AİHM’den 5651’e Karşı Karar

Bu haberi mutlaka bloga da eklemem lazımdı.

5651’i az çok hepimiz biliyoruz, ne kadar lanet bir yasa olduğunu anlatmama gerek yok. Bu yasaya dayanarak kapatılan websitesi sayısı binleri geçeli çok olmuştu. Bunun üzerine sites.google.com’un kapatılması üzerinden açılan davalar son olarak AİHM’ye gitmişti ve bugün karar geldi. Karar Türkiye’deki (ve hatta Avrupa’daki) netdaşlar için oldukça güzel bir haber oldu. Detaylarını Alternatif Bilişim Derneği’nin basın açıklamasından öğrenelim;

Basına ve Kamuoyuna

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdığımız sites.google.com davasında karar açıklandı. Kamuoyunun yakından bildiği gibi sites.google.com sitesi 24 Haziran 2009 tarihinde barındırdığı bir içerik sebebiyle 5651 nolu yasaya dayanılarak erişime engellenmiş, bu engelleme sonucunda da içerik sahipleri ve bu içeriklere erişemeyen İnternet kullanıcıları mağdur olmuştu. Derneğimize başvuran ve kişisel sayfaları bu yasak sebebiyle Türkiye’den erişilemeyen Ahmet Yıldırım’ın davasından aldığımız bu sonuç, 5651 nolu yasa ve sansür uygulamalarını yeniden gündeme getirdi.

AİHM bu erişim engelleme kararının ifade özgürlüğüne açıkça aykırı olduğuna karar verdi. Ayrıca 5651 nolu yasanın da ifade özgürlüğünü zedeleyen bir kanun olduğunu ve bu yasanın uygulanmasının başka insan haklarını da ihlal ettiğini belirtti.

Bu karar AİHM’in erişim engellemeleri konusunda aldığı ilk karardır. Sadece Türkiye’de değil Avrupa’da da web 2.0 uygulamaları açısından ifade özgürlüğü kapsamındaki ilk davadır ve örnek niteliğindedir. Türkiye ve Avrupa Konseyi’ne üye tüm ülkeler için önmemli bir emsal değeri taşımaktadır. AİHM’de Türkiye aleyhine bekleyen başka bir çok davanın olduğunu hatırlatalım.

İnternet kullanıcılarının, sivil toplum kuruluşlarının, konuyla yakından ilgilenen uzmanların, hukukçuların şiddetle eleştirdiği 5651 nolu kanun hala yerinde durmakta. Hükümet ve BTK bu eleştirileri dikkate almamakta ısrarını sürdürüyor. Aksine bu ifade özgürlüğü düşmanı kanunun işletilmesini kolaylaştırmak için şikayet hatları kuruyor, erişim engellemesi istatistiklerini kamuoyundan saklıyor. Güvenli İnternet denilen “devletin merkezi filtre sistemi” için de bu şikayetlerin dayanak olarak gösterildiğini yeri gelmişken hatırlatmak isteriz.

Türkiyeli İnternet kullanıcıları 5651 nolu kanunu istemiyor ve haketmiyor. Bu yasa derhal iptal edilmelidir. İfade özgürlüğünü önceleyen/garantileyen, erişim engellemesi gibi gerçek bir yaptırımı olmayan, İnternet’in dağıtık yapısına ve ruhuna uymayan metodları kesinlikle içermeyen, İnterneti tüm yurrtaşlar için temel bir hak olarak gören bir düzenlemeye acilen ihtiyacımız vardır.

Tüm İnternet kullanıcılarını devlet sansürüne karşı çıkmaya, İnternetlerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Alternatif Bilişim Derneği

18 Aralık 2012

Kararın ingilizce hâline buradan, fransızca hâline ise buradan ulaşabilirsiniz. Bu kararın çıkmasını sağlayan herkese teşekkürler. Umarım bu kararla birlikte açılan yolda ifade özgürlüğünü gerçekten sağlamak adına daha fazla aşama kaydedebiliriz.

Cuma Postası [14.12.2012]

*A Eulogy for #Occupy | Wired Opinion

Bu haftanın mutlaka ama mutlaka okunması gereken makalesi. Quinn Norton zevkle takip ettiğim ve gazeteciliği gerçekten hakkıyla yaptığını söyleyebileceğim birisi. Occupy üzerine yazdığı bu makalesi ise bunun en büyük kanıtlarından birisi. Şu ana kadar Occupy hareketi hakkında okuduğum en detaylı, en gerçekçi ve en güzel ele alınmış makale diyebilirim bunun için. Ayrıca makalenin Occupy hareketinin medyası üzerine olan bölümü özellikle gazeteciliğin ve muhalif medyanın sorunlarını anlamanıza yardımcı olabilir. Çünkü Occupy bunların hepsini yaşadı ve Quinn bunları çok güzel anlatmış.

