Cuma Postası [02.11.2012]

*Vintage Caza – 50 Watts

Philippe Caza’nın ilk dönem çalışmalarından seçmeler, daha ne diyeyim bilemedim.

*Your Right to Own, Under Threat | Electronic Frontier Foundation

Yasanın henüz ABD’de tartışılıyor olması fırsat. Ama bir kez orada geçerse tüm dünyayı etkisine alması da an meselesi. Konuyla ilgili EFF’in kampanyası için buradan.

*An Open Letter to E-Book Retailers: Let’s have a return to common sense | TeleRead

E-kitaplar ve DRM üzerine okuduğum en güzel yazılardan birisi. Özellikle e-kitap alanında çalışanların bu yazıya bir bakıp yaptıkları işi gözden geçirmelerinde fayda var.

*No, Copyright Is Not A Human Right | Techdirt

Bu haftanın telif hakları üzerine bir diğer linki. Telif haklarını savunmak için şirketlerin ne derece delirdiğini görmek için de güzel bir yazı.

*Let’s Limit the Effect of Software Patents, Since We Can’t Eliminate Them | Wired Opinion | Wired.com

Telif hakları üzerine bu cumanın son linki Richard Stallman’dan. Stallman’ın lafı üzerine laf söylemek olmaz diyerek geçiyorum.

*Sokaklar gaz bulutundan görünmüyor mu? – PINAR ÖĞÜNÇ – Radikal

Türkiye’de asıl gündem olması gereken başlıkların hep en arka plana itilmesine alıştık artık. İnsanların hayatları söz konusuyken bile değişmez bu kural -ki en çok böyle durumlarda devreye girer. Bir insanın ne kadar yüzsüzleşebildiğini ve ne kadar rahat bir şekilde yalan söyleyebildiğini böyle zamanlar gösteriyor. Bu yazıyı da bu yüzden ekledim. Bir insanın ne kadar rahat bir şekilde tüm dünyaya karşı yalan söyleyebileceğinin notunu her yere düşmek ve daima hatırlatmak lazım.

*Privacy in Ubuntu 12.10: Amazon Ads and Data Leaks | Electronic Frontier Foundation

Her ne kadar Ubuntu en güvendiğim işletim sistemleri arasında olsa da zaman zaman böyle şeyler yapabiliyorlar. Kolay bir şekilde çözülebiliyor ancak yine de kendilerinin düzeltmesi şart.

*Another Day, Another Functional Fallout Pip-Boy Replica | Geekologie

Bir gün üretilirse kesinlikle kolumda olmasını isterim.

*All Three Branches Agree: Big Brother Is the New Normal | Threat Level | Wired.com

Belki farkında değiliz ama başlık doğru söylüyor. Alakalı bir deney için buraya bakabilirsiniz.

*The Kremlin’s New Internet Surveillance Plan Goes Live Today | Danger Room | Wired.com

Daha etkili olması için üstteki linkle birlikte okuyunuz.

*İnternet’te Kişisel Mahremiyetin Korunması için ne yapılabilir? « Yeni Medya

Kendinizi internette koruyabilmek için yapabileceklerinizden birkaç tane daha.

*Warren Ellis on futurism, the New Aesthetic, and why social media isn’t killing our children | The Verge

Warren Ellis’ten şahane bir röportaj. Özellikle New Aesthetic konusunda söyledikleri bu konuya olan ilgimi daha da arttırdı.

Önceki Postalar
Cuma Postası [26.10.2012]
Cuma Postası [19.10.2012]
Cuma Postası [05.10.2012]

ABD Seçimlerini Nasıl Takip Ediyorum

Siyasetle ilgili olmam ve dünyada olan bitene dair odun tepkiselliğinde olmamam doğal olarak ABD seçimlerini takip etmeme neden oluyor. Ancak takip etme şeklim asıl takip sebebimi biraz daha ön plana çıkartıyor ister istemez.

