DEFCON Güzeldir

DEFCON; hacker kültürüne meraklı olan, o kültürün içinde olan ya da teknolojiyle arası iyi olan hemen herkesin ismini duyduğu bir etkinlik. Bir çoğunun da fırsatı olduğunda gittiği ya da gitmek istediği (ben de gitmek isteyenler arasındayım). Dün akşam bu belgeseli bulduğum an başına oturdum, en azından DEFCON hakkında düşündüklerimin ne kadarının doğru olduğunu görmek istedim. Ve belgesel bittikten sonra yanılmadığımı gördüm.

Yine de insan böyle şeyleri yaşadığı ülkede göremeyince üzülüyor. Gerçi Türkiye’de hacker diye gazetelere çıkartılanları gördükten sonra çok da şaşırmamak lazım.

* * *

Bugün paylaşmak istediğim bir diğer video Cory Doctorow’dan. Konuşma biraz eski (2011’den), ancak mevcut tartışmaları düşünecek olursak tekrar izlenmesi ve üzerine düşünülmesi gerekiyor. Bu videoyu çocuğu olanlar, çocuklarla iç içe bir hayat geçirenler ve öğretmenler mutlaka izlemeli bana göre.

[İnternet Notları] İnternetin de Özel Hayatın da Sonu Gelmedi

Konuyla pek alakası yok gibi ama bence yakıştı.
Konuyla pek alakası yok gibi ama bence yakıştı.

Büyük bir kısmınız bilgisayar kullanmayı bilmiyorsunuz.

Daha açık konuşayım; büyük bir kısmınız Facebook, Twitter, Youtube, GMail, Skype kullanmayı, belki biraz da Windows ve Office kullanmayı biliyor. Bir de nasıl oyun oynayabileceğini. Ancak gerçekten bilgisayar kullanmayı bilmiyorsunuz. Gerçekten elinizin altındaki teknolojinin ne işe yaradığından, onunla neler yapabileceğinizden bihabersiniz. Bu aletin sizin kullandığınızdan başka türlü kullanılmasının imkansız olduğunu düşünüyorsunuz. İçinde Windows olmadan bilgisayarların çalışmayacağını zanneden bilgisayar satıcılarıyla, GMail ya da diğer büyük mail şirketleri olmadan mail gönderemeyeceğini zanneden insanlarla dolu ortalık.

Ve şimdi de “Gizliliğimiz kalmadı, devletler her şeyimizi takip ediyor, kaçacak yerimiz yok!” diyerek kıyamet tellalığı yapıyorsunuz. Facebook, GMail vs devletlerle anlaşma yaptığı, onlara gizli bilgilerinizi verdiği ve sizler de basit birkaç alışkanlığınızı değiştirmekten korktuğunuz için internetin sonunun geldiğini zannediyorsunuz.

Açıkcası böyle yazılar, yorumlar gördüğümde artık katlanamıyorum. Sizin bilgisayar kullanmayı bilmiyor oluşunuz ve öğrenmeye hiç niyetiniz olmayışı zaten şu an sizi takip eden devletlerin ve şirketlerin kendilerini güvende hissetmesinin en büyük sebebi. Oysa siz bunu değiştirmek yerine insanların korkmasını ve teslim olmasını sağlayacak şeyler söylüyorsunuz. Böyle davrandığınız zaman da gerçekten bir şeylerin değişmesini isteyip istemediğinizden şüphe ediyorum.

Her şey sizin elinizde ve eğer bir şeyler değişmiyorsa da bunun sorumlusu bir anlamda sizlersiniz. Eğer gerçekten özel hayatınızı korumak istiyorsanız, gerçekten iletişim ve ifade özgürlüğünüzün olmasını istiyorsanız çaba göstermeniz gerekiyor. Oturduğunuz yerden, hiçbir şeyi değiştirmeyerek “Kıyamet kopuyor!” diye bağırmayı bırakmanız gerekiyor.

Gerçekten bu durumun değişmesini istiyorsanız basit tavsiyeler vereceğim.

*Bilgisayar kullanmayı (bilgisayarın içine akıllı telefonlarınız, tabletleriniz de dahil) gerçekten öğrenmeye çalışın. Emin olun biraz çaba gösterdikten sonra her şeyin çok daha kolay bir hâle geldiğini göreceksiniz. Ve kullanmayı öğrendikçe, aslında bunca zaman tembellik yaptığınız için kendinize kızacaksınız.

