The Week of Internet and Its Politics (or Where I’m This Week)

internet-ungovernance-forum

After a kinda lazy summer, September begins so fast and busy. The week begins tomorrow (September 1st) comes with lots of events, meetings and surprises. It’s mostly because of Internet Governance Forum 2014 will be held in Istanbul this week.

So, what am I going to do this week? Other than my personal jobs and non-public events, here’s my programme:

  • At September 1st, APC, Tactical Tech and World Wide Web Foundation going to make an event called Disco-tech. This event will focus on censorship and circumvention tactics and I’m going to give a speech at there. You can find details about this event here.
  • At September 2nd, 3rd and morning of 4th, I will be at IGF. I’ll mostly wander around, visit booths and look for people to meet and talk. But also I’ll join couple of panels at there.
  • First one is The Freedom Online Coalition Open Forum – Protecting Human Rights Online at September 3rd, 16:30. I’ll focus on situation in Turkey and talk about it. It’s an open forum, so feel free to visit.
  • Second one is Crowdsourcing a Magna Carta for ‘The Web We Want’ at September 4th, 11:00, which is organized by Web We Want. I hope this will be a very productive panel.
  • After finishing the panel at September 4th, I’ll leave IGF and go to our event, Internet Ungovernance Forum. This event is the main reason why I am so excited about this week. There will be lots of amazing panel, workshop; a lot of beautiful, smart and great people will visit and there are some surprises. Hoping that I (and we) will meet and connect with lots of people. So if you’re interested about what you saw on the website or I’m doing, you should come to IUF.

So, this is the calendar. If you’ll be one (or all) of these, feel free to say hello. I really want to meet and chat everyone I can. Also you can follow me on Twitter to see where I’m on specific time.

Even though I am not very optimist about the IGF itself, other events and people coming here makes me think that we will finish this week feeling happy and hopeful.

My First Article at Global Voices

Good news, everyone! I’ve joined the Global Voices.

I’ll be one of the contributors from Turkey. I’m planning to focus on my main interests such as censorship, surveillance, freedom of speech and digital activism in Turkey. Not sure how frequently I’ll write but I’ll do my best to cover every story happens in here that’s part of my interests.

My first story is published today. I’ve looked to situation of Turkey’s media on upcoming elections and of course how they are censoring candidates who isn’t Erdoğan. I want to say “hope you’ll like it” but things I wrote is not really likable.

Also if you saw the thumbnail photo but couldn’t find the original version on Global Voices article, I’ve embedded below and also uploaded it on Flickr. I took the photo yesterday and it’s licensed under CC and feel free to use if you liked it.

He's Everywhere

Turkey’s “Penguin” Media not Giving Opposition Candidates a Peak | Global Voices Online

Her Şey Bozuk – Quinn Norton

Quinn yazıyı yayınladığı günden bu yana “Mutlaka Türkçeye çevirmem gerek” diyip duruyordum kendime ancak araya giren birçok şeyden dolayı bir türlü başına geçme şansım olmamıştı. Sonunda üşenmedim ve oturup tamamladım.

Yazı hem günümüzde güvenlik ve gizlilik dünyasının sorunlarını anlamak hem de bunlara nasıl yaklaşmak gerektiği konusunda oldukça önemli fikirler veriyor. Bana göre günümüzde bu konulara ilgi duyan ya da bir şeyler yapmak isteyen herkesin okuması gereken bir makale. Türkçeye çevirmek istememin de sebebi buydu en temelde.

“Her Şey Bozuk” (Medium)

Sansür ve Gözetim Hayallerinize Çocukları Alet Etmeyin!

Çocuk pornografisi ve çocukların cinsel istismarı, ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bunun çocuklara nasıl büyük zararlar verdiği ve nasıl daha büyük sorunlara yol açtığını tartışmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden bu sorunun çözümü için yapılacak her çalışmaya mümkün olduğunca destek verilmesi gerekiyor.