Bir çok ülkede artık seçimlerin büyük kısmını seçilmiş iki ya da üç grubun ortalama vatandaşın keyfini yerine getirmek üzere birbirine girmeleri oluşturuyor. Bu da seçimleri büyük prodüksiyonlu bir reality şova dönüştürüyor. Bunun bilinçli bir şekilde yapıldığını iddia etmek çok da yanlış olmayacaktır. Gerçek reality şovlarda olduğu gibi bu işin altından en iyi kalkan da ABD oluyor.

Elbette işin gerçekten siyaset olan yanı sabit ancak ön planda olan ve herkesin asıl ilgilendiği kısım bu reality şov yanı. Yoksa 6 adayın olduğu bir seçimde neden sadece Mitt ve Barack’ın adını biliyor olalım ki? (Bu cümlede geçen biz ABD de dahil tüm dünya oluyor.)

Elbette kaliteli bir reality şov olarak ABD seçimlerini takip etmek kafa dağıtmak için oldukça keyifli oluyor ancak işin asıl sevdiğim yanı insanların bu seçimlerle birlikte ürettikleri şeyler. Elbette hemen herkes bir şekilde politik bir görüşe sahip -maalesef doğuştan ezberlenen faşizanlık da bir politik görüş olarak kabul ediliyor, her ne kadar ben bir hastalık olarak görsem de- ve bunu çeşit çeşit yollarla ifade edebiliyor (tabii Türkiye’de değilseniz, o  zaman pek bir şey ifade etme şansınız yok). Anca ABD’de seçim dönemleri yaklaştıkça bu konuda ciddi bir yaratıcılık patlaması yaşanıyor. İnsanlar fikirlerini beyan etmek ya da bir görüşe karşı çıkmak için gerçekten yaratıcı yollar buluyorlar. Çoğunu hayranlıkla ve kıskançlıkla takip ediyorum (kıskançlığımın sebebi elbette yaşadığım ülkedeki muhalefet ve zeka eksikliği). Son zamanlarda oldukça başarılı şeylerle ard arda karşılaşınca bunları bir bloga toplamak iyi olur diye düşündüm. Hem bu sayede biraz da içimi dökmüş oldum.

Daha bu konuda söyleyebileceğim çok şey var ama iyice bir toparlanmaya ihtiyacı var kafamdakilerin. Seçimlerin ne kadar işe yarar olduğu ya da demokrasi denen şeye ne derece güvendiğim gibi şeyler aslında malum ama henüz tam istediğim gibi ifade edemiyorum gibi geliyor. Artık her kendisini anarşist sanan ergenin kullandığı kalıpları da kullanmaya hiç niyetim yok. Blogun bundan sonrasında ABD seçimleriyle birlikte gelen yaratıcılık dolu şeyler olacak. Videolar, webcomicler, yazılar falan. Bunların benim politik görüşlerimi yansıtmadığını söylememe gerek yok sanırım, sonuçta hiç birini ben üretmedim. Ve hayır, içinde destekleyeceğim çok şey olması da bu genel notu düşmeme engel değil.

*

*A Fan Letter to Certain Conservative Politicians

Bu yazıda John Scalzi, Cumhuriyetçilerin son zamanlarda kürtajla ilgili yaptıkları açıklamalar üzerine belki d verilebilecek en güzel cevaplardan birisini vermiş.

*xkcd: Electoral Precedent ve Congress

*Binders Full of Women

Mitt Romney’nin cinsiyetçi değilim imajı vermeye çalışırken kırdığı büyük pot ve sonrasında gelişenler.

*SMBC – October 30, 2012

*What makes a meme – Salon.com

Nathan Jurgenson, seçimlerle birlikte ortaya çıkan memeleri incelemeye almış. Burada bahsi geçen birçok şeyi kavramak için el altında durmasında fayda var.

*The Death of Fun in Politics ve The Trail of Blood on the Floor

Warren Ellis her ne kadar bir İngiliz de olsa benimle benzer bir bakışla takip ediyor ve yazıyor ABD seçimlerini. Bu yazıları ve blogu dışında özellikle seçim günü ve gecesi twitterdan da takip edilmesinde fayda var.

*

Şimdi videolar.

