[İnternet Notları] #OurNetMundial

OUR-net-mundial_anim

İnternetteki ve kullandığımız teknolojilerdeki özgürlüğümüz ve güvenliğimiz uzun zamandır, özellikle de Edward Snowden’ın bizlere sızdırdığı bilgilerin ardından çok büyük bir tartışma konusu. Bu konuda herkes bir şeyler söylüyor, bir şeyler yapıyor ya da yapmaya çalıştığını iddia ediyor. Ancak söz konusu olanlar devletler ve büyük şirketler olunca tabi ki bu sözlerin neredeyse hiç birisine güvenmek mümkün değil.

Bunun en önemli örneklerinden birisini de Brezilya’dan çıkan NETmundial ile gördük. NETmundial, sözüm ona “internetin anayasası” olma iddiasını taşıyan ve internet ve bilgisayarlar konusunda bizim haklarımızı ve özgürlüklerimizi korumak için ortaya çıkarılmaya çalışılan bir metin/proje olarak lanse edildi ve büyük bir ilgi topladı. Ancak metnin ilk hâlini gördüğümüzde (teşekkürler Wikileaks), bir üst paragrafta dile getirdiğim durumun hiçbir istisnası olmayacağını da görmüş olduk. Metin hiçbir şey yapmayı beceremeyen, sorunları gerçek yüzüyle dile getiremeyen ve göz boyama seviyesinin ötesine geçemeyen bir şey olarak çıktı karşımıza.

Bugün ve yarın (23 ve 24 Nisan) Brezilya’da bu metin üzerine büyük bir toplanma olacak. Metnin geliştirilmesi ve tartışılması, “daha iyi hâle” getirilmesi üzerine konuşulacak. Ancak bunu konuşanlar elbette bu konuda gerçekten bir şeyler söylemesi gerekenler ya da bu konularda gerçekten duyarlı olanlar değil, ağırlıkla devletler ve şirketler. Onlara büyük söz hakları tanınacak ve bir anlamda onlar bizlere ne kadar özgürlük ve güvenlik vermek isterse o kadarıyla yetinmemizi steyecekler.

Elbette böyle bir şeyi ciddiye almak ya da desteklemek gibi bir şey söz konusu olamaz. Bu yüzden bu konuda gerçekten söyleyecekleri olanlar, NETmundial ekibinin boşta bıraktığı netmundial.net domainini aldılar ve oradan #OurNetMundial isimli bir kampanya başlattılar. Bizim internetimiz için bizim söz söyleme hakkımızı savunan ve bu konularda gerçekten bir şeyler yapmayı isteyen insanların bir araya geldiği böyle bir projeyi desteklememem elbette söz konusu olamaz. Hepsi bir yana, internette güvenlikten ve özgürlükten bahseden insanlar daha sitelerine ssl eklemeyi bile akıl edemiyorken onlara nasıl güvenelim ki :)

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=-TCFZmM4yMY]

Bu oluşumu desteklemenizi, bu konuda duyarlı olanlarınızın çevrenizdekileri NETmundial ile ilgili yanlış bilgilendirmelerden ve onu bir kurtarıcı gibi gösterenlerden korumanızı tavsiye ediyorum.

#OurNetMundial’in web sitesi burada (https var :), Twitter hesapları burada. Sitedeki imza kampanyasına destek vermeyi ve başlıkta ve metin içinde kullandığım hashtagi kullanmayı da unutmayın.

[İnternet Notları] Heartbleed’in Son Durumu

heartbleed

Son birkaç gündür internette en çok konuşulan ve birçok insanı korkutan olay openssl’de ortaya çıkan ve Heartbleed ismi verilen güvenlik açığı oldu. Openssl içinde bulunan heartbeat uzantısında yapılan güncellemeden kaynaklı bu hata, ssl’in sağladığı kriptonun ve güvenliğin neredeyse etkisiz hâle gelmesine neden oluyor. Burada çok detaylı açıklama yapamayacağım ama Türkçe olarak güzel bir açıklama için buraya, İngilizce için buraya bakabilirsiniz.

Bu açığın ortaya çıkmasının ardından hızlı bir şekilde açığı kapatma çalışmaları başladı. Şu anda tüm sistem adminler hızlı bir şekilde sistemlerini tekrar güvenli hâle getirmeye çalışıyor ancak bu elbette zaman alacak bir süreç. Bu yüzden birçok kişi en azından birkaç gün boyunca gerçekten güvenliğe ihtiyaç duyacağınız işleri internetten yapmamanızı tavsiye ediyor ki ben de herkese aynısını tavsiye ediyorum. Ayrıca şifrelerinizi değiştirmek için de aynı şekilde bekleyin. Eğer sistemler tam güvenliği sağlamadan değiştirirseniz size hiçbir faydası olmaz.

Eğer bir sistem admin değilseniz ya da kendinize ait sunucunuz yoksa yapabileceğiniz pek bir şey yok. Sadece durumu takip etmeniz ve en azından birkaç gün internet bankacılığı gibi servisleri kullanmamanız lazım. Sistem adminler ve kişisel sunucuları olanlarsa umuyorum ki şimdiden openssl güncellemelerini yapmış ve yeni sertifikalarla işlerini sağlama almışlardır.

Konuyla ilgili yukarıda verdiğim önemli linkler dışında tavsiye edebileceğim diğer okumalar da şunlar:

[Notes From Internet] It’s Not Twitter It’s the Eclipse of Reason

BjNDchRCAAABKYR

You’ve probably heard that Twitter blocked in Turkey. Also latest news adds that Google DNS is blocked too. I wanted to write something about it but I really don’t have enough time for writing a detailed piece about that right now. Instead of writing I’ll share our organization Alternative Informatics Association’s statement about this censorship. (You can read Turkish version of the statement here.)

Also Zeynep Tufekci wrote a great piece about that topic and she summaries every detail perfectly. You can read that here.


