Notlar [11.04.2013]

*Bu aralar meşgul olduğumu ve bu yüzden blogun biraz yavaşlayacağını söylemiştim sanırım önceden. Ancak TTNet işlerimi aksatmayı çok sevdiğinden ve beni daha ne kadar zor duruma sokabileceğini test etmek istediğinden sebepsiz bir şekilde iki gün boyunca internetimi kesti. Arıza bildirimleri, telefon ve teknik servis görüşmeleri ardından, nasıl olduysa “Sorun bizden kaynaklı değil.” dediklerinden birkaç saat sonra arıza düzeldi. Normalde fazlasıyla sinirlenebileceğim bir durumdu ancak daha öncesinde, kayıtlarında yaptıkları bir hata yüzünden iki haftaya yakın internetsiz kalmıştım. Üstelik bu iki haftanın 10 günü, suçu bana ve modeme atmaya kalkmışlardı. İşin özeti iki günlük aksamanın ardından tekrar buradayım, TTNet’in tekrar canı sıkılana kadar.

*Blogdaki sakinlik belki biraz daha sürebilir ama mümkün olduğunca burayı hareketli tutacak şeyler hazırlıyorum. (Cuma Postası’nı da bir süredir aksattığımın farkındayım.) Tabii bu konuda sizlerin de tavsiyelerine, yorumlarına açığım. Bildiğiniz gibi mailimi ya da yorumlar kısmını kullanabilirsiniz bunun için.

*Arada ufak bir tavsiye, OT dergisini okuyun. Uzun zamandır Türkçe dergilerle ilgili dertliydim ancak Ot bu konuda biraz olsun rahatlattı içimi. Tavsiye olunur!

(Bu arada yanlış anlaşılmasın; okuduğum, sevdiğim dergiler var. Derdim böyle dergilerin azlığıyla ilgiliydi. Aralarına bir tane daha katılmış olmasına seviniyorum.)

Notlar [28.03.2013]

Uydurlar
Uydurlar konusunun şimdilik bir gizem olarak kalması tercihimizdir.

*Son günlerde oldukça yoğun bir döneme girdim. En az birkaç hafta daha bu şekilde geçecek gibi görünüyor. Bu yüzden şimdiden blogun hızının biraz düşeceğini sizlere haber vermek istedim. Haftalık blog sayısında biraz azalma olursa ve internetlerde çok fazla görünmezsem sebebi budur.

*Salı günü (26 Mart) Korsan Parti Hareketinin web sitesi korsanparti.org için ilk yazımı yazdım. Yazının ana konusu Tim Berners-Lee’nin HTML5’in (yani kullandığımız web’in) temellerine DRM yerleştirilmesi üzerine söyledikleriydi. Yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

*Bununla birlikte bundan sonra bu konularda hem Korsan Parti’nin sitesine hem de Alternatif Bilişim Derneği’nin blogu netdefteri’ne daha sık yazacağımı da haber vereyim. Özellikle bu konularla ilgili analiz ve yorumlarımı elimden geldiğince öncelikle bu iki alan üzerinden sizlerle paylaşacağım. Elbette bir süre sonra burada da yerlerini alacak bu yazdıklarım.

*Biraz geç haber vermiş olacağım ama dün Dünya Belge Özgürlüğü Günü’ydü. Bu sene her ne kadar ev arama koşturmacalarımdan dolayı katılamamış olsam da İstanbul’da çok güzel kutlamalar yapıldı. Belge Özgürlüğü nedir diyorsanız şu sloganıma tıklayabilirsiniz: İNADINA .ODT!

Oksijen Hakkında Bilmedikleriniz

Uzun süreli inceleme ve gözlemlerimin ardından vardığım sonuçlardan birisini sizlere açıklamak istiyorum. Bazı insanlar oksijenin zararlı olduğunu düşünüyor.

Uzun süredir gerçekten akla ve mantığa uymayan açıklamalar yapan, anlamı olmayan fikirlere inanan insanlar üzerine düşünüyordum. Bunun sebebi ne olabilir, aynı biyolojik yapıya sahipken onlarda beynin böyle verimsiz çalışmasına ne neden olabilir diye. Yaptığım gözlemlerin bana verdiği tek sonuç beyindeki oksijen eksikliği oldu. Beynin yetersiz oksijen ile çalışmaya çabalamasının böyle sonuçlar verebileceğini öğrendiğimde de bu tespitimden daha da emin oldum.