NOT: Bugün Cuma Postası olur mu olmaz mı henüz net değil. Eğer gelmezse bunu Cuma Postası olarak kabul edin

Cuma Postası [26.10.2012]

(Teknik olmayan sebeplerden dolayı bu saate kaldı bugün posta. Ama hâlâ cuma gününün içindeyiz. O yüzden bana göre bir sorun yok.)

*Dangerous Minds | FACEBOOK: I WANT MY FRIENDS BACK

Facebook’un gün geçtikçe daha rezil bir sosyal ağ olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini kimse inkar edemez. Ancak yukarıdaki linkte bahsedilen durum, para için kendi iskelet mantığıyla çelişmeyi bile göze aldıklarının en büyük örneği. Bu konuda bilgilenmek ve bu duruma karşı olabilecek her türlü önlemi almak hepimiz için önemli, özellikle de bir şekilde sosyal ağlar üzerinden kendisini ve ürettiklerini insanlara ulaştırmak isteyen amatör ya da bu tarz şeylere verecek parası olmayan sanatçılar ve üreten insanlar için.

*PHD Comics: What is Open Access?

PHD Comics zevkle takip ettiğim webcomiclerden birisi. Hazırladıkları bu videoda, özellikle akademide kullanılan “Open Access” teriminin ne demek olduğunu ve neden önemli olduğunu çok güzel bir şekilde anlatmışlar. Akademiklere ve copyright konularıyla ilgilenenlere duyurulur.

*Lies Writers Tell Themselves | The Awl

Mutlaka okunması ve uzak durulması gereken laflar. Uzak durmayanlar ıslak meşemle karşılaşmaya hazır olsun!

*Türkiye’nin Basın Özgürlüğü Krizi – Committee to Protect Journalists

Sanırım bunun için bir açıklama yapmama gerek yok.

*Özgür Uçkan » Zihinlerimizden evlerimize kadar uzanan bir cephe: “Siber savaş”, sivil savaş

Özgür hocam yine kalemini konuşturmuş, siber savaş üzerine şu ana kadar yazılmış en sağlam türkçe metni önümüze koymuş. Mutlaka okunmalı, tekrar tekrar okunmalı diyorum.

*Winners of the Pirate Flix Video Remix contest – Boing Boing

Cory Doctorow’un yeni çıkan Pirate Cinema kitabı için, kitabın konseptiyle de uygun olarak WORD Book Station Brooklyn ile birlikte bir remix video yarışması yapmıştı. Geçenlerde yarışmanın sonucu belli oldu ve açıkcası kazananların hepsi de şahane işler olmuş. İzlemenizde fayda var (özellikle de birinci olan videoyu).

*GİO Ödülleri 2012 | FABİSAD

Türkiye’de bilimkurgu/fantazya edebiyatının ve bu kültürün hâli hakkında ne kadar dertli olduğumu hemen herkes biliyordur. Neyse ki zaman zaman böyle güzel haberlere de denk geliyoruz. En başta FABİSAD’a böyle güzel bir şeyi başlattığı için teşekkür etmeliyim. Umarım uzun süreler devam edip bir gelenek hâlini alır. Tabii bunun olması için de bu kültürün ucundan kenarından da olsa içinde olanların biraz çaba göstermesi lazım.

Alternatif Bilişim TV – İnternette Anonimlik

Sosyal ağlarda daha önce paylaşmıştım; üyesi olduğum Alternatif Bilişim Derneği, Alternatif Bilişim TV adında bir internet kanalı başlatmıştı. Bu kanalda konuk olanlar, bilişim ve internetle ilgili uzman oldukları konularda bilgilerini tüm netdaşlarla paylaşıma açıyor. Bu da büyük ve derli toplu bir bilgi birikiminin oluşmasını sağlıyor. Takipte olmanızda fayda var.