Ancak bu sorunu tamamen farklı amaçlar için kendilerine kılıf olarak kullananlar ve bundan pay çıkartmaya çalışanlar olduğu da bir gerçek. Aslında sorunun çözümüne hiçbir etkisi olmayacak, sadece sorunun üstünü örtmeye veya bir şeyler yapılıyormuş görüntüsü vermeye yarayan hareketlerle kendi menfaatlerine daha uygun eylemleri gerçekleştirenler var. Elbette bunların başında da dünyadaki birçok hükümet geliyor.

Türkiye de bu sorunu kendi menfaatleri için kullanmaktan çekinmeyen hükümetlerden birisiyle karşı karşıya şu anda. Geçtiğimiz haftalarda satın alınacağı açıklanan Netclean ve Procera isimli yazılımlar, çocuk pornografisine ve istismarına karşı interneti “temizlemeye” yaradığı söylenen yazılımlar. Bunların alınmasıyla internette çocuk pornografisi bırakılmayacakmış ve bu sayede bu sorun çözüme kavuşturulacakmış. Şimdi birkaç maddede neden bunun hiç de öyle göründüğü gibi olmadığını anlatayım.

  • Çocuk pornografisinin internette paylaşımı öyle bildiğiniz herkese açık dosya/video paylaşım sitelerinde yapıldığı gibi yapılmaz. Bunu yapanlar yaptıklarının nasıl ciddi bir suç olduğunun farkında ve bu yüzden de ulu orta yerlerde bunları konuşup paylaşmazlar. Bu yüzden de genellikle bu programların erişemeyeceği yerlerdedirler.

  • Hepsi bir yana bu programlar bu tarz içerikleri sansürlese bile bu sorunu çözmeye yaramaz, sadece sorunu örtbas etmeye ve “Ben görmüyorsam sorun yok” demeye yarar. Bu da aslında Türkiye’de yıllardır süregelen bir devlet geleneğidir.

  • Bu yazılımlara harcanan paranın tam olarak nereye gittiği konusu hiç şeffaf değil, bu da şüpheleri arttırmakta.

  • Bu programların tam olarak nasıl kullanılacağı ya da sistemlerin nasıl çalıştırılacağı konusu tam bir muamma. Böyle programlarla internette istedikleri herkesi gözetleyebilecek ve istemedikleri her şeyi sansürleyebilecek güce sahip olacaklar ve bundan bizim hiçbir şekilde haberimiz olmayacak. Yani isterlerse -ki bana göre asıl amaç da bu- internetteki “zararlı” her şeyi, kimseye hesap vermeden sansürleyebilecekler.

Bunlar sadece benim aklıma ilk bakışta gelenler. Bu yüzden bana göre hükümetlerin gerçekten yapmaları gerekenler yerine böyle hareketlere başvurmaları da çocuk istismarı olarak kabul edilmeli ve bu şekilde muamele görmeli. Ve bizler de çocukları devletin istismarından korumak için elimizden geleni yapmalıyız.


Tüm bunların ve daha birçok detayın farkında olan birçok kurum ve kuruluş bir araya geldiler ve hükümetin son yazılım alımlarına çocukların cinsel istismarını bahane etmesini eleştiren ve bunlar yerine daha kalıcı çözümler sağlayacak hareketler yapması için baskı kuran bir kampanya başlattılar. Kampanyanın adı: Alet Etme!

Kampanya sitesi http://aletetme.org‘a girerek imzanızla destek olabilir, orada konuyla ilgili uzman kişiler tarafından hazırlanan metinleri okuyabilir ve kampanyaya destek veren kurum ve kuruluşların listesine ulaşabilirsiniz. Kampanyayı aynı zamanda Twitter, Google + ve Facebook‘ta destekleyebilir ve fikirlerinizi #aletetme hashtagiyle de paylaşabilirsiniz.

