Her Şey Bozuk – Quinn Norton

Quinn yazıyı yayınladığı günden bu yana “Mutlaka Türkçeye çevirmem gerek” diyip duruyordum kendime ancak araya giren birçok şeyden dolayı bir türlü başına geçme şansım olmamıştı. Sonunda üşenmedim ve oturup tamamladım.

Yazı hem günümüzde güvenlik ve gizlilik dünyasının sorunlarını anlamak hem de bunlara nasıl yaklaşmak gerektiği konusunda oldukça önemli fikirler veriyor. Bana göre günümüzde bu konulara ilgi duyan ya da bir şeyler yapmak isteyen herkesin okuması gereken bir makale. Türkçeye çevirmek istememin de sebebi buydu en temelde.

“Her Şey Bozuk” (Medium)

Sansür ve Gözetim Hayallerinize Çocukları Alet Etmeyin!

Çocuk pornografisi ve çocukların cinsel istismarı, ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bunun çocuklara nasıl büyük zararlar verdiği ve nasıl daha büyük sorunlara yol açtığını tartışmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden bu sorunun çözümü için yapılacak her çalışmaya mümkün olduğunca destek verilmesi gerekiyor.

Ancak bu sorunu tamamen farklı amaçlar için kendilerine kılıf olarak kullananlar ve bundan pay çıkartmaya çalışanlar olduğu da bir gerçek. Aslında sorunun çözümüne hiçbir etkisi olmayacak, sadece sorunun üstünü örtmeye veya bir şeyler yapılıyormuş görüntüsü vermeye yarayan hareketlerle kendi menfaatlerine daha uygun eylemleri gerçekleştirenler var. Elbette bunların başında da dünyadaki birçok hükümet geliyor.

Türkiye de bu sorunu kendi menfaatleri için kullanmaktan çekinmeyen hükümetlerden birisiyle karşı karşıya şu anda. Geçtiğimiz haftalarda satın alınacağı açıklanan Netclean ve Procera isimli yazılımlar, çocuk pornografisine ve istismarına karşı interneti “temizlemeye” yaradığı söylenen yazılımlar. Bunların alınmasıyla internette çocuk pornografisi bırakılmayacakmış ve bu sayede bu sorun çözüme kavuşturulacakmış. Şimdi birkaç maddede neden bunun hiç de öyle göründüğü gibi olmadığını anlatayım.

  • Çocuk pornografisinin internette paylaşımı öyle bildiğiniz herkese açık dosya/video paylaşım sitelerinde yapıldığı gibi yapılmaz. Bunu yapanlar yaptıklarının nasıl ciddi bir suç olduğunun farkında ve bu yüzden de ulu orta yerlerde bunları konuşup paylaşmazlar. Bu yüzden de genellikle bu programların erişemeyeceği yerlerdedirler.

  • Hepsi bir yana bu programlar bu tarz içerikleri sansürlese bile bu sorunu çözmeye yaramaz, sadece sorunu örtbas etmeye ve “Ben görmüyorsam sorun yok” demeye yarar. Bu da aslında Türkiye’de yıllardır süregelen bir devlet geleneğidir.

  • Bu yazılımlara harcanan paranın tam olarak nereye gittiği konusu hiç şeffaf değil, bu da şüpheleri arttırmakta.

  • Bu programların tam olarak nasıl kullanılacağı ya da sistemlerin nasıl çalıştırılacağı konusu tam bir muamma. Böyle programlarla internette istedikleri herkesi gözetleyebilecek ve istemedikleri her şeyi sansürleyebilecek güce sahip olacaklar ve bundan bizim hiçbir şekilde haberimiz olmayacak. Yani isterlerse -ki bana göre asıl amaç da bu- internetteki “zararlı” her şeyi, kimseye hesap vermeden sansürleyebilecekler.

Bunlar sadece benim aklıma ilk bakışta gelenler. Bu yüzden bana göre hükümetlerin gerçekten yapmaları gerekenler yerine böyle hareketlere başvurmaları da çocuk istismarı olarak kabul edilmeli ve bu şekilde muamele görmeli. Ve bizler de çocukları devletin istismarından korumak için elimizden geleni yapmalıyız.


Tüm bunların ve daha birçok detayın farkında olan birçok kurum ve kuruluş bir araya geldiler ve hükümetin son yazılım alımlarına çocukların cinsel istismarını bahane etmesini eleştiren ve bunlar yerine daha kalıcı çözümler sağlayacak hareketler yapması için baskı kuran bir kampanya başlattılar. Kampanyanın adı: Alet Etme!