It’s Not Twitter It’s The Eclipse Of Reason

Twitter has become a basic communication tool for the users in Turkey to exercise freedom of speech. The President, The Prime Minister and the commissioners, journalists, bureaucrats, members of the parliament, writers, artists, unionists and activists, people with different political ideologies, oppressed groups and people from different parts of the society can state their opinions and participate in discussions about the current situations. In an environment where traditional media is constantly struggling with government oppression, communication tools like Twitter are crucial for the citizens. The only environment we can access to information without being censored is through the internet. To block an essential tool like Twitter just before the elections is unacceptable. It’s a clear violation of the right to freedom of expression.

Violation of the Right To Elect and the Right To Be Elected.

Turkey is on the eve of Local Elections. The running parties and the candidates use social media and Twitter frequently for their campaigns. This type of communication gives citizens the opportunity to follow the candidates closely, express their problems and hear the solutions that candidates can offer and also force them to create solutions. Therefore, blocking Twitter not only violates the freedom of speech but also violates the right to elect and to be elected.

We Are Concerned About The Integrity Of Upcoming Local Elections

We are experiencing great political tensions in expectation of the upcoming local elections that will take place on March 30th, 2014. These tensions are further solidified through distrust in the electoral process itself. The internet holds great potential for bringing citizen oversight to this process. It offers platforms and communication mechanisms to rapidly report on injustices and fraud attempts during the election data. Given current circumstances in Turkey, the internet is expected to play a crucial role in the supervision of the casting and counting of votes and hence in assuring the integrity and safety of the elections. The current blocking of internet based services is destructive to these citizen initiatives, increases existing social and political tensions, and negatively affects the trust in the electoral process. We are hence very concerned about both the integrity and safety of the upcoming elections.

Law Has Been Reduced To A Tool In The Hands Of The Government

The government points to court rulings to justify the blocking of Twitter. However, by now we are unsure about “whose” courts and rulings we can rely on. In the hands of the government, “legal grounds” are interpreted excessively or simply manipulated, leading to increasing distrust in the legal system. The Presidency of Telecommunications (Telekomunikasyon Iletisim Baskanligi or simply TIB) plays a precarious role in the enforcement of these legal rulings. In some past cases, they have abstained from taking action on select court rulings, arguing that it is beyond their legal authority. They have stated that TIB only has the authority to enforce blocking decisions when these are based on catalogued crimes. Yet in some cases, they have overstepped their authority and enforced rulings on blocking Internet based services. The arbitrary enforcement of legal rulings is in tune with the repeated threats made public by Prime Minister Erdoğan who most recently announced “we will eradicate social networks like Twitter”.

An “eclipse of reason” is the current state of the Turkish government. It is not possible to articulate a rational explanation for the new regulations, including the new Internet laws, and their enforcement within a framework of governance informed by basic democratic values. We can only regard these intrusive interventions as acts of despair and a lack of intellect.

These shameful acts of censorship are unacceptable. We call for action against censorship and the chilling of voices on the Internet, now!

Alternative Informatics Association, March 21st, 2014

http://www.alternatifbilisim.org

[İnternet Notları] Daha da Girmem Facebook’a!

Facebook; insanların gizliliğine hiç saygı duymaması, insanların özel hayatlarını değersiz görmelerini sağlayıp onlardan gelir elde etmeye çalışması ve birçok başka sebepten dolayı sevmeye sevmeye kullandığım bir siteydi. Kullanmak zorunda olmamın en önemli sebebiyse çevremdeki bazı insanlarla iletişim kurabilmemin mümkün olduğu tek yer olması ve okulumun bazı duyuruları sadece Facebook grubundan yapmanın yeterli olacağını düşünmesiydi.

Ancak bugün olanlardan sonra Facebook’la tüm ilişkimi koparmaya karar verdim.

* * *

Birkaç gün önce Self-Destructing Cookies adındaki Firefox add-on’unu kullanmaya karar verdim. Bu uygulamayı kullanmak istememin sebebiyse birçok internet sitesinin tarayıcıma yerleştirdiği cookieler aracılığıyla beni internette gittiğim her yerde takip etmelerini engellemekti. Bir siteyi ya da sosyal ağı kullanıyor olmam, ona internette yaptığım her şeyi takip etme izni verdiğim anlamına gelmiyordu sonuçta.

Ancak Facebook bu yaptığımdan pek memnun olmamıştı. Bugün sabah tarayıcımı açıp Facebook’a girmek istediğimde bana bu bilgisayardan ilk defa bağlandığım için hesabımı geçici olarak dondurduğunu ve bazı güvenlik testlerinden geçmeden hesabımı tekrar aktifleştirmeyeceğini söyledi. Duruma anlam veremediğim için mobilden kontrol etmek istedim ancak Android uygulamasını açar açmaz uygulama hesabımdan çıktı ve hesabımın dondurulduğunu söyledi.

Hesabı tekrar aktifleştirmek istediğimdeyse işler daha da karıştı. Önce basit bir captcha sorusu sordu. Rahatça cevaplayıp sonraki adıma geçtiğimdeyse bana iki seçenek sundu: Gizli soruyu cevaplamak veya arkadaşlarımı fotoğraflardan tanıyıp eşleştirmek. İkincisi Facebook’un yüz tanıma arşivine hizmet vermek anlamına geleceği için asla böyle bir şey yapmayacaktım. Gizli soruyu cevaplamak ise imkansızdı çünkü böyle bir soru eklediğimi hatırlamıyordum ve soruya vermiş olabileceğim tüm cevaplar da yanlış çıkıyordu. Eğer 8 yaşındayken yaşadığım sokağın hangisi olduğunu Facebook benden daha iyi bildiğini iddia ediyorsa bana susmak düşerdi zaten.

* * *

Facebook’un gizliliğe ve özelimize bilgisayarda ve mobilde nasıl saldırdığını hep biliyordum. Facebook’la ilişkimi kısıtlı tutarak bunu kendi adıma minimumda tutmaya çalışıyordum ama şu durumda Facebook’un gizliliğime böyle ağzı sulanmış bir şekilde saldırması son damla oldu. Benden istediklerinin her biri benim bu konulardaki tavrımla ters düşmem anlamına geliyordu. Bunu yapmaya da hiç niyetim yok.

Ayrıca Facebook, cookielerin kaybolmasına tepki gösteren tek site oldu. Ne Google, ne Twitter, ne de bir başka site bana herhangi bir sorun çıkartmadı günlerdir. Anlaşılan Facebook her seferinde bu konularda ne kadar vahşi olduğunu göstermek zorunda hissediyor.