*Alışkanlıklarınızı değiştirin. İnterneti ve bilgisayarları sadece birkaç web sitesi ve programdan ibaret görmeyin. Aramalarınızı Google’dan değil de DuckDuckGo‘dan yapın mesela, Facebook’ta her şeyinizi paylaşmayı bırakın, çok basit şifreleme yöntemleriyle gerçekten önemsediğiniz maillerinizi şifreleyip gönderin, hard diskinizi TrueCrypt ile şifreleyin, özel chatlerinizi Pidgin’e Off-The-Record kurarak yapın. Çok daha fazlasını kolayca nasıl yapacağınızı anlatan rehberler internette mevcut; bulun, uygulayın (denk geldikçe ben de paylaşıyorum bu tarz rehberleri).

Bunların hepsi aslında evinize girip çıktıktan sonra kapınızı kilitlemek kadar basit şeyler ve öğrendikten sonra çok kolay ve hızlıca halledilebilir. Eğer evden daha hızlı çıkayım diyerek kapınızı kilitlememezlik yapmıyorsanız, birkaç saniyenizi de mailinizi şifreleyip göndermeye ayırabilirsiniz.

*Öğrenmekten, araştırmaktan ve değişiklikten korkmayın; takıldığınız an sorun birilerine. Mutlaka internette size yardım etmeye gönüllü birçok insan çıkacaktır karşınıza.

*Güvenlik ve anonimlik amaçlı yazılımları herkesin rahatça kullanabileceği hâle getirmeye çalışan yığınla güzel insan var ortada, onlara destek olun. Mailpile, Heml.is, Tor aklıma ilk gelen örnekler. Bu insanlar sizin rahatça ve özgürce internette dolaşabilmeniz için çalışıyor. Elinizden geldiğince bu insanlara destek olun.

*Birçok dernek ya da grup bizim ifade özgürlüğümüzü ve özel hayatımızı yasal yollardan korumak için çalışıyor. Onların sesinin daha yüksek çıkması ve daha çok iş yapabilmeleri için destek olun, yardım edin. Örneğin Türkiye’de Alternatif Bilişim Derneği var, Avrupa’da bu konuda çalışan derneklerin bir araya geldiği EDRi var, İngiltere merkezli Article 19 var, dünya çapında çalışan EFF var. Bu insanlara maddi-manevi destek vermeye çalışın.

*İnsanları korkutacak ve umutsuzluğa sürükleyecek şeyleri değil, onlara çaba gösterme gücü verecek şeyleri paylaşın. İnsanlara bir şeyler yapabileceklerini ve bu durumu değiştirmelerinin mümkün olduğunu söyleyen şeyleri paylaşın. Çünkü gerçekten de bunu değiştirmek mümkün ve aksini söyleyen insanların sesi daha yüksek çıktığı için insanlar bunun farkında değil.

Oyuncular Direnirse

kapak1

Fareler Oyunda dergisinin ikinci sayısı, olağanüstü koşulların etkisiyle biraz geç de olsa çıktı. Bu sayının başlığı ‘Direniş Oyunu’. 31 Mayıstan bu yana olan bitenlere oyunların ve oyuncuların gözünden bakan bir sayı olmuş.

Derginin bu sayısına, Getting Up isimli oyun üzerine yazdığım bir yazıyla katkıda bulundum. Piyasa adına eski olan ancak benim için hiç eskimeyen bir oyun Getting Up. Üstelik hikayesi ve detaylarıyla da gayet direnişçi diyebileceğimiz bir oyundu. Böyle bir sayıya yazacak daha uygun bir oyun gelmemişti aklıma.

Derginin PDF ve Flash hâline (flash bir-iki gün içinde geliyormuş) buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca yazılar da parça parça Fareler Oyunda bloguna yükleniyor. Aşağıda da benim yazımdan tadımlık bir bölüm var.

Polislerin her yerde oluşu, elinde sprey boyayla gezen birisine bile copla ve silahla saldırması, kimi zaman sizi döverken “Art is a crime!” (“Sanat suçtur!”) şeklinde sözler söylemeleri ve her yerdeki kameraların sizi sürekli izlediği hissini vermesi; yaşadığımız ülkelerin gerçek yüzlerini bir oyun senaryosuna taşımaktan fazlası değil. Bu oyunu oynamadan önce çevresindeki kameraları ve ortalıkta dolanan polisleri çok fazla önemsemeyen birisinin oyundan sonra aynı derecede rahat olabileceğini pek zannetmiyorum. Çünkü oyun size graffiti yapın ya da yapmayın, ‘suç’ işleyin ya da işlemeyin, onların her an etrafınızda olduğu ve sizi her daim bir tehlike olarak gördükleri gerçeğini çok iyi yansıtıyor.