Arkadaşlar, oksijen zararlı değildir. Aksine insan için çok faydalıdır. Lütfen vücudumuza düzenli olarak almaya çalışalım.

(Hakkında yorum yapmak, tartışmak istediğim bir çok açıklama ve duruma ciddiyetle yaklaşmakta zorlanıyorum. Gerçekten akla ve mantığa uygun tartışmalar olduğunda ya da akla ve mantığa uygun cevapların kabul edileceği ortamlar olduğunda elbette yazacağım. Ancak şu koşullarda bu tartışmalara yapabileceğim en ciddi katkı bu olacaktır.)

Cuma Postası [20.03.2013]

*The Making of the Ultimate Fake UFO Video (Where Absolutely Everything Is Fake) | Underwire

Sanırım bundan sonra uzaylılara dair videolara gerçeklik ihtimali verme şansımız kalmayacak (tabii çeken ben değilsem, o zaman hepiniz inanabilirsiniz).

*The Awesome Doodle That Lets You Know This Book Belonged to Einstein | Tor.com

Einstein’ın oldukça güzel çizimler yapabildiğini görünce pek şaşırmadım açıkcası. Ayrıca iyi inceleyin bunu, eğer bir gün sahaf gezerken bu tarzda bir ex libris görürseniz sahibinin kim olduğunu rahatça anlayabilirsiniz.

*An open letter from bunnie, author of Hacking the Xbox: | No Starch Press

Aaron’un anısına yapılan böyle güzel şeyleri görmek güzel.

*Aaron Swartz’s unfinished monograph on the “programmable Web” – Boing Boing

Mesela böyle güzel hareketlerden birisi daha. Bu iki link de mümkün olan her yolla yayılmayı hakediyor.

*From Sandman to Scalped: A Complete Infographic History of Vertigo Comics | Underwire

Sanırım çıkardığı her çizgi romanı okuyabilirim dediğim tek çizgi roman yayıncısı Vertigo. Transmetropolitan ve Sandman zaten çizgi romanın bende bir aşk hâline gelmesini sağlayan serilerdi, DMZ de Transmetropolitan’ın üzerine oldukça iyi gidiyor… Neyse bu konuya daha sonra ayrı bir blogda girerim.

*HOWTO attain radical hotel-room coffee independence – Boing Boing

Bu da Cory Doctorow’dan tüm kahve bağımlısı arkadaşlara bir hediye. Eskiden paylaşmıştı bunu ama aklıma gelmişken paylaşayım dedim.

ÖNCEKİ POSTALAR
Cuma Postası [15.03.2013]
Cuma Postası [02.03.2013]
Cuma Postası [08.02.2013]

Güvenlik Ne Demek?

Sanırım güvenlik kelimesinin ne anlama geldiğini unuttuk. Daha doğrusu güvenlik dediğimiz şeyin anlamı fazlasıyla değişmişe benziyor. Tam olarak söze dökmem mümkün değil ama örneklerle göstermem bunu biraz kolaylaştıracak.

Mesela aşağıdaki videoda, üniversitenin güvenlik görevlileri iş başında. Teknik olarak bu üniformalıların görevi üniversitenin öğrencilerinin güvenliğini sağlamak.

Bir diğer örnek olarak polisleri verebiliriz. Onların görevi vatandaşın güvenliğini sağlamak ama sanırım onların da bu kavramı algılama konusunda bir sıkıntıları var. Öyle olmasa hemen her gün polis şiddeti haberi duymazdık. İlla örnek istiyorsanız buraya ve buraya bir bakın.

Şu an aklıma gelen bir diğer örnek de internette güvenlik meselesi. Bazı devlet kurumları (artık isimlerini yazmaktan bıktım) bu güvenlik kavramını nasıl anlıyorlarsa artık, şaka gibi işlere imza atıyorlar. Uzun süredir düşünüyorum ama hâlâ yaptıklarının güvenlik ile ilişkisini kuramadım -tıpkı yukarıdakiler gibi.

