Cuma Postası [27.07.2012]

*Ramazanda cumaya posta koymadan olur mu hiç? Olmaz tabii. O yüzden bir cuma postasıyla daha birlikteyiz.

*Önemli bir duyuru ile başlayayım; Alternatif Bilişim Derneği ve Kocaeli Üniversitesi’nin beraber hazırladıkları “YENİ MEDYA ÇALIŞMALARI: KURAM, YÖNTEM, UYGULAMA VE SİYASA I. ULUSAL KONGRESİ” için hazırlıklar başladı. Bildiri çağrısına ve diğer tüm bilgilere linkten ulaşmanız mümkün. Oldukça önemli ve değerli bir başlangıç olacağına inanıyorum bu kongrenin. Mutlaka takibinize alın ve 7-8 Mayısta orada olmaya bakın.

*Samanyolu gibi galaksilerin Big Bang sonrasında nasıl oluştuğuna dair kayda değer bir cevap şu ana kadar verilememişti. Gerçekten de fazlasıyla zihin kurcalayıcı bir soruydu bu. Ancak yakın zamanda yapılan bir bilgisayar simülasyonu buna cevap vermiş olabilir. Gerçekten ilginç bir haber ancak beni asıl etkileyen videodaki güzellik oldu. Saatlerce izlenebilecek kadar güzel bir görüntü çıkmış ortaya.

*Eğer bu ihtimal doğruysa; böyle şahane, böyle estetiğe sahip bir oluşumun bu gezegendeki insanlığın büyük kısmını da oluşturduğunu bilmek benim için büyük hayal kırıklığı olacak. Bu güzelliğin böyle bir aptallığın ortaya çıkmasına neden olması büyük haksızlık bence.

*Eğer kitapları kapaklarına göre yargılamaya niyetliyseniz en azından şu ufaklık gibi yapın da bir işe yarasın. Diğer türlü aptal durumuna düşüyorsunuz çünkü.

*Amerika’daki kâr amacı gütmeyen yayınevlerinin belki de en şahanelerinden birisi olan Library of America şöyle bir şahesere daha imza atıyor. Derlemenin yanı sıra içindeki makaleler için seçilen yazarlar da ne kadar detaylı düşündüklerinin bir göstergesi. Türkiye’de mi ne oluyor? Başbakan’ın kankasının kızı edebiyat dergisi(!) çıkartıyor ve ilk işi başbakana kendini övme fırsatı sağlamak oluyor.

*Son zamanlarda sakin kalmakta iyice zorlanır oldum bu arada. Her yerden saçmalık fışkırması zaten ülkenin doğası, ona itirazım yok ama kendisini bir şekilde bu saçmalıkların karşısına koyduğunu iddia edenler bile saçmaladıkça saçmalıyor. Gerçi dedim ya, onlara özgü değil bu durum, ülkenin normali bu olmuş. Özellikle internete bu anlamda büyük bir teşekkür borçluyum ben. Herkesin gerçek zeka kapasitesini fazlasıyla görmemizi sağlıyor. Çok çok sevdiğim birinin de dediği gibi: “İnternet bu ülkedekilere birkaç beden fazla geliyor.”

*İnternette güzel işler yapmayı becerenler de yok değil ama. İnternetin gerçekten hakkını vererek kullananlar, orada kendisini gösterebilmeyi, istediklerini ülke sınırlarını umursamadan yapabilenler de mevcut. Bunların en güzel örneklerinden birisini Youtube’da görüyorum son zamanlarda. Youtube’da kanalınızın olması ve orayı gerçekten bir kanal gibi kullanabilmek gerçekten Türkiye’dekilere oldukça yabancı gelen bir şey. Avrupa’da ABD’de bununla kendi kariyerlerini oluşturmayı becerenler var elbette ancak Türkiye’de hem teknik sorunlar hem de devletin internetin önüne sürekli koyduğu engeller bu işi hakkıyla yapmayı imkansıza yakın kılıyor. Bu anlamda gerçekten başarılı işler çıkartan 3 şahane insanı tanıştırayım sizlere; Sabri, Ege ve Servet. Bu arkadaşlar gerçekten güzel işler yapıyor ve bence desteklenmeyi hakediyorlar. Ayrıca bazen videolarında ya da canlı yayınlarında (özellikle Sabri’nin) karşınıza çıkmam da mümkün.

*Şu anda kapalı ve lanetli görünen bir hava var burada. Tıpkı Londra gibi. Londra demişken (böyle de konu bağlarım ahahaha) geçenlerde yapılan London Word Festival’de Hz. Alan Moore bayağı bir göstermiş kendisini. Orada olamadım tabii ki ancak şahane bir fotoğraf albümü ile içimin soğumasını sağladım biraz.

*Nefret suçu dediğimiz şey gerçekten iğrenç bir hareket. Her ne kadar buralarda “halk tepkisi” veya “halkın hassasiyeti” saçmalıklarıyla normalleştirilmeye çalışılsa da bu onun iğrençliğini değiştirmiyor. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu lanet de farklı boyutlara sıçrayabiliyor. İşte karşınızda büyük ihtimalle dünyanın ilk sibernetik nefret suçu.

*Hem sıcaklar, hem yapılacak işler, hem de tahammül sınırlarımın iyice düşmesi yüzünden sosyal ağlara bu aralar daha az uğrayacağım. O yüzden eğer bana ulaşmak istediğinizde işinizi garantiye almak istiyorsanız mail yolunu kullanmanız faydalı olur. Sonra uyarmadı demeyin. Maillerim için contact kısmına bakabilirsiniz.

*Şimdilik benden bu kadar. Accuradio’da yaptığım mix radyolardan birisi ile bu cuma postasını da kapatıyorum.

Bağlantıyı kesebiliriz.

2 thoughts on “Cuma Postası [27.07.2012]”

    1. Umarım AgunZagun tayfa sadece gelip gitmiyor, yazıları da okuyordur.

      PS: Heralde burada olacaksınız, abisinin blogu sonuçta.

Leave a Reply to Ahmet A. Sabancı Cancel reply