Oyuncular Direnirse

kapak1

Fareler Oyunda dergisinin ikinci sayısı, olağanüstü koşulların etkisiyle biraz geç de olsa çıktı. Bu sayının başlığı ‘Direniş Oyunu’. 31 Mayıstan bu yana olan bitenlere oyunların ve oyuncuların gözünden bakan bir sayı olmuş.

Derginin bu sayısına, Getting Up isimli oyun üzerine yazdığım bir yazıyla katkıda bulundum. Piyasa adına eski olan ancak benim için hiç eskimeyen bir oyun Getting Up. Üstelik hikayesi ve detaylarıyla da gayet direnişçi diyebileceğimiz bir oyundu. Böyle bir sayıya yazacak daha uygun bir oyun gelmemişti aklıma.

Derginin PDF ve Flash hâline (flash bir-iki gün içinde geliyormuş) buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca yazılar da parça parça Fareler Oyunda bloguna yükleniyor. Aşağıda da benim yazımdan tadımlık bir bölüm var.

Polislerin her yerde oluşu, elinde sprey boyayla gezen birisine bile copla ve silahla saldırması, kimi zaman sizi döverken “Art is a crime!” (“Sanat suçtur!”) şeklinde sözler söylemeleri ve her yerdeki kameraların sizi sürekli izlediği hissini vermesi; yaşadığımız ülkelerin gerçek yüzlerini bir oyun senaryosuna taşımaktan fazlası değil. Bu oyunu oynamadan önce çevresindeki kameraları ve ortalıkta dolanan polisleri çok fazla önemsemeyen birisinin oyundan sonra aynı derecede rahat olabileceğini pek zannetmiyorum. Çünkü oyun size graffiti yapın ya da yapmayın, ‘suç’ işleyin ya da işlemeyin, onların her an etrafınızda olduğu ve sizi her daim bir tehlike olarak gördükleri gerçeğini çok iyi yansıtıyor.

“When cat’s away, the mice will play”

kapakson

Belki genel anlamda bir oyuncu sayılmam ama oyunlarla aramın iyi olduğundan bahsetmişliğim var burada. Oyun oynamayı veya oyunlar üzerine kafa yormayı seviyorum. Ancak dediğim gibi daha bilindik anlamıyla bir “oyuncu” olmadığımdan oyunlara dair yazdıklarım veya düşündüklerim oyuncuların hepsine hitap etmiyor.

Bunlardan neden bahsettiğime ve başlığın anlamına gelecek olursak… Başlık, bugün hayatına başlayan bir e-derginin isminin ilham kaynağı. Daha önceleri blog olarak hayatını sürdüren “Fareler Oyunda”, artık e-dergi olarak hayatına devam edecek. Bir oyun blogundan çok ‘oyun kültürü’ blogu olduğundan kendilerini keyifle takip ediyordum. Özellikle Mehmet Kentel’in başka dergilerde yazdığı ve bu bloga da taşıdığı “Oyunlarda Anlam Arayışları” köşesi daimi favorilerimdendir.

Dediğim gibi, bir oyun kültürü blogu olan Fareler Oyunda, artık bir oyun kültürü dergisi olarak hayatına devam edecek. İlk sayısı ise bugünden itibaren ulaşılabilir durumda. İlk sayılarının kapak konusunu “Oyun Mekanları” olarak belirlemişler ve bir çok farklı bakış açısını barındıran bir dosya olmuş. Dosyaya ben de bir katkıda bulundum ve oyunlarla eylem alanları üzerine bir ilişki kurmaya çalıştım.

Böyle güzel ve önemli bir çabanın başlangıcında katkıda bulunabilmek benim için çok güzeldi. Umarım bu güzel başlangıç, çok daha güzel bir şekilde devam eder. Oyun kültürü üzerine çok fazla konuşan/yazan olmaması içimde bir yaraydı. Umarım Fareler Oyunda ile bu konudaki eksiğimizi azaltabiliriz.

Derginin web sitesi ve ilk sayısı burada. Mehmet Kentel’in ilk sayı için yazdığı giriş yazısı burada. Eğer ilk başta benim yazdığım “Eylem Alanı” yazısını okumak isterseniz onun için de buraya tıklayabilirsiniz.

Bu derginin hayata geçmesini sağlayan ve ilk sayıda emeği olan herkese teşekkürler. En azından benim çok önem verdiğim bir çaba bu.