* * *

Bu örnekleri arttırdıkça arttırabilirim ve tüm dünyaya yayabilirim. Bunu zaten hemen herkes biliyor. Ancak dediğim gibi tüm bunların tam olarak nasıl bir “güvenlik” tanımıyla ortaya çıktığını çözebilmiş değilim. Kavramın altını oymak mı, içini boşaltmak mı yoksa kavrama takla attırmak mı bilemedim. Tek emin olduğum ortada gerçekten saçma bir şeylerin döndüğü.

Bunun için aklıma gelen tek uygun çözüm ise güvenlik ile alakalı ne kadar şey varsa hepsinin imha edilmesi. Tamamen, hiç bir kırıntı bırakmadan. Güvenliğin bu tanımsızlığına dair ne varsa yok edip, güvenlik kavramını baştan kurmalıyız bence. Bu sayede kurtulmamız mümkün olur belki.

Bunu yapabilmek için aklıma gelen bir yol da karşı-güvenlik yöntemlerini kullanmak. Bir anlamda güvenliğe karşı kendimizi güvene almak. Güvenliğimizi sağlamak isteyenlere karşı her türlü korunma mekanizmasını kullanmak. İşe yaraması mümkün gibi görünüyor.

Aklıma şu an gelen en mantıklı çözüm bu. Güvenliğimin sağlanmasından gerçekten sıkıldım çünkü.

Cuma Postası [15.03.2013]

*Life Inside the Aaron Swartz Investigation – Quinn Norton – The Atlantic

Aaron’un en yakınındaki insanlardan birisi olan Quinn’in soruşturma sürecinde yaşadıklarını anlattığı bir yazı. İlginç bir şekilde çok garip tartışmalara neden olmuştu.

*The groovy socialist world of 1970s Soviet futurism

Sovyet futurizminde ne malzemeler var bir bilseniz. Bu sadece ufak bir kısmı.

*The Target Value For Bitcoin Is Not Some $50 Or $100. It Is $100,000 To $1,000,000. – Falkvinge on Infopolicy

Bitcoinin geleceği ve ileride yaratabileceği etkiler üzerine Falkvinge’den bir yazı. Bu konu üzerine buralarda pek bir şeyler konuşulmuyor ama bir noktadan sonra mecburen konuşulacak.

*Pixar’s 22 Rules of Storytelling – Boing Boing

Pixar’ın öykü yazarken “başarılı olma” kuralları. Elbette bu şekilde yazılan bir anlatının veya senaryonun “başarı getirmesi” yüksek ihtimal ama bu kurallar bana daha çok Pixar’ın senaryolarının bir noktadan sonra nasıl birbirinin kopyası hâline geldiğinin sırrıymış gibi göründü.

*Cypherpunk rising: WikiLeaks, encryption, and the coming surveillance dystopia | The Verge

Sanırım başlık her şeyi söylüyor. Verge oldukça güzel bir makale hazırlamış, okumaya değer.

*Pirate Bay ‘Advert’ Appears on Hacked Billboard | TorrentFreak

Son birkaç günün internette en çok dolaşan olaylarından birisi oldu sanırım bu (ya da benim takip ettiğim hemen herkes paylaştı). Oldukça başarılı bir eylem olmuş ve bu şekilde düşünen sadece biz değiliz. Reklam panolarının sahibi olan şirket de benzer bir şekilde düşünmüş olacak ki şöyle bir şey yapmışlar.

*Freedom of the Press Foundation Publishes Leaked Audio of Bradley Manning’s Statement | Freedom of the Press Foundation

FPF, çok güzel bir harekete imza atarak, yaptığı sızdırmalardan dolayı askeri mahkemede yargılanan ve işkenceye maruz kalan Manning’in savunmasını sızdırdı. Hem böyle güzel bir savunma yaptığı için Manning’i hem de bu savunmaya ulaşmamızı sağladığı için FPF’yi tebrik ediyorum.

*BThaber » Çıta yükseltme oyunu

Özgür Uçkan’dan Google Transparency Report ve ondan çıkarabileceğimiz sonuçlar üzerine oldukça güzel bir yazı. Neden çıtayı yükseltmek zorunda olduğumuzu da çok iyi açıklıyor.