Kampanya sitesi http://aletetme.org‘a girerek imzanızla destek olabilir, orada konuyla ilgili uzman kişiler tarafından hazırlanan metinleri okuyabilir ve kampanyaya destek veren kurum ve kuruluşların listesine ulaşabilirsiniz. Kampanyayı aynı zamanda Twitter, Google + ve Facebook‘ta destekleyebilir ve fikirlerinizi #aletetme hashtagiyle de paylaşabilirsiniz.

Umarım sizler de bu kampanyaya destek verir ve çocukların yaşadığı gerçek sorunların böyle sahte çözümlerle çözülüyormuş gibi yapılmasına ve menfaatler için kullanılmasına dur dersiniz.

#FreeAlaa

Free Alaa Abd El Fattah!

Alaa Abd El Fattah is a Egyptian blogger and activist, mostly known with what he did since 2011. He’s recently arrested again and sentenced 15 year prison. There’s an detailed blog post on EFF’s site written by Jillian C. York, so you can get more detailed information here. I’ll continue in Turkish because so far no one wrote something about him in Turkish.


Alaa Abd El Fattah, Mısırlı bir blogger ve aktivist. Kendisini Arap Baharı zamanında Mısır’ı yakından takip edenler tanıyacaktır. O dönemin simge isimlerinden birisi olmuştu ve Mısır’da ifade özgürlüğünün simge isimlerinden birisi hâline gelmişti.

Ancak Mısır’da başa gelen her yönetim kendisini asla rahat bırakmadı. Çünkü Alaa, gerçek bir aktivist olarak her ne koşulda olursa olsun ifade özgürlüğünü savunmaktan çekinmedi ve bu konuda elinden geleni yaptı. Hem eski yönetim, hem de yeni yönetim tarafından birçok kez hedef alındı ve tutuklandı. 11 Haziran’da ise 24 kişiyle birlikte çıkartıldığı son duruşmasında, “yasadışı gösteri yapmak” ve “polise saldırmak” suçlarından dolayı 15 yıl hapis cezası aldı.

Alaa, gerçek bir aktivistin yapması gerekeni yaptığı ve ilkelerinden asla ödün vermediği için 2011’den bu yana hep baskı altındaydı. Onun istediği birçok Mısırlı gibi özgürlüklerini kullanabildikleri bir ülkede yaşamaktı, sadece bir siyasi grubun yerine başkasını getirmek değil. Bu yüzden de Mısır’da 2011’den bu yana başa geçen hiçbir grup kendisini sevmedi ve hep susturmak için çalıştı. En sonunda da 15 yıl hapis cezası verdiler.

Alaa ifade özgürlüğünün bir savunucusu ve Mısır’ın gerçekten özgür bir yer olması için çabalayan bir aktivistti. Onun hapse atılması kesinlikle kabul edilemez. Mısır’ın Al Jazeera ekibine yaptıklarının ardından Alaa’yı da hapse atması, oradaki durumun ne kadar kötü olduğunu açık bir şekilde gösteriyor.

Alaa’nın yanındayım ve o (ve Al Jazeera ekibi) serbest kalana kadar elimden gelen her desteği vermeye devam edeceğim. Herkesi de bu konuda duyarlı olmaya, en azından onun yanında olduğunuzu göstermek için bir şeyler yapmaya çağırıyorum. İfade özgürlüğünü dünyanın her yerinde savunmalı ve bu özgürlüğü kısıtlamak için yapılan her eylemin karşısında olmalıyız.

#ResetTheNet

Bugün 5 Haziran. Bundan tam bir yıl önce, Edward Snowden’ın ismini ve PRISM’i ilk kez duyduk. İlk başta birçokları inanmak istemedi, bunun başka bir komplo teorisi delisinin işi olduğunu veya belgelerin gerçek olmadığını söyledi. Ancak zaman geçtikçe daha fazla belge, daha fazla skandal ortaya çıkmaya başladı; PRISM sadece başlangıçtı. Ama tüm bunlar bundan bir yıl önce, tam da bugün başladı.

Şu anda geldiğimiz noktadaysa durum hiç de iç açıcı görünmüyor birçoğumuz için. Snowden’ın sızdırdığı belgeler, özellikle ABD ve İngiltere’nin interneti olabilecek her yolla gözetlemeye çalıştığını, özel hayatı veya bizlerin mahremiyetini hiçe saydığını gösteriyor. Ve hâlâ yeni bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor.

