Çapul TV’de Dijital Gözetim ve Sansür Yasasını Konuştuk

manset-alt-bilisimder

Dün Alternatif Bilişim Derneği olarak Çapul TV’nin Çapulcu Bülteni programına konuk olduk. Ben, Ali Rıza Keleş, Işık Mater, Barış Büyükakyol ve Orkut Murat Yılmaz; meclisten geçen yeni 5651 düzenlemesini ve bunun nelere yol açabileceğini konuştuk.

1 saatlik güzel bir sohbet oldu, konuya birçok farklı açıdan bakabildik ve oldukça eğlendik. Programı izlemek isterseniz buraya tıklayın (maalesef embed kodu olmadığı için direkt ekleyemedim).

Sendika.org da programın bir özetini çıkartmış. Eğer şu an izlemeye vakitm yok diyorsanız burada bir özet mevcut.

The New Censorship Bill in Turkey

2014 started with a new bill proposal against free speech and internet freedom in Turkey. Down below, you can see what this new regulations brings if it passes. This list copied from Pirate Party Turkey’s blog post, which you can read here.

  • New methods of blocking “harmful” content will be implemented. Rather than censoring the entire website, these methods will target the direct URL of infringing sites.
  • Content that “denigrates particular sections of the society on account of social status, race, religion, sect, gender, region of origin” will be treated as a crime that warrants censorship.
  • The Internet Service Providers will be required to keep track of personal data and conduct sweeping surveillance on behalf of the government.
  • The new blocking methods will make it impossible to access the censored content by merely changing DNS settings.
  • The changes bear the possibility to outlaw any blogs in Turkey other than food, fashion, and travel blogs. Those that include political commentary in particular will be suspect.
  • New regulations will harm the Internet Service Providers who will, then, likely move their operations outside of Turkey.
  • Social media sites that our Prime Minister has characterized as “Menace called Twitter” and “Ugly technology Facebook” will be censored much easier.
  • Citizen journalism and independent media will be hit hardest.

If you’re a journalist interested about this topic and detailed Turkish material works for you, you can see the Alternative Informatics Association’s declaration about this. Our friends translating this to English right now and I’ll link the translation here too.

UPDATE 1: Alternative Informatics Association’s declaration about this bill is translated. You can read and share it from here.

UPDATE 2: There’s another English article published about this topic on DW. I gave opinions to this article and you can read it here.

Also activists planning an march against censorship on Jan. 18th. There isn’t so much detail on this topic but I’ll write here if anything happens.

Also yesterday night, Vimeo.com has blocked in Turkey with court order. We don’t know main reason but some rumors says this is about an video of PM Erdoğan’s family. I’ll update this topic too.

UPDATE 3: Another English article published at Wall Street Journal’s Europe Blogs, which you can read it here. Also Pirate Party Germany published a declaration about this bill, you can see it here (English and German).

I’ll update this post whenever some breaking news happens or new English material arrives. Latest Update: 14.01.2014 – 13:12

2013 Listeler Listesi vol. 2

CAG’de 2013’e veda törenlerinin ikinci ve son kısmıyla karşınızdayım. (Kaçırdıysanız ilk bölüm burada.)

Ancak ikinci kısıma geçmeden önce ilk bölüme yetişmeyen bir yıl sonu yazımı sizlere duyurayım. Geekyapar’ın bir kanalı olan ve benim de yazarı olduğum Faux Play için bu yılın bana göre en iyi oyununu yazdım. Ona da buradan ulaşabilirsiniz.

Bu bölümde internetteki güzel insanların, ekiplerin yaptıkları 2013 listelerini derledim sizin için. Her birinin odak noktası farklı, 2013’e bakışı farklı ve ben de farklılıkları seven birisiyim.

Buyrun.

