www.alternatifbilisim.org/wiki/Ana_sayfa#HackCon_I:_.27Hacker.27_nedir.2C_ne_de.C4.9Fildir.3F

İnternette panel hakkında haberler:

http://www.yurtgazetesi.com.tr/teknoloji-ve-bilim/hacker-nedir-merak-mi-ediyorsunuz-h13651.html

http://www.medyatava.net/haber.asp?id=93868

http://erkansaka.net/archives/17020