Ancak bu mesele sadece ABD ve İngiltere ile sınırlı değil. Bu olaylar sayesinde gözümüz daha da açıldı ve aslında dünyanın dört bir yanında birçok devletin bu konularda benzer çabalarının olduğunu veya yeni çabalar gösterdiklerini gördük. Çin zaten bu konuda karanlık bir geçmişe sahip, Rusya şimdi tüm büyük sitelere kendi ülkesinde sunucu tutma zorunluluğu getirmeye çalışıyor ki herkesin bilgisine rahatça erişebilsin, Türkiye yeni çıkarttığı sansür ve gözetim yasasıyla tüm internet trafiğini toplayıp hepimizin özel hayatını ve özgürlüklerini hiçe saymak için çalışıyor.

Ancak tüm bunlar karamsar olmak için bir sebep değil. Çünkü tüm bu olan bitenler sayesinde gördüğümüz önemli bir şey var: Şifreleme hâlâ çalışıyor. Devletler asla şifreleri kırarak ya da kriptolanmış verileri çözerek bu bilgileri elde etmiyorlar, edemiyorlar. Onlar sadece kriptolanmamışları, kriptolanamayanları veya zaman zaman bırakılan açıkları kullanarak tüm bu bilgileri topluyor ve kullanıyorlar. Yani hile yapıyorlar. Çünkü kriptografi hâlâ güçlü bir silah ve onun işe yaramaması onlar için de çok kötü sonuçlara yol açar. Bu yüzden NSA, RSA’ye sadece normal insanlara sattığı kripto sistemlerini zayıflatması için para ödüyor. Kendileri güçlü olanları kullanıyor.

Ve bu şifreleme araçlarını kullanmak çok geniş bir teknik bilgiyi veya uzmanlaşmayı gerektirmiyor. Kriptografi adım adım herkesin kullanabileceği aletlerin, programların içine giriyor ve daha da kolay kullanılabilir hâle getiriliyor. Çünkü gördük ki, bizim şifrelemeye ihtiyacımız var.


Bu yüzden 5 Haziran 2014, Fight For The Future’ın başını çektiği bir kampanyayla Reset The Net günü olarak adlandırıldı ve bir eylem gününe dönüştürüldü. Siteye girdiğinizde karşınıza çıkan ekran veya şu anda sağ üst köşede duran banner bunun için var. Peki interneti nasıl resetleyeceğiz?

Bundan sonra en önemli amaçlardan birisi, internetin mümkün olduğunca şifrelenmesini sağlamak. İnternete girerken, onu kullanırken, web siteler kurarken onu şifrelemek için daha fazla çaba göstermemiz, alışkanlıklarımızı değiştirmeye başlamamız ve interneti gözetleyenlerin, bizim özgürlüğümüzü elimizden almak isteyenlerin işlerini mümkün olduğunca zor hâle getirmeye çalışacağız. Bunun için en basit kullanıcısından yazılımcılarına kadar herkesin yapabileceği şeyler var. Yazılımcı arkadaşların büyük bir kısmı ne yapabileceklerini biliyorlardır (bilmiyorlarsa çok ağır laflar hazırladım kendilerine :) ancak ortalama kullanıcı bu konuda gerçekten çok az bilgiye sahip. Bu yüzden yazının devamında özellikle ortalama kullanıcı ve ortalama internet kullanımı üzerine tavsiyeler vereceğim.

Ancak bu tavsiyelere başlamadan önce herkesin Reset The Net (Türkçesi için Yeniden Başlat) sitesini ziyaret etmesini, kampanyaya oradan destek vermesini ve siteyi okumasını tavsiye ediyorum. Orada birçok güzel şey bulacaksınız.


  • İnternet kullanırken yaptığınız ve kolaylık olduğunu düşündüğünüz birçok şeyin alışkanlık olduğunu unutmayın. Bu alışkanlıkları değiştirebilirsiniz ve interneti resetlemenin yolu da bu alışkanlıkları değiştirmeye başlamaktan geçiyor.

  • Reset The Net sitesinde veya çıkan pop-up ekrandaki linke tıklayarak Privacy Pack (Gizlilik Paketi) sayfasına gidin. Orada interneti şifreli ve güvenli bir şekilde kullanmanıza yardımcı olabilecek birçok uygulama, program bulacaksınız. Birçoğunun kullanımı oldukça basit ve bir kez alıştıktan sonra artık normal internet kullanımınızın bir parçası hâline gelecektir. Yine de yardıma ihtiyacınız olursa veya bir sorunla karşılaşırsanız çevrenizdekilere ya da internette bu konularda hevesli kişilere sormaktan çekinmeyin. Bu konularda herkes zevkle size yardım edecektir.

