Gonzo’dan Girişelim

Sıradaki parçamız Gonzo için çalacak, herşeyi çoktan gördüğü için önce daktilosuna, sonra kendisine sıkan o manyak herif için. Çünkü bazı adamlar vardır, herşeyin dibinde olsanızda size “Kalk lan ayağa göt! Kalk ve devam et yanındayım ben” derler, kafanızın içinde olsalar da -ki orada olmaları daha iyidir, dışarıda olanların ne kadarının hayrını gördük ki.

Dünyanın daha da boktan bir yer olabileceğini bilenler bunun için yeterince çaba harcıyorlar zaten, en azından birkaçımızın buna rağmen hayatta kalabilmesi lazım, en azından bunun için çabalayanların suratlarına bir avuç bok atabilmek için. Ve bunu yapabilecek pek de kimse göremiyorum, herkes mazoşizmin dibine vurmuş bile. O yüzden dinler bile anlamsız artık ya, cehennemde orgazmın dibine vurabilecek hale geldi bile insan zihni. Belki de hep öyleydi de şimdikiler bokunu çıkardı işin, o kısmından emin değilim. Emin değilim çünkü götüm küçük, uydurma kapasitesi pek yok, sadece sıçabiliyor. Ama güzel sıçar, nişan aldığı suratı da deliği de kaçırmaz.

Dünya diyorduk dimi, boktan yer… Bende bari boktan, biraz faydasını göreyim istiyorum ama en önemli özelliğim eksikmiş o yüzden almadılar beni. Ego yokmuş bende, git biraz ego yap öyle gel dediler, mecbur tamam dedim, bi spor salonuna gittim. Orada yapılmıyormuş meğer. Nedir, ne değildir söyleyen de yok ki öğrenelim, ne kadar lazımsa yapalım. Bilen varsa aranızda şunu bitirdikten sonra bulsun beni, yapamazsam aç kalacam lan.

Baktım ego felan da yapamıyorum, eve geldim. Bi sandalyeye oturup bi sigara yaktım, balkondan manzara izleyim dedim. Önce tepeye diktim gözlerimi, 3-5 yıldız kasıyordu kendini, biraz olsun görünmek için, geri kalanları çoktan siktir etmişlerdi bile, görünmüyorlardı ortalıkta. Biraz aşağıya inince yıldızlarla daşşak geçer gibi parlayan gökdelenimsileri gördüm. Acaba ego orada mı yapılıyor lan dedim ama çok uzak gelince üşendim gitmeye, sonra biraz daha aşağıya indirdim kafayı, irili ufaklı belki de yüzlerce ev vardı; kimi apartman kimi gecekondu felan. Uzaktan bakınca manzara gkdelenimsileri çoban, evleri koyun sürüsü gibi gösteriyordu. Sanırım en çok egoyu gökdelenler yakıyor dedim ama mesafe aklıma gelince yine siktir ettim, sonra da içeri kaçtım. Midemi bulandıracak gibiydi manzara çünkü ve kusmaya niyetim yoktu.

Sanırım özet manzaradan çıkıyordu. İnsanın ya gökdelene çıkması lazımdı ya da kendi çevresinde kendisine gökdelen süs vermesi lazımdı, dert bu çünkü. Ne kadar ego o kadar bi boksun, ne kadar yüksek görünürsen o kadar duyulur. Acaba gökdelenler mi insanların zihninin bi yansıması yoksa insanlar mı gökdelenleri taklit etmeye çalışıyor diye düşünmedim değil ama uzun sürecek gibiydi ve uykum var ve bunu dinleyen ya da okuyan varsa da çoktan bitsin kafasına girmiştir bile. Ne de olsa ne ego var bende ne de ciddiye almanız için geçerli bir sebep di mi? O yüzden kısa kesiyorum, biraz dökeyim içimi dedim, herkesin yaptığı gibi. Kimseyi siklemeyelim ama hep dökelim içimizi. En güzeli böylesi.

Hadi tüm şerefsizliğe ve de gonzolara…

(Bu yazıyı ilk olarak Pasaklı Düzeyliler Şiir Tantanası vol. 2’de okudum.)

Leave a Reply