Cuma Postası [16.08.2013]

Cuma Postası için bir çözüm yolu aradığımdan bahsetmiştim. Readlists, şu ana kadar karşıma çıkan en verimli yöntem. Bu arkadaşın en sevdiğim özelliği linkleri ve içlerindeki makaleleri tek bir e-kitap dosyası gibi indirebilmenizi sağlaması. Genellikle Cuma Postası’ndaki makaleler uzun olduğu için sizlere bir kolaylık sağlayacağını umuyorum. Yeni formatla ilgili fikirlerinizi yorumlarla paylaşırsanız, yorumlarınıza göre bu şekilde devam edip etmeme konusundaki kararımı verebilirim.

E-kitapların Bitmeyen Çilesi

Futuristika’da yeni yazım yayınlandı. Bu yazıda uzun zamandır beni rahatsız eden ama oturup yazmaya bir türlü fırsat bulamadığım bir konuya değindim. E-kitapları kendilerine karşı bir tehdit olarak gören ve bir an önce onlardan kurtulmak isteyenler bu yazının bir numaralı hedefi oldu.

Yazıda bu konuda hemen her şeyi söylediğim için ekleyebileceğim pek bir şey yok.

E-kitapların yaşadığı sıkıntının sebebi de bu korku aslında. İnsanlar alışkanlıklarından kopmak istemiyor. Yeni bir şeyler öğrenmek onlar için zor geliyor. Azınlıkta olan bir kesim de, elindeki ya da kitaplığındaki kitabıyla artık hava atamayacağı için korkuyor. Kendileri için kutsal kabul ettikleri mekanları kaybetmek istemiyorlar. Edebiyatın, kitapların herkes için ulaşılabilir olmasını istemiyorlar. Kurdukları yapının yıkılmasını istemiyorlar, çünkü her şeylerini o yapıya bağlamış durumdalar.

Gelecek Korkusu ve E-Kitapların Çektikleri | [Futuristika!]

Hack Kültürü ve Hacktivizm (@altbilisim E-kitap)

hack_kulturu_ve_hacktivizm_b

“Hack Kültürü ve Hacktivizm – Mustafa Akgül’e Armağan” isimli e-kitap, geçtiğimiz sene Alternatif Bilişim Derneği’nin gerçekleştirdiği Hack-Con I panelinin meyvesi. Oldukça güzel geçen panelin sonucu olarak yine oldukça güzel ve değerli makalelerin bir araya geldiği bir e-kitap ortaya çıktı. Bu kitapta benim de hacker kültürü ve etiği üzerine yazdığım “Hackerlara bir karşı kültür olarak bakmak” isimli makalem bulunuyor.

Kitap, Creative Commons ile lisanslı ve ücretsiz olarak dağıtılmakta. Kitabı PDF ya da LaTex olarak indirmek için buraya tıklayabilirsiniz. Ayrıca sitede yine Alternatif Bilişim Derneği’nin yayınladığı diğer e-kitaplar da ücretsiz olarak indirilebilir.

EK (12.08.2013 – 21:39): Kitabı epub olarak indirmek isterseniz Işık Mater dönüştürüp buraya yükledi. Mobi olarak isterseniz Özgür Uçkan dönüştürüp buraya yükledi.

Eğer kitabı basılı olarak edinmek isterseniz, aşağıdaki (ya da linkteki) duyuru metninde yer alan mail adresinden Alternatif Bilişim Derneği’ne ulaşıp talebinizi iletebilirsiniz.

Kitabın Goodreads sayfası ise burada.

Kitabın duyuru metni ve içindekiler kısmı şöyle:

Bir yıl önce gerçekleştirdiğimiz HackCon I etkinliği oldukça verimli tartışmalara vesile oldu. Her toplantıda olduğu gibi, süre kısıtı nedeniyle sözler biraz eksik kaldı. Bu kitap yarım kalan sözlerin kısmen tamamlanması ya da derli toplu bir özeti anlamına geliyor. Toplantımıza katılan, bu derlemeye yazılarını veren tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz.