  • Bazı araçların kullanımı biraz zordur ve öğrenmesi vakit alır. Bu yüzden de genellikle onu zaten kullanabilen birisinin size öğretmesini istemek öğrenmeniz ve kullanmaya başlamanız için daha güzel bir yol olacaktır. Ancak yine de meraklı birisiyseniz denemekten ve hata yapmaktan çekinmeyin. Çünkü hata yapmadan öğrenemezsiniz. Ayrıca size zor gelen programları öğretebilecek insanlar zaman zaman Crypto Party adıyla etkinlikler düzenliyor. Eğer hevesliyseniz ve böyle bir etkinlik haberi gördüyseniz, bilgisayarınızı kapıp gidin. Ayrıca birçok aracın kullanımını Türkçe ve anlaşılır bir şekilde anlatan Kem Gözlere Şiş sitesini de elinizin altında bulundurun.

  • Uygulamaları ve programları bir kez temel seviyede kullanmayı öğrendikten sonra mümkün olduğunca kendinizi onları kullanmaya zorlayın ve bu araçları alışkanlık hâline getirmeye çalışın. Bu sayede çok daha hızlı bir şekilde öğrenirsiniz.

  • Bu konularda güncel haberleri takip edin, okuyun ve internetteki tartışmalara katılın. Bu konularda konuştukça hayatınızın bir parçası hâline gelmesi daha kolay olacaktır. İnsanlardan yardım istemekten, onlara soru sormaktan çekinmeyin.

  • İnternetin özgür, güvenli ve sansürsüz kalması için çaba gösteren birçok dernek, yazılımcı ve aktivist var. Bunları bulun, derneklere üye veya destekçi olun ya da sadece bir mail atıp yardımcı olmak istediğinizi söyleyin. Yaptıkları eylemleri ve kampanyaları takip edip destek verin. Aktivistlere, yazılımcılara ve derneklere onları desteklediğinizi ve yaptıklarını değerli bulduğunuzu söyleyen bir mail atmanız bile onlar için oldukça önemli. Bu bile büyük bir katkıdır, sakın küçümsemeyin.

  • Aynı zamanda interneti güvensiz hâle getirmeye çalışan veya devletlerle iş birliği içerisinde olan birçok şirket ve yazılım da var. Bunlardan mümkün olduğunca uzak durun ve kullanmamaya çalışın. Siz onları boykot etmedikçe ve onlara “bizi hâlâ kullanıyorlar” hissini vermeye devam ettiğiniz sürece, onlar internete saldırmaya ve devletlerle işbirliği yapmaya devam edecekler.

  • Çevrenizdeki insanlara öğrendiklerinizi ve alışkanlıklarınızı bulaştırmaya çalışın. Çünkü özellikle alışkanlıklar, çevreden kazanılan bir şeydir ve birçok insan çevresinde birilerinin bunları yaptığını görünce kendisi de yapmak için daha hevesli davranır. Bu yüzden göstere göstere kullanın bu şifreleme alışkanlıklarınızı, insanları teşvik etmeye çalışın.

Bunlar elbette sadece başlangıç, daha yapacak çok işimiz var. Ama biz bu tavrımızdan taviz vermedikçe ve insanlardan bu konuda destek aldığımızı gördüğümüz sürece bunu yapmamız daha da kolay olacak. O yüzden bugün mümkün olduğunca çok insanın internetin resetlemek istediğini söylemesi gerekiyor.

Ben de bugün ile birlikte iki söz verdim. Birincisi; en geç bu yazın sonuna kadar bu siteyi https’ye taşıyacağım ve blogu ziyaret eden herkesin güvenliğini sağlayacağım. İkincisi; blogda güvenlik ve kriptografi ile ilgili araçları tanıtmak ve yaygınlaştırmak için daha çok çaba göstereceğim, sizlere her geçen gün yeni araçlar tanıtacağım ve bu konuları ve önemini herkesin anlayabileceği şekilde anlatabilmek için daha fazla çalışacağım.

Reset The Net sitesi

Yeniden Başlat (Türkçe kampanya sitesi)

yeniden baslat

6 Mayıs Uluslararası DRM Karşıtı Gün

day against drm

DRM, genel amaçlı bilgisayarların ve internetin özgürlüğünün başına gelen en büyük belalardan birisi. Sözümona bu sistemle telif haklarını ve sanatçıları koruduklarını söyleyen şirketler, aslında bilgisayarlarımızın özgürlüğünü elinden alıyor ve bizlerin kültür ve sanatla özgürce etkileşime geçmesini engelliyorlar.