* * *

Top 10 of 2013 – The New Inquiry

Bu yıl keşfettiğim ve keyifle takip etmeye başladığım e-dergi The New Inquiry, bu yıl en çok tıklanan yazılarının bir listesini yapmış. Yayınladıkları her makale birbirinden lezzetli oluyor, yakında kendileriyle ilgili bir kritik yazacağım ama TNI ile şimdiden tanışmak isteyenler bu listeyle başlayabilir.

Laurie Penny: The 20 best online pieces of 2013

Laurie Penny, yazdıklarını dikkatle takip ettiğim gazetecilerden birisi. Elbette onun yaptığı böyle güzel bir listeyi de görünce buraya dahil etmezsem olmazdı. Oldukça başarılı bir derleme yapmış, birçok önemli makaleyi bir araya getirmiş. Geçen yılın güzel bir özeti olarak sayılabilir bu derleme.

Swartz, Fracking, Manning, GMO: 13 most underreported news stories of 2013 — RT News

RT ilginç bir derleme yapmış ve geçtiğimiz yılın hakkında en az konuşulan ve yazılan haberlerini derlemiş. Listeyi incelerken fark ettim; hakkında az konuşulanlar dedikleri bu haberler Türkiye’de ya hiç konuşulmamış ya da bu haberlere şöyle bir dokunulup geçilmiş.

The 13 Best Movies You Didn’t See in 2013 | Underwire | Wired.com

Wired gerçekten isminin hakkını veren bir liste yapmış. Gerçekten de hiç birini izlemedim bu filmlerin.

‘The Hobbit’ Most Pirated Film of 2013 | TorrentFreak

TorrentFreak bu yıl torrentten en çok indirilen filmlerini listelemiş. The Hobbit’in zirvede olması çok şaşırtmadı.

Türkiye’de İnternet’in 2013 Durumu – Alternatif Bilişim Derneği

Alternatif Bilişim Derneği’nin 2013 sonlarına doğru yayınladığı durum raporu, Türkiye’de internetin ve biz netizenlerin başına neler geldiğini ve yakın zamanda nelerin gelebileceğini özetliyor. “Geçtiğimiz sene internet ne hâldeydi?” sorusunun cevabı burada.

2013 in Review – Electronic Frontier Foundation

EFF de blog serisi olarak geçtiğimiz yılın özetini çıkartmış. İnternetin tüm dünyada geçtiğimiz yıl yaşadıklarının özeti de burada.

Ve yılın son blog postunda sizi güldürecek bir 2013 derlemesi. Herkese mutlu yıllar!

2013 Listeler Listesi vol. 1

2013’ü de bitirmek üzereyiz. Şöyle bir geriye doğru bakınca bu yılın da diğerlerine kıyasla çok fazla farkı yoktu diyebilirim. Ne ararsak vardı, kimisinden çok daha fazla oldu, olmasını çok istediğimiz bazılarıysa hiç görünmedi.

Kişisel anlamda güzel bir yıldı; aktif olduğum, bazı projelerin rafta durmaktan çıkıp eyleme geçmeye başladığı (Mesnetsiz gibi) bir yıl oldu, umarım 2014’te bunlardan daha da fazla olacak. Elbette geriye baktığımda “Keşke şunu yapmasaydım” dediklerim de oldu ama en azından bunların farkına varabildim.

Yılın sonunda iki bölümlük bir özet çıkartmaya karar verdim. Birinci kısımda kişisel listelerim, daha doğrusu kullandığım bazı araçların benim için çıkarttığı listeler olacak. Bu yıl kendim bir şeyler yazmaya üşendiğim için bu yolu seçtim. İkinci kısımda da başka insanların çıkarttığı güzel listeleri derleyeceğim. Bu şekilde 2013’ü kapatıp blogu 2014’e hazır hâle getirmiş olmayı umuyorum.

Şimdi ilk kısımla başlayalım. (İkinci kısım burada.)

* * *

Blogda 2013

Yukarıdaki link WordPress’in CAG için hazırladığı 2013 raporuna götürecek sizi. Blogun en hareketli ve keyifli yılıydı demek mümkün. Herkese çok teşekkürler.

