#OccupyGezi – #DirenGeziParkı

Watch live streaming video from revoltistanbul at livestream.com



CUMA POSTASI [26.05.2013]

Ayşe Arman ve Hacker Korkusu

Hacker bu deYil!
Hacker bu deYil!

Başımıza ne gelirse kendisine gazeteci deyip de gazeteciliğin ne olduğundan bihaber, sırf sansasyon ve para uğruna haber yapanlar yüzünden geliyor. Zerre araştırma yapmadan, yazdıklarının anlamını bilmeden ve karşısındakinin söylediklerinin arka planını araştırmadan haber yaptığını zannedenlerin basının büyük bir kesimini oluşturması da zaten gazetelerle aramın olmamasının en büyük sebebi.

Ama bazen internette birazdan inceleyeceğim tarzda örneklerle karşılaşıyorum. Saçımı başımı yoluyordum eskiden bunları gördükçe. Artık bunun yerine tek tek bunlardaki hataları ve boşlukları ifşa etmeye karar verdim. Böylesi daha eğlenceli olacak gibi.

Bugünün konuğu Ayşe Arman. Yanına ‘güya hacker’ bir arkadaşı almış ve röportaj yapmış. Bir bakalım neler var bu röportajda.


Önce bir giriş kısmına bakalım. Ayşe Arman, bilgisayarlara birkaç programla sızabilen bir arkadaşın ‘büyük birader’ olduğunu ve 1984’te yazanların bu adamla gerçekleştiğini iddia ediyor.  Bu arkadaşın büyük biraderle uzaktan yakından bir alakası yok, olmasına da imkan yok. Biraz program kullanmayı bilen birisini ‘büyük birader’ olarak nitelemesi zaten 1984 romanından da, ‘büyük birader’in ne anlama geldiğinden de habersiz olduğunu gösteriyor. Gerçek ‘büyük biraderleri’ görmek isteyen varsa buraya, buraya, buraya ve buraya bakabilir.

İnsanın zerre bilgisinin olmadığı ve araştırma ihtiyacı hissetmediği bir konuda haber yapmaya kalkmasının sonucunda böyle hatalar yapması normal. Zaten karşısına aldığı script-kiddie de bunun farkına varmış olacak ki abarttıkça abartmış kendisini. Kullandığı birkaç basit programla yaptıklarını büyük bir marifetmiş gibi gösterip hiç bilmeyen birinin yine hiç bilmeyenlere okutacağı röportajdan kendisine ekmek çıkartmış. Ayşe Arman gibiler için oldukça akıllıca bir yöntem. Eleman kendisini pazarlamayı biliyormuş belli ki, bu konuda da Ayşe Arman’ı güzelce kullanmış.

Arkadaşın yaptığını anlattığı şeylerin neden çok büyük bir marifet ya da abartılacak bir şey olmadığını konuyla biraz alakası olan herkes biliyordur. Ancak bilmeyenler için kısa bir özet geçmem gerekirse; bu yaptığı işlerin hepsi için hazır scriptler ve yazılımlar var. Az çok bilgisayar kullanmayı bilen herkesin yapabileceği şeyler bu bahsettikleri. Eğer bana inanmıyorsanız şu siteye bir bakabilirsiniz, aradığınızdan çok daha fazlası burada mevcut. (Oradan kullanacağınız her şeyin sorumluluğu sizdedir. Ben sadece söylediklerimin arkasının boş olmadığını kanıtlamak için link veriyorum.)

En büyük sorun ise röportajda yapılan hacker tanımı. Daha önce yaşadığım bir olay yüzünden yazdığım blogda bu konuya kısmen değinmiştim, Dijital Aktivizm seminerinin 3. hafta videosunda da bu konu hakkında konuştum. Özetle bu arkadaşın fikren ya da taktik açısından hacker olmakla uzaktan yakından bir alakası yok. Hacker dediğimiz insanlar para karşılığı birisinin özel hayatına müdahale etmeleri teklif edildiğinde bunu hakaret olarak görüp sizi kovalarlar, bu kadar nettir bu konudaki tavırları. Bu adamın hacker olarak adlandırılması gerçek hackerlara hakarettir (aksini düşünen Hackerspace‘deki arkadaşlardan birisine gidip teklif etsin bakalım ne cevap alacaklar). Keşke Ayşe Arman da en azından wikipedia’ya bir baksaydı da böyle bir röportajı hazırlamadan önce iki kere düşünseydi.