Alternatif Bilişim TV’nin en son konuğu ise bendim. Merakla ve ihtiyaçla üzerine uzmanlaştığım internette anonimlik konusunda bildiklerimi paylaştım, temel bir şekilde de yardımcı olabilecek araçlardan bahsettim. Videoları fazla uzun tutmamak adına bu araçlar hakkında çok detaylı bilgiler veremedik ancak bu eksiği kapatmak adına yakın bir zamanda özellikle videolarda bahsi geçen araçlara dair bir bilgilendirme ve ipuçları makalesi hazırlayıp bunu Net Defteri ve blogum üzerinden paylaşacağız.

Videoları direkt olarak buradan izlemeniz de mümkün ancak başlıklarındaki linke tıklayarak Alternatif Bilişim TV’deki sayfasını ziyaret ederek orada yorumlarınızı paylaşabilir, açıklama kısmında ise videolarda bahsi geçen araçlara nasıl ulaşabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Burada daha fazla çene çalmadan sizleri videolarla baş başa bırakayım.

Bölüm 1: Sansüre Neden Karşıyız, Gizliliğe Neden İhtiyaç Var

Bölüm 2: İz bırakmadan gezinme, iletişim kurma

Bölüm 3: Tarayıcılarınızda gizlilik ve saldırılardan korunmak için kurabileceğiniz eklentiler

Bölüm 4: Sosyal ağlarda, e-postalarda nelere dikkat edebiliriz?

Cuma Postası [19.10.2012]

Bu hafta Phorm PR çalışmalarına çok ilginç hareketlerle devam ettiği için Cuma Postası’nın bir kısmını kendilerine ayırmaya karar verdim. Phorm ve TTNet’in ortaklaşa yaptığı gezinti sistemi ve Phorm’un marifetleri hakkında bir miktar makale verdikten sonra bildiğimiz Cuma Postası’yla devam edeceğiz.

*Her Şey Bu Kadar Da Phorm’alite Değil! | Bilişim Hukuku Bülteni

*Phorm’s Latest Scam: Image Request Hijacking | No Deep Packet Inspection

*Phorm: “İnternetin hainleri” | BThaber

*#Phorm ’un Yeni Reklam Yüzü Serdar Kuzuloğlu mu… – netdaş – FriendFeed (Buradaki tartışmada aklınıza gelebilecek bir çok soruya cevap mevcut.)

*A. Murat Eren’den konuyla ilgili güzel bir açıklama yazısı (Yorumları da incelemenizde fayda var.)

*Phorm suç duyurusu – Alternatif Bilişim Derneği

*PHORM ve DPI konusunda bağlantılar | enphormasyon.org

*

Şimdi sırada bildiğimiz Cuma Postası.

*Warren Ellis » Unsocial Media: The Uselessness Of Facebook And Google+

Warren Ellis’ten Facebook sayfalarının ve Google+’ın geldiği nokta üzerine bir takım yorumlar.

*Dangerous Minds | Fear and Loathing in Hunter S. Thompson’s FBI file

Neredeyse sevdiğim bir çok yazar ve sanatçının FBI dosyaları olduğunun farkındayım ama bu aralarında en ilginç olanı sanırım.

*Fighting Hackers: Everything You’ve Been Told About Passwords Is Wrong | Wired Opinion

Kullandığımız şifrelere dair verilen bilindik tavsiyelerin hemen hepsinin aslında şifreyi kırmak isteyenlerin işini daha da kolaylaştırdığını öğrenmekte fayda var. Eğer yazıyı okumak zor gelirse yazıda anlatılanları zamanında xkcd özetlemişti.

*Hauntologists mine the past for music’s future – Boing Boing

Mark Pilkington hauntology, müzik kültürü ve müziğin geleceği hakkında şahane bir makale yazmış Boing Boing’te. Belki de uzun zamandır müzik üzerine okuduğum en sağlam yazılardan birisi. Okumaya üşenmeyin ama üşenecekseniz bile en azından videolarına bakın derim.

*It’s Time To Debunk The Myth That Copyright Is Needed To Make Money – Or That It Even Makes Money | TorrentFreak

Rick Falkvinge copyright hakkındaki tüm mitleri yıkarak copyright savunucularını silahsız bırakıyor. Aslında konuya dair bilgisi olanlar için pek yeni şeyler söylemiyor ama el altında bulundurulmasında fayda var bu yazının.