Twitter’da 2013

Vizify’ın ilginç video yapma aracını deneyerek bir Twitter özeti çıkarttım. Eğlenceli bir şey oldu.

Tumblr’da 2013

Yukarıdaki link de sizi Tumblr’da yıl boyu yaptıklarımın bir özetine götürecek. Her ayın en çok ilgi çeken postunu derleyecek bir sistem yapmışlar. Siz de kendi blogunuzda denemek isterseniz linki orada var.

This is My Jam’de 2013

Sevdiğim müzik paylaşma platformlarından olan This is My Jam’de yıl boyu paylaştıklarımın bir özetine de linkten bakabilirsiniz.

2013 Mix

8tracks’te yıl boyu çok dinlediğim, beğendiğim müziklerden bir mix yaptım, aşağıdaki playerdan dinleyebilirsiniz.

2013’te Gelenler from ahmetasabanci on 8tracks Radio.

[İnternet Notları] Daha da Girmem Facebook’a!

Facebook; insanların gizliliğine hiç saygı duymaması, insanların özel hayatlarını değersiz görmelerini sağlayıp onlardan gelir elde etmeye çalışması ve birçok başka sebepten dolayı sevmeye sevmeye kullandığım bir siteydi. Kullanmak zorunda olmamın en önemli sebebiyse çevremdeki bazı insanlarla iletişim kurabilmemin mümkün olduğu tek yer olması ve okulumun bazı duyuruları sadece Facebook grubundan yapmanın yeterli olacağını düşünmesiydi.

Ancak bugün olanlardan sonra Facebook’la tüm ilişkimi koparmaya karar verdim.

* * *

Birkaç gün önce Self-Destructing Cookies adındaki Firefox add-on’unu kullanmaya karar verdim. Bu uygulamayı kullanmak istememin sebebiyse birçok internet sitesinin tarayıcıma yerleştirdiği cookieler aracılığıyla beni internette gittiğim her yerde takip etmelerini engellemekti. Bir siteyi ya da sosyal ağı kullanıyor olmam, ona internette yaptığım her şeyi takip etme izni verdiğim anlamına gelmiyordu sonuçta.

Ancak Facebook bu yaptığımdan pek memnun olmamıştı. Bugün sabah tarayıcımı açıp Facebook’a girmek istediğimde bana bu bilgisayardan ilk defa bağlandığım için hesabımı geçici olarak dondurduğunu ve bazı güvenlik testlerinden geçmeden hesabımı tekrar aktifleştirmeyeceğini söyledi. Duruma anlam veremediğim için mobilden kontrol etmek istedim ancak Android uygulamasını açar açmaz uygulama hesabımdan çıktı ve hesabımın dondurulduğunu söyledi.

Hesabı tekrar aktifleştirmek istediğimdeyse işler daha da karıştı. Önce basit bir captcha sorusu sordu. Rahatça cevaplayıp sonraki adıma geçtiğimdeyse bana iki seçenek sundu: Gizli soruyu cevaplamak veya arkadaşlarımı fotoğraflardan tanıyıp eşleştirmek. İkincisi Facebook’un yüz tanıma arşivine hizmet vermek anlamına geleceği için asla böyle bir şey yapmayacaktım. Gizli soruyu cevaplamak ise imkansızdı çünkü böyle bir soru eklediğimi hatırlamıyordum ve soruya vermiş olabileceğim tüm cevaplar da yanlış çıkıyordu. Eğer 8 yaşındayken yaşadığım sokağın hangisi olduğunu Facebook benden daha iyi bildiğini iddia ediyorsa bana susmak düşerdi zaten.

* * *

Facebook’un gizliliğe ve özelimize bilgisayarda ve mobilde nasıl saldırdığını hep biliyordum. Facebook’la ilişkimi kısıtlı tutarak bunu kendi adıma minimumda tutmaya çalışıyordum ama şu durumda Facebook’un gizliliğime böyle ağzı sulanmış bir şekilde saldırması son damla oldu. Benden istediklerinin her biri benim bu konulardaki tavrımla ters düşmem anlamına geliyordu. Bunu yapmaya da hiç niyetim yok.