*Indie Pop Musician Nightlands: How Sci-Fi Helps Me Make Music | Underwire

Bilimkurgunun müzik ve müzisyenler üzerindeki etkisi genellikle güzel şeyler çıkartıyor. Bu linkte adı geçen Nightlands ise bunun yeni ve güzel örneklerinden birisi. Farklı şeyler denemek isteyenler bir şans verebilir.

*Open the Future: I’m Just a Love Machine

Jamais Cascio’dan robot love, sexbots ve bunlarla alakalı aklınıza gelebilecek şeyler üzerine ilginç bir makale.

*Always Look on the Bright Side of… SF – Charlie’s Diary

Charlie Stross’un blogunun bir süredir konuğu olan Stina Leicht oldukça güzel yazılar yazıyor. Ancak bunlar arasında mutlaka paylaşmak istediğim bilimkurgu hakkında dönen optimistlik/pesimistlik tartışmaları hakkındaki bu makalesi. Okuyup üzerine düşünmeye değer.

*What philosophers know » 3:AM Magazine

İlgi çekici bir kitap ve onun yazarıyla yine ilgi çekici bir söyleşi.

*Play Minesweeper in Minecraft – Boing Boing

Minecraft son zamanların en keyifli ve yaratıcı oyunlarından birisi (diğeri tabii ki Portal serisi). Ancak Minecraft’in özgürlüğü ve kendisini geliştirip değişik şeyler yapabilme şansı tanıması onu Portal’la yarışında farklı bir noktaya koyuyor. Bu linkte yapılan ise o noktadan da alıp bambaşka bir yere götürüyor artık.

*Şeytanın devlet nezdinde bayağılaşması | [Futuristika!]

Şeytanlar, şeytanların kültürlerdeki yeri ve siyasetin şeytanlarla ilişkisi üzerine Barış Yarsel döktürmüş.

*Josh Begley Tweets Entire History of U.S. Drone Attacks – The Daily Beast

Dronelar hakkında çok az şey biliyoruz ama dronelarla ilgili çok fazla şey oluyor. Bu sadece onlardan birisi. Bunu seçmemin sebebi ise dronelar hakkında bir şeyler öğrenme konusunda en çok kışkırtma potansiyeli olanlardan birisi olması.

Önceki Postalar
Cuma Postası [07.12.2012]
Cuma Postası [30.11.2012]
Cuma Postası [16.11.2012]

Bu Sitenin Hâli Ne Böyle?

Sabah kalkınca wordpress’in neredeyse her sene sonuna doğru yaptığı büyük güncellemesinin geldiğini gördüm. Vaktim de olunca hem güncellemeyi yapayım hem de biraz kurcalayayım dedim. İyi de yapmışım. Oldukça şahane bir güncelleme ile gelmişler bu sene sonunda. WordPress kullanan herkese en kısa zamanda yeni sürüme geçmelerini tavsiye ediyorum.

Tasarımın genelinde yaptıkları değişimler fazlasıyla hoşuma gitti. Okunurluk artmış, daha sade ama daha güzel görünen bir hâle gelmiş. Ayrıca yeni gelen tema Twenty Twelve tam istediğim gibi bir tema olmuş. (Şu anda görüyor olmanız yüksek ihtimal.) WordPress’in bu klasik ve sade temalarını hep sevmişimdir. Ancak elbette ufak tefek düzenlemeler ve eklemeler yapmam lazım bu hâlinde. Yan menüye dair bi takım planlarım var mesela, bir de banner konusunda kararsızım. Gerekli mi değil mi diye düşünüyorum. Buraya her geldiğinizde biraz değişmiş görürseniz telaş yapmayın. Elime geçen yeni oyuncağı kurcaladığımın işaretidir.

Bunların dışında yine her zamanki gibi şimdilik gizli saklı birçok şeyle uğraşıp duruyorum ama özellikle beni meşgul edenlerden birisi New Aesthetic mevzusu. James Bridle‘ın ortaya attığı bu kavramla ve James Bridle ile tanışmama ve bununla ilgili okumalara gömülmemin suçlusu ise Warren Ellis’ten başkası değil (bu yüzden “Sebebimsin” başlıklı uzun bir mail atmayı düşünüyorum kendisine). Bu mevzuyla ilgili kendimi hazır hissettiğimde en azından ne anladığıma ya da bir şey anlayıp anlayamadığıma dair bir yazı yazmayı düşünüyorum. Bu konuda başınızı fazlasıyla ağrıtmayı düşündüğümden şimdiden hazırlıklı olmanızı istedim.

