Cuma Postası [13.04.2012]

*Günler geçer, Ahmet’in dökülesi gelir ve bir cuma postası daha düşer önünüze. Hadi bakalım…

*Sanırım ciddiye alınma eşiği diye bir şey var. Yoksa da artık var en azından. Bazı insanların/grupların/kurumların bu eşiği geçmek ve ciddiye alınmamak için büyük bir çaba gösterdiklerinden eminim. Ortalama mantık kuralları çerçevesinden bile bakıldığında bu kadar aptalca hareket edip de bunları bile isteye yapmalarının başka bir açıklaması olamaz. Eğer amaçları bu değilse de ciddi bir zeka problemi mevcut demektir bahsi geçenlerde. Sonuç ne olursa olsun gereksiz oluyorlar ama o ayrı bir konu.

*İnsanın çalıştıkça çalışası gelmesi gibi bir durum var(mış). Yeni yeni öğrenmeye başladım, uğraştıkça uğraşasım, yazdıkça yazasım, okudukça okuyasım geliyor. Ancak bünye ne kadar üst seviyeyi görebilecek merak etmiyor değilim. Deneyip göreceğiz, sonuçtan haberdar olursunuz zaten. (Beyni patladı öldü?!)

*”Madem o kadar coştun, neden bir şey göremiyoruz.” diye söylenecek olanlar varsa kendilerine bir duble sabır ikram ediyorum. Bekleyin biraz, her şey güzel olacak.

*Bazı insan modelleri görüyorum ortalıkta (her yerde insan var, nasıl görmeyim ki [harbiden niye bu kadar çok insan var?]), arada bir konuşmalarına kulak misafiri oluyorum. Bu misafirliklerden elimde çok önemli bir sonuçla döndüm: Bizim cidden boş dertlerimiz varmış. Çünkü bahsettiğimiz modelde (cep telefonu tanıtır gibi oldu bu da) öyle bir ayakkabı varmış ki, modası geçince adamı terkedip, ortada bırakıyormuş. Kendi ağzından aynen aktarırsam: “Abi bi daha nayk almam. 3 ay sonra modası geçiyor, ortada kalıyorum.”. Bence siz de not alın bu tavsiyeyi, sonra bir anda yol ortasındayken modası geçer, ayakkabısız kalırsınız.

*Aklıma gelmişken; Şakaysanız hiç komik değilsiniz ama ciddiyseniz ıslak meşeyle dalıcam, bu ne lan?!?!?!

*13. Cumanız mübarek olsun. Bu mübarek günden bir gün önce Charles Manson’ın serbest kalma talebinin yine reddedildiğini duyup dertlenmiştim. Oysa insanlığın fazlasıyla ihtiyacı vardı abimize. Bakın ne demiş:

“I’m special. I’m not like the average inmate. I have spent my life in prison. I have put five people in the grave. I am a very dangerous man,”

E haklı tabi.

*Son zamanlarda olan bitenlerden bahsedecek olursak, yukarıda bahsinin geçtiği gibi ciddi bir okuma ve yazma temposuna girdim ama ne zaman elle tutulur bir şeyler ortaya çıkacağı şimdilik meçhul. O yüzden bu konuda beklemedeyiz, pek bir haber veremeyeceğim.

Onun dışında sosyal ağlardaki iletişimi biraz derli toplu hâle getirebilmek adına facebookta bir düzenlemeye giriştim, onunla ilgili detaylı bilgiyi buradan okuyabilirsiniz.

Son olarak, Paslanmaz Kalem isminde yeni bir blog kuruldu. Kadrosu şahane, kendisi şahane, her bir yazısı okunmalık. Ben de orada edebiyat ağırlıklı yazıyor olacağım. Anasayfasına buradan, benim yazdıklarımın direkt listesine buradan ulaşabilirsiniz.

*Biraz da tavsiye döktürelim;

Dahke Fanzin blogunda zaten şaheserler estiriyordu ancak benim en çok sevdiğim bölümlerden birisi Satır Arası Notları’ydı. Hah, işte onun yenisi geldi, tıkla buraya, oku bir güzel e mi?

Özgür Uçkan hocanın yazdıklarını mutlaka takip ederim. Çok güzel analizler yapar, sağlam yorumları vardır. Yine kalemini konuşturmuş, RedHack ve Hacktivizm konularında güzel bir yazı dizisi ortaya çıkarmış. Başlangıç noktası için buradan alalım.

İnternet hakkında herkes ahkam keserken, bir grup insan birleşip internet kullanıcılarının haklarını ve istediklerini ortaya koyan güzel bir bildirgenin ortaya çıkmasını sağladı. Bildirge burada, isteyen herkesin katkısına ve desteğine açık bir şekilde bekliyor.

Geçenlerde sosyal ağlardan paylaşmıştım, buraya da koyayım linkini; Simon Spurrier’in yazıp, Javier Barreno’nun çizdiği şahane bir çizgi roman olan Crossed internet üzerinden de yayında. Çizgi roman seven bünyelerin kaçırmaması şart. Tam buraya tıklayınca çıkacak karşınıza.

*Şimdilik benden bu kadar. Beni arayan olursa sessiz yığınların gölgesinde biraz kestiriyor olacağım.

Bağlantıyı kesebiliriz.

Leave a Reply