Ayrıca Facebook, cookielerin kaybolmasına tepki gösteren tek site oldu. Ne Google, ne Twitter, ne de bir başka site bana herhangi bir sorun çıkartmadı günlerdir. Anlaşılan Facebook her seferinde bu konularda ne kadar vahşi olduğunu göstermek zorunda hissediyor.

Sözün özü, bundan sonra Facebook ile hiçbir bağlantım olmayacak. Bir şekilde hesabımı tamamen silmelerini sağlayıp kurtaracağım kendimi. Bir daha hesap açmayı da düşünmüyorum. Zaten kendisinden kurtulmak için bir bahane arıyordum, onu da bana kendi elleriyle vermesi daha güzel oldu.

[Pazar Müziği] Ben Prunty – FTL

Bu pazar sizlerle bir albüm paylaşmak istedim. Çünkü bu albüme, özellikle bu hafta, resmen bağlandım. Çoğu zaman elim başka bir şey açmaya gitmedi. Ve aralarından herhangi birisini de seçemedim.

Albüm, en sevdiğim oyunlardan birisi olan FTL: Faster Than Light’ın soundtracki. Tahminimce oyunu oynamış olanların aklında çalmaya başladı bile müzikleri. Oyunla mükemmel bir uyumunun olmasının yanı sıra, tek başına da dinlemesi oldukça keyifli bir albüm. Ayrıca bir şeyler yazacağınız/yaratacağınız zamanlar için de tavsiye ederim, motive edici bir etkisi oluyor.

* * *

This sunday, I’m sharing a full album with you. Because I couldn’t listen anything else this week and I couldn’t choose a song from it.

Album is the OST of FTL: Faster Than Light, one of my favourite games. If you’ve played the game, some songs started to play in your brain right now. Songs goes perfect with the game but that doesn’t mean you can’t listen them by itself. Also you should listen this album when you’re going to write/create something, it helps you to focus better (at least helps me).

Apollinaire Davası (Şimdilik) Sona Erdi

Daha önce blogda bahsettiğim Apollinaire davasının bugün son duruşması görüldü. Aslında buna son demek biraz iyimser bir yaklaşım olacak çünkü kesin bir karar verilmedi. Davadan 5 yıl erteleme gibi bir karar çıktı. Bu da şu anlama geliyor; eğer Sel Yayıncılık, İrfan Sancı ve İsmail Yerguz “uslu dururlarsa” dava düşecek. Ancak benzeri bir dava daha olur ve ceza alırlarsa bu dava tekrar açılabilecek.

Dürüst olmam gerekirse tam da beklediğim tarzda bir karar çıktı davadan. Hüküm giydirilirse Avrupa’dan ve ifade özgürlüğü destekçilerinden tepki alacaklardı. Beraat verme şanslarının olmadığını da hakim bizzat mahkemede dile getirdi.

https://twitter.com/korayloker/status/412887015689314304

Konuyla ilgili Twitter’da görüp önemli bulduğum birkaç tweeti ve avasas‘ın gönderdiği duruşma tutanağı fotoğrafını da buraya ekleyerek, en azından bu konuyla ilgili derli toplu bir arşiv yaratmak dışında yapabileceğim pek bir şey yok. Bu konuda daha önce ne düşündüğümü dile getirmiştim zaten.

https://twitter.com/korayloker/status/412888431531143168

https://twitter.com/korayloker/status/412888873828888576

Apollinaire Duruşma Tutanağı

Telif Hakları, Botlara Bırakılamayacak Kadar Ciddi Bir Meseledir

Telif hakları konusu özellikle ilgilendiğim alanlardan birisi. Yakın zamanda bu konuda uzun soluklu birkaç makale yazma planım olsa da, bu konuda geçtiğimiz günlerde karşıma çıkan iki benzer olayı sizlerle paylaşmak istedim.