Kitabın birbirinden değerli yazarları sayesinde konuyu hemen her boyutu ile ele almaya çalıştık. Hack kültürü ve hackerların ülkemizde ve dünyada çarpıtılmış bir kavram içine sıkıştırılmasını eleştirmeye ve toplumda oluşan negatif algıyı değiştirmeye yardımcı olacak bir içerik hazırlamaya özen gösterdik. Konuyu tarihsel, sosyolojik, güncel, politik ve kültürel yönleri ile tartışan yazılar seçtik. Hackerlığı bilgisayar korsanlığına indirgeyen düzeysiz tartışmaları bir tarafa atıp, Türkiye’de de bu olgunun hakettiği gibi tartışılması hedefledik.

Kitabımızın bir de özel anlamı var. Değerli hocamız Mustafa Akgül, yaşamı ve bıkıp usanmadan peşinden koştuğu idealleri ile Türkiye’de toplumun ve özellikle de egemenlerin İnternet’e ilişkin negatif algısını değiştirmeye uğraştı, uğraşmaya da devam ediyor. Jargona uyacak olursak bu algıyı hacklemeye çabalıyor. Bir şeyleri değiştirmenin, yönetime katılmanın, karar verici politikacı ve bürokratları ortak aklın, bilimin aydınlığına uydurmanın oldukça zor olduğu bu ülkede bu çabanın kendisi büyük bir başarı örneğidir. Maalesef kamu ve siyasetçiler tarafında bu çabalar duvarlara çarpmaya devam etmekte, neticeler alması uzun süreler almakta. Ama biz zaten bu mücadelenin uzun soluklu olduğunu yine Akgül hocamıza bakarak öğreniyoruz. Kendi payımıza bu çabaların neticesiz kalmadığını bu çalışmayla göstermek istedik. Bu kitabı kendisine armağan ediyoruz.

Kendisiyle yanyana olmak bizim için hem bir onur hem de büyük bir şans.

Mücadelemizde sayısız başarıları birlikte tatmak dileğiyle..

Teşekkürler Akgül hoca.

Alternatif Bilişim Derneği

Basılı kitap talebi için: bilgi@alternatifbilisim.org

Hack Kültürü ve Hacktivizm: Yeni bir Siyaset Biçimi

Derleme

Temmuz 2013, 95 Sayfa

Derleyen: Ali Rıza Keleş, Yetkin Sal

Yayına hazırlayan: Işık Barış Fidaner

Kapak Tasarımı: : Himmet Doğan

Düzelti: Mutlu Binark, Gamze Göker, İlden Dirini

ISBN: 978 – 605 – 62169 – 4 – 7

Yazıların hakları yazarlara aittir.

Kitabın LaTeX kodları CC Attribution-NonCommercial 3.0 Unported License altındadır.

İçindekiler

Sunuş
Yetkin Sal

Önsöz
Ali Rıza Keleş

Hacker Etiği
Gökşin Akdeniz

Hackerlara bir karşı kültür olarak bakmak
Ahmet Sabancı

Hacktivizm
Pınar Demirkıran

“Hacker”lık üzerine birkaç gözlem
Erkan Saka

Hacker’lar: Viral Kültürün “Semantik Gerillalar”ı mı, Enformasyon Toplumunun Veri Hırsızları mı?
Özgür Uçkan

Hack’ikatin Red’di
Ulvi Yaman

Dijital Aktivizmin Sınır Boyunda Hacktivizm: Anonymous ve RedHack örnekleri
Özgür Uçkan

Şifreleme silahları için bir çağrı
Julian Assange (Çeviri: K. Deniz Öğüt)

Anonim’in Tasavvuru
Seda Gürses (Çeviri: Senem Emirzeoğlu)

Gerilla Açık Erişim Manifestosu
Aaron Swartz (Çeviri: Işık Barış Fidaner)

Hacker Manifestosu
Mentor (Çeviri: Işık Barış Fidaner)

Kırmızı hapı seçmek
Işık Barış Fidaner

İnternetin yaramaz çocukları: Hacker’lar
Gamze Göker

Mustafa Akgül: Aktivistlere şifreleme tekniklerini öğretmeliyiz!
Söyleşi: Gamze Göker- Mutlu Binark

Velev ki Sapığız, Size Ne?

sel

Toplumumuzun hastalıklı yapısının babaya verdiği sınırsız gücü, onu baba olarak nitelendirerek devlete de bahşetmesi yüzünden yine saçma sapan bir davayla daha mücadele etmek zorunda kaldı Sel Yayıncılık.