*Binders Full of Women

Bunu eklemezsem rahat edemezdim. Mitt Romney’nin ABD’deki başkanlık seçimleri öncesi Obama’yla çıktığı ikinci kafes dövüşünde (sanırım en uygun tanım bu olacaktır) kırdığı büyük pot Big Bird’den sonra ikinci meme’ini yaratmasını sağladı. Ancak bu sefer durum çok daha acımasız ilerliyor.

*Inside the Mansion—and Mind— of Kim Dotcom, the Most Wanted Man on the Net | Threat Level

Kim Dotcom hakkında herkesin bir fikri ve yorumu var. Herkes rahatça konuşuyor. Bir de işin içerisine girip de ondan bahsedenler var, çok az olsa da. İşte onlardan birisi Wired’ın Threat Level bölümü için oldukça geniş bir makale yazmış. Dotcom hakkında kendi fikrinizi oluşturabilmek için okunmasında fayda var.

*Çocuklara daha ‘enfes’ kitaplar bulamadınız mı? – Türkiye – Radikal

Kitaplarda yazılan fikirlerin ortalama bir Türk ırkçısının (yani sokakta karşılaşabileceğiniz herhangi birisinin) zihninden çıktığı ortada. Ancak buna rağmen kitapları anonim bir şekilde yayınlamaya ihtiyaç duymaları garip geldi. Sonuçta yasaların genellikle böyle şeyleri ödüllendirdiği bir ülkedeyiz, saklanacak neyi olabilir ki bunları yazanların?

Gerçi şöyle bakınca isimsiz kalmayı istemeleri çok mantıklı; kişiler hakkında yapılan yorumlara genel olarak bakınca bir ezilmişlik, bir aşağılık kompleksi, bir kendini küçük görme durumu söz konusu. “Gavur yapıyor, biz izliyoruz. Madem yapamıyoruz bir şey bok atarız biz de.” mantığı fazlasıyla belli ediyor kendisini. E bunu yazarak kendisini küçük düşürdüğünü farketmiş olabilir belki yazar, o yüzden daha fazla rezil olmamak için anonim kalmıştır herhalde.

L.I.N.U.X.

GNU/LINUX konusunda fan seviyesinde takıntılı olduğum malum zaten. Punk belki eskisi kadar dinlemiyorum ama sevgim ve saygım asla bitmez kendisine. Oi Polloi de fazlasıyla sevdiğim punk gruplarındandır. Ama punk ve Linux’un bir araya gelmesinin bu kadar mükemmel bir sonuç ortaya çıkarabileceğini hiç düşünmemiştim açıkcası. Karşınızda Oi Polloi’nin yeni albümünden L.I.N.U.X.

*

Bu arada ufak da bir hatırlatma yapayım. Phorm ve TTNet’in bir araya gelerek gezinti adı altında yaptıklarını ve Alternatif Bilişim Derneği’nin buna karşı başlattığı kampanyayı mutlaka duymuşsunuzdur. Eğer duymadıysanız ya da hâlâ kampanyaya imza atmadıysanız hemen http://enphormasyon.org adresine girin. Hem Phorm’un yaptıkları hakkında ‘gerçek’ bilgileri edinin hem de imza kampanyasına katılın.

Ve bu konuda sakın bir takım PR kampanyalarına, advertorial tadındaki aklama yazılarına ya da beceriksizce yapılmaya çalışılan dezenformasyonlara kanmayın. Çünkü söz konusu olan bizim gizliliğimiz ve özelimiz.

‘Humble ebook Bundle’ ve Başka Şeyler

Humble Bundle diye güzel bir yer var, daha önce duymuş olanlarınız olabilir. Duymayanlar için özetleyecek olursam, bu ekip belirli aralıklarla özel bir paket hazırlıyorlar. Bu paketler kimi zaman müzik, kimi zaman oyun, kimi zaman program kimi zaman da e-booklardan oluşuyor. Amaç hem pakedin içeriğini yaratanlara gönlünüzden geçen bir miktarı ödemek hem de her paket için özel seçilen derneklere veya yardım kuruluşlarına bağışta bulunmak. Ne kadar ödemek istediğiniz ise tamamen size kalmış durumda. Daha fazla bilgi veya kendinize bir bundle almak için sitelerine buradan bakabilirsiniz.