* * *

Şirketler, internet üzerinde telif haklarını korumak adına her türlü saçma hareketi yapıyor. Bunlardan en büyüğüyse, yazılımlar/botlar aracılığıyla internette kendi telif haklarını ihlal eden şeyleri bulup bunların kaldırılması için otomatik işlemler başlatmak. Bu sistem her ne kadar akıllıca ve işe yarar bir yöntem gibi görünüyor olsa da oldukça sinir bozucu sorunlara neden olmakta.

Botlar, belirli bir kelime grubunu, metin örneğini ya da dosya parçasını internetin her yerinde arayıp bunların linklerini otomatik olarak toplayıp DMCA notice denilen raporlar hazırlamakta. Yani bot kendine verilene benzer bir şey bulduğunda, bunun kaldırılması için yetkili kimseye, ona bir uyarı gönderiyor. Ancak bunu yapanın bir bot olması, çoğu zaman aradığı şeyle hiç alakası olmayan şeyleri raporlamasına veya yanlış raporlar yaratarak başkalarına zarar vermesine neden oluyor.

Bunlardan birincisi Cory Doctorow’un Homeland isimli romanının başına gelenler. Cory Doctorow, basılı ve e-kitap olarak romanlarını satmasının yanı sıra, aynı kitapları kendi sitesinden Creative Commons lisanslı olarak dağıtıyor. Ancak Homeland romanı, bir isim benzerliği yüzünden sansürlenme riskiyle karşı karşıya kalmış. Buna sebep olansa Fox yayın grubunun botları. Botlar, Homeland isimli Fox grubu dizisinin indirme linklerini ararken “Homeland” ve “download” kelimelerini bir arada gördükleri için Doctorow’un romanı olan Homeland’in indirme linkleri için de DMCA raporları oluşturuyor ve bunları Google’a gönderiyor. Neyse ki bu hatayı birileri fark ediyor da, daha büyük bir sıkıntı oluşmadan sorun çözülüyor.

Buna benzer bir başka sorun da Youtube’da yaşanıyor. Benzer botlar, Youtube üzerinde ses ve video araması yaparak şirketlerin telif haklarını ihlal eden videoları arayıp bunlara DMCA raporu oluşturuyor. Ancak bu Youtube’da kendi emeğiyle video üreten birçok kişinin başının ağrımasına neden olmakta. Bunun bir örneğini aşağıdaki tweetlerde görebilirsiniz:

Youtube’un en sevilen ve çok izlenen kanalları genellikle Lets Play videoları çeken kanallar oluyor. Bu kanallarda insanlar oyun oynuyor ve bunu video olarak yayınlıyor. Normal koşullarda oyunun kendisi Fair Use kapsamına girdiği için oyun firmaları bir sıkıntı olmuyor. Ancak oyunun soundtrackindeki şarkılar, yani oyunun parçası olan sesler bu botlara takılınca, bu tarz saçma durumlar yaşanabiliyor. Son tweetteyse botların bu işi nasıl becerdiğini ben bile anlayamadım.

* * *

Telif hakları bahanesiyle internette istediğini yapabileceğini zanneden şirketlerin, interneti kontrol edebilmek için ellerinden geleni yapmaya çalışmaları aslında bu olayların yaşanmasının en temel sebebi. Bu konuda dünyanın hiçbir yerinde yeterli, mantıklı ve büyük şirketler yerine küçük/alternatif sanatçıları koruyan düzenlemeler yok. Eğer bu konuda dik başlı olmaz ve kendi haklarımızı korumak için uğraşmazsak; yapılacak tek düzenleme, şirketlere daha da vahşileşme hakkı verenler olacak (bkz: ACTA, CISPA, TPP…).