Olayın özeti şu: Sel Yayıncılık, Guillaume Apollinaire’in “Genç Bir Don Juan’ın Maceraları” adlı kitabını yayınladı. Yazarın tüm kitaplarının AP tarafından “Dünya Kültür Mirası” listesine alınmış olmasına rağmen Yargıtay, bu kitapların müstehcen olduğunu ve edebi eser olarak kabul edilemeyeceğini söyleyerek Sel Yayıncılık’ın sahibi İrfan Sancı’yı ve kitabın çevirmeni İsmail Yerguz’u 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıyla yargılamaya karar verdi.

* * *

Konuyla ilgili diğer yorumlarımı yapmadan önce not düşmem gereken ilginç bir detay daha var. İrfan Sancı, tebliğin 5 Temmuz’da ellerine ulaştığını söyledi. Peki Anadolu Ajans neden bu haberi 4 Ağustos’ta yeni bir şeymiş gibi servis etmeye karar verdi? AA’nın son zamanlarda geçirdiği evrim ve geldiği konum hepimizin malumu. İnsan ister istemez şüpheleniyor.

* * *

Şimdi bir düşünün; bir devlet (ya da o devleti temsilen kim varsa artık), yayınladığınız kitabın ahlaksızca olduğuna karar veriyor, bunun bir edebi eser olamayacağını söylüyor ve sizi bu kitabı yayınladığınız/çevirdiğiniz için hapse atmak istiyor. Bu durumu düşününce aklıma gelen ilk soruları bölümleyerek yazıyorum aşağıya, cevabını bilen versin.

1) Bir kurum olarak devletin, neyin ahlaklı neyin ahlaksız olduğuna dair yargıda bulunmasının imkanı yoktur, olamaz. Devletin evrensel ahlak yasaları belirlemek gibi bir görevi mi var? Devletin ahlak felsefecilerinden oluşan ve tüm toplum için ahlak kuralları belirleyen gizli bir ekibi mi var? Eğer böyle bir ekip varsa, aynı ahlak kurallarını paylaşmıyor olmanın diğerini ahlaksız değil, farklı bir ahlak yapısına sahip insan yapacağını bilmiyor mu? Ahlaksızlık diye bir şeyin temelde mümkün olamayacağının farkında değiller mi?

2) Devlet neden edebiyat eleştirmenliği rolü üstlenmeye başladı? Hangi kitabın edebi olduğuna, hangisinin olmadığına neden mahkemeler karar veriyor? Yargıtay 14. Ceza Dairesi kitabı beğenmediği için mi böyle bir şeye kalkışıyor? Bu kadar gereksiz bir davayı gören hakimin, savcının gülüp davayı düşürmesi gerekmez mi? Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin, dünyanın birçok edebiyat eleştirmeninden ve kuramcısından daha uzman kişilere sahip bir kadrosu mu var?

3) Velev ki kitap müstehcen, yazarı sapığın önde gideni; size ne? Bunlar ne zamandan beridir hapisle cezalandırılacak şeyler oldu? Gerçekten edebiyatı hapisle cezalandıracak kadar kontrolü kaybettiniz mi? Müstehcen bir kitap yayınlamanın hapisle cezalandırılmasının sebebi nedir? Bir kitabın size göre ‘sapıkça ifadeler barındırması’, ne zamandan beridir ifade özgürlüğünü hiçe saymak için geçerli bir sebep oldu?

4) Önce CinSel Kitaplar serisinden bazı kitaplar, sonra Burroughs, şimdi de Apollinaire. Sel Yayıncılık genel olarak rahatsız mı ediyor sizi? Yoksa ahlak yapılarınız uyuşmadığı için tesadüf mü bunlar?

* * *

Son olarak diyeceğim şu, boşa çabalıyorsunuz. Asla tüm dünyayı tek bir ahlak yapısına sokamayacaksınız. Sizin o bildiğinizi zannettiğiniz insanın doğasına aykırı bu çabanız. Ne kadar zorlarsanız zorlayın, bunun gerçekleştiğini göremeyeceksiniz. Birileri mutlaka sizden farklı düşünecek, farklı yaşayacak, farklı şeyler söyleyecek. Sizin yaptıklarınız ise sadece sizden daha fazla nefret edilmesine yol açacak.