Şimdilik haberler böyle. Son olarak yıllardır keyifle dinlediğim bir ska-punk grubunu paylaşayım sizlerle. Gündemimiz bugün saçmalama açısından bayağı bereketli -tıpkı her zaman olduğu gibi, eminim iyi gelecektir.

Cuma Postası [07.12.2012]

*Kid manifesto – Boing Boing

Dünyanın tüm çocukları birleşin! Dünyanın tüm anne-babaları ve adayları, siz de bunu iyice bir okuyun.

*MoMA | Video Games: 14 in the Collection, for Starters

MoMA, Mart 2013’te yeni bir sergiyle çıkıyor. Bu sergiyle birlikte bilgisayar oyunlarının sanat eseri olarak kabul edilip edilmeyeceği tartışması tekrar alevlenecek gibi. Benim oyum (ve seçtiklerine bakacak olursak MoMA’nın da oyu) sanat eseri saymamız gerektiği yönünde.

*Warren Ellis Travelled to 2022 and Wrote Us This Report | VICE

Bu kalıbı kullanmaktan nefret ediyorum ama başlık gerçekten de her şeyi söylüyor. Diyecek bir şey bulamıyorum.

*Physics Says No to Warp Drives, but NASA Says Maybe | Motherboard

Kalbimiz seninle NASA, yaparsın sen bu işi!

*The Leader of the Real KKK DM’d Me on Twitter | VICE

Bu röportajı, milliyetçinin ve ırkçının kafasının çalışma şeklinin tüm dünyada aynı olduğu tezime büyük bir kanıt olarak görüyorum. Önemli bir parça.

*Congress Demands United Nations Keep Hands Off the Internet | Threat Level

ABD’nin elbette buna karşı çıkmasının başlıca sebebi biz netdaşları düşünüyor olması değil ama yine de önemli.

*Alan Moore’s Essay for the Activist Occupy Comics Anthology | Underwire

Oldukça önemli ve dikkatle okunması gereken bir metin. Üstten okumak gibi bir hata yapmayın sakın.

*The Coolest Vertigo Comics, From Sandman to Swamp Thing | Underwire

Karen Berger’in emekli olması yakındı ancak yine de onun gitmesiyle birlikte Vertigo’nun o sevdiğimiz Vertigo olarak kalamayacağını düşünmekten alamıyorum kendimi. Eski Vertigo dediğimin nasıl bir şey olduğunu merak ediyorsanız bu linke bir bakın.

*Internet Governance Map: Countries with most Google take-down requests. – Slate Magazine

Yeterince paylaşıldı biliyorum ama bu linkin de burada olması lazımdı. Sonuçta ne kadar güzel bir ülke olduğumuzu, ne kadar önemli meseleler yüzünden ifade özgürlüğüne ve internete müdahale ettiğimizi bilmek lazım. İnternet üzerinde yüce devletimizin yaptığı her çalışmanın altında yatan mantığın da güzel bir özeti olmuş ayrıca.

*index

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı sitelerden birisiyle Cuma Postası’nı kapatıyorum.

Önceki Postalar
Cuma Postası [30.11.2012]
Cuma Postası [16.11.2012]
Cuma Postası [02.11.2012]

Yaptığımız her şey remixtir

Futuristika için bu kez remix konusunu ele aldım. Remix kavramına ve üretim şeklimize farklı bir bakış için oldukça faydalı bir başlangıç metni olduğunu umuyorum. Ayrıca yazıda remix yapabilmek için kullanabileceğiniz oldukça güzel iki aracı da tanıttım.

Yani daha önce karşılaştığımız ya da bulduğumuz bazı materyalleri kendimiz için kopyalıyoruz (dikkat edin çalmıyoruz), onları kullanabileceğimiz şekilde dönüştürüyoruz ve sonrasında elimizdeki diğer materyallerle birleştiriyoruz. Remix yapmanın tarifi bu. Peki bu tarifi sadece remix yaparken mi kullanıyoruz?