Bu yüzden 6 Mayıs, Free Software Foundation tarafından “Day Against DRM” ( DRM Karşıtı Gün) olarak ilan edildi ve insanların DRM hakkında bilinçlendirilmesi ve DRM’e ve onun bilgisayarlarımızın özgürlüğüne ve güvenliğine zulmeden yapısına karşı durma günü olarak kutlanması planlanıyor.

Kişisel işlerimden dolayı bu yıl çok aktif olarak bu konuda bir şey yapamamış olsam da bazı güzel arkadaşlar kampanya görsellerini Türkçeleştirdi ve YarımAda isimli sitede de DRM’i ve onun zararlarını açıklayan güzel bir yazı yayınlandı (anonim bir site olduğu için ismen teşekkür edemiyorum ama yazıyı hazırlayan arkadaş eğer bunu görürse bu açıklayıcı yazısı için kendisine çok teşekkürler).

Bunun yanı sıra benim de birkaç link tavsiyem olacak ekstra okuma olarak.

Birincisi benim mobidik.com isimli Türkçe self-publishing e-kitap sitesi projesinin blogu için başladığım ve yakında devamını getireceğim DRM üzerine bir seri var. Serinin ilk yazısını buradan okuyabilirsiniz. Devamını da çok yakında getireceğim.

Bunun yanı sıra bu konuda Cory Doctorow oldukça açıklayıcı ve önemli yazılar üretiyor. Bunlardan en önemli ikisi orada ve burada. Bu yazı aslında sadece DRM ile sınırlı kalmayan ve bu tehlikenin ileride nasıl boyutlara gelebileceğini de çok güzel anlatan bir yazı.

Day Against DRM kampanyasının ana sayfası da burada. Burada kampanyayla ve DRM ile ilgili birçok kaynağa ulaşmanız mümkün.

Son olarak; DRM gerçekten korkutucu ve gün geçtikçe daha da büyüyen bir tehlike. Bunun önüne geçebilmenin en önemli yoluysa DRM barındıran ürünleri tercih etmemek ve mümkün olduğunca dijital kültür alışverişlerimizi (oyun, e-kitap, müzik, film…) DRM kullanmayan yerlerden yapmak. Çünkü bu işin temeli ticari bir mantığa dayanıyor ve onların zarar etmesini sağlamak bizim sesimizi duyurabilmemiz için en etkili yollardan birisi (maalesef).

[İnternet Notları] #OurNetMundial

OUR-net-mundial_anim

İnternetteki ve kullandığımız teknolojilerdeki özgürlüğümüz ve güvenliğimiz uzun zamandır, özellikle de Edward Snowden’ın bizlere sızdırdığı bilgilerin ardından çok büyük bir tartışma konusu. Bu konuda herkes bir şeyler söylüyor, bir şeyler yapıyor ya da yapmaya çalıştığını iddia ediyor. Ancak söz konusu olanlar devletler ve büyük şirketler olunca tabi ki bu sözlerin neredeyse hiç birisine güvenmek mümkün değil.

Bunun en önemli örneklerinden birisini de Brezilya’dan çıkan NETmundial ile gördük. NETmundial, sözüm ona “internetin anayasası” olma iddiasını taşıyan ve internet ve bilgisayarlar konusunda bizim haklarımızı ve özgürlüklerimizi korumak için ortaya çıkarılmaya çalışılan bir metin/proje olarak lanse edildi ve büyük bir ilgi topladı. Ancak metnin ilk hâlini gördüğümüzde (teşekkürler Wikileaks), bir üst paragrafta dile getirdiğim durumun hiçbir istisnası olmayacağını da görmüş olduk. Metin hiçbir şey yapmayı beceremeyen, sorunları gerçek yüzüyle dile getiremeyen ve göz boyama seviyesinin ötesine geçemeyen bir şey olarak çıktı karşımıza.

Bugün ve yarın (23 ve 24 Nisan) Brezilya’da bu metin üzerine büyük bir toplanma olacak. Metnin geliştirilmesi ve tartışılması, “daha iyi hâle” getirilmesi üzerine konuşulacak. Ancak bunu konuşanlar elbette bu konuda gerçekten bir şeyler söylemesi gerekenler ya da bu konularda gerçekten duyarlı olanlar değil, ağırlıkla devletler ve şirketler. Onlara büyük söz hakları tanınacak ve bir anlamda onlar bizlere ne kadar özgürlük ve güvenlik vermek isterse o kadarıyla yetinmemizi steyecekler.