Dürüst olmam gerekirse, röportaj tam da Ayşe Arman’dan ve popüler medyadan bekleyeceğim tarzda bir iş olmuş. Klişeler ard arda dizilmiş, gerçek bilgi ya da araştırma adına hiçbir şey yok ve sadece sansasyon yaratma amacıyla yapılmış. Bu tarzda birçok röportaj ya da köşe yazısı medyada yer buldu ancak en son ve incelemesi en güzel örneklerden birisi olduğundan dolayı bunu örnek olarak aldım.

Yakın zamanda bu konuda bir düzelme beklemiyorum basında ama en azından birileri hacker olduğunu iddia ettiğinde ya da hackerlar üzerine bir şey yazacaklarında birkaç kere düşünüp hareket etseler güzel olur.

GAZETECİLERİMİZE BAŞLANGIÇ İÇİN OKUMA ÖNERİLERİ

  • Ghost in the Wires – Kevin Mitnick
  • Bir Hacker Manifestosu – McKenzie Wark
  • The Hacker Crackdown: Law & Disorder on the Electronic Frontier – Bruce Sterling
  • Hackers – Steven Levy
  • Şifrepunk – Julian Assange

CUMA POSTASI [25.05.2013]

İnternet Notları > Kişisel Bilgi Torbacılığı Oyunu: Data Dealer

DD_LOGO00_white

Büyük şirketlerin sizin bilgileriniz üzerinden zengin olması canınızı mı sıkıyor? “Benim bilgim değil mi, neden parasını ben kazanmıyorum?” mu diyorsunuz? Yoksa sadece bir süreliğine o şirketlerin başındaki birisinin nasıl hissettiğini mi deneyimlemek istiyorsunuz? Kısmen de olsa bir çözüm artık var.

Kasıtlı olarak bir reklam havası verdiğim girişten sonra asıl konuya geçelim. Henüz demo aşamasında olan, ancak buna rağmen çok büyük (ve eğlenceli) bir geleceği olduğuna beni inandıran bir oyun keşfettim. Oyunun adı Data Dealer. Bildiğimiz tarayıcı oyunlarından birisi gibi görünen ve yapısı itibarıyla biraz Farmville tarzı oyunları, biraz da Game Dev Tycoon gibi oyunları anımsatan bir oyun bu. Amacınızsa insanların bilgileri üzerinden para kazanan bir şirketi (oyundaki adıyla imparatorluğu) yönetmek.

Data Dealer henüz demo aşamasında olduğu için oyun içerisinde çok fazla hareket imkanı sağlamıyor ama temel birçok şeyi yaparak hem oyunun amacını anlayabiliyorsunuz, hem de ileride nasıl bir oyun oynayabileceğinize dair bir izlenime sahip oluyorsunuz. Demo versiyonunda, oyunun ortaları sayılabilecek bir yerden başlıyorsunuz. İmparatorluğunuzun temeli atılmış, size bilgi sağlayan şirketleriniz ve bunları paraya dönüştürmek için kurumlarla kurduğunuz bağlantılarınız hazır. Size sadece bundan sonrasında yapılacakları belirlemek kalıyor.

datadealer_screenshot01_empire

Oyunun demosundan edindiğim ilk izlenim, tam hâlinin beni uzunca bir süre bağımlısı yapabileceği oldu. Zekice kurgulanmış bir yapısı var ve insana kendini uzunca süre oynatabilecek bir temele sahip. Ayrıca oyunun geliştirilmeye ve içerisine ekler yerleştirilebilmeye müsait, oldukça geniş bir alanı var.

Fikrin ve muhtemel senaryosunun (ekleneceğini söylemişler) ilhamının nereden geldiğini de sanırım söylememe gerek yok. Kullandığımız birçok sosyal ağ ya da web hizmetinden birisinin başındaki adam olarak düşünebilirsiniz orada kendinizi (büyük hedefleri olanlar Google CEO’su olarak hayal edebilirler). Data Dealer elbette gerçekçi bir yapı vermiyor, ancak gerçekte olup bitenlerdeki temel mantığı anlamanıza ve nelerin döndüğünü daha iyi görebilmenize bir imkan sağlıyor.

Oyun şu an demo versiyonunda olduğu için söylenebilecek çok fazla söz yok. Ancak tam sürümü çıktığında büyük bir keyifle oynayacağıma eminim. Demo sürümü denemek veya oyun hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz Data Dealer’ın sitesi burada. Eğer bu oyunda anlatılan konu ilginizi çektiyse ve bu konudaki bilginizi genişletmek istiyorsanız buraya, buraya, buraya veya buraya bakarak bir başlangıç yapabilirsiniz.

CUMA POSTASI [18.05.2013]

Okunacak: Hacking Politics

Henüz yeni yayınlandığı için okumaya başlayamadım ama önceden haber vermek için kitap hakkında bir şeyler yazmak iyi olur.