Sözün özü, bundan sonra Facebook ile hiçbir bağlantım olmayacak. Bir şekilde hesabımı tamamen silmelerini sağlayıp kurtaracağım kendimi. Bir daha hesap açmayı da düşünmüyorum. Zaten kendisinden kurtulmak için bir bahane arıyordum, onu da bana kendi elleriyle vermesi daha güzel oldu.

Telif Hakları, Botlara Bırakılamayacak Kadar Ciddi Bir Meseledir

Telif hakları konusu özellikle ilgilendiğim alanlardan birisi. Yakın zamanda bu konuda uzun soluklu birkaç makale yazma planım olsa da, bu konuda geçtiğimiz günlerde karşıma çıkan iki benzer olayı sizlerle paylaşmak istedim.

* * *

Şirketler, internet üzerinde telif haklarını korumak adına her türlü saçma hareketi yapıyor. Bunlardan en büyüğüyse, yazılımlar/botlar aracılığıyla internette kendi telif haklarını ihlal eden şeyleri bulup bunların kaldırılması için otomatik işlemler başlatmak. Bu sistem her ne kadar akıllıca ve işe yarar bir yöntem gibi görünüyor olsa da oldukça sinir bozucu sorunlara neden olmakta.

Botlar, belirli bir kelime grubunu, metin örneğini ya da dosya parçasını internetin her yerinde arayıp bunların linklerini otomatik olarak toplayıp DMCA notice denilen raporlar hazırlamakta. Yani bot kendine verilene benzer bir şey bulduğunda, bunun kaldırılması için yetkili kimseye, ona bir uyarı gönderiyor. Ancak bunu yapanın bir bot olması, çoğu zaman aradığı şeyle hiç alakası olmayan şeyleri raporlamasına veya yanlış raporlar yaratarak başkalarına zarar vermesine neden oluyor.

Bunlardan birincisi Cory Doctorow’un Homeland isimli romanının başına gelenler. Cory Doctorow, basılı ve e-kitap olarak romanlarını satmasının yanı sıra, aynı kitapları kendi sitesinden Creative Commons lisanslı olarak dağıtıyor. Ancak Homeland romanı, bir isim benzerliği yüzünden sansürlenme riskiyle karşı karşıya kalmış. Buna sebep olansa Fox yayın grubunun botları. Botlar, Homeland isimli Fox grubu dizisinin indirme linklerini ararken “Homeland” ve “download” kelimelerini bir arada gördükleri için Doctorow’un romanı olan Homeland’in indirme linkleri için de DMCA raporları oluşturuyor ve bunları Google’a gönderiyor. Neyse ki bu hatayı birileri fark ediyor da, daha büyük bir sıkıntı oluşmadan sorun çözülüyor.

Buna benzer bir başka sorun da Youtube’da yaşanıyor. Benzer botlar, Youtube üzerinde ses ve video araması yaparak şirketlerin telif haklarını ihlal eden videoları arayıp bunlara DMCA raporu oluşturuyor. Ancak bu Youtube’da kendi emeğiyle video üreten birçok kişinin başının ağrımasına neden olmakta. Bunun bir örneğini aşağıdaki tweetlerde görebilirsiniz:

Youtube’un en sevilen ve çok izlenen kanalları genellikle Lets Play videoları çeken kanallar oluyor. Bu kanallarda insanlar oyun oynuyor ve bunu video olarak yayınlıyor. Normal koşullarda oyunun kendisi Fair Use kapsamına girdiği için oyun firmaları bir sıkıntı olmuyor. Ancak oyunun soundtrackindeki şarkılar, yani oyunun parçası olan sesler bu botlara takılınca, bu tarz saçma durumlar yaşanabiliyor. Son tweetteyse botların bu işi nasıl becerdiğini ben bile anlayamadım.

* * *

Telif hakları bahanesiyle internette istediğini yapabileceğini zanneden şirketlerin, interneti kontrol edebilmek için ellerinden geleni yapmaya çalışmaları aslında bu olayların yaşanmasının en temel sebebi. Bu konuda dünyanın hiçbir yerinde yeterli, mantıklı ve büyük şirketler yerine küçük/alternatif sanatçıları koruyan düzenlemeler yok. Eğer bu konuda dik başlı olmaz ve kendi haklarımızı korumak için uğraşmazsak; yapılacak tek düzenleme, şirketlere daha da vahşileşme hakkı verenler olacak (bkz: ACTA, CISPA, TPP…).

Elbette bu konudaki tek çözümün yasal düzenlemeler olduğunu düşünmüyorum ancak bu tarz konularda kısa yazılar yazmanın getirdiği en büyük sıkıntı da bu, konuya dair tüm detayları ve fikirleri anlatmak mümkün olmuyor. Ancak yine de bu konuda en azından koşulları eşitleyebilecek ve bu tarz hataların(!) yapılmasının önüne geçecek düzenlemelerin sağlıklı bir çözüm yolu olduğu ortada.

[İnternet Notları] Twitter’da Beni Bezdirenler

Sosyal ağlarda büyük bir kısmımızı rahatsız eden, ancak hiç durmadan yapılmaya devam eden bazı hareketler var. Bu konularda herkes şikayetçi olsa da kimse değişmeye yanaşmıyor. Bunun bana göre en önemli sebebi; bu hareketlerin o insanların sadece bu ağlarda değil, hayatlarının her alanlarında yaptıkları şeyler olması. Birçok insan bunları bu ağların hastalıkları olarak görme eğiliminde ama bu bezdirici hareketlere biraz daha dikkatli bakıldığında, aslında hepsinin bu ağların dışında da karşımıza çıktığını göreceksiniz.

Bunu daha iyi görebilmek ve rahatsızlıklarımı da dile getirebilmek adına İnternet Notları’nda bir süre bunlardan bahsetmeye karar verdim. En sık kullandığım site olan Twitter ile başlayıp kullandığım tüm sosyal ağlarda gördüklerimi listelemeye devam edeceğim. Sizin de aklınıza gelenler olursa ya da “Bunu yazmayı unutmuşsun” dedikleriniz varsa yorumlara ekleyin.