Elbette böyle bir şeyi ciddiye almak ya da desteklemek gibi bir şey söz konusu olamaz. Bu yüzden bu konuda gerçekten söyleyecekleri olanlar, NETmundial ekibinin boşta bıraktığı netmundial.net domainini aldılar ve oradan #OurNetMundial isimli bir kampanya başlattılar. Bizim internetimiz için bizim söz söyleme hakkımızı savunan ve bu konularda gerçekten bir şeyler yapmayı isteyen insanların bir araya geldiği böyle bir projeyi desteklememem elbette söz konusu olamaz. Hepsi bir yana, internette güvenlikten ve özgürlükten bahseden insanlar daha sitelerine ssl eklemeyi bile akıl edemiyorken onlara nasıl güvenelim ki :)

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=-TCFZmM4yMY]

Bu oluşumu desteklemenizi, bu konuda duyarlı olanlarınızın çevrenizdekileri NETmundial ile ilgili yanlış bilgilendirmelerden ve onu bir kurtarıcı gibi gösterenlerden korumanızı tavsiye ediyorum.

#OurNetMundial’in web sitesi burada (https var :), Twitter hesapları burada. Sitedeki imza kampanyasına destek vermeyi ve başlıkta ve metin içinde kullandığım hashtagi kullanmayı da unutmayın.

Bobs 2014 Oylamaları Başladı! / Bobs 2014 Ballot Box is Opened!

the_Bobs_1024

Bobs – Best of Online Activism, bu yıl onuncusu düzenlenen ve online aktivizmi temeline alan dünyanın en büyük sosyal medya yarışmalarından birisi. Birçok farklı dilden adayların katılabildiği bu yarışmaya geçtiğimiz yıldan bu yana Türkçe adaylar da dahil olabiliyor. Jürilerin belirlediği kategori finalistleri tüm internetin katılabileceği şekilde oylamaya açılıyor ve oylama sonucunda da birinciler belirleniyor.

Bu yılın ise benim için kesinlikle ayrı bir önemi var. Çünkü “En İyi Blog” kategorisinde Siberuzay Aylağının Günlüğü isimli blogumla (ki şu an oradasınız :) finalistler arasına girdim. Başlangıçta tamamen kendimce notlar almak ve insanlara yardım etmek için kurduğum bu sitenin böyle bir noktaya geldiğini görmek beni gerçekten çok mutlu ediyor. Elbette burayı takip eden, beni destekleyen herkesin de bunda payı var.

Finallerden birinci olarak çıkabilir miyim emin değilim, çünkü The Intercept, Euromaydan gibi çok güzel sitelerle aynı kategorideyim. Ancak orada olmak bile bu siteyle iyi bir şeyler yapabildiğimi görmemi sağladı. Eğer beni desteklemek isterseniz aşağıdaki görsele tıklayarak oy verebileceğiniz siteye gidebilirsiniz.

Bir çok farklı dalda da tanıdığım ya da takip ettiğim güzel insanlar aday olarak yer alıyor. Kem Gözlere Şiş, Mülksüzleştirme, Yüksekova Haber bunlardan bazıları. Ayrıca Halkın Seçimi – Türkçe bölümü de mevcut. Kimseye haksızlık yapmak istemediğimden özellikle şuna oy verin demek istemiyorum çünkü hepsi o oyları hakediyor, bu yüzden seçim sizin.

03_Bobs2014_cms_1024x576


Bobs 2014 finalists are announced and public voting is opened. Bobs – Best of Online Activism, one of the biggest social media competition focused on online activism, hits its 10th year. Bobs accepting activist from 14 different languages and Turkish is one of them since last year.

But this year has a different meaning for me. My blog Siberuzay Aylağının Günlüğü (Diary of Cyberspace Vagabond) has made the shortlist of this years “Best Blogs”. I started writing to this blog just to take some notes and help people when I can but it turned into something bigger. It still amazes me and I’m still not sure how to feel or act. :)

If you’re not sure what this blog is about (because it’s mostly written in Turkish) you can read what Bobs jury said about it:

Ahmet A. Sabancı is a blogger who specializes in issues of cyberculture. He has been explaining the technical aspects of web censorship and digital surveillance to the Turkish public. He provides substantive information about developments outside Turkey, including the NSA PRISM scandal, in order to inform the public back in Turkey. His detailed knowledge of his subjects helps him boil down complicated issues into terms that are readily understood by the wider public.

