Cuma Postası [19-26.08.2011]

* Dengesiz sinirler, altüst olmuş kafalar, fazlasıyla yorgunluk. Zaten bir yığın şey olup bitiyor ve neredeyse aralarında hiç iyi haber yok, üstüne bu ruh haliyle daha da göze batmaya başlıyor herşey. Olabildiğince gerginim anlayacağınız, o yüzden bu posta da öyle olacak, fazlasıyla da sert girişecek. Başlamadan önce ufaktan uyarayım dedim sizleri; şimdi girişelim bakalım… Ha! Bir de geçen hafta posta yoktu, sizi postasız bırakmak istemezdim de, öyle oldu işte. Neyse artık.

*Bazı şeyler görürsünüz, yaşarsınız ve insanlıktan tüm umudunuzu kesersiniz ya hani? İşte ülkenin tüm hali şuan bende aynı ruh halini uyandırıyor. İçime saf nefretten başka birşey dolmuyor, dolamıyor. İnsanlıktan, orospu çocuklarından, göz dönmüşlerden daha da nefret ediyorum. Hiçbir şeye, hiç kimseye saygısı olmayan bu yaratıkların kendilerine insan demeleri bile midemi bulandırıyor. İnsanlığımdan utandırıyor. Ama yine de bir şekilde karşı durmanın gerekliliğini hissediyorum, dayanamıyorum. Ve tüm o kan dolu gözlere ve sözlere rağmen bu karşı duruşu neşeyle, insanca yapmalı diyorum.

*Mesele özgürlük dediğimiz şeyin önüne “ama” getirmemekte. Özgürlüğün ama’sı koşulları olmaz çünkü. Ona evet dediğiniz an her türlü sınırlamaya, her türlü kurala ve her türlü faşizme evet demişsiniz demektir. Çünkü onlarında “ama”ları, “fakat”ları var. İnsanın en temel haklarının [ki başında özgürlüğü gelir, sonrası saymakla bitmez] “ama”sı yoktur. Onu kullandığınız an küfürle üstünüze yürüyen ve sizi dövmeye gelen birini görürseniz o benim demektir, kaçın!

*“ayin ıslayan derbeder karalamalarında beni hatırla

bana and iç absolut iç toz iç ot iç şeker iç

ama beni danamın karnında rahat bırak!

çünkü hiç… çünkü hiç… her neyse bu

PİÇ!

SENİ SEVİYOR! -erenokur.

*Kafamda çok fazla şey var; çok fazla plan, çok fazla proje, çok fazla yazılacak şey… Bunların hepsinin bir anda patlaması bir yandan da korkutuyor beni, hepsini tek vuruşta tüketmekten, bir anda bomboş kalmaktan korkuyorum. Bir yandan da zaten hepsini tek seferde yapmaya gücümün yetmeyeceğinin farkındayım ama nasıl bir sıraya koyacağımı bilmiyorum. Çok dolu ama çok karışığım. Bilmiyorum, bazen bir çok şeyi bilmiyorum…

*Sosyal medyanın özellikle ülkemizde en derin bir şekilde ortaya koyduğu sorun bana göre kesinlikle kişilik ve ego problemleri. “Türk insanı” denilen kalıbın kişilik sorunları, ego patlaması, ilgi budalalığı çok yoğun bir şekilde ortalığa döküldü. Ve bunun ne gibi sorunlara yol açtığını, insanları nasıl komik -ve hatta acınası- hallere düşürdüğünü daha detaylı olarak inceleyebilir, izleyebilir olduk. Ve ne kadar içi boş, ne kadar saçma, zavallı insanların nasıl büyük egolara, ‘ün’lere sahip olduğunu da gördük. Ve kişisel olarak bunlarla uğraşmak bana acayip zevk verdiği için detaylı olarak bazı örnekleri ele alıp incelemeyi düşünüyorum. Çok yakında…

*İnternet demişken bazılarınızın unuttuğu bir şeyi de hatırlatayım; ülkemiz iktidarı interneti intraweb’e dönüştürme konusunda ilk adımını 22 Ağustos’ta attı ve pek de internet dünyamızın bunu salladığını söylemek mümkün değil. Üstelik 22 Kasım’da temelli hale dönüşmek üzereyken. E tabi bazılarına göre kendi kişisel sorunları, saçma muhabbetleri ifade özgürlüğünden, düşünce özgürlüğünden daha önemli olduğu için bu hali doğal karşılıyorum. Yine de bu konuda detaylı bir yazı hazırlıyorum, hem durumu daha detaylı kavrayabilmek hem de bazıkorunma yöntemlerini de anlatarak. Ama bu demek değil ki korunarak bunu görmezden geleceğiz, elbette bunun gerçekleşmemesi için yapacaklarımız çok daha önemli.

*Underground Poetix #10 Ekim’de geliyor. Şimdiden hazırlıklara başlayın.

*Hiç beklemediğiniz anlarda çok ilginç, çok güzel şeyler çıkabiliyor karşınıza. Onun verdiği hissi verecek çok az şey var…

*Sorunlu bir haftaya, sorunlu bir posta diyerek kapanışa geçiyorum. Gecikmeli de olsa postanızın tadını çıkarın, keyfine bakın. Şöyle ufak bir tavsiye listesi yapacak olursak; az çok politik bilincinizde tokat isterseniz buraya, cyberpunk adına ne okusam/ne izlesem/ne oynasam diye düşünüyorsanız buraya, Warren Ellis’in tuttuğu blogtan haberiniz yoksa da şuraya doğru alalım sizi.

Şimdilik bu kadar, bağlantıyı kesebiliriz!

Leave a Reply