Umarım sizler de bu kampanyaya destek verir ve çocukların yaşadığı gerçek sorunların böyle sahte çözümlerle çözülüyormuş gibi yapılmasına ve menfaatler için kullanılmasına dur dersiniz.

#FreeAlaa

Free Alaa Abd El Fattah!

Alaa Abd El Fattah is a Egyptian blogger and activist, mostly known with what he did since 2011. He’s recently arrested again and sentenced 15 year prison. There’s an detailed blog post on EFF’s site written by Jillian C. York, so you can get more detailed information here. I’ll continue in Turkish because so far no one wrote something about him in Turkish.


Alaa Abd El Fattah, Mısırlı bir blogger ve aktivist. Kendisini Arap Baharı zamanında Mısır’ı yakından takip edenler tanıyacaktır. O dönemin simge isimlerinden birisi olmuştu ve Mısır’da ifade özgürlüğünün simge isimlerinden birisi hâline gelmişti.

Ancak Mısır’da başa gelen her yönetim kendisini asla rahat bırakmadı. Çünkü Alaa, gerçek bir aktivist olarak her ne koşulda olursa olsun ifade özgürlüğünü savunmaktan çekinmedi ve bu konuda elinden geleni yaptı. Hem eski yönetim, hem de yeni yönetim tarafından birçok kez hedef alındı ve tutuklandı. 11 Haziran’da ise 24 kişiyle birlikte çıkartıldığı son duruşmasında, “yasadışı gösteri yapmak” ve “polise saldırmak” suçlarından dolayı 15 yıl hapis cezası aldı.

Alaa, gerçek bir aktivistin yapması gerekeni yaptığı ve ilkelerinden asla ödün vermediği için 2011’den bu yana hep baskı altındaydı. Onun istediği birçok Mısırlı gibi özgürlüklerini kullanabildikleri bir ülkede yaşamaktı, sadece bir siyasi grubun yerine başkasını getirmek değil. Bu yüzden de Mısır’da 2011’den bu yana başa geçen hiçbir grup kendisini sevmedi ve hep susturmak için çalıştı. En sonunda da 15 yıl hapis cezası verdiler.

Alaa ifade özgürlüğünün bir savunucusu ve Mısır’ın gerçekten özgür bir yer olması için çabalayan bir aktivistti. Onun hapse atılması kesinlikle kabul edilemez. Mısır’ın Al Jazeera ekibine yaptıklarının ardından Alaa’yı da hapse atması, oradaki durumun ne kadar kötü olduğunu açık bir şekilde gösteriyor.

Alaa’nın yanındayım ve o (ve Al Jazeera ekibi) serbest kalana kadar elimden gelen her desteği vermeye devam edeceğim. Herkesi de bu konuda duyarlı olmaya, en azından onun yanında olduğunuzu göstermek için bir şeyler yapmaya çağırıyorum. İfade özgürlüğünü dünyanın her yerinde savunmalı ve bu özgürlüğü kısıtlamak için yapılan her eylemin karşısında olmalıyız.

#ResetTheNet

Bugün 5 Haziran. Bundan tam bir yıl önce, Edward Snowden’ın ismini ve PRISM’i ilk kez duyduk. İlk başta birçokları inanmak istemedi, bunun başka bir komplo teorisi delisinin işi olduğunu veya belgelerin gerçek olmadığını söyledi. Ancak zaman geçtikçe daha fazla belge, daha fazla skandal ortaya çıkmaya başladı; PRISM sadece başlangıçtı. Ama tüm bunlar bundan bir yıl önce, tam da bugün başladı.

Şu anda geldiğimiz noktadaysa durum hiç de iç açıcı görünmüyor birçoğumuz için. Snowden’ın sızdırdığı belgeler, özellikle ABD ve İngiltere’nin interneti olabilecek her yolla gözetlemeye çalıştığını, özel hayatı veya bizlerin mahremiyetini hiçe saydığını gösteriyor. Ve hâlâ yeni bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor.