*Medyada kuzuların sessizliği – Mustafa Alp Dağıstanlı – T24

Türkiye’deki gazeteciliğin durumunu iyi anlatan bir yazı. Gerçi bunu ciddiye alacak kaç gazeteci var o da meçhul.

*O parça ‘Tanrı’nınmış’ – Radikal Türkiye

Higgs Bozonu üzerine son gelişmeleri gerçekten güvenilir bir kalemden okumak istiyorsanız bu yazıya bir bakabilirsiniz.

*“Korsanla feda olmaz” derken? | durumsama

“Fedada “kim” mühim. (Böyle yazıp durduğuma bakılmasın, hâlâ gülüyorum kelimenin kullanım şekline de.) Gerçekte sadece önemli “kim”lere, “kimse”lere “feda” (olmak) değerli. Yoksa olmuş olmuyor. Yoksa işte, ibadetin geçersiz sayılıyor. Sayılmıyor yani. Kıbleyi şaşırma!”

ÖNCEKİ POSTALAR
Cuma Postası [02.03.2013]
Cuma Postası [08.02.2013]
Cuma Postası [01.02.2013]

Notlar [09.03.2013]

*Dünün kahramanı olarak metroda rastgele insanlara ilkokul seviyesinde şakalar yapan adamı seçiyorum. Takım elbisesi ve duruşuyla her ne kadar ciddiymiş izlenimi verse de metroda bir anda omzunuza dokunup “Ayakkabın ters. Son ders.” gibi bir şaka yapması (evet, aynen bu şakayı yaptı herkese) beyninizin kısa bir süre işlevini kaybetmesine neden oluyor. Neden yaptığına dair hiç bir fikrim yok ama iyi güldürdü beni. O yüzden bir teşekkürü hakediyor.

*Malum, dün 8 Mart’tı. Konuyla ilgili paylaşabileceğim tek şey bu yazı. Ancak gün içinde okuduğum bir çok yazıdan alakasız olarak şöyle bir fikir ortaya çıkardım. Malum, “bayan” kelimesi -özellikle kadınlara hitap ederken kullanıldığında- çok sinir bozucu ve bir çok anlama gelen bir kelime. Bu çok anlamlılığı üzerinden, bir “Bayanlar Günü” belirlenmesini istiyorum. Bu günde içimizi bayan, saçmalıklarıyla bizi bunaltan insanları istediğimiz yollarla analım. Bu güzel günde, onlara bizi baydıkları her günü iade edelim. Hem belki bu sayede bayan kelimesinin kullanımını da değiştirebiliriz. Nasıl olsa bu anlamı birkaç yıl içerisinde unutulmaz bir hâle gelecektir.

Bence bu fikir üzerine düşünelim.

*Gün geçtikçe podcast bağımlısı olmaya başladığımı farkettim. Bu gidişim iyiye mi kötüye mi bilmiyorum ama podcastler ciddi bir şekilde takip altına almaya başladığım medya araçlarından birisi olmaya başladı. Güzel podcastler buldukça seviniyorum falan, ilginç oluyor. Varsa tavsiyesi olan alabilirim keyifle. Bir de sıkı bir şekilde takip ettiklerimi bir ara listeyeyim buraya, belki ilginizi çekenler olur.

*Fikir dediğimiz şeyin değişmesi, gelişmesi gerektiğine inanıyorum. Fikir dediğin şeyi eleştiremediğin, değiştiremediğin sürece anlamı yok bana göre. Bu yüzden fikirlerin sağlamlığının onun eleştirilmez olmasında ya da “çok büyük şeyler” söylemesinde değil onun geliştirilebilirliğinde ve açıklığında olduğunu düşünüyorum. Tabi bu durum tutarlılığı geçersiz kılmıyor, sakın öyle bir anlam çıkmasın. Ben aradığım ne tutarsız ne de dogmatik denilebilecek noktada olanlar. (Bir an aklıma geldi ve not aldım buraya, büyük bir tez ortaya koyduğum yok, henüz :) )

*Mutlaka yapılacaklar listeme en son giren şey ile bugünlük Notlar’ı bitiriyorum.

[youtube http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=pN0CkkY3_rQ]