Bundan bahsetmemin sebebi ise cuma günü kardeşimden gelen bir mail. Kendisi son bundle olan Humble ebook Bundle’ı bana hediye olarak almış. Pakedin içindeki kitapları görünce neden bu bundle’ı seçtiğini daha iyi anladım.

Hem kendisine bir kez daha teşekkür etmek hem de böyle güzel bir projeden sizleri haberdar etmek için bunu yazayım dedim.

*

Bu arada bu hafta Cuma Postası giremedim, onun için bir özür dilemem lazım. Ancak özellikle birkaç işle fazlasıyla meşgul olduğum için vakit bulamadığımı da bilin. Özellikle aylardır üzerinde çalıştığım bir tanesinde gerçekten sona yaklaşmış olmanın heyecanı ve stresi de bu aksamanın başlıca sebeplerinden birisi. Neyse ki bu yoğun ve kendi kendime gereksiz stres yaptığım dönemde Gökim sayesinde bir takım manyakça hareketlerden uzak durabiliyorum. O olmasa yapabileceklerime tanık olmak istemezdiniz.

*

Neyse, pazar pazar ancak bu kadar yazabildim. Kapanışı The Coup’un yeni klibiyle yapıyorum. Her zamanki gibi şahane bir iş çıkartmışlar da bu kadar zamandır yeni albüm için beklediğimize değmiş diyebiliyorum.

[Infographic] Filozoflar Arası İlişkiler

 

Simon Raper tarafından yapılan bu çalışma, felsefe tarihindeki tüm bağlantıları ve esinlenmeleri bir grafik hâline getirmiş. Grafik üzerindeki renklerle dönemleri, çemberlerle filozofları ve aralarındaki çizgiler ile de bağlantılarını gösteren bu çalışma belki de şu ana kadar çıkartılmış en kapsamlı -ve de en güzel görünen- felsefe tarihi haritası.

Gephi yardımıyla yaptığı bu çalışmada Wikipedia’nın sağladığı bilgi havuzunu kullanan Simon, haritanın tam hâlini herkesle paylaştığı gibi, bizlere de benzer bir çalışmayı nasıl yapabileceğimizi anlatıyor. Bu sayede hem kontrol amaçlı tekrar deneme yapmak isteyenlere hem de farklı konularda aynısını yapmak isteyenlere yolu göstermiş oluyor.

Hem fazlasıyla kullanışlı hem de görünüm açısından oldukça güzel bir iş çıkarmış. Her ne kadar bazı bölgelerde incelerken zorlansam da böyle bir şeyin el altında olması bile güzel. Felsefe okumalarına girişirken harita olarak da kullanabilirsiniz, sırf güzel görünüyor diye poster olarak da. Orası size kalmış.

KAYNAK ve HARİTAYA ULAŞMAK İÇİN: http://drunks-and-lampposts.com/2012/06/13/graphing-the-history-of-philosophy/

Cuma Postası [05.10.2012]

(Dün de bahsettiğim gibi cuma postası bundan sonra hafta boyu üzerine çok konuşamadığım ya da yazmaya fırsatımın olmadığı linklerin bir derlemesi olacak.)

* xkcd: Click and Drag

Aslında bu çokça dolandı ortalıkta ama hâlâ tamamını okuduğumdan emin değilim. Randall’ı düzenli takip ediyorum ve zaten şahane işler çıkartıyor ama sanırım bu işiyle webcomic mevzusunun ciddi bir seviye atlamasını sağladı.

*Odd Things Happen When You Chop Up Cities And Stack Them Sideways

Böyle bir şeyi yapma ihtiyacını neden duymuş hiç bir fikrim yok ama iyi ki yapmış. “Bir şehir hakkında, çok basit bir işlemle, bu kadar çok bilgi edinebilmek”ten yola çıkarak gidilebilecek bir çok yer var ama onları da ben söylemeyeyim isterseniz.