Bir roman yazarken o romanda kullanacağımız fikirler bir anda zihnimizde mi parlar yoksa bir yerlerden mi ediniriz? Bir şey icat ederken ne icat edeceğimizi bir aydınlanma ile mi buluruz? Bir felsefe kuramını vahiy ile mi ortaya koyarız?

Yazıya buradan ulaşmanız mümkün: Remix 101

Bu yazıda bana fazlasıyla ilham verenlerden birisi Kirby Ferguson’du. Yazının sonunda bu ilhamı sağlayan projesinin linki mevcut. Bu projesiyle ilgili yaptığı TED konuşması da aşağıda.

Cuma Postası [30.11.2012]

*I Have Your Heart – Boing Boing

Kim Boekbinder, Molly Crabapple ve Jim Batt bir araya gelerek şahane bir iş çıkartmışlar. Boing Boing’ten hem videoyu izleyebilir hem de yaptıkları röportajı okuyabilirsiniz.

*Why privacy matters | Privacy International

Uzun uzun üzerine konuşmadan sadece sitedeki açıklamayı vereyim: “Privacy International asked lawyers, activists, researchers and hackers at Defcon 2012 about some of the debates that thrive at the intersection between law, technology and privacy. We also wanted to know why privacy matters to them, and what they thought the future of privacy looked like. This video is a result of those conversations.”

*Best and Worst Movies Based on Sci-Fi/Fantasy Books (Sez You) | Underwire | Wired.com

Wired’ın en sık takip ettiğim bölümlerinden birisi olan Underwire yine güzel bir liste çıkartmış. Okuyucuların yorumlarına göre belirlendiğini unutmadan okuyun.

*Locus Online Perspectives » Cory Doctorow: The Internet of the Dead

Üzerine kafa yorduğum konulardan birisiyle ilgili Doctorow oldukça sağlam bir makale yayınlanmış. Burada durmasında fayda var.

*“Glad I Didn’t Have Facebook In High School!” » Cyborgology

Facebook, nesil ayrımı, faydalar ve zararlar üzerine oldukça dolu bir makale. Eğer yukarıdakine benzer cümleler kuruyorsanız bir bakmanız şart.

*An Idiot’s Guide to Time | VICE

Warren Ellis’ten yeni bilimsel gelişmeler ışığında aklınızı uçurması ve kafanızı karıştırması muhtemel bir makale. Özetle klasik bir Warren Ellis yazısı.

*Özgür Uçkan » İnterneti zapt etme hayali: Filtreli internet, BTK, Phorm ve WCIT…

Özgür hocadan oldukça sert ama her satırında sonuna kadar doğru söylediği bir makale. Son zamanlarda internet üzerine birilerinin yaptığı planları görebilmenize fazlasıyla yardımcı olacaktır.

*Yoksulun çirkinliği | [Futuristika!]

Barış Yarsel Türkiye’de zillet ve yoksulluğa oldukça güzel bir bakış atmış. Barış’la birlikte bir bakmalı.

*Jimmy’s End

Belki gözünden kaçan ya da izlememiş olan vardır diye.

*The Fixer’s Manifesto – the future needs fixing – sugru

“Bozuksa tamir et. Bozuk değilse geliştir.” diyerek başlayan şahane bir manifesto.

*If You’re Greek, Someone Probably Just Stole Your Identity – Lowering the Bar

Kişisel bilgilerin gizliliğinin ve korunmasının ne kadar önemli olduğunu anlamak için sanırım bizim de böyle bir tecrübeden geçmemiz gerekiyor.

*Open the Future: Interview at Singularity 1 on 1

Jamais Cascio’yu uzun bir süredir olmasa da ismini ve yaptıklarını ilk duyduğumdan bu yana takip ediyorum. Singularity 1 on 1 da takip ettiğim podcastler arasında. Şimdi ikisi bir araya geldiler ve benim için izlenmesi/dinlenmesi şart bir bölüm oldu. Sizlerin de ilgisini çeker diye umuyorum.

Önceki Postalar
Cuma Postası [16.11.2012]
Cuma Postası [02.11.2012]
Cuma Postası [26.10.2012]

Lamerlarla Bir Gün

Bugün bloga bakmayı pek düşünmüyordum normalde. Bir şeyler eklemeye ya da blogla uğraşmaya vakit ayırmaya niyetim yoktu. Ancak bir şeyler dürttü ve bir bakayım dedim. Önce blog hesabımın olmadığını iddia etti. Ardından ana sayfama baktığımda şöyle bir manzarayla karşılatım.

