Bana Ne Senin Neye Taptığından?!

Zaman zaman gerçekten tahammül edemeyip böyle suratına bağırmak istiyorum kimilerinin. Başımı ağrıtmaktan başka hiçbir işe yaramadıkları yetmiyormuş gibi, bir de onların vaazını bozup karşılık vermeye kalkınca da “Ama saygı olmalı bik bik bik…” diye ötmeye başlıyorlar ya, o zaman tam sinirden kendimi parçalama noktasına geliyorum.

Eskiden böyle değildim. Tamam, inanmadığımı asla saklamazdım ama inananları da gerçekten umursamaz, mümkün olduğunca karışmamaya dikkat ederdim. Sonuçta o böyle bir şeye inanıyor ve bu şekilde yaşamayı seçmiş, bana ne ki? Ama artık bunu yapmakta gerçekten zorlanıyorum, hatta yapmak istemiyorum bile diyebilirim.

Bir süredir bu atmosferi hissediyordum. Daha doğrusu Türkiye’de alttan alta bunun olduğunu hep görüyordum ama gerçekten rahatsız edecek kadar sık karşılaşmıyordum. Ancak son zamanlarda artık dine dair bir şey duyduğumda başım ağrımaya, midem bulanmaya başladı. Tahammülüm kalmadı. Çünkü ne zaman böyle bir konu açılsa, birisinin boğazımdan aşağıya zorla bir şeyler sokmaya çalıştığı hissine kapılıyorum.

Fazla abarttığımı düşünüyorsanız bir etrafınıza bakın. Televizyonları açıp gündeme dair haber almaya çalışın bakalım. Göreceğiniz tek şey birilerinin diğerinin inancını sorgulaması, yok o benim kutsalıma inanmıyor, yok bu milletin dini belli, bak o dinsiz domuz eti yemiş… Sana ne? Bana ne? Neden ülkenin gündemi birilerinin inandığı bir şeylere göre belirlenmek zorunda? Neden yüzlerce yıl önce yazılmış masallarla ülke yönetmeye çalışıyorsunuz? Ve neden bu masalları kafama kafama sokmaya çalışıyorsunuz?

Felsefe okumayı ve çalışmayı da bu yüzden seçmiştim aslında. Din ve benzeri bütün dogma yığınlarından uzakta, hepsini rahatça tartışabileceğim ve sorgulayabileceğim bir ortamda üretebilmek için. Ama burada da durum farksız. İnançlar üzerine bir tartışma yapmaya kalktığında ya da gerçekten ne düşündüğünü belirttiğinde birileri hemen zırlamaya başlıyor. Ya da birisi kalkıp tüm felsefenin amacı zaten tanrıya ve dinlerin gösterdiklerine ulaşmak diyip birisi “yaratıcılık” kelimesini insanlar için kullandığında onu uyarma cüretini gösterebiliyor. Bu adamlarla neyin felsefesini yapıp neyi sorgulayabilirsin ki? Utanmasa Nietzsche’den başlayıp tüm filozofları müslüman yapacak adamlar kalkıp neyin felsefesini yapabilir ya da bana ne verebilir ki? Bir şey vermelerini de geçtim, bunlarla ne tartışabilirsin ki?

Bu her yerde böyle ve ben artık bıktım. Gerçekten bıktım. Birilerinin saçma sapan masallarını dünyanın en önemli şeyiymiş gibi herkese dayatmaya çalışmasından, bunlarla tüm dünyayı anlayıp yönetebileceğini zannetmesinden gına geldi artık.

Eğer inananlar haddini bilmiyorsa, din yerini bilmiyorsa bir inanmayan olarak kendi yaşam alanımı, kendi zihnimi korumaya çalışmak benim en doğal hakkım. Ve bundan sonra da bunu korumak için elimden geleni yapacağım. İsteyen istediğine inansın, ister Allah’a, ister Uçan Spagetti Canavarı’na, isterse Zeus’a, ister Odin’e. Ama benden uzakta ve bana bulaşmadan inansın. Bu hadsizler yüzünden sözlüğümden ne kadar din kökenli kelime varsa silsem mi diye düşünmeye başladım, düşünün ne kadar büyük bir bıkkınlık artık.

(PS: Eğer benim inanmam da sizi rahatsız ediyorsa bir daha benimle muhatap olmayabilirsiniz. Eğer sadece bu yüzden benimle ilgili fikirleri değişecek olan varsa zaten muhatap olmasın mümkünse.)

One thought on “Bana Ne Senin Neye Taptığından?!

Leave a Reply