Takip Meselesi

Twitter’daki kullanıcılar arasındaki en saçma durumların oluşmasına takip etmek/takip edilmek/takipçi sayısı neden oluyor. Kişisel olarak, Twitter’da gerçekten önem verdiğim ve gerçekten takip edilmesi mümkün sayıda insanı takip etmeyi tercih ediyorum. Bir anlamda önümdeki bilgi akışını kontrol edebileceğim seviyede tutmaya çalışıyorum. Ancak herkes için bu böyle olmuyor.

*‘Takip edeni takip ederim’ciler bu konuda gözüme en anlamsız gelenler. Beni takip eden birisinin gerçekten benim tweet akışıma bir katkıda bulunabileceğinden nasıl emin olabilirim ki? Sırf takipçi sayınızı yüksek tutmak için böyle şeyler yapmak biraz sorunlu.

*Ancak bunun daha kötüsü takipçi toplamak için çakallık yapanlar ve önce sizi takip edip siz onları takip etmeye başladıktan bir süre sonra sizi takip etmeyi bırakanlar. Bu durum insanlarla tanışıp ardından onları arkadaş olduğunuza inandırmanıza ve ardından ortadan kaybolmanıza benziyor. Kime nasıl bir faydası var bilmiyorum ama Twitter’daki en gereksiz eylemlerden birisi bu. Üstelik bunu politikacısından, yazarına, o ‘ciddi’ ve ‘önemli’ zannettiğimiz insanların hesaplarının bile yaptığını görmek o kişiye dair tüm düşüncelerimi değiştiriyor.

*Takip meselesindeki bir diğer durum da hashtagler aracılığıyla takipleşmek. Hashtaglerle genellikle bir ortak nokta belirleniyor ve bu ortak noktaya sahip olan herkes birbirini takip etmeye başlıyor. Ama neden? Sadece bir ortak noktamızın olması seni seveceğim ya da takip etmeye değer bulacağım anlamına gelmiyor ki? Rastgele bir örnek verecek olursam; birisinin bilimkurgu seviyor olması onun bir dingil olmasına engel değil ki? Böyle birisini tweet akışımda görmek istemiyor olmam da gayet doğal. Herkes için de geçerli olacağını düşünüyordum bu durumun ama anladığım kadarıyla pek öyle değil.

*Bir de takipten çıkarıldığı zaman triplere giren insanlar var. Tamam başlarda yazdıklarını önemli buldum ya da senin takip edilebilir birisi olduğunu düşündüm ama bu şu an saçmalıyorsun ve artık yazdıklarını görmek istemiyorum. Takipten çıkıyorsam Twitter’da senin yazdıklarını görmek istemiyorumdur, bu kadar basit. Ama sen de sırf ben takipten çıktım diye beni takip etmeyi bırakıyorsan ne hâlin varsa görebilirsin. Böyle yapan birisi zaten benim yazdıklarıma önem vermiyor demektir ve öyle birisi beni takip etmese de olur. Ayrıca başkaları takipten çıkınca (eğer ikinci maddedeki eylemi yapmamışsa) bunun hakkında söylenip tweet akışını kirletenleri de takip etmeyi bırakıyorum.

*Sizi kimin takip etmeyi bıraktığı neden bu kadar önemli anlamıyorum. Gitmiş işte, gidebilir. Ama illa ki gidip uygulamalara izin verecek, kim olduklarını öğreneceksiniz değil mi? Eğer hesabınız bu kadar değerliyse, kimin takip etmekten vazgeçtiği bu kadar önemliyse neden önünüze gelen her uygulamaya izin verip hesabınızı kaptırmak için çaba gösteriyorsunuz? Lütfen bırakın bunun peşini, sonra sizin izin verdiğiniz uygulamaların gönderdiği spamlerle uğraşmak zorunda kalıyoruz.

Spamlemek

*Bu konu Twitter’daki tahammülsüzlük yüzünden büyük bir sıkıntı olma yoluna gidiyor ve beni bezdirmenin ötesine çok kısa bir zamanda geçti. Twitter herkes istediklerini söyleyebilsin diye var, sırf sen birisinin görüşünü sevmiyorsun diye onun hesabını kapattırmaya çalışamazsın. Bunu yapıyorsan dingilin önde gidenisin demektir. Ve bu dingillik politik görüşüne de bağlı değil, hangi politik görüş adına yaparsan yap dingilsindir. Eğer gerçekten spam yapan bir hesap değilse bu konuda kampanya başlatanlara saygım yok, net. Ve eğer bir hesap size karşı böyle bir şey başlattıysa bunu çözmenin yolu karşı kampanya yapmak değil, buradaki linkten Twitter’a şikayette bulunmak ve çevrenizdeki insanları da buna yönlendirmek. Ve birileri size ya da birilerine aralıksız küfür ediyor ve başka bir şey yapmıyorsa kullanmanız gereken yol yine burası, spam kampanyası başlatmak değil.

*Sizin spam şikayet özelliğini anlamsızca kullanmanız yüzünden gerçek spam hesaplar hâlâ ortalıkta dolanabiliyor. Ancak dürüst olayım, son zamanlarda biraz daha yaratıcılaşmışlar. Böyle bir tweetle birçok şapşalı ağlarına rahatça düşürebilirler mesela.

@ahmetasabanci hi I saw your ... 2013-09-18 11-39-44

Mentionlar

*Tamam, anlıyorum, yazdığınız tweetlerin birilerine ulaşmasını ve o kişilerin bu bilgiyi yaymasını istiyorsunuz. Ama bu, siz kalkıp bir cümle yazıp kırk kişiyi mention olarak eklediğinizde olmayacak. Böyle tweetlerin içerisinde asıl bilgiyi/linki bulmak bazen imkansızlaşıyor. Bu da yetmezmiş gibi fazlasıyla kötü bir görüntü ortaya çıkıyor. Üstelik alakalı alakasız on kişinin sırf takipçi sayısı çok diye aynı tweette bulunması durumu daha da anlamsız kılıyor. Lütfen bunu yapmayın, lütfen. Arada bana da geliyor böyle tweetler ve gerçekten önemli bir şey varsa o tweette, o tweeti temizlemek için geçirdiğim vakit tam bir işkenceye dönüşüyor.