Elbette bu konudaki tek çözümün yasal düzenlemeler olduğunu düşünmüyorum ancak bu tarz konularda kısa yazılar yazmanın getirdiği en büyük sıkıntı da bu, konuya dair tüm detayları ve fikirleri anlatmak mümkün olmuyor. Ancak yine de bu konuda en azından koşulları eşitleyebilecek ve bu tarz hataların(!) yapılmasının önüne geçecek düzenlemelerin sağlıklı bir çözüm yolu olduğu ortada.

[Pazar Müziği] Basscharmer – We Don’t Go To Ravenholm

Basscharmer (Sabri E. Sabancı) yeni EP’si ‘P is for Pluto’yu bugün yayınladı. Benim EP’deki favorilerimden birisi olan ‘We Don’t Go To Ravenholm’ da bu pazarın müziği oldu. EP’nin tamamını playerdaki linkten ya da buradan albümün sayfasına giderek dinleyebilirsiniz. Beğenirseniz Bandcamp üzerinden DRM-free olarak satın almanızı da tavsiye ederim.

* * *

Basscharmer‘s new EP ‘P is for Pluto’ goes online today. Because of this, one of my favourite songs from EP, ‘We Don’t Go To Ravenholm’ became the song of this sunday. You can listen all songs from EP here. If you like it, you can buy it from there too.

Neden Artık Bimeks’ten Hiçbir Şey Almayacağız

Teknik olarak bir mağazanın amacı müşterilerine mümkün olan en iyi hizmeti vermek ve müşteri herhangi bir sorun yaşarsa bunu olabilecek en hızlı şekilde çözmektir. Yani yaptığı işi hakkıyla gerçekleştirmektir. Ancak bazen öyle şeyler başımıza geliyor ki, mağazaların asıl amaçlarının müşterilerin acı çekmesini ve kendilerinden asla alışveriş yapmamalarını sağlamak olduğunu düşünmeye başlıyorum. Mesela Bimeks’in asıl amacının artık bu olduğundan neredeyse eminim.

* * *

Bimeks, uzun zamandır alışveriş yaptığımız bir mağazaydı. Fiyat olsun, aldıklarımızın sağlamlığı olsun hiçbir sorun yaşamamıştık ve bu yüzden de iyi bir hizmet verdiklerini düşünüyorduk. Ancak ne zaman bir sorun yaşadık, bir anda her şey tersine döndü.

Bimeks; her alışverişinizde, o alışverişin bir miktarını hediye çeki olarak size iade ediyor. Biz de iki ay önce Metrocity’deki şubelerine giderek, bu çeklerden birisini kullanarak bir kahve makinası aldık kendilerinden. Ancak makinada bir üretim hatası olduğu için iade etmek zorunda kaldık. İadeyi sorunsuz olarak aldılar ve bize bedelini hediye çeki olarak verdiklerini söylediler. İşte her şey burada tersine dönmeye başladı.

Önce telefona gelmesi gereken mesajların hiç birisi gelmedi. İki ayrı hediye çekine bölünmüş olarak iadeyi gerçekleştirecekleri için iki mesaj, yani iki kod, gelmesi gerekiyordu. Ancak bunlardan bize ulaşan olmadı, ki yaz başında yaptığımız telefon alışverişinde çekler biz ödemeyi yapar yapmaz gelmişti. Bunun üzerine müşteri hizmetleriyle telefon görüşmeleri yaptık ama tahmin edeceğiniz üzere her biri ayrı bir azaptı. Telefondakiler sorunumun ne olduğunu anlamakta zorlanıyorlardı, anladığım kadarıyla senkronize bir şikayet kayıt sistemleri olmadığı için her telefonda sıkıntımı tekrar anlatmak zorunda kalıyordum. Tüm bu çabalarım ve en azından 5 telefon görüşmemin sonunda (tam sayı muhtemelen daha fazla ama unuttum) kodlardan sadece düşük meblağda olanı edinebildik. Telefondakiler başka bir hediye çekimizin olmadığını iddia ediyorlardı. Ancak benim elimdeki iade faturası bunun tam tersini söylüyordu.