Allah’ın beni yakacağını haber vermek için Bangladeşli bir lamer arkadaş sitemin indexini değiştirmeye karar vermişti. Başta sinirlerimi kontrol edemediğimden telaş sardı ama sonrasında kendime gelebildim. Kardeşimin teknik desteğiyle siteyi kurtardık. Facebook’ta bu işi yapan arkadaşın profilini bulduğumuzda da tam tahmin ettiğim gibi ideal bir lamer profili vardı karşımda.

Elbette oldukça amatörce ve Allah adına savaşmak gibi bana anlamsız gelen bir sebep dışında amaçsızca yapılmış bir hareketti. Ortalama bir lamer’ın mantığıyla site hackleme skoru tutmak için yapılmış bir şeydi özetle.

Eğer kafam çok çalışmıyor olsaydı gelip buraya “O kadar hacker kültürü hakkında konuşuyorum, sonra gelip bana saldırıyorlar. Hepsine ölüm!” gibi bir şeyler yazıp kendimi rezil edebilirdim. Ama neyse ki öyle birisi değilim.

Tıpkı her kültürün başına geldiği gibi hacker kültürünün de başına gelen bir durum bu. O kültürü anlamadan, onun bilincine erişmeden, sadece öyleymiş gibi görünmek için saçma sapan hareketler yapan insanlar oluyor. Bunların genel adı poser, taklitçi. Hacker kültürüne özel adı da lamer oluyor. Bunların elbette o kültürle hiçbir alakaları yok, sadece hackerları görüp onlara özenerek böyle saçma sapan işlere kalkışıyorlar.

Şimdi kalkıp birkaç gerizekalı poser yüzünden koca kültürü çöpe atmak gibi aptalca bir hareket yapmayacağım. Ama böyle bir durum başımdan geçmişken bu ayrımı bir kez daha vurgulamak iyi olur diye düşündüm. Hackerlarla lamerlar aynı şey değildir. Lamerlar, kabaca bir tabirle bilinçsiz hareket eden özentilerdir.

O yüzden sitem 6 saate yakın erişilemez durumda kalmış olsa da kalkıp bunun üzerinden saçma sapan şeyler yapmayacağım. Bu gün yaşadıklarımın ardından biraz daha dikkatli olmam ve bu konularda kendimi kurtarabilecek kadar teknik bilgiyi bir an önce edinmem gerektiğini hatırladım. Sonuçta hackerlar ve hacker kültürü varolduğu sürece, böyle poserlar da olacak. Sırf bu poserlar yüzünden de bu kültürün sona ermesini istemek gerizekalıca olur.

İşin özeti bir saatimi yediler ama sağlam bir tecrübe oldu benim için. Hem sitenin hem de kendimin bu tarz konulardaki eksiğini tekrar görmemi sağladılar. Bu yüzden lamerlara her ne kadar kıl olsam da bir teşekkür etmem lazım.

Şimdilik diyeceklerim bu kadar, yarın Cuma Postası mutlaka geliyor. Geçen haftanın özrü olarak çok daha dolu olacak, merak etmeyin.

Bilimkurgu Sineması Tarihi

Video hakkında diyebilecek çok fazla bir şey yok. Tek kelimeyle şahane bir iş çıkartmışlar. Video sayesinde bilimkurguyu neden böyle derinden sevdiğimi bir kez daha hatırlayıp keyiflendim (ama henüz izleyemediğim filmlerin listesini bir kez daha gözüme soktuğu için biraz can sıkıcı oldu :) ). Videoyu hazırlayan Cosmo Scharf ve Austin Kilgore’a ne kadar teşekkür etsem az. Bilimkurgu sinemasının tarihi böyle güzel özetlenemezdi sanırım.

Bir de tarih demişken biraz konudan sapıp şu tweetimi de iliştireyim araya.

(Devlet Babanın Çocukları İçin) Güvenli İnternet 1 Yaşında!

“Bundan bir sene önce “devlet baba” bizi internetteki pis, kaka şeylerden korumak ve güzel güzel internette gezmemizi sağlamak için bizlere Güvenli İnterneti verdi. Halihazırda zaten binlerce ahlaksız, bölücü siteyi biz çocuklarının ulaşamayacağı yerlere kaldırmış olan babamız, daha da temiz bir ortam sağlamak için bizlere istediğimizi seçebileceğimiz filtreler sunmuştu. Çünkü devlet baba her ne kadar en zararlıları kaldırmış olsa da bizim de gönüllü bir şekilde diğer zararlılardan uzak durmamızı istiyordu. Çünkü devlet baba bizim temiz, güzel, vatana millete hayırlı çocuklar olmamızı istiyordu.