Ancak bu mesele sadece ABD ve İngiltere ile sınırlı değil. Bu olaylar sayesinde gözümüz daha da açıldı ve aslında dünyanın dört bir yanında birçok devletin bu konularda benzer çabalarının olduğunu veya yeni çabalar gösterdiklerini gördük. Çin zaten bu konuda karanlık bir geçmişe sahip, Rusya şimdi tüm büyük sitelere kendi ülkesinde sunucu tutma zorunluluğu getirmeye çalışıyor ki herkesin bilgisine rahatça erişebilsin, Türkiye yeni çıkarttığı sansür ve gözetim yasasıyla tüm internet trafiğini toplayıp hepimizin özel hayatını ve özgürlüklerini hiçe saymak için çalışıyor.

Ancak tüm bunlar karamsar olmak için bir sebep değil. Çünkü tüm bu olan bitenler sayesinde gördüğümüz önemli bir şey var: Şifreleme hâlâ çalışıyor. Devletler asla şifreleri kırarak ya da kriptolanmış verileri çözerek bu bilgileri elde etmiyorlar, edemiyorlar. Onlar sadece kriptolanmamışları, kriptolanamayanları veya zaman zaman bırakılan açıkları kullanarak tüm bu bilgileri topluyor ve kullanıyorlar. Yani hile yapıyorlar. Çünkü kriptografi hâlâ güçlü bir silah ve onun işe yaramaması onlar için de çok kötü sonuçlara yol açar. Bu yüzden NSA, RSA’ye sadece normal insanlara sattığı kripto sistemlerini zayıflatması için para ödüyor. Kendileri güçlü olanları kullanıyor.

Ve bu şifreleme araçlarını kullanmak çok geniş bir teknik bilgiyi veya uzmanlaşmayı gerektirmiyor. Kriptografi adım adım herkesin kullanabileceği aletlerin, programların içine giriyor ve daha da kolay kullanılabilir hâle getiriliyor. Çünkü gördük ki, bizim şifrelemeye ihtiyacımız var.


Bu yüzden 5 Haziran 2014, Fight For The Future’ın başını çektiği bir kampanyayla Reset The Net günü olarak adlandırıldı ve bir eylem gününe dönüştürüldü. Siteye girdiğinizde karşınıza çıkan ekran veya şu anda sağ üst köşede duran banner bunun için var. Peki interneti nasıl resetleyeceğiz?

Bundan sonra en önemli amaçlardan birisi, internetin mümkün olduğunca şifrelenmesini sağlamak. İnternete girerken, onu kullanırken, web siteler kurarken onu şifrelemek için daha fazla çaba göstermemiz, alışkanlıklarımızı değiştirmeye başlamamız ve interneti gözetleyenlerin, bizim özgürlüğümüzü elimizden almak isteyenlerin işlerini mümkün olduğunca zor hâle getirmeye çalışacağız. Bunun için en basit kullanıcısından yazılımcılarına kadar herkesin yapabileceği şeyler var. Yazılımcı arkadaşların büyük bir kısmı ne yapabileceklerini biliyorlardır (bilmiyorlarsa çok ağır laflar hazırladım kendilerine :) ancak ortalama kullanıcı bu konuda gerçekten çok az bilgiye sahip. Bu yüzden yazının devamında özellikle ortalama kullanıcı ve ortalama internet kullanımı üzerine tavsiyeler vereceğim.

Ancak bu tavsiyelere başlamadan önce herkesin Reset The Net (Türkçesi için Yeniden Başlat) sitesini ziyaret etmesini, kampanyaya oradan destek vermesini ve siteyi okumasını tavsiye ediyorum. Orada birçok güzel şey bulacaksınız.


  • İnternet kullanırken yaptığınız ve kolaylık olduğunu düşündüğünüz birçok şeyin alışkanlık olduğunu unutmayın. Bu alışkanlıkları değiştirebilirsiniz ve interneti resetlemenin yolu da bu alışkanlıkları değiştirmeye başlamaktan geçiyor.