Hacking Politics (tam adıyla Hacking Politics: How Geeks, Progressives, the Tea Party, Gamers, Anarchists and Suits Teamed Up to Defeat SOPA and Save the Internet), internetin getirdiği iletişim ve örgütlenme gücünün en büyük örneklerinden birisi olan SOPA karşıtı protestolar üzerine bir kitap. Kitapta o dönemi, bizzat hareketin içerisinde olan insanlardan okuyorsunuz. Kitapta bulunan isimlerden bazıları; Aaron Swartz, Larry Lessig, Zoe Lofgren, Mike Masnick, Kim Dotcom, Nicole Powers, Tiffiny Cheng, Alexis Ohanian ve Cory Doctorow. Yaşananları bizzat mücadelenin içinde olanlardan dinleyebilmek oldukça güzel olacak.

Hacking Politics; SOPA karşıtı hareketi, bizlere öğrettiklerini ve bununla bağlantılı olarak politik mücadelelerin günümüzdeki gelişimini incelemek açısından oldukça önemli bir kitap gibi görünüyor. Kitabı bitirdikten sonra detaylı bir kritik ve beyin fırtınası yazısı da yazacağım.

Şimdilik ekleyebileceğim çok fazla bir şey yok kitap hakkında. Kitabı, ödemek istediğiniz ücreti kendiniz belirleyerek, OR Books’tan alabilirsiniz.

Basscharmer – Eternity EP

Basschamer - Eternity EP - cover

Basscharmer, kardeşim Sabri’nin müzik projelerinde kullandığı ismi. Kimileriniz kendisini Youtube kanalı agunZagun‘dan tanıyor olabilirsiniz belki. Neyse, bugün kendisinden bahsetmemin sebebi yaptığı müzikler.

Sabri aslında uzun zamandır müzikle ilgileniyor ve kendisine en uygun tarzı bulmaya çalışıyordu. Birçok deneyimine bizzat tanık olduğum için de geçtiği aşamaları iyi biliyorum denilebilir. Kısa zamanda meraklı olduğu konularda kendisini eğitip istediğini üretebilecek noktaya gelebiliyor, özellikle de müzik konusunda. Bu noktada onu kıskanmıyorum desem yalan olur. Uzun zamandır farklı tarzlar arasında gidip geldikten sonra, -bana göre- kendisi için en uygun olanı buldu artık.

Tarzına ne tam olarak dubstep demek uygun sanırım ne de drum ‘n bass. Bana göre ikisinin arasında kendisine uygun bir sentez yakaladı ve orada gidiyor. Aynı zamanda yaptığı müziklerde sevdiğim bir diğer nokta da atmosferik bir hava yakalamayı becermiş olması. Şarkılarını dinlerken, gerçekten de şarkıya verdiği ismin atmosferini hissediyorsunuz (en azından ben hissediyorum).

Eternity EP ise uzun süredir Bandcamp hesabından yayında, ancak ismi çok fazla duyulmadığı için eskimiş sayılmaz. Bu EP bana göre herhangi bir space opera ya da military sci-fi için şahane bir soundtrack olabilir. Albümün ve şarkılarının ismi de bunu az çok belli ediyor zaten. Şarkılarındaki atmosferik hava ve bassları kullanma şekli, dinlemesi oldukça keyifli bir EP’nin ortaya çıkmasını sağlamış bana göre.

Eğer dubstep/drum ‘n bass seviyor ya da ambient kıvamındaki eletronik müziklerden hoşlanıyorsanız bence bir şans vermenizde fayda var. EP’yi Bandcamp’te (ücretsiz de dahil olmak üzere) fiyatı kendiniz belirleyerek indirebiliyorsunuz. Eğer biraz tadına bakmak isterseniz üstteki play tuşuna basabilirsiniz. Yaptığı diğer çalışmaları görmek için de Soundcloud hesabı burada.

Bitirmeden önce bonus olarak yaptığı son müziklerden birisini ekleyeyim. Sırf ismi için bile sevilmeyi hak eden bir şarkı bana göre.

CUMA POSTASI [09.05.2013]

Son Zamanlarda Yaptıklarımın Derlemesi

Aslında burada bahsedeceğim konuların her birini ayrı ayrı bloglar hâlinde yazmayı düşünüyordum. Ancak yapılacaklar listesi fazlasıyla kabarık olunca sürekli arkaya atıldılar ve sonunda tek bir blog olarak birleşmeye karar verdiler. Bir bakalım neler olmuş (hemen hemen) son bir ayda.