I really don’t know what to say about that. So, it’ll be better for me if I stop here. If you want to support me on Bobs 2014 you can click the picture below and go to Bobs’ website. Also some of my friends and websites I follow are in finals too. I want to congratulate all of them and I hope they’ll win.

03_Bobs2014_cms_1024x576

“İnternetin Yıkıcılığı Üzerine, Tekel Medya ve Büyük Veri Savaşı” [Koç Üniversitesi Bilişim Günleri]

Koç Üniversitesi 4. Bilişim Günleri

Bununla ilgili daha erken duyuru yapabilmeyi isterdim ancak hem seçimlerin tüm haftasonu gündemini ele geçirmiş olması hem de etkinliğin web sitesinin açılmasının gecikmesinden dolayı ancak bugün duyurabiliyorum.

Koç Üniversitesi Bilişim Kulübü’nün düzenlediği ve bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen Bilişim Günleri’nin bu yıl başlığı “İnternetin Görünmeyen Yüzü”. Her gün farklı bir etkinliğin gerçekleştirileceği bu günler bugün başlıyor.

İlk günün panelinin başlığı “İnternetin Yıkıcılığı Üzerine, Tekel Medya ve Büyük Veri Savaşı”. Konuşmacılarsa Ali Rıza Keleş, Ebru Yetişkin ve ben (Ahmet A. Sabancı). Bu panelde günümüzde internetin ve teknolojinin geldiği konumu, bunun sosyal ve politik etkilerini, yakın ve uzak gelecekte bizi bekleyen şeyleri ve bunlarla dair nasıl bir yaklaşım sergilememiz gerektiği gibi konuları konuşacağız. Yani daha geniş ve artık bana göre konuşmaya ihtiyacımız olan konuları konuşmak ve bununla ilgili katılan herkesle beraber bir tartışma ortamı yaratmak istiyoruz.

Panel bugün (31 Mart 2014) saat 18:30’da Koç Üniversitesi’nde. Gelebilecek herkesi bekliyoruz, herhangi bir kayıt yaptırmaya gerek yok.

Bununla birlikte Bilişim Günleri’nin diğer etkinliklerini de kaçırmamanızı tavsiye ederim. Hepsi konusunda gerçekten bana göre uzman kişilerin katılımıyla gerçekleşecek önemli etkinlikler ve bu konularla ilgileniyorsanız katılmanızın size büyük katkısı olur.

Etkinliğin web sitesine buradan ulaşabilirsiniz. Tasarımı çok güzel olmuş, bunun için de Bilişim Kulübü’ndeki arkadaşlara teşekkür ederim (yukarıdaki görsel siteden alıntıdır).

[Notes From Internet] It’s Not Twitter It’s the Eclipse of Reason

BjNDchRCAAABKYR

You’ve probably heard that Twitter blocked in Turkey. Also latest news adds that Google DNS is blocked too. I wanted to write something about it but I really don’t have enough time for writing a detailed piece about that right now. Instead of writing I’ll share our organization Alternative Informatics Association’s statement about this censorship. (You can read Turkish version of the statement here.)

Also Zeynep Tufekci wrote a great piece about that topic and she summaries every detail perfectly. You can read that here.


It’s Not Twitter It’s The Eclipse Of Reason

Twitter has become a basic communication tool for the users in Turkey to exercise freedom of speech. The President, The Prime Minister and the commissioners, journalists, bureaucrats, members of the parliament, writers, artists, unionists and activists, people with different political ideologies, oppressed groups and people from different parts of the society can state their opinions and participate in discussions about the current situations. In an environment where traditional media is constantly struggling with government oppression, communication tools like Twitter are crucial for the citizens. The only environment we can access to information without being censored is through the internet. To block an essential tool like Twitter just before the elections is unacceptable. It’s a clear violation of the right to freedom of expression.

Violation of the Right To Elect and the Right To Be Elected.

Turkey is on the eve of Local Elections. The running parties and the candidates use social media and Twitter frequently for their campaigns. This type of communication gives citizens the opportunity to follow the candidates closely, express their problems and hear the solutions that candidates can offer and also force them to create solutions. Therefore, blocking Twitter not only violates the freedom of speech but also violates the right to elect and to be elected.