*diegokuffer | Crononauta

Yorum yapmayacağım bununla ilgili. Sadece keyfini çıkarın.

*The Line it is Drawn #107 – Comic Book Characters Mashed Up With Stephen King Stories!

Mash-up güzel şey, sevdiğim şeylerin dahil olduğu mash-uplar ise çok daha güzel oluyor doğal olarak. Benim tek yapmam gerekense bu linki Cuma Postası’na koymak. PS: Favorim Misery ile The Shining.

*Clay Shirky: How the Internet will (one day) transform government

Herkesin internet ve sosyal medyaya dair fikrinin olduğu bir dönemdeyiz malum. Herkes internetin gücü hakkında yorum yapıyor, onun etkilerini çok iyi analiz ediyor, geleceğini görebiliyor falan filan. Yine de Clay Shirky’ye bir kulak verin derim. Siz yine şahanesiniz, süper teorisyensiniz ama farklı fikirlere de bir kulak vermekte yarar var.

*Your God Is Not Strong | Good Morning, Sinners… with Warren Ellis

Warren Ellis hakkında fikirlerimi tekrar tekrar dile getirip sizi sıkmak istemiyorum ama Vice’da yazmaya başladığını duyurmazsam rahat edemezdim.Her zamanki tarzı ve tavrıyla şahane yazılar çıkartıyor ortaya. Ancak bu haftaki yazısı ortalamanın da üstünde bir şahaneliğe sahip. Mutlaka okunmalı.

*Rapture of The Nerds – Download For Free

Cory Doctorow ve Charlie Stross’un daha önce burada bahsettiğim ortak çalışması çıktı. Doğal olarak e-book hâli de geldi. Her zamanki gibi internetten CC lisanslı hâlini, istediğiniz formatta indirmeniz mümkün. İyi okumalar!

[Buraya Nükleer Füze Başlığı Gelecek]

Tamam, biliyorum, ağustostan bu yana hiç bir şey yazmadım buraya ama dönüşüm güzel olsun istedim. Ne kadar oldu orasından çok emin değilim ama yenilenmiş bir hâlde karşınızdayım.

En başta farkedeceğiniz üzere, adresi değiştirdik. Böylesinin daha iyi olacağını düşündüm yaptım, başka sebebi yok. Arşivin tamamı da burada, o konuda bir sıkıntı yok. Eski adresi kısa bir süreliğine daha aktif tutacağım ama ardından blog bir tek burada olacak.

Bundan sonra burası daha sık güncelleneceğinden, daha temiz ve okunması rahat bir görünüme geçiş yaptım, görünümde ufak tefek değişikliklere gittim. Kalabalık ve boğucu olmasındansa böyle sade ve yazılanlara odaklı bir temanın bundan sonrası için daha uygun olduğunu düşünüyorum. Bir de hakkımda kısmını baştan yazdım, isteyen kontrol edebilir.

Cuma Postası’na devam edeceğim ancak bundan sonra sadece link derlemesi olarak planlıyorum, bir nevi haftanın bookmarklarını toplayacağım oraya.

Bunların dışında verebileceğim pek yeni haber yok bu cepheden, daha doğrusu haberler henüz verilmeye uygun değiller. Ama yakın zamanda duyurulabilecek hâle geleceklerini umuyoruz.

*

Bloguma son vermeden önce şu anda gündemin tepesinde olan Suriye ve tezkere konusunda da bir şeyler yazayım diyorum ama maalesef her şey tahmin ettiğim ve Türkiye’nin siyasi mantığının zerre dışına çıkmadan gerçekleştiği için diyecek bir şey bulamıyorum. Farklı olarak diyebileceğim tek şey böyle zamanlarda insanların dediklerinin dikkatli dinlenmesi gerektiği. Böyle histeri zamanlarında beyinlerinin ne kadar çalıştığını anlamak çok kolay oluyor çünkü.

Bir de şu;

*

Durum bundan ibaret anlayacağınız. I’m back in town!