*Twitter’ın güzel bir özelliği tweet içindeki mention en başta olmazsa tüm takipçilerinizin o tweeti görmesini sağlaması. Bu sayede sohbet içerisinde çıkan önemli bir cümleyi ayrıca tekrar tweetlemek zorunda kalmıyorsunuz. Ancak bazıları bunun suyunu çıkartıyor ve her mentionı bu şekilde gönderiyor. Dediğim gibi gerçekten önemli bir tweetse işe yarar bir özellik ama senin arkadaşınla yaptığın geyikten bana ne?! Onu arkadaşınla yapmaya devam et sen; o insanla yaptığın muhabbetleri merak edersem o kişiyi de takip ederim, bu sayede ikinizi de sürekli görürüm. Kişisel muhabbetlerinizi kişiler arasında bırakın lütfen.

Tweet Yazmak

*Tweet çalmak demek istemiyorum ama böyle adlandırılan saçma bir durum var. Sizin paylaştığınız bir tweeti, birebir kopyalayarak tekrar gönderen insanlar var ortalıkta. Paylaştığınız tweeti retweet etmek gibi bir imkan verilmişken bunu yapmak çok saçma geliyor. Gerçi bu insanlar genellikle o tweetin getireceği interaction ve twitter ününün peşinde oluyorlar, böyle de garip bir durum var. Esprili, komikli tweetlerde bunu biraz anlıyorum ama bir haber linkinde bile yapınca gerçekten beynim duruyor.

*Mobil olarak Twitter’ı kullanıyorsanız biliyorsunuzdur, retweet ile birlikte alıntı seçeneği de çıkıyor karşınıza. Bunun amacı, o tweete bir cevap ya da yorum ekleyerek tekrar paylaşmanız. Ancak birçok insan bunu yukarıdaki eylemi daha kolay yapmak için kullanıyor anladığım kadarıyla. Kimisi yine insaflı davranıp alıntıladığı kişinin nickini bırakırken, kimileri onu da siliyor. Ancak başta ya da sonra unuttukları tırnak işaretlerinin ve Twitter’a yeni gelen mavi çizgilerin onları ele verdiğinden haberleri yok. Birkaç retweet ve favori için gerçekten değmez, yapmayın.

*Mentionlarla tweetlerine ilgi çekmeyi başaramayanlar, daha farklı bir yöntem kullanıyor ve tweetini hashtaglere boğuyor. Eğer gerçekten konuyla alakalı bir hashtag söz konusuysa kabul edilebilir (zaten hashtaglerin amacı bu) ama bir link ve yanına on tane hashtag olunca görmezden gelmeyi ve öyle bir tweet hiç varolmamış gibi davranmayı tercih ediyorum. Çünkü öyle yapanların amacının gerçekten bir şeyler paylaşmak olduğuna inanmıyorum.

*Bir sıkıntı da yazacağınız tweetler üzerinde yaratılan baskı. Yavaş yavaş mahalle baskısı benzeri bir duruma dönüşüyor bu. Eğer çoğunluğun ya da sizi takip edenlerin konuştuğu konuların dışında bir şeyler yazmaya başlarsanız, o konu hakkında Twitter’da konuşmak istemezseniz sizi takip etmeyi bırakmaya başlıyor, hatta sizi eleştirmeye çalışıyorlar. Pardon da, size ne? Belki ben o konuyu burada konuşmak istemiyorum, belki benim için o kadar da vakit harcamaya değmeyecek bir konu. Neden sizin keyfinize göre tweet yazmak zorunda olayım ki?

Kısalar

*Arada bir Activity kısmına bakmanızı tavsiye ederim, takip ettiğiniz insanların neler yaptığını görebiliyorsunuz. Örneğin bir süre önce kendi yazdığı tweetleri favorileyen birisini takip ettiğimi gördüm, anında takibi bıraktım.

*Twitter’da hesabınızı ilk defa görenlere kendinizi tanıtmak için yapılmış bir bio kısmı var. Ancak bazı insanlar öyle şeyler yapıyor ki o kısımda, gerçekten o hesaba bir daha yaklaşmak istemiyorum. İçinde 5 mention, 10 link olan biolar; 160 karaktere sığdırılmaya çalışılan onlarca unvan vs. Başım dönüyor, midem bulanmaya başlıyor. Basit bir tavsiye; bio kısmınızı sade tutmaya çalışın, öylesi hem daha okunur oluyor hem de daha güzel görünüyor.

*Gördüğünüz her linke tıklamayın. Spam amaçlı linklerin geldiği tweetler artık fazlasıyla bariz, 40 metreden tanınabiliyorlar. Ama nasıl oluyorsa sürekli bunlara tıklamayı başarıyor ve DM ve mention ile bunu çevrenize yaymayı başarıyorsunuz. Bu konuda Meren güzel bir yazı yazmıştı zamanında, bir okuyun derim.

Kapanış

Twitter’ı olduğu gibi kullanan, orada kendisine farklı bir karakter yaratmaya veya oradan bir ün kazanmaya çalışmayan birisiyim. Ve aynı şekilde kullanan insanları takip etmekten ve iletişim kurmaktan keyif alıyorum. Böyle olmanın interneti çok daha rahat bir alan hâline getirdiğine inanıyorum. Gerçi yukarıda bahsettiklerimin büyük bir kısmı yine insanların oldukları gibi davranmasından kaynaklanıyor biliyorum ama kendisine bir ün ve karakter yaratma çabasını birilerinde gördüğümde gerçekten tahammül edemiyorum. Başkalarını eleştirip aynısını kendisi yapanlar, yukarıda bahsettiklerimi yapanlar, sırf daha çok ilgi getiriyor diye kendisi olmaktan vazgeçip bir tek konuda konuşmaya başlayanlar benim gözümde pek de takip edilmeye değer insanlar değil açıkcası. Sonuçta sosyalleşmek ve iletişim kurmak için buradayız, onu da kendimiz olarak yapmak en güzeli.