Bunun üzerine Metrocity’deki şubeye gittim. Orada Müşteri Hizmetleri’ndeki arkadaş, iadeyi alandan farklı birisiydi, iadeyi alan kişinin benim telefon numaramı sisteme girmediğini ve bu yüzden mesajların gelmediğini söyledi. (Bana net bir şekilde bunun diğer arkadaşın hatası olduğunu söyledi.) Telefon numaramı verdim ve kısa bir süre içerisinde mesajların geleceğini söyledi. Bir süre orada bekledim, en azından sorun çözülürse teşekkür ederim diye ancak gelen herhangi bir mesaj olmadı. Bunun üzerine kendisine bilgi verdim ve ayrıldım. Bana muhtemelen gün içinde geleceğini söyledi. Herhangi bir mesaj o gün gelmedi ama akşama doğru Bimeks Müşteri Hizmetleri beni arayıp zaten bana verdikleri düşük meblağdaki hediye kodunu tekrar verdi. Neden aynı kodu tekrar verdiklerini sorduğumdaysa iki çekin birleştirildiği gibi bir şey söylediler. Ben de herhalde yalan değildir diyerek güvendim.

Bugün bari çekimizi kullanalım diyerek gittik tekrar Metrocity şubesine. Öncesinde işimizi sağlama alıp gerçekten çeklerimizin durumu söylendiği gibi mi diye soralım istedik. Tekrar Müşteri Hizmetlerine gittik ve yine aynı çalışanla konuştuk. Ancak sorduğumuzda, durumun en baştaki hâlimizden farksız olduğunu ve hâlâ çekin asıl kısmının pasif hâlde olduğunu söyledi. Bunun üzerine merkeze bir mail attı ve tahminen 10-15 dakika içerisinde cevap alıp sorunu çözebileceğini söyledi. Biz yine insaflı davranıp 25 dakika sonra yanına gittik ama hâlâ merkez kendisine cevap yazmamıştı. Bunun üzerine tekrar bir mail attı. Biz de biraz daha oyalandık ve tekrar yanına uğradık. Ancak bu sefer kendisinden bir de azar işittik. Biz durumla ilgili ve bize daha önce söyledikleriyle ilgili bir şeyler sorunca ters bir şekilde “Bu ilk defa olan bir şey”, “Sistemden kaynaklı bir hata, bizimle hiçbir alakası yok” gibi cevaplar verdi. Dikkatinizi çekerim, aynı arkadaş daha önce diğer çalışanın hatası olduğunu net bir şekilde söylemişti. Biz durumla ilgili kendisine soru sormak isterken bize agresif bir tavırla cevap vermeye kalkışınca, daha kötü şeyler meydana gelmeden oradan ayrılmayı tercih ettik.

Ayrıca sonrasında Twitter’dan yazdığımız hiçbir şeye de cevap vermeye tenezzül etmediler.

* * *

Sonuç olarak Bimeks’ten aldığımız bir hatalı kahve makinası bize biz saatten fazla telefon konuşması, iki kez Kadıköy-Levent arası yolculuk, bol miktarda gerginlik ve alınamamış bir iade çekine/ücretine mâl oldu. İademizi gerçekleştireli iki ay oldu ve biz hâlâ o iadeyi alabilmeye uğraşıyoruz.

Bunu yazmamın sebebiyse Bimeks konusunda en azından çevremdeki insanları uyarmak. Daha önce içimiz rahat bir şekilde alışveriş yapıyorduk oradan ve birçok şey de aldık; ancak ne zaman bir sıkıntı oldu, o zaman aslında Bimeks’in müşteri ilişkilerinin nasıl olduğunu öğrendik. Bu yüzden size tavsiyem Bimeks’ten alışveriş yapmadan önce iki kez düşünün.

Mağazalara ve özellikle Bimeks’e; müşteriye sadece size para verene kadar iyi davranmak sizin için kârlı görünüyor olabilir ama böyle şeyler yaptıkça birçok insanı bir daha kapınızdan içeri adım atmamaya yemin ettiriyorsunuz.