En başta Sarphan Uzunoğlu’nun düzenlediği Yeni Medya ve Dijital Aktivizm seminerleri vardı. Hâlâ devam etmekte olan seminerlerin ilk dört dersinin üçüne konuk olarak katıldım ve bolca çene çaldım. Kiminde kalabalık, kiminde azdık ama sonuç olarak her biri oldukça keyifli geçti. Bundan sonrakilerde de fırsat buldukça bulunmaya çalışacağım ama şimdilik kesin bir şey söylememe imkan yok.

Watch live streaming video from revoltistanbul at livestream.com

İlk haftanın dersi genel bir giriş şeklinde olmuştu. Seminerlerin kapsamını, nelerin konuşulacağını, neler yapılacağını vs. konuştuk. Şahane insan Memed Cemil’in de orada olmasıyla beklenmedik bir şekilde seminerlere güzel bir ek geldi ve bu ek ilk meyvesini seminerlerin canlı yayını ve bu 1 Mayısta organize edilen canlı yayınlarla verdi.

Watch live streaming video from revoltistanbul at livestream.com

Üçüncü haftayı iki bölüm hâlinde yaptık. İlk bölümde ağırlıklı olarak Sarphan sol hareketler ve yeni medya ilişkisi üzerinde durdu, ben de arada söze girip kendi fikirlerimi söyledim. İkinci bölümde ise hacktivizm ve hacker kültürü temelinde sözü ben devraldım ve bu konuda kendi bakış açımı -sonraki haftanın dersine de bir giriş olacak şekilde- anlattım. İnternet üzerinden izleyenlerin sorduğu sorularla daha da interaktif bir hâle gelmesi de bu haftanın ayrı bir güzelliği olmuştu.

Dördüncü haftanın (maalesef henüz kayıt yok) ana konusu Wikileaks ve şifrepunklardı. Bu konuda doğal olarak Şifrepunk kitabını temele alarak ve kitabın üzerinden geçen zamanda da olan bitenleri ekleyerek kripto, gizlilik, kişisel verilerin önemi gibi başlıklar altında bir bölüm yaptık. Bu haftada biraz da hasta olmamın verdiği bir kafa toparlama sıkıntısı yaşadığımı hissettim ama genel olarak yine keyifli bir gün olmuştu. En kısa zamanda kayıt da gelirse paylaşacağım.


Bunların yanı sıra, İnternet Haftası etkinlikleri kapsamında 18 Nisanda Bilgi Üniversitesi Özgür Yazılım Kulübü’nün davetlisi olarak Bilgi Üniversitesindeydim. Erkan Saka hocanın davetiyle kulüple birlikte hocamızın #PUB204 dersine konuk olduk.

Bilgi’deki panelde genel olarak internetteki güvenlik sıkıntılarına, gizliliğe gelen tehditlere ve yakın gelecekte internette neler olabileceğine değindikten sonra özgür yazılımın ve Linux’un öneminden bahsettim. Linux ve özgür yazılım konusunu işlerken aynı zamanda kendi bilgisayarımdan da hem güvenlik adına hem de Linux’a yeni başlamaya niyetli olanlar için kolay kullanım adına ufak bir Linux gösterisi yaptım. Dürüst olmam gerekirse bu kısımda kendimi biraz Linux misyoneri gibi hissettim (ve bundan oldukça keyif aldım).

Her ne kadar sadece ders için gelmiş olanlar bir süre sonra ayrılsalar da -ki gayet normal, konuyla ilgisi olmayan birisinden zorla kalmasını bekleyemeyiz- güzel bir panel oldu. Bir şekilde hem bu konularda bir şeyler anlatmış olmak hem de birilerinin ilk defa Linux’la karşılaşmasını sağlamış olmak güzel bir duyguydu.

Bu etkinliğin gerçekleşmesini sağladıkları için BilgiGNU ekibine ve Erkan Saka’ya teşekkür ediyorum. Ayrıca bir tavsiye; BilgiGNU ekibini de takibe alın. Oldukça güzel işler yapıyorlar ve yapmaya devam edecekler. Özellikle çıkartmaya başladıkları FabuLinux dergisini çok sevdim ve bir sonraki sayısının gelmesini dört gözle bekliyorum.


Bunların dışında ay boyunca yaptıklarım genellikle okumak, yazmak ve birtakım işler üzerine çalışmaktan ibaretti. Henüz kendisi hakkında detaylı bilgi veremeyeceğim bir projenin de yavaş yavaş güzel bir noktaya yaklaştığını söyleyeyim. Eğer umduğumuz gibi giderse, yakın zamanda buradan güzel haberler vereceğim sizlere.

Özetle geçtiğimiz ayın durumu budur.