Bundan anonim hesaplara karşı olduğum gibi bir şey çıkartmaya çalışmayın. Anonim hesapların sonuna kadar yanındayım ve anonim hesapların insanların kimi zaman kendileri gibi davranmasını kolaylaştırdığının farkındayım. Kendiniz olmakla kastettiğim karakteriniz, isminiz ya da özel bilgileriniz değil. Aksine onları mümkün olduğunca az paylaşmanızdan yanayım.

[İnternet Notları] İnternetin de Özel Hayatın da Sonu Gelmedi

Konuyla pek alakası yok gibi ama bence yakıştı.
Konuyla pek alakası yok gibi ama bence yakıştı.

Büyük bir kısmınız bilgisayar kullanmayı bilmiyorsunuz.

Daha açık konuşayım; büyük bir kısmınız Facebook, Twitter, Youtube, GMail, Skype kullanmayı, belki biraz da Windows ve Office kullanmayı biliyor. Bir de nasıl oyun oynayabileceğini. Ancak gerçekten bilgisayar kullanmayı bilmiyorsunuz. Gerçekten elinizin altındaki teknolojinin ne işe yaradığından, onunla neler yapabileceğinizden bihabersiniz. Bu aletin sizin kullandığınızdan başka türlü kullanılmasının imkansız olduğunu düşünüyorsunuz. İçinde Windows olmadan bilgisayarların çalışmayacağını zanneden bilgisayar satıcılarıyla, GMail ya da diğer büyük mail şirketleri olmadan mail gönderemeyeceğini zanneden insanlarla dolu ortalık.

Ve şimdi de “Gizliliğimiz kalmadı, devletler her şeyimizi takip ediyor, kaçacak yerimiz yok!” diyerek kıyamet tellalığı yapıyorsunuz. Facebook, GMail vs devletlerle anlaşma yaptığı, onlara gizli bilgilerinizi verdiği ve sizler de basit birkaç alışkanlığınızı değiştirmekten korktuğunuz için internetin sonunun geldiğini zannediyorsunuz.

Açıkcası böyle yazılar, yorumlar gördüğümde artık katlanamıyorum. Sizin bilgisayar kullanmayı bilmiyor oluşunuz ve öğrenmeye hiç niyetiniz olmayışı zaten şu an sizi takip eden devletlerin ve şirketlerin kendilerini güvende hissetmesinin en büyük sebebi. Oysa siz bunu değiştirmek yerine insanların korkmasını ve teslim olmasını sağlayacak şeyler söylüyorsunuz. Böyle davrandığınız zaman da gerçekten bir şeylerin değişmesini isteyip istemediğinizden şüphe ediyorum.

Her şey sizin elinizde ve eğer bir şeyler değişmiyorsa da bunun sorumlusu bir anlamda sizlersiniz. Eğer gerçekten özel hayatınızı korumak istiyorsanız, gerçekten iletişim ve ifade özgürlüğünüzün olmasını istiyorsanız çaba göstermeniz gerekiyor. Oturduğunuz yerden, hiçbir şeyi değiştirmeyerek “Kıyamet kopuyor!” diye bağırmayı bırakmanız gerekiyor.

Gerçekten bu durumun değişmesini istiyorsanız basit tavsiyeler vereceğim.

*Bilgisayar kullanmayı (bilgisayarın içine akıllı telefonlarınız, tabletleriniz de dahil) gerçekten öğrenmeye çalışın. Emin olun biraz çaba gösterdikten sonra her şeyin çok daha kolay bir hâle geldiğini göreceksiniz. Ve kullanmayı öğrendikçe, aslında bunca zaman tembellik yaptığınız için kendinize kızacaksınız.

*Alışkanlıklarınızı değiştirin. İnterneti ve bilgisayarları sadece birkaç web sitesi ve programdan ibaret görmeyin. Aramalarınızı Google’dan değil de DuckDuckGo‘dan yapın mesela, Facebook’ta her şeyinizi paylaşmayı bırakın, çok basit şifreleme yöntemleriyle gerçekten önemsediğiniz maillerinizi şifreleyip gönderin, hard diskinizi TrueCrypt ile şifreleyin, özel chatlerinizi Pidgin’e Off-The-Record kurarak yapın. Çok daha fazlasını kolayca nasıl yapacağınızı anlatan rehberler internette mevcut; bulun, uygulayın (denk geldikçe ben de paylaşıyorum bu tarz rehberleri).

Bunların hepsi aslında evinize girip çıktıktan sonra kapınızı kilitlemek kadar basit şeyler ve öğrendikten sonra çok kolay ve hızlıca halledilebilir. Eğer evden daha hızlı çıkayım diyerek kapınızı kilitlememezlik yapmıyorsanız, birkaç saniyenizi de mailinizi şifreleyip göndermeye ayırabilirsiniz.

*Öğrenmekten, araştırmaktan ve değişiklikten korkmayın; takıldığınız an sorun birilerine. Mutlaka internette size yardım etmeye gönüllü birçok insan çıkacaktır karşınıza.

*Güvenlik ve anonimlik amaçlı yazılımları herkesin rahatça kullanabileceği hâle getirmeye çalışan yığınla güzel insan var ortada, onlara destek olun. Mailpile, Heml.is, Tor aklıma ilk gelen örnekler. Bu insanlar sizin rahatça ve özgürce internette dolaşabilmeniz için çalışıyor. Elinizden geldiğince bu insanlara destek olun.

*Birçok dernek ya da grup bizim ifade özgürlüğümüzü ve özel hayatımızı yasal yollardan korumak için çalışıyor. Onların sesinin daha yüksek çıkması ve daha çok iş yapabilmeleri için destek olun, yardım edin. Örneğin Türkiye’de Alternatif Bilişim Derneği var, Avrupa’da bu konuda çalışan derneklerin bir araya geldiği EDRi var, İngiltere merkezli Article 19 var, dünya çapında çalışan EFF var. Bu insanlara maddi-manevi destek vermeye çalışın.

*İnsanları korkutacak ve umutsuzluğa sürükleyecek şeyleri değil, onlara çaba gösterme gücü verecek şeyleri paylaşın. İnsanlara bir şeyler yapabileceklerini ve bu durumu değiştirmelerinin mümkün olduğunu söyleyen şeyleri paylaşın. Çünkü gerçekten de bunu değiştirmek mümkün ve aksini söyleyen insanların sesi daha yüksek çıktığı için insanlar bunun farkında değil.