  • Reset The Net sitesinde veya çıkan pop-up ekrandaki linke tıklayarak Privacy Pack (Gizlilik Paketi) sayfasına gidin. Orada interneti şifreli ve güvenli bir şekilde kullanmanıza yardımcı olabilecek birçok uygulama, program bulacaksınız. Birçoğunun kullanımı oldukça basit ve bir kez alıştıktan sonra artık normal internet kullanımınızın bir parçası hâline gelecektir. Yine de yardıma ihtiyacınız olursa veya bir sorunla karşılaşırsanız çevrenizdekilere ya da internette bu konularda hevesli kişilere sormaktan çekinmeyin. Bu konularda herkes zevkle size yardım edecektir.

  • Bazı araçların kullanımı biraz zordur ve öğrenmesi vakit alır. Bu yüzden de genellikle onu zaten kullanabilen birisinin size öğretmesini istemek öğrenmeniz ve kullanmaya başlamanız için daha güzel bir yol olacaktır. Ancak yine de meraklı birisiyseniz denemekten ve hata yapmaktan çekinmeyin. Çünkü hata yapmadan öğrenemezsiniz. Ayrıca size zor gelen programları öğretebilecek insanlar zaman zaman Crypto Party adıyla etkinlikler düzenliyor. Eğer hevesliyseniz ve böyle bir etkinlik haberi gördüyseniz, bilgisayarınızı kapıp gidin. Ayrıca birçok aracın kullanımını Türkçe ve anlaşılır bir şekilde anlatan Kem Gözlere Şiş sitesini de elinizin altında bulundurun.

  • Uygulamaları ve programları bir kez temel seviyede kullanmayı öğrendikten sonra mümkün olduğunca kendinizi onları kullanmaya zorlayın ve bu araçları alışkanlık hâline getirmeye çalışın. Bu sayede çok daha hızlı bir şekilde öğrenirsiniz.

  • Bu konularda güncel haberleri takip edin, okuyun ve internetteki tartışmalara katılın. Bu konularda konuştukça hayatınızın bir parçası hâline gelmesi daha kolay olacaktır. İnsanlardan yardım istemekten, onlara soru sormaktan çekinmeyin.

  • İnternetin özgür, güvenli ve sansürsüz kalması için çaba gösteren birçok dernek, yazılımcı ve aktivist var. Bunları bulun, derneklere üye veya destekçi olun ya da sadece bir mail atıp yardımcı olmak istediğinizi söyleyin. Yaptıkları eylemleri ve kampanyaları takip edip destek verin. Aktivistlere, yazılımcılara ve derneklere onları desteklediğinizi ve yaptıklarını değerli bulduğunuzu söyleyen bir mail atmanız bile onlar için oldukça önemli. Bu bile büyük bir katkıdır, sakın küçümsemeyin.

  • Aynı zamanda interneti güvensiz hâle getirmeye çalışan veya devletlerle iş birliği içerisinde olan birçok şirket ve yazılım da var. Bunlardan mümkün olduğunca uzak durun ve kullanmamaya çalışın. Siz onları boykot etmedikçe ve onlara “bizi hâlâ kullanıyorlar” hissini vermeye devam ettiğiniz sürece, onlar internete saldırmaya ve devletlerle işbirliği yapmaya devam edecekler.

  • Çevrenizdeki insanlara öğrendiklerinizi ve alışkanlıklarınızı bulaştırmaya çalışın. Çünkü özellikle alışkanlıklar, çevreden kazanılan bir şeydir ve birçok insan çevresinde birilerinin bunları yaptığını görünce kendisi de yapmak için daha hevesli davranır. Bu yüzden göstere göstere kullanın bu şifreleme alışkanlıklarınızı, insanları teşvik etmeye çalışın.

