Google Reader Giderken (ya da Bırakalım Gitsin)

Sabah sabah (başladığımda ilk kahvemi yeni bitirmiştim) bloga bir şeyler yazmak pek alışkanlığım değil ama bu haberi gördükten sonra yazmadan durmama imkân yoktu.

Google Reader, 1 Temmuz’da tamamen kapanıyor.

Google’a bu kararı yüzünden öfke dolu sözler saydırmak ve nasıl saçmaladıklarını sinirli (ve muhtemelen kimsenin anlamayacağı) bir şekilde anlatmak bu blogda yapabileceğim ilk şeydi. Ancak bundan vazgeçtim. Bunu zaten herkes yapıyor, ayrıca yazıya dökmek manasız olurdu.

Google’ı bu karara iten sebepleri inceleyebilirdim ama bununla ilgili de aklıma mantıklı bir şey gelmedi. Sonuçta internet kullanımı büyük bir anlamda RSS demektir (RSS olmadan interneti verimli bir şekilde kullanabildiğini iddia eden mi var orada?). Yapısı ve uzun süredir kullanımda olmasıyla birçok insan için RSS, Google Reader’la aynı anlama geliyordu (bu sorunlu noktaya aşağıda geleceğim). Bir anlamda internette RSS kullanmak için en iyi yol olarak kabul ediliyordu (her ne kadar bazı güzel özelliklerini geçmişte kırpmış olsalar da). Böyle bir konumu olan uygulamayı kapatmak için gerçekten mantıklı bir sebep bulmanız gerekir. Düşündüm düşündüm aklıma pek bir şey gelmedi.

Geldi aslında. Google’ın duyuruyu ‘bahar temizliği’ başlığıyla yapması aklımda garip bir canlandırmaya neden oldu. Hard diskinde yer kalmadığı için bilgisayarını temizleyen bir çocuk canlandı önümde. Fakat bu çocuk herhangi bir oyununu ya da indirdiği gereksiz dosyaları silmek yerine tüm internet tarayıcılarını kaldırıyordu bilgisayardan. Öyle işte.

* * *

Ancak bu konu üzerine biraz daha düşündükten sonra önemli bir noktayı -aslında hep farkında olmamız gereken bir nokta- burada yeterince önemsemediğimizi fark ettim.

Google Reader, her ne olursa olsun bizim kontrolümüzde olmayan ve Google’ın sahip olduğu bir platformdu. Yani bizim orada yapabileceğimiz tek şey onu kullanmaktan ibaretti. Google onun üzerinde bizi önemsemeden istediği her değişikliği yapma hakkına sahip. Bu durum, internette kullandığımız birçok platform için de geçerli tabii ki.

Ancak Reader’ı kullanırken bunu unutmuş olacağız ki kendimizi fazlasıyla ona bağlı hâle getirdik ve interneti takip etme düzenimizi ona göre kurduk. Bir anda Google bahar temizliği yapacağız diyerek onu kapatmaya karar verdiğinde ise şu anda yaşadığımız şok hâline girdik. Bu durumla ilgili hislerimi en güzel şekilde Koray Löker özetledi Twitter’da;

Özgür yazılım ile bedava yazılım (veya platform) arasındaki farkı kendimize tekrar tekrar hatırlatmamız gerekiyor. Kontrolü elimizde olmayan bir platformu/yazılımı kullanırken böyle durumları yaşayabileceğimizi, her an platformun sahibinin düzeninizi altüst edebileceğini unutmamamız gerekiyor. Bunu yapmayı beceremezsek, tıpkı şimdi yapıldığı gibi, platform sahibinin düzenimizi bozmaması için dua etmekten başla yapabileceğimiz hiç bir şey yok.

Bu yüzden de, Google Reader’ın kapanması kararına içten içe seviniyorum. Birçok insanın bu durumu atlatması zor olacak belki ama özgür olmayan bir platforma bağlanmanın sonuçlarına katlanmak gerekiyor. Bunun en azından bir grup Google Reader kullanıcısına bunu öğreteceğine inanıyorum ve umuyorum ki bu bağımlılık hâlinin başka yerlerde de olduğunun farkına varıp erken önlem alabilecekler.

Dediğim gibi, her ne kadar yeni, özgür ve kullanışlı bir platform bulmam biraz vakit alacak olsa da memnunum bu durumdan. Sizlerin de bu konuya bu açıdan bakabilmesini ve bu bağımlılık hâlinden kurtulabilmesini diliyorum. Hatta Koray’ın Storify ve benzeri platformları kullananlar için de güzel bir tavsiyesi var.

* * *

Özetle, Google Reader’ın gitmesi pek de arkasından ağıt yakılacak bir durum olmamalı. Bunun sayesinde görebildiklerimizi iyi değerlendirip bir daha aynı duruma düşmemeye çalışmalıyız. O yüzden bırakalım gitsin.

Ve son olarak -bunu eklemezsem içimde kalacak-, Google Reader kapanıyor diye “RSS öldü!” muhabbetini tekrar başlatan çıkarsa gerçekten çok sert davranırım, hatta üzebilirim kendisini. RSS’in öldüğü falan yok ve sırf Google, Reader’ı kapatıyor diye de ölmesine imkân yok.

5 thoughts on “Google Reader Giderken (ya da Bırakalım Gitsin)”

  1. şimdi bu yazıyı okuduğumda bile reader’a atmak istedim blogu sonra durdum bi. hala duruyorum. pocket’e atıp bir bir yol haritası çizsem iyi olur.

  2. Yazının tamamına katılıyorum ama aynı zamanda bu yazı bizim gibi geek’lerin bakış açısından yazılmış, doğal olarak… RSS bizim için olmazsa olmaz, RSS’siz internet hiç olmaz tamam kabul tabii ama teyzene, kuzenine, karşı komşuya, ilkokul arkadaşına, ofiste yanında oturan kıza bir sor bakalım RSS ne biliyor mu? Kullanıyor mu demiyorum dikkatini çekerim, “biliyor mu?”

    1. Dediğinde haklısın. O yüzden RSS olmadan ‘verimli’ kullanmak zor dedim. Saydığın gibi örnekler için mail ve facebook ‘yeterli’ bir kullanım oluyor ama verimlilik durumu başka bir kategori. Eğer interneti onların dışına çıkıp da kullanmak isterlerse kaçınılmaz olarak tanışacaklardır RSS ile.

      Bunun yanında blogda yazarken genel olarak istediğim de ‘geeklerin bakış açısıyla’ konuşmak. Çünkü ben öyle bakıyorum, doğal olarak da baktığım gibi döküyorum buraya. O yüzden de blogu okuyacak kitlede senin benim gibi insanlar oluyor.

      Ama RSS’i bilmeyen birisi bunu okuyunca ister istemez “Nedir bu RSS, niye bu kadar abartmış bu adam?” diyip bir Google araması yapacaktır diye de düşünüyorum.

Leave a Reply