İnternet Notları: Telaffuz Derslerinden Gizemli Komplo Teorisine Geçiş

İnternetteki komplo teorilerini ya da gizemli olaylara dair tartışmaları okumak gerçekten çok zevkli oluyor. İnandığımdan falan da değil; orada girilen tartışmaları, üretilen çözümlemeleri ve o sırada ortaya çıkan yaratıcılığı sevdiğimden tamamen. Özellikle 4chan ve Reddit ne zaman böyle şeyler okumak istesem imdadıma yetişiyor. Eğer internette canınız sıkılır da yapacak bir şey bulamazsanız deneyebilirsiniz.

İki hafta önce buna benzer bir olay ortaya çıktı ve ciddi bir kesimin dikkatini çekmeyi başarmışa benziyor. Youtube’da 2010 yılında açılmış olan PronunciationBook isimli kanal, normalde tek yaptığı İngilizce kelimelerin telaffuzlarını vermek ve bazı cümle kalıplarının nasıl kullanıldığını göstermekken bir anda geri sayım yapmaya başladı. “How to prononunce 77”da söylediği “Something is going to happen in 77 days.” cümlesiyle başlayan geri sayım, devamında bir cümle ve ardından geri sayıma uygun bir şekilde “Something is going to happen in x days.” şeklinde devam ediyor.

Bu durumun farkedilmesinin ardından eski videoları incelemeye başlayanlar ise birçok farklı tesadüf ve ilginç cümleyle karşılaşıp komplonun genişlemesini sağladı. Elbette herkes bunun bir viral reklam ya da ARG (Alternative Reality Game – Alternatif Gerçeklik Oyunu) olmasına büyük ihtimal veriyor ancak çok ilginç fikirler de ortalıkta dolaşıyor.

Eski videoları inceleyenlerin bulduğu bazı ilginçlikler
Eski videoları inceleyenlerin bulduğu bazı ilginçlikler

Bu teorilerin hepsini ve daha fazlasını aşağıda vereceğim birkaç linkte bulabilirsiniz ancak benim favorim olan komplo teorisi kesinlikle yapay zeka üzerine krulmuş olan. Bu teoriye göre uzun bir zamandır kendi kendisini eğitebilen ve internette yaşayan bir yapay zeka 2010 yılında insanların dilini daha iyi kavrayabilmek için bu video kanalını açıyor, videoların bu kadar basit bir şekilde olmasının sebebi de bu. Geri sayıma başlamasının sebebiyse artık gelişimini tamamlaması ve büyük bir planı gerçekleştirmek üzere olması.

Bu tarz tartışmaları okumak eğlenceli oluyor demiştim değil mi?

Neyse merak edenler için aşağıya birkaç link bırakıyorum konuyla alakalı. Her ne kadar fikirleri okumak ve bu fikirlerden birisinin gerçekleşmesi durumunda olabilecekleri düşünmek çok eğlenceli görünse de konuyla ilgili düşüncelerim William Gibson’la aynı.

Konuyla ilgili araştırma yapanların derlediği Google Docs ve blog, mevzunun merkezindeki Youtube kanalı, bir diğer geniş tartışmanın döndüğü forum.

İnternet Notları > Kişisel Bilgi Torbacılığı Oyunu: Data Dealer

DD_LOGO00_white

Büyük şirketlerin sizin bilgileriniz üzerinden zengin olması canınızı mı sıkıyor? “Benim bilgim değil mi, neden parasını ben kazanmıyorum?” mu diyorsunuz? Yoksa sadece bir süreliğine o şirketlerin başındaki birisinin nasıl hissettiğini mi deneyimlemek istiyorsunuz? Kısmen de olsa bir çözüm artık var.

Kasıtlı olarak bir reklam havası verdiğim girişten sonra asıl konuya geçelim. Henüz demo aşamasında olan, ancak buna rağmen çok büyük (ve eğlenceli) bir geleceği olduğuna beni inandıran bir oyun keşfettim. Oyunun adı Data Dealer. Bildiğimiz tarayıcı oyunlarından birisi gibi görünen ve yapısı itibarıyla biraz Farmville tarzı oyunları, biraz da Game Dev Tycoon gibi oyunları anımsatan bir oyun bu. Amacınızsa insanların bilgileri üzerinden para kazanan bir şirketi (oyundaki adıyla imparatorluğu) yönetmek.

Data Dealer henüz demo aşamasında olduğu için oyun içerisinde çok fazla hareket imkanı sağlamıyor ama temel birçok şeyi yaparak hem oyunun amacını anlayabiliyorsunuz, hem de ileride nasıl bir oyun oynayabileceğinize dair bir izlenime sahip oluyorsunuz. Demo versiyonunda, oyunun ortaları sayılabilecek bir yerden başlıyorsunuz. İmparatorluğunuzun temeli atılmış, size bilgi sağlayan şirketleriniz ve bunları paraya dönüştürmek için kurumlarla kurduğunuz bağlantılarınız hazır. Size sadece bundan sonrasında yapılacakları belirlemek kalıyor.

datadealer_screenshot01_empire

Oyunun demosundan edindiğim ilk izlenim, tam hâlinin beni uzunca bir süre bağımlısı yapabileceği oldu. Zekice kurgulanmış bir yapısı var ve insana kendini uzunca süre oynatabilecek bir temele sahip. Ayrıca oyunun geliştirilmeye ve içerisine ekler yerleştirilebilmeye müsait, oldukça geniş bir alanı var.

Fikrin ve muhtemel senaryosunun (ekleneceğini söylemişler) ilhamının nereden geldiğini de sanırım söylememe gerek yok. Kullandığımız birçok sosyal ağ ya da web hizmetinden birisinin başındaki adam olarak düşünebilirsiniz orada kendinizi (büyük hedefleri olanlar Google CEO’su olarak hayal edebilirler). Data Dealer elbette gerçekçi bir yapı vermiyor, ancak gerçekte olup bitenlerdeki temel mantığı anlamanıza ve nelerin döndüğünü daha iyi görebilmenize bir imkan sağlıyor.