Ama devlet babanın böyle düşünmesi normaldi. Çünkü biz onun aptal çocuklarıydık, kendimiz için neyin yararlı neyin zararlı olduğunu bilemezdik. Ya babamızı kötüleyen bir şeyler görürsek internette, ya internetteki bir yazı yüzünden uyuşturucu bağımlısı olursak, ya ayıpçı şeyler görürsek ne olacaktı? Bunların bizim için zararlarını anlayamayacak durumdaydık biz, o yüzden devlet babanın bize müdahale etmesi gerekiyordu. Bu yüzden de bize Güvenli İnterneti verdi.”

Yukarıda anlattıklarım çok özet bir şekilde de olsa Güvenli İnternet dedikleri ama aslında düpedüz devlet eliyle insanların bilgiye erişim özgürlüğüne kısıtlama aracı olan uygulamanın arkasında yatan mantık. Ve bu uygulama bir senedir hayatımızın içinde, onun bir parçası hâlinde.

Alternatif Bilişim Derneği’nin bu gün için yayınladığı basın açıklaması ise oldukça önemli. Devletin “babalık” dürtülerinin bir işe yaramadığı gibi o dürtülerle yaptığı hareketin sorunlu yanlarını da gösteriyor. Ufak bir alıntı yapacak olursam;

“Güvenli İnternet Hizmeti ile toplumumuz için tek bir aile tipi ve tek bir çocuk tasarımı verili ve doğal kabul edilmiş, yurttaşların bilinçli ve farkındalık sahibi İnternet kullanımına eğitsel yatırımlar yapmak, adeta dijital okuryazarlık seferberliğini gerçekleştirmek yerine, İnternet mecrası bir “öcü” ve “tehdit” kaynağı olarak görülerek, bu mecraya erişim sınırlandırılmış ve BTK eliyle ortam disipline edilmiş, düzenlenmiştir.

Korumacı/kollamacı devlet-pasif yurttaş klasik yaklaşımını somutlayan “Güvenli İnternet” uygulaması, yurttaşların bilinçli ve farkındalık sahibi olarak İnternet’i güvenli kullanmalarına yönelik bir zemin hazırlamamıştır. Bu uygulama aynı zamanda, İnternet dolayımlı işlenen kimi bilişim suçlarını azaltmaktan uzaktır. Bilakis, anaakım ulusal medya ve kamu erki sürekli İnternet dolayımlı suçlara yönelik bir panik söylemi üretmektedir.”

Basın duyurusunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu basın açıklamasının üzerine ek olarak diyebileceğim tek şey sanırım artık devletin kendisini hepimizin babası sanması durumuna bir son vermek için elimizden geleni yapmamız gerektiği. Yaşadığımız bir çok sorunun arkasında da bu kendini babamız sanma hastalığı yatıyor zaten, biraz dikkatli bakmak yeterli bunu görmek için.

Başka İnsanların Mektuplarını Okuyup Yazı Yazıyorum

Futuristika, kurulduğu zamandan bu yana zevkle takip ettiğim ve Türkçe olarak internet dergiciliğinin hakkını veren sayılı yerlerden birisi. Böyle severek takip ettiğim bir yerde yazmış olmak da benim için ayrı güzel bir şey. Evet, Futuristika’da ilk yazım dün yayınlandı. Alan Moore’un doğum günü şerefine yazdığım yazımı buradan okuyabilirsiniz. Umarım bundan sonra Futuristika ekibiyle birlikte daha çok şey de yapacağız. (Değil mi Barış? :)

Önümüzdeki günler biraz yoğun geçeceği için çok fazla blog girme şansım olmayabilir (Cuma Postası’ndan taviz yok tabii ki), o yüzden bir kaç şey paylaşayım dedim bu duyuruyla birlikte.

*Perşembe günü MSGSÜ Felsefe bölümü 2012 Felsefe Günü var. Oldukça güzel bir program, ilgilenen herkesin gelmesini tavsiye ederim. Ben de gün boyu orada olacağım. Programa ve adres bilgilerine buradan bakabilirsiniz.

*Tor, internette anonimlik konularıyla az çok ilgilenmiş herkesin ismini duyduğu bir proje. Jacob Applebaum, Tor’u ve onun önemini katıldığı TEDx konuşmasında anlatmış. Oldukça dolu bir konuşma olmuş, izlenmeli.

*Bir Kim Boekbinder şarkısıyla bu blogu da kapatalım.