Bunlar elbette sadece başlangıç, daha yapacak çok işimiz var. Ama biz bu tavrımızdan taviz vermedikçe ve insanlardan bu konuda destek aldığımızı gördüğümüz sürece bunu yapmamız daha da kolay olacak. O yüzden bugün mümkün olduğunca çok insanın internetin resetlemek istediğini söylemesi gerekiyor.

Ben de bugün ile birlikte iki söz verdim. Birincisi; en geç bu yazın sonuna kadar bu siteyi https’ye taşıyacağım ve blogu ziyaret eden herkesin güvenliğini sağlayacağım. İkincisi; blogda güvenlik ve kriptografi ile ilgili araçları tanıtmak ve yaygınlaştırmak için daha çok çaba göstereceğim, sizlere her geçen gün yeni araçlar tanıtacağım ve bu konuları ve önemini herkesin anlayabileceği şekilde anlatabilmek için daha fazla çalışacağım.

Reset The Net sitesi

Yeniden Başlat (Türkçe kampanya sitesi)

yeniden baslat

6 Mayıs Uluslararası DRM Karşıtı Gün

day against drm

DRM, genel amaçlı bilgisayarların ve internetin özgürlüğünün başına gelen en büyük belalardan birisi. Sözümona bu sistemle telif haklarını ve sanatçıları koruduklarını söyleyen şirketler, aslında bilgisayarlarımızın özgürlüğünü elinden alıyor ve bizlerin kültür ve sanatla özgürce etkileşime geçmesini engelliyorlar.

Bu yüzden 6 Mayıs, Free Software Foundation tarafından “Day Against DRM” ( DRM Karşıtı Gün) olarak ilan edildi ve insanların DRM hakkında bilinçlendirilmesi ve DRM’e ve onun bilgisayarlarımızın özgürlüğüne ve güvenliğine zulmeden yapısına karşı durma günü olarak kutlanması planlanıyor.

Kişisel işlerimden dolayı bu yıl çok aktif olarak bu konuda bir şey yapamamış olsam da bazı güzel arkadaşlar kampanya görsellerini Türkçeleştirdi ve YarımAda isimli sitede de DRM’i ve onun zararlarını açıklayan güzel bir yazı yayınlandı (anonim bir site olduğu için ismen teşekkür edemiyorum ama yazıyı hazırlayan arkadaş eğer bunu görürse bu açıklayıcı yazısı için kendisine çok teşekkürler).

Bunun yanı sıra benim de birkaç link tavsiyem olacak ekstra okuma olarak.

Birincisi benim mobidik.com isimli Türkçe self-publishing e-kitap sitesi projesinin blogu için başladığım ve yakında devamını getireceğim DRM üzerine bir seri var. Serinin ilk yazısını buradan okuyabilirsiniz. Devamını da çok yakında getireceğim.

Bunun yanı sıra bu konuda Cory Doctorow oldukça açıklayıcı ve önemli yazılar üretiyor. Bunlardan en önemli ikisi orada ve burada. Bu yazı aslında sadece DRM ile sınırlı kalmayan ve bu tehlikenin ileride nasıl boyutlara gelebileceğini de çok güzel anlatan bir yazı.

Day Against DRM kampanyasının ana sayfası da burada. Burada kampanyayla ve DRM ile ilgili birçok kaynağa ulaşmanız mümkün.

Son olarak; DRM gerçekten korkutucu ve gün geçtikçe daha da büyüyen bir tehlike. Bunun önüne geçebilmenin en önemli yoluysa DRM barındıran ürünleri tercih etmemek ve mümkün olduğunca dijital kültür alışverişlerimizi (oyun, e-kitap, müzik, film…) DRM kullanmayan yerlerden yapmak. Çünkü bu işin temeli ticari bir mantığa dayanıyor ve onların zarar etmesini sağlamak bizim sesimizi duyurabilmemiz için en etkili yollardan birisi (maalesef).