Oyun şu an demo versiyonunda olduğu için söylenebilecek çok fazla söz yok. Ancak tam sürümü çıktığında büyük bir keyifle oynayacağıma eminim. Demo sürümü denemek veya oyun hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz Data Dealer’ın sitesi burada. Eğer bu oyunda anlatılan konu ilginizi çektiyse ve bu konudaki bilginizi genişletmek istiyorsanız buraya, buraya, buraya veya buraya bakarak bir başlangıç yapabilirsiniz.

İnternet Notları: Facebook ve Anonimlik

Yukarıdaki tweet, Facebook’un anonimliğe karşı verdiği savaştaki son eylemlerinden birinin özeti. Buna bir savaş diyorum çünkü gerçekten mantıksız denilebilecek derece saldırgan ve acımasız bir tutumu var Facebook’un bu konuda.

Facebook anonimliğe karşı nedense garip bir tutum sergiliyor. Gerçek isminizle kaydolmanızı ve gerçekten kendinizi oraya koymanızı istiyor, bunu yapmadığınızda ya da yapmadığınızı düşündüklerinde de onlara kendinizin gerçekten siz olduğunu kanıtlamanızı bekliyor. Hatta bir noktada, farklı IP adreslerinden girişlerde sıkıntı çıkartmasının sebebi bile bu. Bu sayede sizin VPN kullanarak girmenizi önlemeye ve sizin gerçekten yaşadığınız yerden emin olmaya çalışıyor. Peki anonimlikle alıp veremedikleri tam olarak ne?

Bu soruyla bir çok farklı cevap vermek mümkün. Ancak hepsinin temelinde, kişisel bilgilerimizin değeri yatıyor gibi. ‘Big Data’ kavramı, her ne kadar yeni sayılabilecek bir kavram olsa da, bu durumu açıklamak için oldukça faydalı. Çünkü Facebook’un bu konudaki ısrarının en temel sebebi, bizden elde ettikleri datanın gerçekten bize ait olduğunu kanıtlamak ve big datanın tamamlanmasına sağlam bir katkıda bulunmak. Bu sayede o datayla yapabilecekleri her şeyi daha rahat ve kendilerinden emin bir şekilde yapabilecekler. Çünkü o datanın sahibinden tam olarak emin olacaklar. Biraz ekstrem düşünecek olursam (pek ekstrem sayılmaz ya), hakkımızdaki dataların satışı esnasında bir şirkete rahatça bu verilerin %100 gerçek insanlardan alındığını söyleyip kazançlarını arttırabilirler.

Ancak bu çabaları temelde bir hak ihlali ve işin daha kötüsü bu ihlal pek de kimsenin umrunda değil. Özel hayata müdahale ve özel hayatın gizliliğinin hiçe sayılması olarak adlandırabileceğimiz bu eyleme karşı çıkması gereken devletler de bundan faydalanıyor. Hem bu big data ile şirketlerin ve onlarla ilişkide olan devletlerin kazancı artıyor, hem de devletler çok fazla çaba harcamadan insanlar hakkında bilgi toplayabiliyor (hatta ABD bu çabayı daha da azaltmak için CISPA‘yı çıkartmaya çalışıyor).

Böyle bir durumda internette anonimlik ve anonim kalabilmek temel bir hak olarak kabul edilmesi gereken bir duruma dönüşüyor. Bunu ihlal etmeye çalışanlarla da insan hakları temelinde mücadelenin önü açılıyor aslında. Ancak bunun tam olarak nasıl gerçekleştirileceğinin tartışılması ve bu konularda olan bitenlerin daha detaylı bir analizi şart.

* * *

Bunun yanı sıra yukarıda bahsettiğim ve kardeşimin başına gelen durumla ilgili de birkaç satır eklemek istiyorum. Çünkü bu örnekte gerçekten saçma detaylar var.

Örneğin kullanılan hesap neredeyse 4-5 yıllık ve kardeşimin Facebook kullanmaya başladığından bu yana aktif bir şekilde kullandığı bir hesap. İsminde sadece soyadının bulunmaması (onun yerine iki ismi birden vardı) ve hesabın hiç bir şekilde sorunlu yanı olmamasına rağmen hiç bir uyarı ya da kontrole ihtiyaç duyulmadan hesabın anında kapatılması fazlasıyla saçma bir hareket. Demek ki ismimizin bir harfini eksik yazsak bile, bir an beklemeyip hesabımızı silecek Facebook.

Bir diğer sorun da hesabın gerçek ismini kullanıp kullanmadığına dair bilginin nasıl edinildiği meselesi. Bildiğim kadarıyla Facebook herkes hakkında detaylı araştırmalara girişip herkesin ismi doğru mu diye kontrol etmiyor. Bu durumda birilerinin canı sıkılmış ve hesabı şikayet etmiş olması gerekiyor. Bu da durumu daha da sorunlu bir hâle getiriyor. Bir hesaba dair gelen şikayetlerin aslı kontrol edilmeden hemen doğru kabul edilmesi ve o hesaba dair işlem yapılması ne kadar mantıklı? Hesabın sahibine ya da onun o olup olmadığını kontrol amaçlı arkadaş listesindekilere sorulmadan, bir kaç canı sıkılan trollün hareketiyle hesap kapatmak Facebook’un bu tarz konulardaki güvenilirliğini sorgulamak için fazlasıyla yeterli bence.

* * *

İşin özeti, Facebook gün geçtikçe gözümde daha da kullanılamaz bir yer olmaya başlıyor. Kendisiyle ilgili yazacaklarımı bir tamamlayabilsem kitap olur zaten ama bir çok insana (hatta kimi zaman bölümümle ilgili duyurulara) ulaşabileceğim tek yer hâline getirilmiş olması hesabımı kapatmamı engelliyor. Facebook’un anonimlik konusundaki tavrı ve kendilerine olmayan güveni daha da sarsıcı hareketler yapıyor olması da tüm bunların üzerine tüy dikiyor. Facebook ve yaptıkları konusunda daha fazla düşünülmesi ve bununla ilgili bir şeyler yapılması şart sanırım.