We Are Concerned About The Integrity Of Upcoming Local Elections

We are experiencing great political tensions in expectation of the upcoming local elections that will take place on March 30th, 2014. These tensions are further solidified through distrust in the electoral process itself. The internet holds great potential for bringing citizen oversight to this process. It offers platforms and communication mechanisms to rapidly report on injustices and fraud attempts during the election data. Given current circumstances in Turkey, the internet is expected to play a crucial role in the supervision of the casting and counting of votes and hence in assuring the integrity and safety of the elections. The current blocking of internet based services is destructive to these citizen initiatives, increases existing social and political tensions, and negatively affects the trust in the electoral process. We are hence very concerned about both the integrity and safety of the upcoming elections.

Law Has Been Reduced To A Tool In The Hands Of The Government

The government points to court rulings to justify the blocking of Twitter. However, by now we are unsure about “whose” courts and rulings we can rely on. In the hands of the government, “legal grounds” are interpreted excessively or simply manipulated, leading to increasing distrust in the legal system. The Presidency of Telecommunications (Telekomunikasyon Iletisim Baskanligi or simply TIB) plays a precarious role in the enforcement of these legal rulings. In some past cases, they have abstained from taking action on select court rulings, arguing that it is beyond their legal authority. They have stated that TIB only has the authority to enforce blocking decisions when these are based on catalogued crimes. Yet in some cases, they have overstepped their authority and enforced rulings on blocking Internet based services. The arbitrary enforcement of legal rulings is in tune with the repeated threats made public by Prime Minister Erdoğan who most recently announced “we will eradicate social networks like Twitter”.

An “eclipse of reason” is the current state of the Turkish government. It is not possible to articulate a rational explanation for the new regulations, including the new Internet laws, and their enforcement within a framework of governance informed by basic democratic values. We can only regard these intrusive interventions as acts of despair and a lack of intellect.

These shameful acts of censorship are unacceptable. We call for action against censorship and the chilling of voices on the Internet, now!

Alternative Informatics Association, March 21st, 2014

http://www.alternatifbilisim.org

Hacktivizm ve Hacker Kültürü Dersi 18 Şubatta Pangea Kültür’de

hacker-kültürü-hacktivizm

Pangea Kültür Kasım 2013’te başladığı Medya Dersliği ve Atölyesi’nin ikinci dönemine başlıyor. Ben de 18 Şubatta “Hacktivizm ve Hacker Kültürü” üzerine bir ders vereceğim. Kendileri atölyeyi şöyle anlatmış:

Küresel kapitalizm çağında medyanın biçimi de işlevi de değişiyor. Bir yanda sermaye-devlet kıskacında ‘sahibinin sesi’ medya kuruluşlarının hegemonyası sürerken diğer yandan dijital sosyal ağlarla alternatif haberleşme ve direniş ağları örülüyor.
Dünyada ve Türkiye’de medyanın geçirdiği dönüşümün ekonomi politik, kültürel ve sosyal açılardan değerlendirildiği ve medya profesyonellerine ve gazetecilere yönelik baskıların yanı sıra alternatif medyanın ve yurttaş gazetecilerin haber üretim olanaklarının ele alındığı ve tartışıldığı eğitim programında konunun uzmanları bilgi ve deneyimlerini paylaşıyorlar, katılımcılar atölye çalışmalarında alternatif haber, video, fotoğraf vb. üreterek öğreniyorlar.

Benim dersim genel olarak hackerların kültürel ve politik duruşları, yarattıkları etkiler ve yakın zamanda hackerlara karşı açılan savaş üzerine olacak. Hackerlar, hacker kültürü ve hacktivizm yanlış anlaşılmalara ve özellikle farklı kesimlerin manipülasyonlarıyla farklı yönlere çekilmeye müsait bir konu. Buna dair absürd örneklerden birisini burada incelemiştim. Mümkün olduğunca bu konuda tarafsız, daha doğrusu hackerların tarafından, bakmaya çalışacağım ve bu bakışı anlatmaya uğraşacağım.

Daha önce bu konularda konuşmuş, biraz daha konuşmuş ve yazmıştım. Blogda da fırsat buldukça yazmaya çalışıyorum. Temel olarak fikirlerim aynı olsa da zaman içerisinde daha da geliştirdim ve bunlara eklenmesi gereken birçok yeni olay oldu. Bu ders sayesinde bunları bir adım daha öteye götürebilecek ve güncelleyebileceğim.

Etkinliğe kayıt olmak veya Pangea Kültür’e ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. Dersten sonra hazırladığım sunumu ve eğer bir kayıt yapılırsa kaydını da sizlerle paylaşacağım.